Disiplin falan lazım değil, müzik aletine rahatlama aracı olarak bakacaksın. Vakit olsa biraz çalsam rahatlasam diye bekleyeceksin elinin boş kalmasını, biri gelip hadi gitar çalışma saatin gitardan ödevlerin var demeyecek. Kedi severken mırlaması nasıl bir hisse gitar sana öyle hissettirmeli ve bunu da ancak sevdiğin şarkıları çalarak elde edebilirsin. Eskiden Türk dili ve edebiyatı öğretmeniyken bana kitap okumayı nasıl artırırım hatta nasıl başlarım diye soranlar oluyordu, daha eskiden barlarda saz çalarken senin gibi çalmak için nasıl başlamalıyım soranlar oluyordu, şimdi ise şarkı söyleme ve elektrogitar konusunda benzer soru geliyor. Hepsinde cevap aynı, kedi mırlaması hissi gelecek ki o işi yapmak için sebebin olsun. Dünya klasiği okuyarak başlarsan ilgini çekmezse bırakırsın devamı gelmez, alıştırma ıvır zıvır melodileriyle başlarsan da aynı, dokununca ısıran çizen kedi gibi sadece soğutmaya sebep olur seni.
Unforgiven mi seviyorsun onu çalacaksın, ne kadar ileri düzey olduğu önemli değil sen ona benzer melodiyi kendin çıkarabilince devam etme şevki bulup elin acısa da nasırların soyulsa da kolun ağrısa da devam etmek için fırsat ararsın. 40 BPM bekle babam bekle sonra tam zamanında bir nota vur sonra yine bekle, örümcek antrenmanı yap hep aynı sesi duy serçe parmağın kilidini açacağım diye ölme eşeğim ölme tipi işler sadece seni aletten uzaklaştırır. Hoşuna giden melodi neyse onu çalacaksın zor kolay demeyeceksin. Hocan da var mış, git şarkıyı dinlet bana bunun perdelerini çıkar da çalıyım de boşa mı hocan var o kadar.