Andar Han
Üstün
- Katılım
- 30 Mart 2024
- Mesajlar
- 1.175
- Makaleler
- 4
- Çözümler
- 9
- Beğeniler
- 2.324
Sadece bir kelime ile ifade edecek olsam "arayış" derdim. Lakin benim sadece bir kelime ile ifade ettiğim "arayış" her zihinde aynı anlamda olamayacağı için yeniden felsefeye ihtiyaç duyardım ki her zihin, benim ifade ettiğim şekildeki "arayış"ı anlasın ve ben de benim içgüdülerimle oluşturduğum "arayış" fikrinden uzaklaşıp da aranacak olan neyse ona ulaşabileyim.
Felsefe, bir artı bır eşittir iki denilebilecek bir olgu değildir ki nesnelerin direkt manaları yalnızca birer veridir. Zaten yalnızca nesneler olsaydı, felsefe diye bir olgu olmazdı. Konunun içinde pek tâbii ki bilinç olması gerekir, fakat önceki ifadelerimden hareketle bu bilincin kendi ile iştirakinden de haberdar olması gerekir.
Felsefenin ilk sorusu "ben neyim?" olmalıdır. Kendinin hangi şartlarda nasıl kararlar aldığını, neyi ne için yaptığını bilmeyi amaçlar. Bildiklerinin gerçekle irtibatını sorgular ve bildiklerinin savunulması gibi bir derdi yoktur. Maksat, anlamın herkes için aynı olması ile ilgilidir.
Aslında veri ile işler, lakin dedikodu tarafı da mevcuttur ve bu ayrımları daha da derinleştirir. İyi de anlamların ortaklaşması bir gereksinim değil mi? Neden felsefe buna sebep olmaktadır? Buna sebep olan felsefe değildir, daha ilk soruya bile doğru düzgün cevap vermeden karara var mış bilinçlerdir. Karar ise verinin, kıstas ile yorumlanmasına ihtiyaç duyar.
Felsefe, bir artı bır eşittir iki denilebilecek bir olgu değildir ki nesnelerin direkt manaları yalnızca birer veridir. Zaten yalnızca nesneler olsaydı, felsefe diye bir olgu olmazdı. Konunun içinde pek tâbii ki bilinç olması gerekir, fakat önceki ifadelerimden hareketle bu bilincin kendi ile iştirakinden de haberdar olması gerekir.
Felsefenin ilk sorusu "ben neyim?" olmalıdır. Kendinin hangi şartlarda nasıl kararlar aldığını, neyi ne için yaptığını bilmeyi amaçlar. Bildiklerinin gerçekle irtibatını sorgular ve bildiklerinin savunulması gibi bir derdi yoktur. Maksat, anlamın herkes için aynı olması ile ilgilidir.
Aslında veri ile işler, lakin dedikodu tarafı da mevcuttur ve bu ayrımları daha da derinleştirir. İyi de anlamların ortaklaşması bir gereksinim değil mi? Neden felsefe buna sebep olmaktadır? Buna sebep olan felsefe değildir, daha ilk soruya bile doğru düzgün cevap vermeden karara var mış bilinçlerdir. Karar ise verinin, kıstas ile yorumlanmasına ihtiyaç duyar.
Son düzenleme: