Katılım
21 Aralık 2023
Mesajlar
5.515
Makaleler
4
Çözümler
53
Beğeniler
15.274
Merhaba. Evet, klasik açılışı yapmadım ama neyse. Öncelikle bu konuyu biraz içimi dökmek amacıyla açıyorum yani forumu bıraktığım falan söylenemez. Neyse, konuya döneyim.

Son zamanlarda psikolojik açıdan epey karışık dönemlerdeyim. Kimi zaman normal, kimi zamansa depresif bir hal alıyorum. Yüksek ihtimalle bu durumun sebebi ergenlik ama benim başka sıkıntılarım da var. Mesela yalnızım. Okulda konuştuğum 1-2 kişi dışında iletişimimin olduğu pek de insan yok. Dışarıdayken beni ailem haricinde kimseyle birlikte göremeyebilirsiniz. Bu ve bunun gibi durumlar maalesef son zamanlarda beni epey etkiledi diyebilirim. İstanbul'un göbeğinde oturuyorum, en nezih semtte bile çevrem olduğu gram söylenemez. İstanbul artık insanı ciddi anlamda bunaltıyor. Kalabalık, trafik derken insan kafayı yer yani burada.

Hatta şunu itiraf edeyim, bu gibi sorunlar yüzünden kendi kendime konuşuyorum ve bu durum, bir noktadan sonra alışkanlık haline geldi. Kendi kendime konuşmamın bana göre en büyük sebebi, söylemek istediğim ve konuşmak istediğim şeyleri başka birilerine anlatamamamdan kaynaklanıyor. "E annen var, baban var, onlarla konuş." diyebilirsiniz ama durum öyle değil. Benim yaş grubumdan arkadaşlarımın sayısı bir elin parmağını bile geçmez, bunu çokça kez söylemişimdir. Bu da benim forumlara (özellikle Techolay'a) daha çok yönelmeme neden oldu. Okuldaki arkadaşlarımdan görmediğim saygıyı burada gördüğümü söyleyebilirim. O nedenle bir taraftan size teşekkür borçluyum. Buradayken çoğu zaman içimdeki o yalnızlık duygusunu bastırdım ve bastırıyorum da. O açıdan Techolay'a bir bağlılık hissediyorum diyebilirim. Burada ben kendimi de gördüm aslında. Yani Techolay'a katılmadan önce de yalnız olduğumdan hep kendimde hata veya suç arardım "Neden bu kadar yalnızım?" diye. Şimdi ise öyle bir şey aramıyorum.

Kısacası her ne kadar arkadaş canlısı olsam bile psikolojik açıdan acı çektiğimi söyleyebilirim. İş elbette psikiyatrilik bir iş haline geldi hatta bir ara psikiyatriye gidip ilaç almayı düşünüyorum ama dediğim gibi, akşam akşam içimi dökmek istedim. Konuyu duygu sömürüsü için açmıyorum bu arada, yanlış anlamayın. Bu tarz sorunları gidip başkalarına yansıtmam normalde ama şu an böyle bir şey yapma gereği duydum. Demek istediklerim bunlar kısaca.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Türkiye'nin genel problemi yalnızlık ve psikolojik sorunlar. En azından bu konularda "yalnız" değilsin yani. :D

Eskiden çocuklar sokaklara çıkıp oyun oynarlardı ama şimdi 0-10 yaş aralığında olup hayatında hiç sokağa çıkmamış insanlar var.
Bu da senin gibi aklı dengesi yerinde olan insanları da etkileyip asosyal durumuna düşürüyor maalesef.

Sanal dünya geliştikçe sosyokültürel yapı bozuluyor doğal olarak. Özellikle, Türkiye gibi sivil katılım açısından sorunlu ülkelerde.
Tabii ki sanal dünya ile bir yere kadar idare edebilirsin ancak her zaman göz ardı edemezsin.

Çözüm: Hobi edinmek ve ardından o hobiyle ilgilenen insanların katıldığı buluşma noktalarına; kulüpler, kurslar vb. yerlere gidip o mekanlardaki yapacağın sohbetler, yaşadığın sıkıntıyı giderebilir.
 
Son düzenleme:
Kendi kendime konuşmamın bana göre en büyük sebebi, söylemek istediğim ve konuşmak istediğim şeyleri başka birilerine anlatamamamdan kaynaklanıyor. "E annen var, baban var, onlarla konuş." diyebilirsiniz ama durum öyle değil. Benim yaş grubumdan arkadaşlarımın sayısı bir elin parmağını bile geçmez, bunu çokça kez söylemişimdir.

Kendi kendine konuşmak iyidir hocam. Eğer anormal olarak görüyorsanız tam aksine normal bir durumdur. En iyi günlerinizde bile kendi kendinize konuşursunuz. Çünkü kendinizi en iyi siz tanırsınız ve çok iyi anlaşırsınız. Mesela birisine aşık olurken, iş görüşmesinde vs. içinizden farkında olmadan kendi kendinize konuşursunuz, en azından ben kendi adıma söyleyeyim.

Ayrıca kimse içini kolay kolay dökemiyor. Bir tanıdığımın en iyi arkadaşı intihar etti. Ne derdi olduğunu ve ona anlatmadığı için hiçbir şeyin farkında değildi. Halbuki "nasılsın, iyi misin?" gibi arkadaşına sürekli sorular sorardı. Demek istediğim gidin içinizi dökünüz. Bu eziklik göstergesi veya utanılacak bir şey değildir.

Ben kendim dışarıya çıkıp parka giderim ve bankta oturan bir amcaya rica edip yanına otururum. Oturduktan sonra derdimi anlatırdım. Amcam bir güzel dinlerdi ve o da derdini anlatmaya başlardı, yakın zamanda daha yeni yaşadım. Yeter ki derdinizi anlatın ve bu yükü üstünüzden atınız, hayat bir şekilde devam ediyor.
 
Çözüm: Hobi edinmek ve ardından o hobiyle ilgilenen insanların katıldığı buluşma noktalarına; kulüpler, kurslar vb. yerlere gidip o mekanlardaki yapacağın sohbetler, yaşadığın sıkıntıyı giderebilir.
Doğrudur. Bir aralar resim kursuna gidiyordum. Gittiğim resim kursundaki insanlarla bir samimiyetim vardı. Ama sonra bir sebepten kurs tamamen kapatıldı. E haliyle başka bir kursa kaydoldum ama oraya da pek alışamadım. Zaten bir süredir çıkan aksaklıklardan doğru düzgün kurs yapılmadı. Önceki kursun havası bana biraz daha iyi geliyordu açıkçası.
 
Hayat hobisiz, uğraşsız geçmiyor, geçmez. İmkanı yok.

En kısa zamanda ilgi alanınızı belirleyip maddi imkanlarınız el verirse bir hobiye sarılmanızı öneririm ben. En azından içinizi rahatlatırsınız, özellikle kuş gözlemi doğaya yaklaşmanın en kolay yollarından birisi ve ufak da olsa ilginiz varsa keyif veriyor. Bakarsınız ileride kulüplere katılıp uğraştığınız hobiyle ilgilenen yeni insanlarla tanışırsınız.

Hiç ilgi duyduğunuz bir alan yok mu? Ne bileyim astronomi olur, kuş gözlemi olur, türlü türlü hobiler var.

Ben de uzun zaman önce benzer ruh hali içindeydim, bir tanıdığım vasıtasıyla optik aletlerle tanıştım ve bir süredir amatör olarak kuş gözlemi ve astronomiyle ilgileniyorum. Yaylalara gidiyorum, orada ekipmanımı kurup gözlem yapıyorum, yine astronomik gözlemler için geceleri dışarıda oluyorum, atıştırmalığımı falan alıp göğü seyrediyorum, dürbünümle gözlem yapıyorum. Tabii işin astronomi kısmı biraz zor, ışık kirliliğinden kaçmak gerek, düzgün ekipman almak gerek, havanın açık olmasını beklemek gerek, gerek de gerek ama işin sonunda keyif veriyor, en azından bunu söyleyebilirim.

Pek tabii şu an söylediklerim epey yüzeysel, herkesin ilgi alanları farklı. Dediğim gibi ne yapacağınızı düşünün, ondan sonra karar verirsiniz.
 
Kendi kendine konuşmak iyidir hocam. Eğer anormal olarak görüyorsanız tam aksine normal bir durumdur. En iyi günlerinizde bile kendi kendinize konuşursunuz. Çünkü kendinizi en iyi siz tanırsınız ve çok iyi anlaşırsınız. Mesela birisine aşık olurken, iş görüşmesinde vs. içinizden farkında olmadan kendi kendinize konuşursunuz, en azından ben kendi adıma söyleyeyim.

Ayrıca kimse içini kolay kolay dökemiyor. Bir tanıdığımın en iyi arkadaşı intihar etti. Ne derdi olduğunu ve ona anlatmadığı için hiçbir şeyin farkında değildi. Halbuki "nasılsın, iyi misin?" gibi arkadaşına sürekli sorular sorardı. Demek istediğim gidin içinizi dökünüz. Bu eziklik göstergesi veya utanılacak bir şey değildir.

Ben kendim dışarıya çıkıp parka giderim ve bankta oturan bir amcaya rica edip yanına otururum. Oturduktan sonra derdimi anlatırdım. Amcam bir güzel dinlerdi ve o da derdini anlatmaya başlardı, yakın zamanda daha yeni yaşadım. Yeter ki derdinizi anlatın ve bu yükü üstünüzden atınız, hayat bir şekilde devam ediyor.
Öncelikle başın sağ olsun. Aslında bu kendi kendine konuşma durumunu birçok insan “Delilik” olarak nitelendirir ama nedense benim kafamda öyle bir şey yok. Tek başıma olduğumda aklımdan geçenleri dışa vuruyorum ya da içimden içimden konuşuyorum.
Hayat hobisiz, uğraşsız geçmiyor, geçmez. İmkanı yok.

En kısa zamanda ilgi alanınızı belirleyip maddi imkanlarınız el verirse bir hobiye sarılmanızı öneririm ben. En azından içinizi rahatlatırsınız, özellikle kuş gözlemi doğaya yaklaşmanın en kolay yollarından birisi ve ufak da olsa ilginiz varsa keyif veriyor. Bakarsınız ileride kulüplere katılıp uğraştığınız hobiyle ilgilenen yeni insanlarla tanışırsınız.

Hiç ilgi duyduğunuz bir alan yok mu? Ne bileyim astronomi olur, kuş gözlemi olur, türlü türlü hobiler var.

Ben de uzun zaman önce benzer ruh hali içindeydim, bir tanıdığım vasıtasıyla optik aletlerle tanıştım ve bir süredir amatör olarak kuş gözlemi ve astronomiyle ilgileniyorum. Yaylalara gidiyorum, orada ekipmanımı kurup gözlem yapıyorum, yine astronomik gözlemler için geceleri dışarıda oluyorum, atıştırmalığımı falan alıp göğü seyrediyorum, dürbünümle gözlem yapıyorum. Tabii işin astronomi kısmı biraz zor, ışık kirliliğinden kaçmak gerek, düzgün ekipman almak gerek, havanın açık olmasını beklemek gerek, gerek de gerek ama işin sonunda keyif veriyor, en azından bunu söyleyebilirim.

Pek tabii şu an söylediklerim epey yüzeysel, herkesin ilgi alanları farklı. Dediğim gibi ne yapacağınızı düşünün, ondan sonra karar verirsiniz.
Öyle ya. İnsan şu hayatta uğraş ister zaten. Ben genelde resim konusuna yönelik birisiyim. Özellikle karakalem. Zaten kursa gitmeye başlayınca sardı bu resim işleri. Gidiyorum, aklımda olan resimleri bir deftere çiziyorum. En azından hobi niyetine yapıyorum bunu ve kişisel bir tatmin elde etmiş oluyorum.
 
Etkinlik, bisiklet/fotoğraf/resim vb. kulüp ya da başka şeylerle aşmaya çalış bunu. Yapması zor biliyorum, bende denedim fakat başaramadım. Ergenlik döneminde olduğunu söylediğin için biraz yaş farkımız olduğunu düşünerek söylüyorum bir şekilde aş çünkü ilerisi hiç güzel değil.
 
Benzer şeyleri yaşıyoruz.

Ben bütün bu sebepleri, ekonomik koşullara bağlıyorum. Param varsa öz güvenli oluyorum ve dilediğim insanla kasmadan konuşabiliyorum. Para konusunda darboğazdaysam, bunalıyorum ve depresif bir hal takınıyorum. Kimseyle konuşmak istemiyorum, en ufak detaylar bile gözüme batıyor.

Yıllardır bu durumdayım. Eli yüzü düzgün, vücuduna bakan ve beğenilen birisi olarak hayatıma giren kızların sayısı bir elin parmağını geçmez; arkadaş diyebileceğim insan sayısı ise ondan da az.

Ama inanıyorum ki bir gün her şey çok güzel olacak. Tesadüfen hayatıma çok güzel insanlar girecek. Tesadüfen çok güzel bağlar kuracağım. Sadece sabırla o güzel zamanları bekliyorum.
 
Forumlara çok bağlamayın derim. Yani ufak bir "rahatlık" verecektir psikolojik olarak ama hiçbir zaman kalıcı çözüm değil, biz sadece üç-beş satırlık kodlardan ibaretiz. Yarın bir gün buralarda yokuz yani. Bunların farkında olduğunuzu biliyorum, az çok bilinçli bir insansınız, hatırlatmak istedim sadece.

Yukarıda güzel örnekler gelmis. Ben işin farklı bir noktasına değineyim:

Özellikle içinize attığınız, bir şekilde ertelediğniz, yapmak için motivasyon bulamadığınız en ufak şeyler için mümkün olan en kısa zamanda reaksiyon alın. Hayat, zaman çok kısa ve bu kısa zamanda bir sürü fırsatınız oluyor, lakin dediğim gibi, zaman çok kısa olduğu için daha reaksiyon alamadan elinizin altından kayıp gidecek şeyler olacak. Onları kaçırmayın. "Ya ama şuradan bozulur, şöyle canımız sıkılır, böyle üzülürüz" vs. hiçbir bahane "reaksiyon almaktan" daha rasyonel değil. Hiçbir şey yapmadığınız için üzülecek olmanız, yaptıktan sonra üzülmenizden emin olun %99 daha kötü. O yüzden özetle -sanırım sizden yaşça büyüğüm, okula gidiyorsunuz zira- bir abi/abla tavsiyesi; mühim meseleleri ertelemeyin, kendinize motivasyonlar yaratın, o meselenin yorucu defterini kapatın ve tertemiz, bembeyaz bir sayfa açın. Kapanmamış o defterler ileride canınızı sıkacaktır.