Latin alfabesi sayesinde dünya ile iletişimimiz basitleşti. Özellikle yazılım dünyasında olan türkler, Latin alfabesinin nimetlerinden yararlanıyor. Rusya, Çin gibi Latin alfabesi kullanmayan yerler, yazılım dünyasında sinir bozucu durumlar ile karşı karşıya kalabiliyorlar.

Maalesef dünya böyle hocam. Keşke herkes kendi kültürünü koruyabilse ama en akla yatan şey de bu. Teknoloji tek bir şey üzerine kurulu. Parayı veren düdüğü çalar misali.

Maalesef dünya böyle hocam. Keşke herkes kendi kültürünü koruyabilse ama en akla yatan şey de bu. Teknoloji tek bir şey üzerine kurulu. Parayı veren düdüğü çalar misali.

Neden keşke herkes kendi kültürünü koruyabilse dedin diyorsanız da şöyle: Farklı kültürlerden melez ve harika işler çıkabilir. Müzik gibi.
 
Dis ulkeler ile iletisimi mumkun kilmak icin latin alfabesine gecmesi olabilir. Ben sahsen, kendimi disariya kapatirdim kendi imkanlarimla yasardim, ulkede kaynak var sonucta, yok degil. Ozume geri donerdim. Gokturk veya Uygur alfabesini getirirdim falan. Disariyla iletisim kurduk da ne oldu simdi? Zaten o donemde uretmedigimiz sey yoktu Ataturkten sonra, hepsi cop oldu. Disa ihtiyacimiz yoktu Ataturk zamaninda.

Omrunun erken bitmesi, yani az daha yasasa tarikatlari kokten yok ederdi.
 
Kendisini hak etmeyen bir milleti kurtarmaya hayatını adadı. Hata mıdır değil midir ona bir şey diyemeyeceğim.

Dis ulkeler ile iletisimi mumkun kilmak icin latin alfabesine gecmesi olabilir. Ben sahsen, kendimi disariya kapatirdim kendi imkanlarimla yasardim, ulkede kaynak var sonucta, yok degil. Ozume geri donerdim. Gokturk veya Uygur alfabesini getirirdim falan. Disariyla iletisim kurduk da ne oldu simdi? Zaten o donemde uretmedigimiz sey yoktu Ataturkten sonra, hepsi cop oldu. Disa ihtiyacimiz yoktu Ataturk zamaninda.

Türkiye, konumu sebebiyle tamamen içe kapanmanın mümkün olmadığı bir ülke.
 
Kendisini hak etmeyen bir milleti kurtarmaya hayatını adadı. Hata mıdır değil midir ona bir şey diyemeyeceğim.



Türkiye, konumu sebebiyle tamamen içe kapanmanın mümkün olmadığı bir ülke.
Gayet mümkün. Ticaretten bahsediyorsan, başka yollar kullanırlar, illa Türkiye'ye ihtiyaç duyacaklar diye bir şey yok. Ticaret değil başka alanlar için de geçerli gerçi.
 
Diyanet kurması, siyasal İslam'ı tamamen bitirememesi ve hırtları yok etmemesi. Bu arada beğenmedim atanlar ya ağır malum partili ya da Türk düşmanı.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Dogmatik kafayla bakmadan yapılabilecek çok yerinde eleştiriler var. Beğenmedim yağmuruna tutulursam da canınız sağ olsun.

1. ağalarla ciddi şekilde uzlaşması, toprak reformunu siyasi meşruiyetini kaybetmemek için yapmaması ve cumhuriyetin ilanından 103 sene geçmesine rağmen doğu Anadolu'da hala yarı-feodal yapılanmaların (aşiretler) varlığının bulunması. Kendisinde ağalığı bitirecek gücün gayet de olduğunu düşünüyorum, siyasi meşruiyetini de kaybetmezdi. TBMM'de inanılmaz oranlarda ağa bulunması bunun kanıtıdır. Ağa sorununu anlamak isteyen arkadaşlar orhan Kemal, yaşar Kemal okuyarak bu sorunun köylüye ne kadar acılar çektirdiğini anlayabilir.

2. Chf'nin halkçılık ve devletçilik ilkesinin havada kalması, şekilci olması. Evet ciddi doğru uygulamalar var ama devletçilik de halkçılık da gayet havada. Kemalist devrim bir burjuva devri midir, hatta 1908'in deva mıdır? "burjuva devrimi zaten ne bekliyorsun ne yapacaklardı?" diyenleri de anlarım bir nebze. En büyük sıkıntı zaten siyasi tahakküm kurabilecek kadar güce sahip, çok güçlü burjuva aileleri desteklemesinde, sınıf çatışmasına inanmayan ve korporatizm eğilimli birisi olduğunu biliyoruz ama koç, eczacıbaşı, sabancı (daha çok DP dönemiyle alakalı) gibi ailelerin güçlendirilip de şimdiki sömürü düzeninin tohumlarının atılması korporatizme de devletçiliğe de halkçılığa da terstir.

3. azınlık hakları meselesi. Konuyu ciddi açarsam linç edileceğimi biliyorum. O yüzden azınlık hakları meselesinde biraz sıkıntılar var diye geçiştireceğim. Sınıfsal temelli ve ağa sorunuyla bağlantılı bu sorun.

4. ardılının inönü olması. Açık ve net şekilde ismet inönü bir Amerikan dostudur, zaten kendi döneminde temelsiz kurulan köy enstitülerinin daha alışılamadan kapatılmasına sebep olmuştur. Özal dönemi kadar olmasa da amerikanlarla ciddi ilişkilerin kurulup ülkenin Amerikan yardımlarına (sermayesine) açılması gibi büyükçe halk düşmanı hareketleri vardır. İnönü ciddi olarak Atatürk döneminde kazanılan ciddi kazanımları çöpe atmıştır.

5. laik bir cumhuriyet kurmaması. Diyanet işleri başkanlığı gibi bir kuruluşun olduğu bir devlet laik falan değildir. Devlet kendi dini doğrularını yaratmaya çalışmıştır diyanet ile. Hatta daha basit tanım ile din devlet tekeline alınmaya çalışılmıştır. Din ile devlet işleri ayrılacaksa kökünden karşı devrimci dinci yapıları kazınmalıydı, din ile alakalı devlette hiçbir kuruluşun bulunmaması sağlanmalıydı ve ciddi seküler adımlar atılmalıydı. Kemalist burjuvalara ve yandaşlara, şehirli elitlere, eski güçlü Osmanlı ailelerine inen sekülerlik köylüye inemedi.

Vesaire vesaire. Hiçbir lider eleştirilemez değildir, tanrısal kudrette değildir.
 
İstiklal Mahkemeleri aslında birçok konuda eleştiriliyor fakat eleştirilerin çoğu, hayatta kalma refleksinin bir sonucuydu. Şevket Süreyya Aydemir'in "Tek Adam" biyografisini okuyabilirsiniz. Bu süreçleri neden-sonuç ilişkisi içinde harika bir şekilde anlatıyor.
Hayata gözünü açan yeni bir devletin İstiklal Mahkemeleriyle rejim karşıtı düşmanlarını temizlemesi elzemdir bilakis İstiklal mahkemelerinin daha fazla açılmış olması ve kalıcılaştırılması gerekirdi zira şu anda yönetenler Vahdettinin politikacılarından başka kimse değil.

Dogmatik kafayla bakmadan yapılabilecek çok yerinde eleştiriler var. Beğenmedim yağmuruna tutulursam da canınız sağ olsun.

1. Ağalarla ciddi şekilde uzlaşması, toprak reformunu siyasi meşruiyetini kaybetmemek için yapmaması ve Cumhuriyetin ilanından 103 sene geçmesine rağmen Doğu Anadolu'da hala yarı-feodal yapılanmaların (Aşiretler) varlığının bulunması. Kendisinde ağalığı bitirecek gücün gayet de olduğunu düşünüyorum, siyasi meşruiyetini de kaybetmezdi. TBMM'de inanılmaz oranlarda ağa bulunması bunun kanıtıdır. Ağa sorununu anlamak isteyen arkadaşlar Orhan Kemal, Yaşar Kemal okuyarak bu sorunun köylüye ne kadar acılar çektirdiğini anlayabilir.

2. CHF'nin Halkçılık ve Devletçilik ilkesinin havada kalması, şekilci olması. Evet ciddi doğru uygulamalar var ama Devletçilik de Halkçılık da gayet havada. Kemalist devrim bir burjuva devri midir, hatta 1908'in deva mıdır? "Burjuva devrimi zaten ne bekliyorsun ne yapacaklardı?" diyenleri de anlarım bir nebze. En büyük sıkıntı zaten siyasi tahakküm kurabilecek kadar güce sahip, çok güçlü burjuva aileleri desteklemesinde, sınıf çatışmasına inanmayan ve korporatizm eğilimli birisi olduğunu biliyoruz ama Koç, Eczacıbaşı, Sabancı (Daha çok DP dönemiyle alakalı) gibi ailelerin güçlendirilip de şimdiki sömürü düzeninin tohumlarının atılması Korporatizme de Devletçiliğe de Halkçılığa da terstir.

3. Azınlık hakları meselesi. Konuyu ciddi açarsam linç edileceğimi biliyorum. O yüzden azınlık hakları meselesinde biraz sıkıntılar var diye geçiştireceğim. Sınıfsal temelli ve ağa sorunuyla bağlantılı bu sorun.

4. Ardılının İnönü olması. Açık ve net şekilde İsmet İnönü bir Amerikan dostudur, zaten kendi döneminde temelsiz kurulan köy enstitülerinin daha alışılamadan kapatılmasına sebep olmuştur. Özal dönemi kadar olmasa da Amerikanlarla ciddi ilişkilerin kurulup ülkenin Amerikan yardımlarına (sermayesine) açılması gibi büyükçe halk düşmanı hareketleri vardır. İnönü ciddi olarak Atatürk döneminde kazanılan ciddi kazanımları çöpe atmıştır.

5. Laik bir cumhuriyet kurmaması. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruluşun olduğu bir devlet laik falan değildir. Devlet kendi dini doğrularını yaratmaya çalışmıştır Diyanet ile. Hatta daha basit tanım ile Din devlet tekeline alınmaya çalışılmıştır. Din ile devlet işleri ayrılacaksa kökünden karşı devrimci dinci yapıları kazınmalıydı, din ile alakalı devlette hiçbir kuruluşun bulunmaması sağlanmalıydı ve ciddi seküler adımlar atılmalıydı. Kemalist burjuvalara ve yandaşlara, şehirli elitlere, eski güçlü Osmanlı ailelerine inen sekülerlik köylüye inemedi.

Vesaire vesaire. Hiçbir lider eleştirilemez değildir, tanrısal kudrette değildir.
Ardılının İnönü olması bir kere Atatürk'ün istediği bir karar değildi ki vefatından dolayı olamazdı da. Laik bir cumhuriyet kuramaması meselesine gelecek olursak köylüye inmemesi konusunda haklılık payın var hatta Atatürk'te köy ziyareti sırasında köylünün yapılan yeniliklerden haberdar olmamasını Kaymakama sorduğunda Kaymakam genelge gönderildiğini söyler hemen ardından da Atatürk -“Oğlum, genelgeyle devrim olamaz!” der. Ne azınlık hakkı vardır ne de meselesi Türk ulus kimliğini reddeden alçak teröristtir. Yaşar Kemal de bunlardan biridir.
 
Son düzenleme:
Dogmatik kafayla bakmadan yapılabilecek çok yerinde eleştiriler var. Beğenmedim yağmuruna tutulursam da canınız sağ olsun.

1. ağalarla ciddi şekilde uzlaşması, toprak reformunu siyasi meşruiyetini kaybetmemek için yapmaması ve cumhuriyetin ilanından 103 sene geçmesine rağmen doğu Anadolu'da hala yarı-feodal yapılanmaların (aşiretler) varlığının bulunması. Kendisinde ağalığı bitirecek gücün gayet de olduğunu düşünüyorum, siyasi meşruiyetini de kaybetmezdi. TBMM'de inanılmaz oranlarda ağa bulunması bunun kanıtıdır. Ağa sorununu anlamak isteyen arkadaşlar orhan Kemal, yaşar Kemal okuyarak bu sorunun köylüye ne kadar acılar çektirdiğini anlayabilir.

3. azınlık hakları meselesi. Konuyu ciddi açarsam linç edileceğimi biliyorum. O yüzden azınlık hakları meselesinde biraz sıkıntılar var diye geçiştireceğim. Sınıfsal temelli ve ağa sorunuyla bağlantılı bu sorun.

Bahsedilen sorunlarin/elestirilerin hepsi kultur-cografya kaynakli sorunlar. Açıkçası bence burada elestirip elestirmemek de onemli degil, azinlik haklari demissin mesela, ustune gidildigini biliyorsun negatif anlamda sonuç ne oldu? Bugün cozulen bi' sorun degil.

Keza feodal yapi ile de ayni sekilde, ustune gidilse de muhtemelen bugunden pek farkli olmazdi sanilanin aksine bugün bile agalik/feodal duzen bu kadar guclu iken o donemde ulkenin boyle bir seye kalkisip da isyanlarla daha cok bogusmasi saçma olurdu diye dusunuyorum. Zaten yasanmisti.

Kisacasi hemen hemen elestirebilecegimiz veya sorun olan her şey halk/alt tabanin talepsizliginden kaynakli.