Ben asıl The Stage albümüne bayılıyorum. Harika bir albüm God Damn parçası hariç. Bilmiyorum o parçayı neden yaptıklarını, eski işlerine biraz kayan bir parça olduğu bariz belli. Sanki hayranları da az mutlu edelim demek için yapılmış bir parça. Bu çok bariz belli, çünkü albümdeki diğer eserlerin yanında aşırı sönük kalıyor. The Stage albümü ile deneyselliğin bu kadar dibine işleyip bu kadar güzel iş çıkarmaları çok şaşırtıcı. Çünkü bu zamana kadar ilk defa böyle bir şey yaptılar.
Hail to the King ile popülerliğin zirvesine ulaştıktan sonra artık nasıl bir psikolojik sınavdan geçtiler bilmiyorum ama gerçekte yapmak istedikleri müziği yapmaya başladılar. Zaten onu yapınca nasıl muazzam işler ortaya koyabildiklerini The Stage albümü ile gördük.
İşin üzücü yanı The Stage albümü güzel tepki topladı, çünkü eski hallerinden eser kalmamıştı. Popüler kesime hitap etmiyordu, zaten Hail to the King teknik açıdan zayıf bir albümdü, Synyster Gates falan yaratıcılığını epey kırpmak zorunda kalmıştı heavy metal sahalarına oynamalarından ötürü.
Hail to the King albümündeki gitar işçiliğinin tamamını aç dinle, sonra da The Stage'i açıp dinle. Sadece The Stage parçası bile albümün tamamından daha fazla duyguya, tekniğe sahip. Kulağa hoş gelmesi ayrı o kişisel bir şey ona bir şey demiyorum. Burada teknikten bahsediyorum.
The Stage'de Exist diye bir parça var. 15 dakikalık upuzun bir yolculuk. Harika bir iş. Cosmos temalı olduğu için popüler bilim anlatıcıları ile konuşup onlardan ilham aldıktan sonra yazmışlar. Yani A7X The Stage albümü dışında benim radarımda hiçbir zaman olamadı. Afterlife'ı dinliyordum elbette o en sevdiğim parçasıydı çünkü.
Yani özetle son 2 albümdür canları ne isterse onları yapıyorlar, jenerasyonun en popüleri olabilecekken The Stage ile tepki topladıktan sonra geçen sene çıkardıkları son albümleri ile yine canları ne isterse onu yaptılar. Artık aşağı yukarı belli yani, sahalara oynamayıp gönüllerinden geçenleri yapacaklar. Ve ben bundan aşırı memnunum.