seeraddar
Yetkin
- Katılım
- 25 Temmuz 2024
- Mesajlar
- 3.298
- Çözümler
- 11
- Beğeniler
- 3.258
BBC'ye göre Japonya'da belediyelerin istatistiklerine göre iki bölgede 1300 kadar Kürt yaşıyor, kaçaklarla birlikte bu sayı 2000 civarıymış. Büyük çoğunluğu kaçak ve sürü gibi yaşıyorlar. Aynı bölge, aynı yer, aynı kan bağı… belirli bir yerde toplanıyorlar ve adapte olma yeteneklerinden tamamen yoksunlar. Halk arasında şalvar gibi kendi geleneklerine uygun kıyafetler giyiyor, parklarda toplanıp halay çekiyorlar. Yani gittikleri topluma değil, toplumun onlara uyum sağlamasını bekliyorlar. Özellikle bu kıyafetleri ve dans oyunlarını nevruz gibi, kendi bayramları olarak gördükleri zamanlarda yapıyorlar.
Buraya giden insanların çoğu vasıfsız. Genel olarak iki meslek grubunda çalışıyorlarmış: İnşaat ve yemek. İnşaata neden girdiklerini belirtmeme gerek yok ama yemekte genellikle kendi bölgelerinde açtıkları lokantalarda, kendi yemeklerini yapıyorlar. Bu bence bir sorun değil.
Baştaki gibi, topluma uyum sağlamıyorlar; toplum onlara uysun, biz istediğimizi yaparız kafasındalar. Japon'lar Kürtlere “karihōmen” diyor. “karihōmen” statüsüzlük demek. Köküne inersek, “denetimli serbestlik” anlamına geliyor. Yani sanki bir suç işlemişsiniz ve denetimli serbestliğe tabii tutulmuşsunuz. Çalışma hakkınız yok, eğitim hakkınız son derece kısıtlı, sağlığa erişemiyor, bankada hesap açamıyor, ev kiralayamıyor, hatta üzerinize cep telefonu hattı bile alamıyorsunuz. Çünkü sistem sizi yok hükmünde sayıyor. Normalde Japonya'da karihōmenlik aslında suçlulara uygulanır.
2015 yılında, Japonya'da Türk genel seçimleri için erken oylama sırasında Tokyo'daki Türk büyükelçiliği önünde Kürt'ler ve Türkler arasında bir çatışma yaşandı. Japon ve Kürt kaynakları, çatışmanın, büyükelçilikte bir Kürt partisi bayrağı gösterildikten sonra türklerin kürtlere saldırmasıyla başladığını iddia etti. Aralık 2008'de Türk hükümeti, Japonya'daki iki örgütün -Japonya Kürt kültür derneği ve kürdistan kızıl ayı- ile Japonya Kürt kültür derneği genel sekreteri Wakkas Çorak'ın da aralarında bulunduğu altı liderin varlıklarını, PKK'ya verdikleri destek nedeniyle dondurdu. Kürtlerin orada bile Türk büyükelçiliği önünde PKK bayrağı açmaları sonucunda bu partilere verilen destek durduruldu —ki zaten hiç olmamalıydı. Partinin adı “kürdistan”.
Bu olaylardan sonra günümüzde olan Kürt sorunu hakkında Japon hükümeti hiçbir şey yapmamakta. Neden yapmıyor? Çünkü eğer Kürt'ler için olumlu bir yasa ya da herhangi bir iyi şey yaparlarsa, Türkiye ile olan ilişkilerin kötüleşmesinden korkuyorlar. Bunu fark eden Japon'lar ise bunlara daha fazla ırkçılık uygulamaya başladı. Çünkü her yerde “kürdistan”, “kürt” diye bahsederken, en ufak bir sorunla karşılaştıklarında “ben Türk vatandaşıyım” diyorlar. Devletin bile bu insanlara yardım etmemesi -ki bence çok doğru yapıyor Türk hükümeti- Japonların da bunları istememesine ve ırkçılık uygulamasına neden oluyor. Çünkü kendi devletleri bile bunları korumazken Japonya'da ne gibi bir hakları olabilir ki?
Ki Japonya'daki Kürtlerin “ben Kürt'üm” diye tanımlanmasına karşıyım. Bunlar apaçık terörist. Japonya kültür derneği tarafından organize edilen Kürt festivali (nevruz), PKK'ya bağlı bayraklar ve Türk askerlerinin katliamını anlatan PKK marşları eşliğinde yapılıyor. Bu nedenle parkın etkinlikler için kullanılmasına yerel halk karşı çıkıyor. Yani bu durumdan sadece Türkler değil, Japon'lar da rahatsız. Çünkü buradaki insanlar katliamı savunan insanlar. Terörist. Evinizin karşısında biri katliamı, biri teröristliği savunuyorsa, eminim o parkta etkinlik düzenlenmesini siz de istemezsiniz.
Aynı şekilde Japonya'daki bu partilerin tamamında, her odada Türk karşıtı terör örgütü üyelerinin fotoğrafları bulunmaktadır.
Kürtlerin sergilediği tutum, yaptıkları hareketler ve X gibi sosyal medya uygulamalarında Türklerin Kürt'ler hakkında bilgi vermesi ve bu bilgilerin ırkçılık düzeyine varması sebebiyle Japon'lar artık Kürtleri terörist olarak görmeye başladı.
Buraya giden insanların çoğu vasıfsız. Genel olarak iki meslek grubunda çalışıyorlarmış: İnşaat ve yemek. İnşaata neden girdiklerini belirtmeme gerek yok ama yemekte genellikle kendi bölgelerinde açtıkları lokantalarda, kendi yemeklerini yapıyorlar. Bu bence bir sorun değil.
Baştaki gibi, topluma uyum sağlamıyorlar; toplum onlara uysun, biz istediğimizi yaparız kafasındalar. Japon'lar Kürtlere “karihōmen” diyor. “karihōmen” statüsüzlük demek. Köküne inersek, “denetimli serbestlik” anlamına geliyor. Yani sanki bir suç işlemişsiniz ve denetimli serbestliğe tabii tutulmuşsunuz. Çalışma hakkınız yok, eğitim hakkınız son derece kısıtlı, sağlığa erişemiyor, bankada hesap açamıyor, ev kiralayamıyor, hatta üzerinize cep telefonu hattı bile alamıyorsunuz. Çünkü sistem sizi yok hükmünde sayıyor. Normalde Japonya'da karihōmenlik aslında suçlulara uygulanır.
2015 yılında, Japonya'da Türk genel seçimleri için erken oylama sırasında Tokyo'daki Türk büyükelçiliği önünde Kürt'ler ve Türkler arasında bir çatışma yaşandı. Japon ve Kürt kaynakları, çatışmanın, büyükelçilikte bir Kürt partisi bayrağı gösterildikten sonra türklerin kürtlere saldırmasıyla başladığını iddia etti. Aralık 2008'de Türk hükümeti, Japonya'daki iki örgütün -Japonya Kürt kültür derneği ve kürdistan kızıl ayı- ile Japonya Kürt kültür derneği genel sekreteri Wakkas Çorak'ın da aralarında bulunduğu altı liderin varlıklarını, PKK'ya verdikleri destek nedeniyle dondurdu. Kürtlerin orada bile Türk büyükelçiliği önünde PKK bayrağı açmaları sonucunda bu partilere verilen destek durduruldu —ki zaten hiç olmamalıydı. Partinin adı “kürdistan”.
Bu olaylardan sonra günümüzde olan Kürt sorunu hakkında Japon hükümeti hiçbir şey yapmamakta. Neden yapmıyor? Çünkü eğer Kürt'ler için olumlu bir yasa ya da herhangi bir iyi şey yaparlarsa, Türkiye ile olan ilişkilerin kötüleşmesinden korkuyorlar. Bunu fark eden Japon'lar ise bunlara daha fazla ırkçılık uygulamaya başladı. Çünkü her yerde “kürdistan”, “kürt” diye bahsederken, en ufak bir sorunla karşılaştıklarında “ben Türk vatandaşıyım” diyorlar. Devletin bile bu insanlara yardım etmemesi -ki bence çok doğru yapıyor Türk hükümeti- Japonların da bunları istememesine ve ırkçılık uygulamasına neden oluyor. Çünkü kendi devletleri bile bunları korumazken Japonya'da ne gibi bir hakları olabilir ki?
Ki Japonya'daki Kürtlerin “ben Kürt'üm” diye tanımlanmasına karşıyım. Bunlar apaçık terörist. Japonya kültür derneği tarafından organize edilen Kürt festivali (nevruz), PKK'ya bağlı bayraklar ve Türk askerlerinin katliamını anlatan PKK marşları eşliğinde yapılıyor. Bu nedenle parkın etkinlikler için kullanılmasına yerel halk karşı çıkıyor. Yani bu durumdan sadece Türkler değil, Japon'lar da rahatsız. Çünkü buradaki insanlar katliamı savunan insanlar. Terörist. Evinizin karşısında biri katliamı, biri teröristliği savunuyorsa, eminim o parkta etkinlik düzenlenmesini siz de istemezsiniz.
Aynı şekilde Japonya'daki bu partilerin tamamında, her odada Türk karşıtı terör örgütü üyelerinin fotoğrafları bulunmaktadır.
Kürtlerin sergilediği tutum, yaptıkları hareketler ve X gibi sosyal medya uygulamalarında Türklerin Kürt'ler hakkında bilgi vermesi ve bu bilgilerin ırkçılık düzeyine varması sebebiyle Japon'lar artık Kürtleri terörist olarak görmeye başladı.