Blind Guardian'ın Nightfall in Middle-Earth albümünü anlattığım yazı serisinin 2. bölümü.

İlk bölüm:


5) The Minstrel​

Bu parça hakkında kesin bir çıkarım yapmak zord fakat Minstrel kelimesi “ozan” anlamına geliyor. Albümün tamamı Silmarillion’dan ilham aldığı için, buradaki ozan figürü muhtemelen Maglor ile özdeşleştirilebilir. Maglor, Fëanor’un oğullarından biridir ve en büyük ozanlardan biri olarak bilinir. Silmariller’in peşinde kardeşleriyle birlikte yıkıma sürüklenen Maglor, en sonunda pişmanlık içinde deniz kıyılarında dolaşıp şarkılar söyleyen bir figüre dönüşür.


6) The Curse of Feanor​

Bu parça Feanor’un yemini adına yaptığı kötülük ve zulümlerden bahseder. Fëanor’un yemini ve öfkesi onu yolda birçok kötü eylem yapmaya sürükledi. Teleri halkı, denizi geçmesi için kendilerinden istediği gemileri reddettiğinde, Feanor bunu kabul edemedi ilk akraba kıyımı meydana geldi. Noldor Elfleri, Teleri Elflerine saldırarak zorla gemilerini almaya çalıştı. Her iki taraf da birçok elf kaybetti, ancak Noldor zafer kazandı ve gemilerini ele geçirdi. Ne var ki, herkes için yeterli gemi yoktu ve birçok elf kzueye giden yolda yürümek zorunda kaldı. Kuzeydeki Helcaraxë’nin donmuş arazileri, Orta Dünya’ya giden tek kara yoluydu. Fëanor, oğulları ve onlara en sadık olanlar, gizlice diğerlerini geride bırakarak uzaklaştılar. Gemileri geri göndermek yerine, Orta Dünya kıyılarında ateşe verdiler ve diğerlerini Aman’da bıraktılar.

Fëanor, Olwë’yi orada bırakıp, maiyeti toplanana dek Alqualondë surlarının ötesinde karanlık düşüncelere dalarak oturdu. Gücünün yeterli olduğuna kanaat getirince, Kuğuların Limanı’na gitti ve orada demirlenmiş duran gemilere adamlarını gönderip zorla onları karadan uzaklaştırmaya başladı. Fakat Teleri karşı koydular ve pek çok Noldor’u denize döktüler. Ardından kılıçlar çekildi ve gemilerin güvertelerinde ve limanın ışıklarla aydınlatılmış rıhtımları ve payandalarında ve hattâ yüksek girişin kemerinin üzerinde bile şiddetli bir dövüş yapıldı.
Sonunda Teleri yenilgiye uğratıldı ve Alqualondë’de yaşayan denizcilerinin büyük bir bölümü haince katledildi. Çünkü hem Noldor halkı öfkeye ve umutsuzluğa kapılmış, hem de, büyük çoğunluğu incecik yaylardan başka bir şey taşımayan Teleri halkı güçsüz kalmışlardı. Çatışmanın ardından Noldor beyaz gemileri alıp uzaklaştılar ve küreklerini becerebildiklerince uygun biçimde yerleştirip kıyı boyundan kuzeye kürek çektiler
Silmarillion, İthaki Yayınları, 2010, sf. 104

1*qUrz0jwvzJ8sW3PQUXmlQg.jpeg

Ted Nasmith — Alqualondë


7) Captured​

Bu parça diğerlerini geride Orta Dünya’ya gelen Feanor ve oğullarının ilk macerasını konu eder. Orta Dünya’ya geldiklerinde gemileri ateşe vermesi çok fazla ses yapar ve Morgoth’un güçleri onları farkeder ve bir savaş başlar. Morgoth’un kötülüklerini yenebilen Feanor ve oğulları içlere doğru ilerleyerek bir göl kenarında kamp kurarlar. Yemini ve öfkesinin esiri olmuş Feanor hızını alamayıp Morgoth’a meydan okumak için Angband’a yola çıkar. Bunu gören Morgoth Feanor’un üstüne kötülüklerinin en korkunçlarından biri olan Balrogları salarak onun ölümüne sebep olur. Bunun üzerine Morgoth masum rolü oynayarak Feanor’un oğullarıyla bir anlaşma yapmak ister ve en büyük kardeş Maedhros’u tuzağa düşürür. Onu kalesi Angband’ın önünde yer alan 3 devasa dağ olan Thangorodrim’in en yüksek tepelerinden birine asar.

Parçada duyduğumuz ses Morgoth’un sesi, Maedhros’la alay ediyor.

Ama daha Fëanor’un başı düşer düşmez, oğullarının yanına Morgoth’un elçileri geldiler; Morgoth yenilgiyi kabul ediyor, hattâ Silmarillerin birinden feragat etmek de dahil, bazı şartlar öneriyordu. Fëanor’un en büyük oğlu uzun Maedhros kardeşlerini buluşma yerine gidip Morgoth’un elçileriyle anlaşmaya varacaklarmış gibi bir oyun oynamaya ikna etti, ama onun sadakati Noldor’unkinden azdı. Bu yüzden bütün elçiler kararlaştırılandan daha güçlü kuvvetlerle geldiler buluşulacak olan yere, fakat Morgoth daha da fazlasını gönderdi, üstelik aralarında Balroglar da vardı. Maedhros pusuya düşürüldü ve yanındakilerin tümü katledildi; Morgoth’un emri üzerine onun canını almadılar ve Angband’a götürdüler.
Bunun üzerine Maedhros’un kardeşleri geri çekilip Hithlum’da büyük bir karargâh kurdular, ama Morgoth Maedhros’u rehin almıştı ve Noldor savaştan vazgeçip Batı’ya dönmedikçe, yahut Beleriand’ı terk edip dünyanın güneyine gitmedikçe onu serbest bırakmayacağını bildirdi. Ama Fëanor’un oğulları Morgoth’un onları kandırabileceğini, ne yaparlarsa yapsınlar Maedhros’u bırakmayabileceğini biliyorlardı, öte yandan ellerini kollarını bağlayan bir de yemin vardı ve hiçbir sebeple düşmanlarına karşı açtıkları savaştan vazgeçmeleri mümkün değildi. Bunun üzerine Morgoth Maedhros’u çelik bir kelepçeyle sağ bileğinden kayalara bağlayıp Thangorodrim üzerindeki bir uçurumdan sallandırdı.
Silmarillion, İthaki Yayınları, 2010, sf. 127

1*DiLF8MjWucusHiBkpavT5A.jpeg

Alan Lee — now down there swooped Thorondor the King of Eagles, stooped


8) Blood Tears​

Feanor’un geride bıraktığı Elfler zorunlu olarak Helcaraxe’den geçerek Orta Dünya’ya var mıştı. Başlarını Feanor’un kardeşi Fingolfin çekiyordu. İkisi arasında sık sık çatışmalar olsa da, halkları birbirine tamamen düşman değildi. Thangorodrim’de acı içinde kıvranan Maedhros, Fingolfin’in oğlu Fingon ile yakın dosttu. Fingolfin’in önderliğinde Orta Dünya geçebildikten sonra Fingon, arkadaşını kurtarma ve bölünmüş Noldor arasındaki ilişkileri onarma arzusuyla yalnız başına Thangorodrim’e doğru yol aldı. Yükseklerde, harpıyla bir şarkı söyledi ve Maedhros, Fingon’un onu bulabilmesi için ona şarkıyı tamamlayarak karşılık verdi. Buluştuklarında Fingon’dan kendisini okla vurmasını, öldürmesini istedi. Fingon yayı gererken, Manwë’ye okunun hızlanması ve Noldor’a acıması için dua etti. Dua, Manwë’nin hizmetkârı olan Thorondor, Kartallar Kralı tarafından hemen yanıtlandı. Kartal, Fingon’u yukarı kaldırdı, ancak Maedhros’un zincirini kıramadı ve tutsak elf bir kez daha ölmek için yalvardı. Ancak Fingon, bunun yerine Maedhros’un elini keserek onu oradan kurtardı ve Thorondor ile birlikte oralardan uzaklaştı.

Fingon böylece aradığını buldu. Birdenbire uzaktan gelen, belli belirsiz bir ses şarkısına eşlik etti ve ona cevap verdi. Şarkıyı söyleyen işkence altındaki Maedhros’tu. Fingon, akrabasının asılı olduğu çıkıntıya kadar tırmandı, ama daha fazla ilerleyemedi ve Morgoth’un kurduğu korkunç işkence düzeneğini görünce ağlamaya başladı. Bunun üzerine, umutsuzca acılar içinde kıvranan Maedhros yayıyla kendisini vurması için Fingon’a yalvardı; Fingon bir ok yerleştirip yayı gerdi. Ve umutlarını bütünüyle yitirince Manwë’ye seslenip şöyle söyledi: “Ey bütün kuşların sevgilisi olan Hükümdarım, bu tüylü oka hız ver ve ihtiyacı olan merhameti esirgeme Noldor’dan!”Yakarışına hızla bir yanıt aldı. Fingon tam yayını germişti ki Kartalların Kralı, gelmiş geçmiş en güçlü kuş olan Thorondor, açıldığında otuz kulacı bulan kanatları ile yükseklerden süzülüp geldi ve Fingon’u elinden yakalayarak Maedhros’un asılı olduğu kayaya taşıdı. Ama Fingon, Maedhros’un bileğindeki bu cehennemden çıkma kelepçeyi ne çözebildi, ne kesebildi, ne de kayadan çekip çıkarabildi. Bunun üzerine acıyla kıvranan Maedhros bir kez daha canını alması için yalvarmaya başladı, ama Fingon bunun yerine bilek hizasından eli kesip Maedhros’u kurtardı ve Thorondor ikisini de Mithrim’e geri götürdü.
Silmarillion, İthaki Yayınları, 2010, sf. 129–130

1*rdIiz5YBv_0yhf6txd5KjQ.jpeg

Jenny Dolfen — Crossing the Helcaraxë



9) Mirror Mirror​

Bu parça önceki 4–5 parçanın sürekli birbirini takip eden hikayeleri işlemesinin aksine bizi hikayede biraz ileri götürüyor. Gondolin’in kuruluşunu anlatan bu parçada Gondolin’i kuracak olan Turgon’un Suların Efendisi Ulmo ile karşılaşması konu ediniyor. Ulmo ona görkemli dağların arasındaki Tumladen’i bulması ve orada bir şehir kurmasını öğütlüyor. Morgoth’un gazabının arttığı o günlerde Turgon’un kuracağı Gondolin Elflerin son umudu haline gelecekti.

Ulmo’nun kalbine ektiği huzursuzluk geri dönmüştü; bu kez halkının en güçlü ve zanaatkâr olanlarını çağırıp, onları gizlice saklı vadiye gönderdi; bu zanaatkârlar vadide Turgon’un tasarladığı şehri inşa etmeye koyuldular ve dışarıdan birileri gelip onları gafil avlamasın diye her yana bir nöbetçi diktiler; Ulmo’nun Sirion sularındaki gücü de korudu onları. Ama Turgon, elli iki yıllık saklı gizli emeğin neticesinde şehir tamamıyla meydana çıkana kadar vaktini daha çok Nevrast’ta geçirdi. Turgon’un şehre vermek istediği ismin, Valinor Elflerinin dilinde Suyun Müziğinin Kayası anlamına gelen Ondolindë olduğu söylenir, çünkü tepenin üzerinde pınarlar vardı, ama Sindar dilinde bu isim değişip Gizli Kaya’ya, Gondolin’e dönüşmüştü. Şehrin haberi ile Turgon Nevrast’ı terk edip, Vinyamar’da denizin kıyısında bulunan salonlarını ardında bırakmak üzere hazırlığa girişti; o zaman Ulmo bir kez daha geldi ve onunla konuştu. Şunları söyledi: “Nihayet Gondolin’e gideceksin Turgon ve ben kudretimi Sirion Vadisi’nden ve oradaki nehirlerden, derelerden eksik etmeyeceğim ki kimse gidişinin farkına varmasın yahut senin iznin ve kabulün dışında kimseler gizli geçidi bulamasın. Tüm Eldalië ülkeleri içinde, Melkor’un karşısında en uzun soluklusu olacak Gondolin. Lakin elinin işine de, yüreğinde tasarladıklarına da kaptırma gönlünü haddinden fazla ve Noldor’un esas umudunun Batı’da olduğunu ve Deniz’den geldiğini unutma.”
Silmarillion, İthaki Yayınları, 2010, sf. 147–148


10) Face the Truth​

Çok kısa bir bölüm olan Face the Truth’da Fingolfin’i dinliyoruz. Helcaraxe’den o haşin buzlu topraklardan geçtiklerinden hemen sonra yükselen aydan bahsediyor. (Ay ve Güneş yemin eden Noldor halkının yolculuğa çıkmasından sonra Valar üyeleri tarafından öldürülen iki ağacın son meyvelerinden yaratılıp gökyüzüne yerleştirilmişti. İlk Ay, sonra Güneş gökyüzünde yerini aldı)

The moon, the sign of hope
It appeared when we left the pain of the ice-desert behind
We faced up to the curse and endured misery
Condemned we are
We brought hope, but also lies, and treachery


11) Noldor (Dead Winter Reigns)​

Bu parça ise hikayede biraz geriye gidip Feanor’un ve Noldor halkının bir kısmının tanrılara karşı yemin ettiği gündeki konuşmalarını ve ardından yaşanan akraba kıyımı sonucunda üstlerine bindirilen lanetten (Noldor’un Kıyameti ya da Mandos’un Kıyameti olarak bilinir) bahsedilir. Feanor’un diğerlerine ihanet edip gemilere binmeden önce, Aman Diyarı’nın kuzeyinde Valar’ın üyelerinden Mandos’un habercisi onların önüne çıkar ve bu laneti onlara sunar.

“Fëanor’un çılgınlığına karşılık tek bir sözüm var! Çıkmayın yola! Zaman kötülük zamanı ve bu yol sizi, tahmin dahi etmediğiniz acılara sürükleyecek. Valar, bu macerada size asla yardımda bulunmayacak, ama engel de olmayacak, çünkü biliniz ki tıpkı serbestçe geldiğiniz gibi serbestçe çekip gideceksiniz. Ama Finwë’nin oğlu Fëanor, seni kendi yeminin sürgün etti. Melkor’un yalanlarını acılar çekerek çıkarıp atacaksın aklından. O bir Vala, sen değilsin. Çıkıp da beyhude yere yeminler ettin, çünkü Eru diye hitap ettiğin yaratıcı, seni şimdikinden katbekat güçlü kılmış olsaydı bile, Eä’nın sınırları içinde, ne şimdi ne de hiçbir zaman Valar’ın birini bile alt edemezsin sen.”
Buna karşılık güldü Fëanor. Halkına döndü: “Demek öyle! O halde, bu yiğit halk, Krallarının vârisini, yanında oğullarından başka kimsesi olmaksızın sürgüne gönderecek ve kendi köleliğine geri dönecek. Ama benimle gelecek olan varsa eğer, soruyorum ona: İçine doğuyor mu keder ve elem? Zaten Aman’da gördük biz keder dediğini. Aman’da saadet içinde iken acılara gömüldük. Tam tersini deneyeceğiz şimdi: Kederden geçireceğiz yolumuzu neşeye kavuşmak için, en azından özgürlüğe ulaşacağız.”
Ve haberciye dönüp bağırdı: “Arda’nın Yüce Kralı Súlimo Manwë’ye şöyle söyle: Fëanor, Morgoth’u alt edemeyecek dahi olsa, ona saldırmak için daha fazla beklemeyecek ve acılar içinde kıvranarak boş yere harcamayacak ömrünü. Ve belki de Eru senin bildiğinden daha büyük bir ateş yakmıştır benim gönlümde. Valar’ın düşmanına en azından böylesi bir darbe indirdiğimi, Hüküm Çemberi’ndeki en kudretliler bile duymak isteyecektir. Evet, nihayetinde onlar da peşimden gelecekler benim. Elveda!”
Silmarillion, İthaki Yayınları, 2010, sf. 101–102


12) Battle of Sudden Flames​

Hikayenin ilerideki kısımlarında gerçekleşen Ani Alevler Savaşı’nı konu alıyor bu kısa geçiş parçası, bizleri tekrardan kitabın farklı bir noktasına taşıyarak. Bu savaşta Morgoth Angband’ın uzun kuşatmasını büyük ordularla kırılmıştır. Ejderhaların atası Glaurung’u serbest bıraktı. Noldor tamamen yenildi ve geri çekildi ve birçoğu katledildi.


13) Time Stands Still (At the Iron Hill)​

Ani Alevler Savaşı’nın hemen sonraki senesi Fingolfin’in Morgoth’a kafa tutuşunu anlatıyor bu efsanevi parça. Detaya girmeden bu olayı direkt Tolkien’in kaleminden aktarmak çok daha etkili olacaktır bence.

Bunun üzerine Fingolfin (kendisine göre) bu olayları Noldor’un nihai yıkımı ve tüm hanedanlarının geri dönülmez yenilgisi olarak niteledi; içi öyle büyük bir keder ve hınçla doldu ki müthiş atı Rochallor’a bindi ve tek başına uzaklaştı, kimseler de ona mani olamadı. Tozun ortasında esen bir rüzgâr gibi Dor-nu-Fauglith’in üzerinden geçti; onu bu hızla geçerken görenlerin hepsi de Oromë’nin kalkıp geldiğini zannedip, şaşkınlık içinde kaçıştılar: çünkü Fingolfin tepeden tırnağa öfke kesilmişti, bu yüzden de gözleri tıpkı Valar’ınki gibi parlıyordu. Böylece tek başına Angband kapılarına kadar gelip borusunu çaldı; bir kez daha pirinçten kapılara vurup, Morgoth’a meydan okudu ve teke tek bir dövüş için meydana çıkmasını istedi.
Ve Morgoth geldi. Bu savaşlar içinde Morgoth’un kalesinin kapılarının dışına son kez çıkışı böyle oldu ve söylendiğine göre, aslında dövüşmeye istekli değildi, çünkü bu dünyadaki en güçlü varlık olmasına rağmen, yalnızca Valar ona korkuyu tattırmıştı. Ama reislerinin önünde kendisine yapılan meydan okumayı reddedemezdi, çünkü kayalar Fingolfin’in borusunun keskin sesiyle çınlıyor ve sesi Angband’ın derinliklerine kadar keskin ve apaçık bir şekilde geliyordu; Fingolfin, Morgoth’a alçak ve esirlerin efendisi diye hitap ediyordu. Bu yüzden Morgoth yerin altındaki tahtından yavaş yavaş tırmanıp geldi; ayak sesleri yeraltından yükselen gökgürültüsü gibiydi. Kara zırhlara bürünmüş halde dışarı çıktı ve Kral’ın karşısında demir taçlı bir kule gibi dikildi; armasız, kapkara, kocaman kalkanı da Kral’ı bir fırtına bulutu gibi gölgeledi. Ama Fingolfin gölgenin altında bir yıldız gibi parlıyordu, çünkü zırhı gümüşle kaplanmış ve mavi kalkanı kristallerle bezenmişti ve buz gibi parlayan kılıcı Ringil’i çekti. Bunun üzerine Morgoth, Ölüler Diyarının Çekici, Grond’u hızla yukarıya kaldırıp bir yıldırım gibi aşağıya savurdu. Ama Fingolfin yana sıçradı ve Grond yerde, içinden duman ve ateş çıkan çok büyük bir çukur açtı. Morgoth ardı ardına sert darbeler indirmeye yeltendi, ama Fingolfin her seferinde, kara bir bulutun altında çakan şimşekler gibi uzağa sıçradı ve Morgoth’u tam yedi kez yaraladı; Morgoth ise tam yedi kez acısından çığlık attı; her birinde de Angband’ın orduları kederden yerlere kapaklandı ve bu çığlıklar kuzey diyarlarında yankılandı. Ama sonunda Kral bitkin düştü ve Morgoth kalkanıyla üç kez onun üzerine yüklendi. Fingolfin üç kez dizlerinin üzerine çöktü ve üç kez yeniden ayağa kalktı; kırık kalkanı ve paralanmış miğferiyle cesaretini elden bırakmadı. Ama etrafındaki toprağın tamamı yarılmış, çukurlarla dolmuştu; Fingolfin de tökezleyip Morgoth’un ayaklarının dibine düştü ve Morgoth, neredeyse bir tepe kadar ağır olan sol ayağını onun boynunun üzerine dayadı. Fingolfin son ve umutsuz darbesini indirmek üzere Ringil’le ayağı yardı ve dumanlar çıkaran kara bir kan fışkırıp Grond’un açtığı çukurları doldurdu. Böylece Noldor’un Yüce Kralı, kadim Elf krallarının en gururlu ve yiğit olanı Fingolfin öldü.
Orklar kapıda yapılan bu ikili dövüşten kendilerine pay çıkarıp böbürlenmediler; Elflerin acısı ise öylesine derindi ki, bu olaya dair tek bir şarkı söylemediler. Yine de bu hikâye hâlâ hafızalardadır, çünkü Kartalların Kralı Thorondor haberleri Gondolin’e ve çok uzaklardaki Hithlum’a kadar getirdi.
Silmarillion, İthaki Yayınları, 2010, sf. 177–178

1*frGIQj4KiXu0Gy5mZ4xm0g.jpeg

Ted Nasmith — Morgoth and the High King of Noldor (1992)


Üçüncü bölümde görüşmek üzere.

Alıntıları yaptığım PDF:


Kaynakça:


Kullandığım bütün görselleri tolkiengateway.net üzerinden aldım.

 
Son düzenleme:
Blind Guardian'ın Nightfall in Middle-Earth albümünü anlattığım yazı serisinin 2. bölümü.

İlk bölüm:


5) The Minstrel​

Bu parça hakkında kesin bir çıkarım yapmak zord fakat Minstrel kelimesi “ozan” anlamına geliyor. Albümün tamamı Silmarillion’dan ilham aldığı için, buradaki ozan figürü muhtemelen Maglor ile özdeşleştirilebilir. Maglor, Fëanor’un oğullarından biridir ve en büyük ozanlardan biri olarak bilinir. Silmariller’in peşinde kardeşleriyle birlikte yıkıma sürüklenen Maglor, en sonunda pişmanlık içinde deniz kıyılarında dolaşıp şarkılar söyleyen bir figüre dönüşür.


6) The Curse of Feanor​

Bu parça Feanor’un yemini adına yaptığı kötülük ve zulümlerden bahseder. Fëanor’un yemini ve öfkesi onu yolda birçok kötü eylem yapmaya sürükledi. Teleri halkı, denizi geçmesi için kendilerinden istediği gemileri reddettiğinde, Feanor bunu kabul edemedi ilk akraba kıyımı meydana geldi. Noldor Elfleri, Teleri Elflerine saldırarak zorla gemilerini almaya çalıştı. Her iki taraf da birçok elf kaybetti, ancak Noldor zafer kazandı ve gemilerini ele geçirdi. Ne var ki, herkes için yeterli gemi yoktu ve birçok elf kzueye giden yolda yürümek zorunda kaldı. Kuzeydeki Helcaraxë’nin donmuş arazileri, Orta Dünya’ya giden tek kara yoluydu. Fëanor, oğulları ve onlara en sadık olanlar, gizlice diğerlerini geride bırakarak uzaklaştılar. Gemileri geri göndermek yerine, Orta Dünya kıyılarında ateşe verdiler ve diğerlerini Aman’da bıraktılar.





1*qUrz0jwvzJ8sW3PQUXmlQg.jpeg

Ted Nasmith — Alqualondë


7) Captured​

Bu parça diğerlerini geride Orta Dünya’ya gelen Feanor ve oğullarının ilk macerasını konu eder. Orta Dünya’ya geldiklerinde gemileri ateşe vermesi çok fazla ses yapar ve Morgoth’un güçleri onları farkeder ve bir savaş başlar. Morgoth’un kötülüklerini yenebilen Feanor ve oğulları içlere doğru ilerleyerek bir göl kenarında kamp kurarlar. Yemini ve öfkesinin esiri olmuş Feanor hızını alamayıp Morgoth’a meydan okumak için Angband’a yola çıkar. Bunu gören Morgoth Feanor’un üstüne kötülüklerinin en korkunçlarından biri olan Balrogları salarak onun ölümüne sebep olur. Bunun üzerine Morgoth masum rolü oynayarak Feanor’un oğullarıyla bir anlaşma yapmak ister ve en büyük kardeş Maedhros’u tuzağa düşürür. Onu kalesi Angband’ın önünde yer alan 3 devasa dağ olan Thangorodrim’in en yüksek tepelerinden birine asar.

Parçada duyduğumuz ses Morgoth’un sesi, Maedhros’la alay ediyor.





1*DiLF8MjWucusHiBkpavT5A.jpeg

Alan Lee — now down there swooped Thorondor the King of Eagles, stooped


8) Blood Tears​

Feanor’un geride bıraktığı Elfler zorunlu olarak Helcaraxe’den geçerek Orta Dünya’ya var mıştı. Başlarını Feanor’un kardeşi Fingolfin çekiyordu. İkisi arasında sık sık çatışmalar olsa da, halkları birbirine tamamen düşman değildi. Thangorodrim’de acı içinde kıvranan Maedhros, Fingolfin’in oğlu Fingon ile yakın dosttu. Fingolfin’in önderliğinde Orta Dünya geçebildikten sonra Fingon, arkadaşını kurtarma ve bölünmüş Noldor arasındaki ilişkileri onarma arzusuyla yalnız başına Thangorodrim’e doğru yol aldı. Yükseklerde, harpıyla bir şarkı söyledi ve Maedhros, Fingon’un onu bulabilmesi için ona şarkıyı tamamlayarak karşılık verdi. Buluştuklarında Fingon’dan kendisini okla vurmasını, öldürmesini istedi. Fingon yayı gererken, Manwë’ye okunun hızlanması ve Noldor’a acıması için dua etti. Dua, Manwë’nin hizmetkârı olan Thorondor, Kartallar Kralı tarafından hemen yanıtlandı. Kartal, Fingon’u yukarı kaldırdı, ancak Maedhros’un zincirini kıramadı ve tutsak elf bir kez daha ölmek için yalvardı. Ancak Fingon, bunun yerine Maedhros’un elini keserek onu oradan kurtardı ve Thorondor ile birlikte oralardan uzaklaştı.




1*rdIiz5YBv_0yhf6txd5KjQ.jpeg

Jenny Dolfen — Crossing the Helcaraxë



9) Mirror Mirror​

Bu parça önceki 4–5 parçanın sürekli birbirini takip eden hikayeleri işlemesinin aksine bizi hikayede biraz ileri götürüyor. Gondolin’in kuruluşunu anlatan bu parçada Gondolin’i kuracak olan Turgon’un Suların Efendisi Ulmo ile karşılaşması konu ediniyor. Ulmo ona görkemli dağların arasındaki Tumladen’i bulması ve orada bir şehir kurmasını öğütlüyor. Morgoth’un gazabının arttığı o günlerde Turgon’un kuracağı Gondolin Elflerin son umudu haline gelecekti.





10) Face the Truth​

Çok kısa bir bölüm olan Face the Truth’da Fingolfin’i dinliyoruz. Helcaraxe’den o haşin buzlu topraklardan geçtiklerinden hemen sonra yükselen aydan bahsediyor. (Ay ve Güneş yemin eden Noldor halkının yolculuğa çıkmasından sonra Valar üyeleri tarafından öldürülen iki ağacın son meyvelerinden yaratılıp gökyüzüne yerleştirilmişti. İlk Ay, sonra Güneş gökyüzünde yerini aldı)




11) Noldor (Dead Winter Reigns)​

Bu parça ise hikayede biraz geriye gidip Feanor’un ve Noldor halkının bir kısmının tanrılara karşı yemin ettiği gündeki konuşmalarını ve ardından yaşanan akraba kıyımı sonucunda üstlerine bindirilen lanetten (Noldor’un Kıyameti ya da Mandos’un Kıyameti olarak bilinir) bahsedilir. Feanor’un diğerlerine ihanet edip gemilere binmeden önce, Aman Diyarı’nın kuzeyinde Valar’ın üyelerinden Mandos’un habercisi onların önüne çıkar ve bu laneti onlara sunar.







12) Battle of Sudden Flames​

Hikayenin ilerideki kısımlarında gerçekleşen Ani Alevler Savaşı’nı konu alıyor bu kısa geçiş parçası, bizleri tekrardan kitabın farklı bir noktasına taşıyarak. Bu savaşta Morgoth Angband’ın uzun kuşatmasını büyük ordularla kırılmıştır. Ejderhaların atası Glaurung’u serbest bıraktı. Noldor tamamen yenildi ve geri çekildi ve birçoğu katledildi.


13) Time Stands Still (At the Iron Hill)​

Ani Alevler Savaşı’nın hemen sonraki senesi Fingolfin’in Morgoth’a kafa tutuşunu anlatıyor bu efsanevi parça. Detaya girmeden bu olayı direkt Tolkien’in kaleminden aktarmak çok daha etkili olacaktır bence.






1*frGIQj4KiXu0Gy5mZ4xm0g.jpeg

Ted Nasmith — Morgoth and the High King of Noldor (1992)


Üçüncü bölümde görüşmek üzere.

Alıntıları yaptığım PDF:


Kaynakça:


Kullandığım bütün görselleri tolkiengateway.net üzerinden aldım.

- Fantastik Bir Romanın Senfonisi #2 adlı metni paylaştınız. Hangi sorunla ilgili yardım almak istediğinizi belirtirseniz, size yardımcı olabilirim.