Arkadaşlar merhaba. Bugün sizlere 1800 saatlik Dead by Daylight deneyimimden bahsetmek istiyorum. Bunu yaparken sırasıyla oyunun sistem gereksinimlerinden, kimlere hitap ettiğinden, sizleri nelerin beklediğinden bahsedeceğim. Hazırsanız başlayalım!


SİSTEM GEREKSİNİMLERİ​


Dead by Daylight’ın minimum sistem gereksinimleri oldukça düşük. Oyunu çalıştırmak için Intel Core i3-4170 veya AMD FX-8120 işlemci, 8GB RAM ve 1 GB VRAM'e sahip bir ekran kartı (GTX 460/ HD 6850) yeterli oluyor. Oyun yaklaşık 50 GB depolama alanı istiyor. Yani düşük ya da orta sınıf bir bilgisayara sahip arkadaşlarınızla bile rahatlıkla bu oyunu oynayabilirsiniz. Bu da bence çok önemli bir detay; çünkü günün sonunda sevdiklerimizle keyifli vakit geçirebilmek, teknik özelliklerden çok daha kıymetli.

Tabii ki oyunun bu noktada dezavantajları da var. Düşük grafik ayarlarında atmosfer biraz zayıflıyor ve optimizasyon sorunları nedeniyle FPS dalgalanmaları ya da mikro takılmalar yaşayabilirsiniz. Ayrıca oyun en fazla 120 FPS'de çalışıyor. Yine de bu sınır, oyunun stabil ve akıcı bir deneyim sunması için fazlasıyla yeterli.

OYUN KİMLERE HİTAP EDİYOR?​


Evet, şimdi en güzel kısma geldik. Önce kısaca kendimden bahsetmem gerekecek. Eminim aranızda hayatı boyunca FPS oyunları oynamış veya tam tersi, solo hikayeli oyunlara yönelmiş kişiler vardır. Ancak bir oyunu her ne kadar sevseniz de zaman zaman farklı şeyler denemek isteyebiliyorsunuz. Kaldı ki bizim gibi boş zamanlarının çoğunu bilgisayar başında geçiren kişiler için bu çeşitlilik oldukça önemli.

Biraz komik gelecek belki ama Dead by Daylight’ı bu kadar uzun saatler oynayacağımı hiç düşünmezdim. Hayatım boyunca ağırlıklı olarak FPS oyunları oynadım ve bundan keyif alıyorum. Tabii ki bu başka tür oyunlar oynamadım anlamına gelmiyor; örnek olarak Silkroad’ı verebilirim. Ama günün sonunda oynama saatlerime baktığımda, FPS oyunlarının daha fazla yer tuttuğu aşikâr. Bu da gösteriyor ki, hayatı boyunca FPS oynamış bir kişi, Dead by Daylight gibi online multiplayer bir oyunda 1800 saate ulaşabiliyor. Bence bu, oyunun bazı şeyleri doğru yaptığının güzel bir göstergesi.

COD, Battlefield, R6, CS gibi sert rekabetçi oyunlardan çıktıysanız ve biraz daha rahat ama online aksiyonun hâlâ olduğu bir şeyler arıyorsanız, Dead by Daylight tam da bunun için biçilmiş kaftan. Oyunun mantığı oldukça basit: Başlangıçta 5 jeneratör, 4 kurban, 1 katil ve iki çıkış kapısı bulunuyor. Kurbanların amacı, katil tarafından yakalanmadan tüm jeneratörleri tamamlayıp çıkış kapısından kaçmak.

Ama tabii oyun göründüğü kadar kolay değil. Hem kurbanlar hem katiller için çeşitli perkler ve eklentiler bulunuyor. Yeni perkleri oyun oynadıkça açabiliyorsunuz. İşte tam bu noktada tecrübe devreye giriyor: Katil sizi veya takım arkadaşlarınızı kovalarken hangi perklere sahip olduğunu gözlemleyebiliyorsunuz. Bazı perkler maç sonunda anlaşılır, bazıları ise oyun boyunca tahmin edilebilir. Eğer maç boyu AFK kalan bir Leatherface Bubba veya Michael Myers'a denk gelirseniz bu dediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Haritalar ve harita içindeki spotlar da oldukça önemli. Atlanabilir camlar, palet yerleri gibi noktaları bilmek size avantaj sağlıyor. Tabii bu biraz sabır gerektiriyor. Oyuna başladığınız ilk 50 saatte katil tarafı genellikle çok güçlü gelecek; bu normal. Ama oynadıkça ve arkadaşlarınızla birlikte girdikçe, oyunun ne kadar keyifli ve sürükleyici olduğunu anlayacaksınız.

SİZLERİ NELER BEKLİYOR?​


Sizlere oldukça net olacağım: Bu oyunda dünyanın en toksik ve en tatlı insanları bir arada bulunuyor. Benim tavsiyem, Dead by Daylight’ı çok ciddiye alıp stres yaparak oynamamanız. Tabii ortada bir rank sistemi var; kan puanı toplamak ve yeni perkler açmak isteyebilirsiniz, hevesinizi anlıyorum. Ama günün sonunda bu oyunu zaten chill takılmak için indiriyorsunuz.

Bazı katiller gerçekten toksik oynayabiliyor. Maç başında kafayı takıp sürekli sizi kovalayabilir, sizi asıp başınızda bekleyebilir veya kurtarılma girişimlerinize zarar vermeye çalışabilir. Ancak unutmayın, kurbanların da katili alt edebilecek çok sayıda stratejileri ve perkleri mevcut. Tecrübeyle bu tür durumlar yönetilebiliyor.

Bu arada kurbanlar da her zaman masum değil. Kimisi katilin üzerine palet indirdikten sonra eğilip kalkıyor, kimisi sürekli fener tutuyor. “Kardeşim, açmışsın kapıyı, gitsene, neden katili sinir ediyorsun ki?” gibi durumlar oluyor. Tüm bunları düşündüğümüzde, katillerin sabrının da bir sınırı olduğunu görebiliyoruz. Bir survivor main olarak bunu açıkça söyleyebilirim.

Ama tabii ki oyunda masum masum jeneratör yapan, katilin geldiğini görünce anında saklanan veya dümdüz koşup takım arkadaşını kurtarmaya çalışan tatlı oyuncular da var. Bu tarz davranışlar çoğu zaman yüzünüzde tebessüm bırakıyor çünkü mesele sadece bilgili olmak değil, takım oyunu ve cana yakınlık. Tecrübeli bir kurban, palet veya fener gibi ekipmanlarla sizi katilden kurtarabilir; body blocking gibi stratejiler de cabası. O yüzden içiniz rahat olsun; beklenmedik bir anda kurtarıcı meleğiniz yanınızda belirebilir.