Aşk, insanın bile isteye pusulasını kırıp, sırf birisi "Kumlar ne kadar da güzel değil mi?" dedi diye yanına bir yudum su bile almadan kızgın çöllere dalmasıdır. Bir anda içindeki o sıradan, mantıklı insan gider; yerine elinde kazmayla dağları delmeye çalışan bir Ferhat veya çöllerde serap gören bir Mecnun gelir. İşin komik tarafı, dağı delerken ellerinin kanamasına ya da çölde susuzluktan kavrulmaya "Ah, acı çekmek ne kadar iyi bir duygu" diyerek garip bir neşeyle katlanırsın.