Geraltın kılıcı 57

Üstün
Katılım
2 Haziran 2024
Mesajlar
6.635
Çözümler
19
Beğeniler
3.795
Yer
Cintra
Hiç içinizde bir karanlığın büyüdüğünü hissettiniz mi? Tabii bu soru biraz saçma olabilir. En nihayetinde çoğumuz "Ben kötü biri değilim? O zaman neden karanlık benim içimde büyüsün?" diye sorabilir/meraklanabilir. O zaman bu tarz düşünen insanlara şunu söyleyeyim; hiç kötü bir şey düşünmediniz mi? Mesela hiç sevmediğiniz birinin ölmesini istemediniz? Kendi çıkarınız uğruna herhangi bir insanı üzmediniz mi? Elbette çoğumuz bunu yapmışızdır. Öyle değil mi? Eğer yaptıysak kendi gölgemizi neden inkar ediyoruz? Sırf semavi bir şeye bağlamak için kendimizi neden iyileştirirmiş gibi yapmaya çalışıyoruz? Çünkü; "Bu-bu düşünce bana ait olamaz." diyoruz. Ki hem haklısınız hem de haklı değilsiniz. İnsan kendi içinde adlandıramadığı bir öfke taşır. Bu öfke kaçınılmazdır. Eğer bu öfkeye yenilirseniz fevkalade bir katile veya hırsıza dönüşebilirsiniz. Ancak öfkeye yenilmemek için onu zapt ederseniz aptallaşırsınız. Bu iki durumuda hiçbirimiz istemeyiz öyle değil mi? Eğer istemiyorsak gölgemizi kontrol etmeliyiz. Mesela gölgemiz insan ilişkilerinde kötü olabilir ancak birebir bir düelloda işlev kazanabilir. Mesela bir asker teröristi öldürdüğünde hiçbir şey olmamış gibi evine dönebiliyor öyle değil mi? Eğer öyleyse bizde kendimizi belirli alanlarda zapt ederken belirli alanlarda etmeyebiliriz. Bu dediklerime en iyi uyan karakter Punisher karakteridir. Neden mi Punisher? Çünkü Punisher sokağa çıkıyor tonlarca insanı onun ailesini katlettiği için katlediyor. Ki bundan da zevk alıyor. Ancak bu zevki masum birine karşı kullanmıyor. Bu zevki t*, tac*zci veya katillere yönlerdirerek yaşıyor. Ayrıca bence iyi bir insan her şeye evet diyen veya yardımcı olan insan değildir. Bence iyi insan doğruya doğru diyen çok tehlikeli bir insandır.
 
İçindeki karanlığı kabul etmek, insan olmanın en önemli yanlarından biridir. Hepimiz, bazen en derinimizde öfke, nefret ya da kötü düşünceler barındırırız ve bunları inkar etmek sadece kendimize yalan söylemektir. Ancak bu duyguların farkında olmak, onları kontrol edebilmek ve doğru yerlere yönlendirmek bizi güçlü kılar. Karanlığını tamamen serbest bırakmak kaosa yol açar, ama onu disiplin altında tutmak, zorluklarla yüzleşmek ve adaleti savunmak için kullanmak mümkündür. Tıpkı Punisher’ın kendi öfkesini belirli bir amaca yönlendirmesi gibi, biz de karanlık yanlarımızı adalet, dürüstlük ve güç kazanmak için kullanabiliriz. Önemli olan, bu karanlığı nerede ve nasıl kullanacağımızı bilmek ve kendi içimizde dengeyi sağlamaktır. Gerçek güç, öfkeye teslim olmakta değil, onu bilinçli bir şekilde yönlendirmekte yatar.
 
Ben de ufak bir şey söylemek isterim. Kötü ve kötülük aynı şeyler değildir. Herkes kötülük yapabilir fakat herkes kötü olamaz. Punisher toplum içinde kötüdür ama hakkı olan intikamı alan bir adam neden kötü olsun ki? Punisher kötülük görüp de kötülüğe kötülükle cevap veren ve aynı zamanda dediğiniz gibi masuma saldırmayan biridir yani kötü değildir. Fakat iyi midir o da meçhuldür.
 
Aslında toplumsal sistemler insanlara "zarar" verir yani sizin "hiçbir şeyin yok, neden sorun yapıyorsun" dediğin insanda çok cidid sorun vardır. Bu direkt kendine zarar verilmesi anlamına gelmez insan farklı bir canlı ve "eşitsizliği" net şekilde algılar ve eşitsizlik bir insana yapılan çok ciddi "kötülüktür" ve bir insan toplum içerisinde "görece" başka insana göre "kötü" yaşama mahkum edildiyse terörist bir oluşuma katılabilir.
Yani direkt kendine bir zarar olmasa bile bir insan bradd pitt yerine Hakkari'nin köyünde kötü yaşama mahkum edildiyse bu "öfkeyi" doğurur çünkü brad pitt gibi yaşayan insanlar olduğunu algılar.
Psikiyatri bunu bilir ve bu tür insanların ya uyuşturucu kullanmasını ister, ya da kendi uyuşturur. (zira toplum için tehlikeli insanlardır)
Fakat büyük resme baktığında toplumsal sistemler "kötüyü" kendi yaratır. Yani "mutlak adalet" dediğinde o kişinin mutlaka birilerine zarar vermesi ve öldürmesi gerekmekte.
Peki çözüm ne? Çözüm her alanda insanlara eşitlik ve her şeyi özgürce yapabilme olanağı vermek. (ama bu mümkün değil)
O zaman şu noktaya geliyorsun; insan denilen canlı tanrı olmuş (bunu istemiş) ama tanrı olacak kapasitesi ve gücü yok, ve bu derece doğru, eşitlikçi ve dürüst olmak istemiyor...
Sorun insanın tanrı olacak özelliklere sahip olmamasına karşın "tanrı" olmasıdır. Büyük akıl, toplumsal sistemler tanrıdır.
Ve gerçek şu dur ki; hiç ama hiçbir insan başka bir insanı "tanrı" olarak göremez. Devlet, hukuk, hiçbir şey "tanrı" olamaz zira onu yaratan insandır ve mutlak tek bilinen şey insan asla "tanrı" olamaz. Bütün kaos buradar çıkar...
Hı zaten kendine devletin, hukukun, toplumsal sistemin veya başka insanların bilerek ya da bilmeyerek direkt zarar verdiği insanlar! Onlar evreni yok etse yine haklılar.
 
Ben de ufak bir şey söylemek isterim. Kötü ve kötülük aynı şeyler değildir. Herkes kötülük yapabilir fakat herkes kötü olamaz. Punisher toplum içinde kötüdür ama hakkı olan intikamı alan bir adam neden kötü olsun ki? Punisher kötülük görüp de kötülüğe kötülükle cevap veren ve aynı zamanda dediğiniz gibi masuma saldırmayan biridir yani kötü değildir. Fakat iyi midir o da meçhuldür.

İyi veya kötü olmaktan ziyade önemli olan dengeyi sağlamaktadır.

O zaman bu tarz düşünen insanlara şunu söyleyeyim; hiç kötü bir şey düşünmediniz mi? Mesela hiç sevmediğiniz birinin ölmesini istemediniz? Kendi çıkarınız uğruna herhangi bir insanı üzmediniz mi? Elbette çoğumuz bunu yapmışızdır. Öyle değil mi? Eğer yaptıysak kendi gölgemizi neden inkar ediyoruz? Sırf semavi bir şeye bağlamak için kendimizi neden iyileştirirmiş gibi yapmaya çalışıyoruz? Çünkü; "Bu-bu düşünce bana ait olamaz." diyoruz. Ki hem haklısınız hem de haklı değilsiniz. İnsan kendi içinde adlandıramadığı bir öfke taşır. Bu öfke kaçınılmazdır. Eğer bu öfkeye yenilirseniz fevkalade bir katile veya hırsıza dönüşebilirsiniz. Ancak öfkeye yenilmemek için onu zapt ederseniz aptallaşırsınız. Bu iki durumuda hiçbirimiz istemeyiz öyle değil mi? Eğer istemiyorsak gölgemizi kontrol etmeliyiz. Mesela gölgemiz insan ilişkilerinde kötü olabilir ancak birebir bir düelloda işlev kazanabilir. Mesela bir asker teröristi öldürdüğünde hiçbir şey olmamış gibi evine dönebiliyor öyle değil mi? Eğer öyleyse bizde kendimizi belirli alanlarda zapt ederken belirli alanlarda etmeyebiliriz.
Aslında toplumsal sistemler insanlara "zarar" verir yani sizin "hiçbir şeyin yok, neden sorun yapıyorsun" dediğin insanda çok cidid sorun vardır. Bu direkt kendine zarar verilmesi anlamına gelmez insan farklı bir canlı ve "eşitsizliği" net şekilde algılar ve eşitsizlik bir insana yapılan çok ciddi "kötülüktür" ve bir insan toplum içerisinde "görece" başka insana göre "kötü" yaşama mahkum edildiyse terörist bir oluşuma katılabilir.
Yani direkt kendine bir zarar olmasa bile bir insan bradd pitt yerine Hakkari'nin köyünde kötü yaşama mahkum edildiyse bu "öfkeyi" doğurur çünkü brad pitt gibi yaşayan insanlar olduğunu algılar.
Psikiyatri bunu bilir ve bu tür insanların ya uyuşturucu kullanmasını ister, ya da kendi uyuşturur. (zira toplum için tehlikeli insanlardır)
Fakat büyük resme baktığında toplumsal sistemler "kötüyü" kendi yaratır. Yani "mutlak adalet" dediğinde o kişinin mutlaka birilerine zarar vermesi ve öldürmesi gerekmekte.
Peki çözüm ne? Çözüm her alanda insanlara eşitlik ve her şeyi özgürce yapabilme olanağı vermek. (ama bu mümkün değil)
O zaman şu noktaya geliyorsun; insan denilen canlı tanrı olmuş (bunu istemiş) ama tanrı olacak kapasitesi ve gücü yok, ve bu derece doğru, eşitlikçi ve dürüst olmak istemiyor...
Sorun insanın tanrı olacak özelliklere sahip olmamasına karşın "tanrı" olmasıdır. Büyük akıl, toplumsal sistemler tanrıdır.
Ve gerçek şu dur ki; hiç ama hiçbir insan başka bir insanı "tanrı" olarak göremez. Devlet, hukuk, hiçbir şey "tanrı" olamaz zira onu yaratan insandır ve mutlak tek bilinen şey insan asla "tanrı" olamaz. Bütün kaos buradar çıkar...
Hı zaten kendine devletin, hukukun, toplumsal sistemin veya başka insanların bilerek ya da bilmeyerek direkt zarar verdiği insanlar! Onlar evreni yok etse yine haklılar.
Yazıda öyle bir cümle geçmiyor ancak anlatmaya çalıştığını anladım.
 
Son düzenleme:
Öfke herkeste vardır, kimsinde az kimisinde çok.
İyi yada kötü insan/davranış nitelendirmesine sebep olan şey o duyguyu neye yönlendirdiğimiz, nelerin bizi öfkelendirdiği.

Atom enerjisi içimizde var. Ondan bomba mı yaparız yoksa enerji santrali mi bize ve/veya yetiştirilme şekline bağlı.
 
Öfke salamadıklarımızdır. Kabul etmeyen silicidir.
O raddeye de kimse görmeden, duymadan, öğrenmeden gelemiyor. Dilsiz neden dilsiz dilinde sorun olduğu için mi hayır duyamadığı için değil mi birazda. Şiddet de iyilik de sözler de davranışlarda hep maruz kalmakla alakalıdır. Çok uzun bir konu...