Kiyasladigin kesimlerin hicbiri benzer bir durumda degil. Almanya'ya giden Turkler orayi kalkindirmaya gitti buna ragmen yillardan beri orada ugradiklari irkciligin haddi hesabi yok. Ikinci sinif vatandassin orada fazlasi degil. Bu durumla kurtlerin icerisinde oldugu durum ayni degil. Isvicre ile olan durumu girmiyorum bile. Orada resmi dil olarak kabul edilen dillerin hepsinin kendine ait bir ulkesi var. Kaldi ki Avrupa bir birliktir. Isvicre'de de hicbir Fransiz bu bolgeler bizim topragimiz hulooo diye cigirtkanlik yapmiyor. Yani bu iki durumun birbirinden tamamen farkli seyler oldugunu ya kavrayamayacak kafadasin ya da isine gelmiyor. Kimsenin kimseye asimilasyon uyguladigi falan yok. Ben bir Cerkez olarak kendi koyumde, kendi adetlerimi uygulamaya devam edebiliyorum. Hemen hemen her sehirde de Cerkez dernegim var, orada kendi kulturume ait danslarimi da yapiyorum yemeklerimi de yiyorum. Istersem dilini de ogrenirim ama kimse gidip bu dilin devlet organlarinda resmiyete dokulmesini istemediginden ve hicbir Cerkez eline silah alip daga cikmadigindan terorist muamelesi gormuyorum sevgili dostum. Turkiye Cumhuriyeti'nde yasiyorsan Turkce konusacaksin, Turkiye Cumhuriyeti Milli Egitim Bakanligi'na ait okullarda egitim goruyorsan Turkce egitim goreceksin bu kadar basit. Bunlarin hak talep etmeye vs. ilgisi yok kaldi ki devlete tepki gosterirsen kafana mermi yersin diye bir sey demedim. Bahsetmeye calistigin seyler esasen her seyin normal, adaletli, insanlarin ahlak ve egitim seviyesinin yuksek oldugu, tamamen nezih bir ortam icin gecerli ve maalesef ulkenin icerisinde bulundugu iklim ve kurtler bu sartlarin pek cogunu karsilamiyor.
Dostum, önceki mesajlarında olduğu gibi, yine aslında var olmayan bir eşitlik ortamını savunarak çok temel bir noktayı gözden kaçırıyorsun: Devletin herkese eşit davrandığına inanıyorsun ama bu "eşitlik" tanımın sadece sana benzeyen, senin gibi konuşan, senin gibi düşünen insanlar için geçerli. Yani “Türk gibi yaşarsan eşitsin” diyorsun.
Peki bu durumda “eşit vatandaşlık” dediğimiz şey ne oluyor? Sadece çoğunluğun normuna uyanların hak sahibi olduğu, diğerlerinin “misafir” gibi yaşadığı bir ülke mi? Bu fikri savunuyorsan zaten demokrasiye ve eşitliğe inanmıyorsun demektir.
İsviçre örneğini çarpıtman da bunun göstergesi. Orada Fransız, İtalyan, Alman dilleri resmi olarak kabul ediliyor çünkü oradaki devlet halkına “önce tek dil konuş, sonra konuşuruz” demiyor. Hiçbir Fransız “ben devlet istiyorum” demediği için değil, çünkü orada devlet halkına güveniyor. Bizde ise bırak resmi dili, insanlar kendi ana dillerinde tiyatro yaptığında bile “propaganda” muamelesi görüyor.
Bir Çerkes olarak kendi derneklerinde dans edebilmen, dil öğrenebilmen güzel; ama sen bu hakları kullanırken hiç kimse seni “bölücü” ilan etmiyor. Aynı şeyi Kürtler yapınca “devlet içinde devlet kurmak”la suçlanıyorlar. Neden? Çünkü bu ülkede bazı kimliklerin kültürü makbul, bazılarınınki potansiyel tehdit.
“Benim kültürüm tehdit değil, çünkü ben devletin çizdiği sınırın dışına çıkmıyorum” diyorsun. Ama işte bu seni özgür bir birey değil, sadece belli sınırlar içinde hareket eden bir vatandaş yapar. Sana verilen “hak” değil, “izin”.
Ayrıca devletin dil politikalarını savunurken Avrupa'daki ırkçılığı örnek göstermen de ilginç. Yani orada yanlış yapılıyor diye burada da mı yanlış yapılmalı? Avrupa’da ırkçılık varsa bu, bizde anadilin yasaklanmasını meşru mu kılar? O zaman Amerika'daki polis şiddetini örnek alıp burada da “hak arayan dövülür” mü diyelim?
Asıl ironik olan ise, bölücülükle suçladığın insanlar çoğu zaman birlikte yaşamak isteyen, eşitlik isteyen insanlar. Sen ise “bu ülkede tek dil, tek kültür, tek kimlik olur” diyerek zaten farklı olan herkesi dışlıyorsun. Hangi söylem daha fazla ayrıştırıcı sence?
Son olarak, şunu samimiyetle söylemek isterim: “Asimilasyon falan yok” dediğin yer tam da senin çoktan asimile olduğunu gösteriyor. Çünkü bir insan kendi dilinin, kültürünün devlet katında yer bulmasına gerek olmadığını savunuyorsa, bu bir tercihten değil, o dili ve kimliği bastıran düzenin içine sindirilmesindendir. Yani sen farkında bile olmadan “asimilasyonun başarı hikayesi” olmuşsun. Kendi varlığını sadece devletin izin verdiği çerçevede tanıyorsun. Ve bunu içselleştirmiş olman, başkalarının farklı taleplerini “sorun” görmene neden oluyor.