Yıllardır otomobil dünyasının gündemini meşgul eden Ford Mustang hibrit projesi, küllerinden yeniden doğuyor olabilir. Ford’un ilk kez 2017 yılında o zamanki CEO’su Mark Fields tarafından duyurduğu hibrit Mustang, o günden bu yana bir türlü gerçeğe dönüşmedi. Aradan geçen zamanda elektrikli Mustang Mach-E SUV’si yollara çıksa da ikonik coupe modelinin hibrit versiyonu bir söylentiden öteye geçememişti. Ancak şimdi, Ford’un en azından bu proje üzerinde aktif olarak çalıştığına dair somut kanıtlar var.
S650E Kod Adlı Prototip Ortaya Çıktı
Bu yeni bilgi, Ford’un mevcut S650 nesil Mustang’in hibrit bir versiyonu üzerinde çalıştığını bildiren Ford Authority kaynaklı. “S650E” kod adıyla anılan bu model için Ford’un hâlihazırda prototip araçlar ürettiği, ancak bu prototiplerin ne tür bir hibrit güç aktarma organı kullandığının henüz bilinmediği belirtiliyor. Raporda ayrıca projenin geçmişte neden rafa kaldırıldığına dair de önemli bir ipucu var: Trump yönetiminin yakıt ekonomisi düzenlemelerini fiilen iptal etmesi, hibrit versiyona olan acil ihtiyacı ortadan kaldırmıştı. Bu nedenle aracın ne zaman veya kesin olarak üretime geçip geçmeyeceği hâlâ belirsizliğini koruyor.
2023 yılında Ford CEO’su Jim Farley, şirketin tamamen elektrikli bir Mustang coupe üretme planı olmadığını; ancak “kısmen elektrikli” bir model üretme olasılığına açık olduğunu söylemişti. Geçen yıl Farley, Ford Racing’in (eski adıyla Ford Performance) hibrit güç aktarma organlarını test ettiğini de ekleyerek şirketin elektrifikasyonun performans potansiyelini gördüğünü doğrulamıştı.
Pazarda Bir İlk Olabilir
Ford’un ilk duyurusunu yaptığı 2017’den bu yana, hibrit performans otomobilleri çok daha yaygın hâle geldi. Ancak hâlâ hiç kimse “uygun fiyatlı” bir performans hibrit otomobili üretmiyor. Bu segmentteki en ucuz seçenek olan Chevrolet Corvette E-Ray’in başlangıç fiyatı bile 100.000 doların üzerinde.
Ford, bu alanda bir öncü olabilir. Böyle bir model, özellikle Euro 7 emisyon standartlarının tüm içten yanmalı motorlu araçlar için büyük bir zorluk teşkil ettiği Avrupa pazarında markanın elini güçlendirebilir. Mustang müşterilerinin büyük çoğunluğunun V8 motorlu araçları tercih ettiği bir gerçek olsa da hibrit bir seçenek, markanın katı emisyon kurallarına uyum sağlamasına yardımcı olabilir.
Hibrit Sistem Ne Tür Bir Yapıda Olabilir?
Ford’un üzerinde çalıştığı hibrit sistemin yapısı, projenin başarısı için kilit rol oynuyor. Sektörde birkaç farklı olasılık öne çıkıyor. Bunlardan ilki ve en heyecan verici olanı, Chevrolet Corvette E-Ray’dekine benzer performans odaklı bir yapı. Bu senaryoda, içten yanmalı motor arka tekerlekleri güçlendirirken ön aksa yerleştirilecek bir elektrik motoru, hem anlık tork artışı sağlar hem de Mustang’e tarihinde ilk kez dört tekerlekten çekiş (AWD) yeteneği kazandırır. Bu, özellikle kalkış performansı ve her türlü hava koşulunda yol tutuşu için devrim niteliğinde bir adım olur.
Diğer bir olasılık ise Ford’un F-150 PowerBoost modelinde kullandığına benzer, şanzıman ile motor arasına entegre edilen bir elektrik motoru. Bu sistem, daha çok verimlilik ve düşük devir torkunu artırmaya yönelik olsa da V8 motora entegre edilmesiyle ortaya yine de etkileyici bir güç çıkabilir.
Rekabet ve Pazarın Geleceği: Dodge’a Cevap
Ford’un bu hamlesi, sadece emisyonlarla ilgili değil; aynı zamanda en büyük rakibi Dodge’un attığı adımlara da bir cevap niteliği taşıyor. Dodge, efsanevi Hemi V8 motorlarını emekliye ayırarak Challenger ve Charger modellerini tamamen elektrikli (Daytona) veya daha küçük hacimli sıralı altı silindirli (Sixpack) motorlarla değiştirme yoluna gitti. Ford ise Mustang hibrit ile farklı bir strateji izleyebilir: V8 motoru öldürmek yerine, onu elektrifikasyonla güçlendirerek geleceğe taşımak. Bu hamle, Ford’a “Geleneksel Amerikan muscle otomobilinin ruhunu koruyan marka” unvanını kazandırabilir ve V8 motorun gürültüsünden ve karakterinden vazgeçmek istemeyen sadık kitleyi kendine çekebilir.
İkonu Korumak: Neden Şimdi?
Peki, Ford bu adımı neden şimdi atıyor? Cevap, S650 platformunun uzun ömürlü yapısında ve otomotiv dünyasının belirsiz geleceğinde yatıyor. 2030’lu yıllara kadar yollarda olacak bir platformu, 5-6 yıl sonra ortaya çıkabilecek yeni ve daha katı emisyon kurallarına (örneğin Euro 8) karşı şimdiden hazırlamak mühendislik açısından oldukça akıllıca bir hamle. Üretim bandında büyük değişiklikler yapmadan, mevcut platforma modüler bir hibrit sistem eklemek, markaya gelecekte büyük bir esneklik ve maliyet avantajı sağlar. Bu proje, Ford’un en değerli ikonunu korumak ve onu bir sonraki on yıla taşımak için attığı stratejik bir adım olarak da okunabilir.
Kaynak: Motor1


