Başlığı mantıklı mı diye açarken heves boyutunu değil, Türkiye şartlarındaki sürdürülebilirliğini kastetmiştim. Yani yem tedariki, rutin bakımı ve kedi köpek beslemeye kıyasla masrafı mantıklı mı anlamında sordum, yoksa kafaya koyduk diye körü körüne atlamıyoruz. Ayrıca ben evde kedi de besliyorum, masrafları ve bakımı birebir yaşadığım için aradaki farkı çok iyi biliyorum. Bütçe konusuna gelirsek, teraryum, ısıtıcı ped ve termostat dediğin şey bir defalık kurulum masrafıdır. Bugün bir kedinin altı aylık mama, kum ve aşı masrafını hesaplarsan teraryum kurulumunu çoktan katlar. Yılanın sonraki tek gideri haftada bir yediği dondurulmuş fare, yani uzun vadede cüzdanı en az yoran evcil canlılardan biri. Alışma ve ne yapacağı belli olmaz mevzusuna gelirsek, mısır yılanı nesillerdir insan elinde üretildiği için tepkileri gayet bellidir, arkasından ne çıkacağı belirsiz bir yaratık değildir. Zaten kedi köpek gibi sana duygusal bağ kursun diye bakmıyorsun, düzenli ele almayla senden zarar gelmeyeceğini çözüyor ve sakince takılıyor, bütün olay doğru kurulumu yapıp canlıyı strese sokmamaktan ibaret anladığım.
Size bu yılan motivasyonunu ne aşıladı?
 
Evde yılan beslemeyi düşünüyorum ama Türkiye şartlarında bu hobiye sıfırdan girmek ne kadar mantıklı, emin olamadım. İnternette araştırdığımda mısır yılanı, kral yılanı, top piton ve domuz burunlu yılan gibi türlerin başlangıç için uygun olduğu söyleniyor. İlk defa bakacak biri için ısı ile nem toleransı en yüksek ve strese en dayanıklı tür hangisidir? Mısır yılanı gerçekten söylendiği kadar sorunsuz mudur? Türkiye'de dondurulmuş fare bulmak zor oluyor mu, güvenilir tedarik kanalları var mıdır? Bu canlıları edinirken evrak veya belge olayı nasıl işliyor? İleride yasal bir sıkıntı yaşamamak için neye dikkat etmek lazım? Sürüngenlerden anlayan veteriner bulmak büyük şehirler dışında ne kadar mümkündür? Termostat, ısıtıcı ped, kilitli teraryum ve taban malzemesi derken ortalama nasıl bir bütçe ayırmak gerekiyor? Aramızda aktif olarak yılan besleyen veya geçmişte bakmış olanlar tecrübelerini paylaşabilirse çok sevinirim.

Hiç tiksinmez misiniz? Ben yılan kelimesini duyunca bile bir tiksiniyorum.
 
Yılan gördüm, ne yalan söyleyim; korkma değil de insan tiksinir. Yani ben hayatımda yılanla arası iyi olan birini de tanımadım. Tabi konu sahibi istiyorsa kendi kararıdır.
Sen şöyle düşün:
 
Size bu yılan motivasyonunu ne aşıladı?
Geçen kuzenle sahilde oturuyoruz, çekirdek falan takılırken elemanın teki geldi. Boynunda turuncu fıstık gibi bir Mısır yılanı var, ortalık bir an buz kesti, millet tırsıp geriye çekildi. Bizim kuzen hemen atladı, birader bu gece seni yatakta boğup üstüne bir de kapağını kapatıp gitmiyor mu dedi. Eleman döndü bize, sıfır jest mimik aşırı ciddi bir ifadeyle, kanka bu hayvan geçen gün benden gizli evdeki vergi borçlarını yapılandırmış, gece yatakta beni boğmaya vakti yok çünkü KPSS çalışıyor dedi.

Biz orada bir patladık zaten. Sonra başladım ben evdeki kediyi anlatmaya. Gece saat üçte koridorda çıldırmalarını, koltukları tırmalamasını, tüyünü kumunu mamasını anlatıp tüm paramı kediye yatırdığımı söyledim. Eleman boynundaki yılanı okşayıp, bak bu arkadaş ne tüy döküyor ne evde depresyon krizine girip koltuk tırmalıyor ne de sabahın köründe mama diye kapı tekmeliyor, haftada bir buzluktan dondurulmuş fare çıkarıp çözdürüyorum, maşayla veriyorum, sonra geçip köşesinde varoluşsal sancılarını çekiyor, sıfır gürültü sıfır dert dedi.

Kuzenle birbirimize baktık, ikimizin de zihninde aynı jeton düştü. Dedik ki biz evde yıllardır boşuna tantana çekiyormuşuz, aradığımız o minimalist, gürültüsüz ve yüksek huzur içeren hayat meğer bu hayvandaymış. Sahilden kalktığımızdan beri de kuzenle oturup yılan bakımı araştırıyoruz.
 
Geçen kuzenle sahilde oturuyoruz, çekirdek falan takılırken elemanın teki geldi. Boynunda turuncu fıstık gibi bir Mısır yılanı var, ortalık bir an buz kesti, millet tırsıp geriye çekildi. Bizim kuzen hemen atladı, birader bu gece seni yatakta boğup üstüne bir de kapağını kapatıp gitmiyor mu dedi. Eleman döndü bize, sıfır jest mimik aşırı ciddi bir ifadeyle, kanka bu hayvan geçen gün benden gizli evdeki vergi borçlarını yapılandırmış, gece yatakta beni boğmaya vakti yok çünkü KPSS çalışıyor dedi.

Biz orada bir patladık zaten. Sonra başladım ben evdeki kediyi anlatmaya. Gece saat üçte koridorda çıldırmalarını, koltukları tırmalamasını, tüyünü kumunu mamasını anlatıp tüm paramı kediye yatırdığımı söyledim. Eleman boynundaki yılanı okşayıp, bak bu arkadaş ne tüy döküyor ne evde depresyon krizine girip koltuk tırmalıyor ne de sabahın köründe mama diye kapı tekmeliyor, haftada bir buzluktan dondurulmuş fare çıkarıp çözdürüyorum, maşayla veriyorum, sonra geçip köşesinde varoluşsal sancılarını çekiyor, sıfır gürültü sıfır dert dedi.

Kuzenle birbirimize baktık, ikimizin de zihninde aynı jeton düştü. Dedik ki biz evde yıllardır boşuna tantana çekiyormuşuz, aradığımız o minimalist, gürültüsüz ve yüksek huzur içeren hayat meğer bu hayvandaymış. Sahilden kalktığımızdan beri de kuzenle oturup yılan bakımı araştırıyoruz.
Baya büyük motivasyonmuş. Sokaktaki elemanda baya sakin konuşmuş ödünç alsaydınız.