DiyAudio platformunda bir moderatör, dinleyicilerin profesyonel ses sistemlerinde kullanılan bakır kablo ile muz ve ıslak çamur gibi sıra dışı iletkenlerden geçirilen ses sinyallerini ayırt edip edemeyeceğini test etmek amacıyla ilginç bir deney gerçekleştirdi. Yapılan deneyin sonuçları ise dikkat çekiciydi: Katılımcılar, bu farklı “arayüzler” üzerinden iletilen sesler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ayrım yapamadı.
Ses Sinyali İletimi için Ezber Bozan Kurulum
Deneyi hazırlayan moderatör Pano, forum üyelerini dört farklı versiyondan oluşan ses kliplerini dinlemeye davet etti. Kayıtlardan biri doğrudan orijinal CD dosyasından alınırken, diğerleri ise farklı ve sıra dışı iletim yolları kullanılarak yeniden kaydedildi. Bu alternatif kurulumlar arasında 180 cm uzunluğunda profesyonel bakır ses kablosu, 20 cm’lik ıslak çamur hattı, 120 cm uzunluğunda eski bir mikrofon kablosu ile bozuk paraya lehimlenmiş 13 cm’lik bir muzdan oluşan düzenek yer aldı. Tüm örnekler, aynı sistem üzerinden 120 cm’lik bağlantı yapısı kullanılarak kaydedildi ve katılımcıların bu farklı iletim ortamları arasındaki ses farklarını ayırt edip edemeyeceği test edildi.

İlk test sonuçları, dinleyicilerin hangi ses kaydının hangi kablo düzeniyle oluşturulduğunu doğru şekilde ayırt etmekte büyük zorluk yaşadığını ortaya koydu. Moderatör Pano, sonuçların beklenenden çok daha şaşırtıcı olduğunu belirterek “Asıl şaşırtıcı olan, bu dosyaların birbirine oldukça benzer olması. Ses kalitesinin belirgin şekilde kötü olması gerekir diye düşünürsünüz, ama öyle değil.” ifadelerini kullandı.
Bu durum ilk bakışta şaşırtıcı görünüyor; zira muz ya da ıslak çamur, genellikle iyi birer iletken olarak değerlendirilmez. Ancak testi gerçekleştiren uzman, bu tür malzemelerin devreye eklenmesinin esasen seri direnç eklemekle benzer bir etki yarattığını belirtti. Test katılımcılarına sonuçlarını iletmeleri için bir ay süre tanındıktan sonra, elde edilen veriler derlenerek aşağıdaki tabloda toplandı:

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere, toplam 43 tahmin arasından yalnızca altısı doğru çıktı. Veriler bir hesap tablosuna aktarıldığında doğru yanıt oranının yüzde 13.95 seviyesinde kaldığı hesaplandı. Ayrıca binom dağılımı kullanılarak yapılan analizde, dinleyicilerin tamamen rastgele tahmin yapmaları durumunda aynı ya da daha az sayıda doğru cevap elde etme olasılığının yüzde 6.12 olduğu belirlendi. Bu oran, birçok istatistikçinin referans aldığı yüzde 5’lik önem eşiğinin biraz üzerinde yer alıyor; dolayısıyla sonuçlar istatistiksel olarak rastgelelikle tutarlı kabul ediliyor. Bulgular, Pano’nun “dinleyiciler döngüden geçirilmiş sürümler arasından orijinali güvenilir biçimde seçemiyor” değerlendirmesini destekliyor ve kullanılan iletim ortamı, ister profesyonel kalitede bakır tel ister ıslak çamur olsun, yapılan değişikliklerin algılanamadığını ortaya koyuyor.
Pano, bu fikrin çıkış noktasının ABD ordusunun Filipinler’de tek bir telgraf hattı kurmasını konu alan Amigo belgeseli olduğunu belirtiyor. İlk etapta “Devreyi tamamlamak için iki tel gerekir.” düşüncesiyle bunun mümkün olamayacağını varsaydıklarını aktaran Pano, araştırdıklarında telgraf sistemlerinin uzun mesafelerde toprağı dönüş yolu olarak kullandığını öğrendiklerini ifade etti. Bu bilgi, “Eğer telgraf sinyalleri toprak üzerinden iletilebiliyorsa, aynı ortamdan geçen bir ses sinyali nasıl olur?” sorusunu gündeme getirdi. Ardından çamur ve muz gibi farklı malzemelerle deneyler yapıldı. Her ne kadar bu maddeler oldukça zayıf iletkenler olsa da elde edilen sonuçlar, ortalama bir dinleyici için sinyalde algılanabilir bir bozulma yaratmadıklarını gösterdi.
Kaynak: tomshardware.com