Dogmatik kafayla bakmadan yapılabilecek çok yerinde eleştiriler var. Beğenmedim yağmuruna tutulursam da canınız sağ olsun.
1. Ağalarla ciddi şekilde uzlaşması, toprak reformunu siyasi meşruiyetini kaybetmemek için yapmaması ve Cumhuriyetin ilanından 103 sene geçmesine rağmen Doğu Anadolu'da hala yarı-feodal yapılanmaların (Aşiretler) varlığının bulunması. Kendisinde ağalığı bitirecek gücün gayet de olduğunu düşünüyorum, siyasi meşruiyetini de kaybetmezdi. TBMM'de inanılmaz oranlarda ağa bulunması bunun kanıtıdır. Ağa sorununu anlamak isteyen arkadaşlar Orhan Kemal, Yaşar Kemal okuyarak bu sorunun köylüye ne kadar acılar çektirdiğini anlayabilir.
2. CHF'nin Halkçılık ve Devletçilik ilkesinin havada kalması, şekilci olması. Evet ciddi doğru uygulamalar var ama Devletçilik de Halkçılık da gayet havada. Kemalist devrim bir burjuva devri midir, hatta 1908'in deva mıdır? "Burjuva devrimi zaten ne bekliyorsun ne yapacaklardı?" diyenleri de anlarım bir nebze. En büyük sıkıntı zaten siyasi tahakküm kurabilecek kadar güce sahip, çok güçlü burjuva aileleri desteklemesinde, sınıf çatışmasına inanmayan ve korporatizm eğilimli birisi olduğunu biliyoruz ama Koç, Eczacıbaşı, Sabancı (Daha çok DP dönemiyle alakalı) gibi ailelerin güçlendirilip de şimdiki sömürü düzeninin tohumlarının atılması Korporatizme de Devletçiliğe de Halkçılığa da terstir.
3. Azınlık hakları meselesi. Konuyu ciddi açarsam linç edileceğimi biliyorum. O yüzden azınlık hakları meselesinde biraz sıkıntılar var diye geçiştireceğim. Sınıfsal temelli ve ağa sorunuyla bağlantılı bu sorun.
4. Ardılının İnönü olması. Açık ve net şekilde İsmet İnönü bir Amerikan dostudur, zaten kendi döneminde temelsiz kurulan köy enstitülerinin daha alışılamadan kapatılmasına sebep olmuştur. Özal dönemi kadar olmasa da Amerikanlarla ciddi ilişkilerin kurulup ülkenin Amerikan yardımlarına (sermayesine) açılması gibi büyükçe halk düşmanı hareketleri vardır. İnönü ciddi olarak Atatürk döneminde kazanılan ciddi kazanımları çöpe atmıştır.
5. Laik bir cumhuriyet kurmaması. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruluşun olduğu bir devlet laik falan değildir. Devlet kendi dini doğrularını yaratmaya çalışmıştır Diyanet ile. Hatta daha basit tanım ile Din devlet tekeline alınmaya çalışılmıştır. Din ile devlet işleri ayrılacaksa kökünden karşı devrimci dinci yapıları kazınmalıydı, din ile alakalı devlette hiçbir kuruluşun bulunmaması sağlanmalıydı ve ciddi seküler adımlar atılmalıydı. Kemalist burjuvalara ve yandaşlara, şehirli elitlere, eski güçlü Osmanlı ailelerine inen sekülerlik köylüye inemedi.
Vesaire vesaire. Hiçbir lider eleştirilemez değildir, tanrısal kudrette değildir.