Elon Musk, geçtiğimiz gün oldukça fütüristik bir şova imza attı ve “uçan araba” gösterisiyle yeni Tesla Roadster modelini tanıttı. Daha önce sadece bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uçan arabaları bu dünyadan göçmeden gerçek hayatta görebilmek gerçekten harika bir his. Bu görüntüleri izlerken aklıma doğrudan, çoğunuzun da bildiği Geleceğe Dönüş (Back to the Future) filmi geldi. Aracın tasarımında hem SR71 ve F35 gibi savaş uçaklarını hem de uzay araçlarını andıran dokunuşlar var, ayrıca dış yüzeyde “Ano White” adı verilen havacılık türevi özel bir kaplama kullanılmış.
Tanıtılan yeni Tesla Roadster, temelinde SpaceX teknolojisiyle geliştirilmiş bir otomobil. Lansmanda aracın havalanmasını sağlayan ve SpaceX roketlerinde de kullanılan “thruster” yani iticiler sergilendi.
Aslında Elon Musk bu pazarlama stratejisine yeni karar vermedi, bundan tam 8 yıl önce, 10 Haziran 2018’de attığı bir tweet ile bunun sinyalini vermişti. Musk o paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Yeni Tesla Roadster için sunulan SpaceX opsiyon paketi, aracın çevresine kusursuz bir şekilde yerleştirilmiş yaklaşık 10 küçük roket iticisi içerecek. Bu roket motorları; hızlanmayı, azami hızı, frenlemeyi ve viraj performansını önemli ölçüde iyileştiriyor. Hatta belki de bir Tesla’nın uçmasını bile sağlayabilirler…”
YouTuber Marques Brownlee (MKBHD) ise bu paylaşıma “Geri dönüşü yok, söz verdin Elon” diyerek cevap vermişti. Musk da bunun üzerine, “Sana söz veriyorum Marques. Yeni nesil Roadster tek kelimeyle olağanüstü olacak. Araba kullanmayı sevenler için tarihteki en iyi otomobil bu; üstelik bir benzerinin daha geleceğini sanmıyoruz.” demişti. O günden tam 8 yıl sonra sözünü tuttu ve böyle bir lansman gerçekleştirdi. Tabii geçen zaman içinde Marques ve JerryRigEverything gibi içerik üreticilerinin tutumu oldukça değişti, şu sıralar sürekli bu aracı eleştiren paylaşımlar yapıyorlar.


Tesla Roadster’ın Versiyonları
Araca geri dönecek olursak, yeni Tesla Roadster üç farklı versiyonla karşımıza çıkacak:
- Performance Versiyonu: Bildiğimiz standart elektrikli model. Üzerinde herhangi bir roket iticisi bulunmuyor, yalnızca elektrik motorlarıyla çalışıyor. Lansmanda bu model için 50.000 dolar gibi bir rakam telaffuz edildi, tabii ki de bu aracın satış fiyatı değil, ön sipariş için ödenmesi gereken kapora bedeli. Böyle bir otomobilin 50.000 dolara satılması zaten imkânsız, muhtemelen son fiyat oldukça yüksek olacaktır.
- Thrust Versiyonu: Bu modelin sadece arka kısmına konumlandırılmış 4 adet itici bulunuyor. Araç 0’dan 100 km/s hıza 0,88 saniyede çıkabiliyor ancak uçma, havada takla atma veya ani kaçış manevralarını yapamıyor. Sadece lastikler üzerinde hareket ettiği için muhtemelen 0,5 Mach gibi hızlara da ulaşamayacak. Bu versiyonun ön sipariş kapora bedeli ise 250.000 dolar.
- Rocket (SpaceX) Versiyonu: Lansmanda gördüğümüz tüm o akrobatik hareketleri yapan, uçabilen, havada ters dönüp yere dengeli bir şekilde inebilen 10 iticili asıl model bu. Web sitesinde bu araç için herhangi bir kapora bedeli yazmıyor, yalnızca özel davetle satın alınabilecek çok sınırlı bir üretim olacağı belirtilmiş. Tahminimce fiyatı birkaç milyon dolardan aşağı olmayacaktır.
İlk olarak 2017 yılında “2020 model” olarak duyurulan fakat bir türlü piyasaya sürülemeyen Roadster’ın, son açıklamalara göre 2028 yılında çıkacağı söyleniyor. Lansmanda gösterilen özelliklerin tamamının seri üretimde yer alıp almayacağını ise henüz bilmiyoruz. Ayrıca Tesla, Roadster’ın üretecekleri son sürücülü otomobil olacağını duyurdu. Yani bundan sonra çıkacak tüm modeller direksiyonsuz ve pedalsız, tamamen otonom araçlar olacak.
Bu arada lansman günü Porsche için oldukça şanssız geçti. Aynı gün onlar da “Mission S” adını verdikleri harika bir hibrit spor otomobil tanıttılar fakat uçan bir araba doğal olarak insanların çok daha fazla ilgisini çekti.
Baş Aşağı Sürüş ve Yere Basma Kuvveti
Gösteride araç devasa bir rampada baş aşağı sürüldü. Açıkçası çoğu insan aracın uçmasından ziyade, nasıl olup da düşmeden baş aşağı gidebildiğini merak etti.
Öncelikle, ters durmayı başaran ilk otomobil bu değil, daha önce McMurtry de özel bir platform üzerinde ters durabilen aracını sergilemişti. Buradaki temel fizik kuralı şu: Eğer aracın kendi ağırlığından daha yüksek bir yere basma kuvveti (downforce) üretirseniz, araç hem teoride hem de pratikte tavanda ters durabilir. Normal şartlarda uçakların havalanmasını sağlayan kaldırma kuvveti (lift) veya Formula 1 araçlarını yere bastıran downforce, tamamen hız ve kanatların üzerinden geçen hava akımıyla oluşur.
Ancak araç dururken yani hızı sıfırken ters kalabilmesi için ekstra bir sisteme ihtiyaç var. Geçmişte “Fan Car” (Fanlı Araç) olarak adlandırılan bu sistemde, aracın arkasında yer alan güçlü bir fan, tabandaki kanallar aracılığıyla alt kısımdaki havayı vakumlar. McMurtry’de olduğu gibi bu fan o kadar yüksek debiyle hava çeker ve aracın altında o kadar düşük bir basınç alanı oluşturur ki araç hızı sıfır olsa dahi zemine yapışır.
Tesla Roadster’da da birebir aynı mantık kullanılmış. Arka tamponun hemen altında bu fanları net bir şekilde görebiliyoruz. Üstelik bu sistem, yere basma kuvvetinin aracın ön ve arka kısmı arasında yüzdesel olarak nasıl dağıtılacağını da ayarlayabiliyor. Resmi bir ağırlık verisi paylaşılmasa da yetkililer “2G downforce (aracın ağırlığının iki katı) üretebiliyoruz” açıklamasında bulundu. Araç rampada neredeyse tamamen ters döndüğü sırada ekrandaki verilerde yaklaşık 4,8 tonluk bir basma kuvveti oluştuğu görülüyordu. 2G ifadesinin hem fan sisteminin hem de hareket halindeki aerodinamik kuvvetin toplamı olduğunu varsayarsak, 4,8 tonluk kuvveti ikiye böldüğümüzde ve havanın etkisini de hesaba kattığımızda, aracın ağırlığının yaklaşık 2,5 ton civarında olduğunu tahmin edebiliriz.
Soğuk Gaz İticileri ve SpaceX Mühendisliği
Araç, rampada baş aşağı ilerledikten hemen sonra kendini fırlatıp havada takla attı ve yere son derece dengeli bir şekilde indi. İşte bu noktada devreye SpaceX roketlerindeki soğuk gaz iticileri (cold gas thrusters) girdi.
Normalde roketlerde veya füzelerde yakıt, oksijenle karışıp yanarak bir thrust yani itki oluşturur. Bu sistemler gücü tekerleklere aktarmak yerine doğrudan momentum oluşturarak aracı ileri doğru ittiği için “itici” olarak adlandırılır. Tesla’daki sisteme “soğuk gaz” denmesinin sebebi ise ortada herhangi bir yanma işleminin olmaması.
Aracın içerisinde, güvenliği en üst düzeye çıkarmak adına titanyum gibi yüksek dayanımlı metallerden üretilmiş ve dışı karbon fiberle sarılmış 200 litrelik, çok yüksek basınçlı bir gaz tankı yer alıyor. Tanktaki bu sıkıştırılmış hava, “nozul” adı verilen uçlara gönderilerek doğrudan itki kuvvetine dönüştürülüyor. Yanma olmadığı için içeride sıkıştırılmış hava olduğunu biliyoruz. Elon Musk, “Bu tankı sizin doldurmanıza gerek kalmayacak, siz normal yolda giderken kendi kendini dolduracak (self-charging).” dedi. Tabii bu noktada akıllarda pek çok soru işareti var: Uçabilmek için tankın tamamen dolması mı gerekiyor, yoksa kısmi dolulukla da bu manevralar yapılabiliyor mu? Bunları ilerleyen zamanlarda göreceğiz.
Buradaki asıl mühendislik harikası, basınçlı gazla itki üretmekten ziyade bu itkiyi kusursuz bir kontrolle yönetebilmek. SpaceX’in roketleri dikey olarak indirmeye çalışırken defalarca başarısız olduğunu, roketlerin patladığını veya düştüğünü mutlaka izlemişsinizdir. Roketi her türlü dış etkiye rağmen dengede tutup dik indirebilmek çok zorlu bir süreçti. İşte SpaceX’in yıllar süren denemeler sonucunda mükemmelleştirdiği o uçuş kontrol algoritmasını alıp bu otomobile entegre etmişler. Bana göre bu, son derece havalı ve büyük bir mühendislik başarısı. Ayrıca araçtaki aktif aerodinamik parçaların hareketi de yine Tesla’nın insansı robotu Optimus’ta kullanılan aktüatörlerle sağlanıyor.
İvmelenme, Azami Hız ve Yasal Sınırlar
Lansmanda yapılan 0,80 saniyelik kalkış demosuyla, insanlık tarihinde ilk kez 0’dan 100 km/s hıza 1 saniyenin altında çıkan bir otomobile tanıklık ettik. Üstelik seri üretimde bu sürenin daha da aşağı çekileceği iddia ediliyor.
Tesla ekibi araçla ilgili vizyonunu şu sözlerle özetledi:
“Şimdiye kadar yapılmış en iyi otomobili ürettik. 530 km/s sürat seviyesine kimsenin ulaştığını düşünmüyoruz. Elinizde bir roket var, artık yer çekimine meydan okuyabilirsiniz. Roket versiyonu tek kişilik bir araca dönüşüyor, yani koltuğa oturduğunuzda gerçek bir pilot oluyorsunuz. İç mekânı olabildiğince minimalist tutmaya ve ekstra ağırlıkları tamamen atmaya odaklandık. Bu bir performans otomobili, hatta bir hiper otomobil, sahip olduğu roket teknolojisi ve benzersiz hareket kabiliyetiyle belki de bambaşka bir segmenti temsil ediyor.”
Aracın 0’dan 100’e 0,88 saniye gibi bir sürede çıkması, insan vücudunun yaklaşık 4G kuvvetine maruz kalması anlamına geliyor. Bu, insan sağlığı için oldukça yüksek bir değer, standart bir sürücü 4G kuvvetiyle hızlanırsa muhtemelen kokpit içinde bayılacaktır. Zaten bu sebeple lansmandaki gösteri sürüşünde aracın içinde gerçek bir insan yoktu; koltukta gördüğümüz figürün aslında bir cansız manken olduğu sonradan açıklandı.
Sunum sırasında bir katılımcının “Peki maksimum hızı kaç olacak?” sorusuna Musk, “Ses hızının yarısı (0,5 Mach)” şeklinde bir havacılık terimiyle yanıt verdi; ne de olsa karşımızdaki araç yarı otomobil yarı roket. Ses hızı 1,235 km/s, yarısı 617,5 km/s ancak şunu net bir şekilde söyleyebiliriz: Dünya üzerinde henüz bu kadar yüksek dönüş hızlarına ve bu denli yıkıcı kuvvetlere dayanabilecek bir otomobil lastiği yok. Musk da sunumun sonlarına doğru “Lastiğe ihtiyacımız yok” minvalinde bir şeyler söyledi. Nasıl bir çözümle geleceklerini hep birlikte göreceğiz.
Son olarak, aracın arka kanadı inanılmaz derecede hareketli, geriye doğru fazlasıyla uzuyor, öne geliyor ve yukarı kalkıyor. Ancak aracın arkasından bu kadar dışarı taşan bir kanat yapısı Avrupa Birliği regülasyonlarına göre yasak. Dolayısıyla bu aracın Avrupa yollarına çıkması pek mümkün görünmüyor, muhtemelen sadece Amerika pazarında satılacaktır.
Şimdilik elimizdeki veriler bu şekilde. Peki siz bu uçan otomobili nasıl buldunuz? İmkanınız olsa alıp kullanmak ister miydiniz? Yorumlarda buluşalım!