Selamlar! Bu iğrenç şarkıya Lacancı psikanalitik bir lensle bakmak aklıma geldi. Geçen bu şarkıyla ilişkili bir şaka konusu açılmıştı. O şaka konusunda bir iki söz gördüm ve bu sözler bende bu konunun fikrini uyandırdı.

Kısaca birkaç şeyden bahsedeyim:
  • Lacan Fransız psikanalist ve psikiyatr.
  • Freudyen psikanalizi dilbilim ile yeniden yorumlamış ve kendi, özgün -cidden özgün- kuramını geliştirmiştir.
  • "Bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır." diyerek bilinçdışının rastgele kurallara, bastırılmış enerjilere, libidoya indirgenmesine karşı çıkmıştır ve aslında bilinçdışının kendine göre kuralları olan yapısı olan bir sistem olduğunu öne sürmüştür.
  • Bu ne demek: insanların dil kullanımına bakarak aslında onlar hakkında bilgi sahibi olabiliriz demek. Tabii eğer okumayı biliyorsak.
Daha öncesinden AI ile Lacan'ı öğreniyordum. Lacancı lensten çok yazı yazdım bloguma -özgün bir şekilde. Ama bu işi ciddiye bindirmek istedim ve şu kitabı okumaya başladım:
1760943825982.webp


Amacım hayata Lacancı bir lens ile bakmak. Bu konuda da bu sanat değeri -1000 olan şarkıya Lacancı lens ile bakmak istedim. Şarkı ne kadar kötü olsa da birkaç bir şey söylüyor psikanalitik düzlemde. Belki birileri dinlemeyi bırakır. Kim bilir? :D

Öncelikle söylemek isterim. Uzman falan değilim. Yani dediklerim gerçeği kesin olarak yansıtmayabilir.
Ne de olsa "Her anlama bir yanlış anlamadır." :)

Bir de bazı kavramların anlaşılması için basitleştirdim.



Şarkı sözleri:
SUBMARINER
Şarkıyı yazan:

AKDO, Lvbel C5

Hmm, va-da-da, napatadis mani nameda
(Ver bakıyım, AKDO)
(Ver bakıyım, AKDO)
Hrr, auu, hmm

Bende varsa "Bende var" dedim (heh)
Sen soruyo'sun kaç seferden (hrr)
"Bana bunu açıkla" dedi (yeah)
Çıktım şimdi Merveler'den (hrr-ah)

Olur bi' şey tek seferden (yeah)
Kafam beton toz şekerden
Bugün beni çok seversen
Rüyanda yine görebilirsin (auu)

Dinlerken bunu ölebilirsin (heh)
Baba benim, böyle bilinsin
Bunun aksi bi' şey dersen
Çok kötü bi' şеy, ölebilirsin (hrr)

Kanmam yalancı yaşlara
Dubai 58 tek manzara
AKDO felakеt, vur sazlara
Bebeğim, görüşürüz sonraki yazlara

Alaaddin'e sihirli lambayı ben sattım
Gittim kendime bir saat aldım
Submariner
Submariner

Woey, kulüpte hep şov yaptım
Moët'leri onar hep patlattım
Full manita
Full manita

İn cin top oynar, oynar or'da (wow)
Kızlar ner'deler? Hepsi bur'da
Lvbel C5, bak gözler onda
- sağlam, çek araba Honda (yeah)

Www.bomba (wow)
Yakalarım, güzelim, benden kaçma
Oldu kalbimiz paramparça
Ww, Lvbel C5 baba (ya)

Hiç bana rakip yok, artık anla (wow)
Onlar bana bakarlar camdan anca (hrr-ah)
İçmeme gerek yok benim, aşkım
Doğuştan hazır bünyem ona (hrr-ah)

Doğmuştum ben mahallede, aşkım
Gördüm senin gibilerini çoktan
Tatilden sonra ara beni, aşkım
Alaaddin'e sihirli lamba satarsam (ehh)

Alaaddin'e sihirli lambayı ben sattım
Gittim kendime bir saat aldım
Submariner
Submariner

Woey, kulüpte hep şov yaptım
Moët'leri onar hep patlattım
Full manita
Full manita

Sub-Submariner
Submariner
(Ve-ve-ve-ve-ver bakıyım, AKDO)
(Ver bakıyım, AKDO)
Sub-Sub-Submariner
Submariner

Bende varsa "Bende var" dedim
Fallus (Fransızca penis demek ama Lacan'da başka) = güç simgesi -> para, statü, kas, beden vs.
Lacan'a göre fallusa kimse sahip değildir.
Erkek cinsiyet konumlanması -> fallusa sahipMİŞ gibi yapar. Bu varsayımla cinsiyet pozisyonu kurar.
Kadın cinsiyet konumlanması -> fallusa sahip değilMİŞ gibi yapar. Bu varsayımla cinsiyet pozisyonu kurar.
(Kimsenin sahip olamayacağı düşüncesini kendiniz araştırabilirsiniz. Uzun bir mevzu. Şunu diyebilirsiniz, kadında zaten yok ki. Ama fallus penis değil, bir gösteren, işarettir. Anatomik organ değildir. Kadın da MİŞ gibi yapar çünkü fallusa sahip değilmiş gibi yaptığı zaman bu sefer kendisini fallusun kendisi olarak konumlandırır. Yani sahip olma ve olma dilemmasında olma pozisyonuna düşer. Ama bu da bir varsayımsal pozisyonlanmadır. Fallusa kimse sahip olamaz.)

Sembolik kastrasyon kavramı = Çocuğun Baba-nın-Adı yasasını içselleştirip sembolik düzleme girişini sağlayan işlevdir. Bu işlevle kurulan ilişkinin türüne göre kişi eril veya dişil pozisyon alır.

Bende varsa "Bende var" dedim ifadesi -> "Fallusa kimse sahip olamaz" gerçeğine karşıt özne fallusa sahip olduğunu iddia ediyor. Yani güç, para, şöhret, statü bende diyor.
Bu asli olarak şu demek -> Ben Baba-nın-Adı yasasıyla doğru, sağlıklı, sağlam bir ilişki kurmadım, kastrasyonu ret ediyorum ve sembolik düzleme girmiyorum. Sembolik düzleme (toplumsal düzlem, dil, kurallar, normlar, yasaklar, kültür vs.) girmemek imgesel düzlemde (narsisistik benlik yapılanması, ikili ilişkilerin düzlemi, rekabet ve özdeşim düzlemi) takılı kalmışlığa işaret edebilir.
Yani bir nevi ben annemden kopamadım (çocuk erken dönemde anneyle simbiyotik bir bağ kurmuştur, bu bağ baba ile kopar ve çocuk topluma girer), baba ile tanışmadım, toplumsal sisteme dahil olamadım demek istiyor.

Bunun yanında "Bende var" tekrarlanmaları bir tür zorlamaya işaret ediyor olabilir. Yani sürekli birinin bende var, bende var, bende var demesi aslında bir tür kanıtlama, ispatlama zorlantısına işaret ediyor olabilir. Neyin ispatı peki? Şunun: bende yok olmayışının ispatı. Yani aslında fallusa sahip olmadığını bende var tekrarlamalarıyla örtmeye çalışıyor kişi.

Alaaddin'e sihirli lambayı ben sattım
Gittim kendime bir saat aldım
Submariner


Burayı dil gibi okursak...

Sihirli lamba -> sonsuz dilek -> sonsuz arzu -> sonsuz güç -> sonsuz tüketim gibi anlamlara gelebilir.

Unutmayın dil anlamı sonsuza öteler. Gösterenler (kelimeler) arasındaki ilişki keyfidir.

Gittim -> Nereden gittin, ilk hareket noktası neresi -> belirsiz köken
Kendime -> Tekrarlı belirtme zorlantısı -> narsisistik benlik -> aldı-m- varken kendime aldım deniyor.
Aldım -> Ben arzumun efendisiyim. Ben aldım. Ama bir gerçek -> Arzu, Öteki'nin arzusudur. Arzu toplumsal düzlemde doğar. Fakat burada toplumsal düzlemi ret ediş var.
Submariner ->
Sub -> Alt, altı
Marine -> Su
Submariner -> Su altı -> Su -> Boğulmuşluk -> Bilinçdışı -> Kendi içimde boğuluyorum ama bunu fallik nesneyle (saat, güç göstereni) örtüyorum.


Full manita
Full manita


Bir kadın değil -> çok kadın -> Full = hepsi kadın -> toplumsal düzlemde kabul gören tek eşliliğe karşıt olarak kadınların çoğullaştırılıp nicel forma getirilip nesneleştirilmesi -> kontrol fantazisi kurulabilen nesneler -> kişinin kadınlarla olan sağlam, sağlıklı olmayan ilişkisini örten bir fantezi. Yani kadını özne olarak değil de nesne olarak ele almak onları kontrol edebileceği bilişine işaret olabilir. Bu da bir tür sürüdeki onca dişiye rağmen tek erkek aslan fantezisinin bir karşılığı demek -> ki bu da bir tür fallus sahipliği illüzyonu demek.

Kişi gerçek sevgi ve duygusal doyumdan uzak. Bu eksikliğini kadınları objeleştirerek kapatıyor -kapatmaya çalışıyor.

kulüpte hep şov yaptım
Şov yapmak -> performans gösterisi -> bir tür erkekliğini ispatlama çabası

Baba benim, böyle bilinsin

Babayı içselleştiremeyen özne, kendisini baba yerine koyuyor. Kendi eksikliğini bu şekilde kapatmaya çalışıyor.
Baba -> fallusun ilk temsilcisi -> yine fallus sahipliği varsayımı sahtekarlığı.

(hrr-ah)

O kadar sembolik düzleme geçiş sağlıklı olmamış dedik. Buradaki bu ilkel söylemler ise bunu bir kez daha gösteriyor. Sağlıklı bir dil kullanımından ziyade vahşi hayvanlarla ilişkili dil kullanımı söz konusu.

ÖZET
Bu şarkıdaki özne, anne baba ilişkileri sağlıklı olmayan sembolik toplumsal düzene tam geçmemiş ve narsisistik imgesel düzlemde takılı kalmış grandiyöz -büyüklenmeci- benlik geliştirmiş bir özne.

Yani ezcümle şudur: bu şarkıları dinlemeyin. Bu şarkıları dinleyenler için de şu söylenebilir -> şarkıdaki özne ile kendisini özdeşleştiren -> yaralıyım ama güçlüyüm fantazisini kuran, sahneleyen özneler. Tabii bu sadece bir tahmin. Genellemeci olmak doğru değil. Ama belli bir yüzdeyi de kapsadığını söyleyebilirim.
 
Bahsettiğin bakış açısı edebî eserler için değil mi?
Hayır. Dilin olduğu her yerde geçerli. Filmlerde, kitaplarda, şarkılarda... Ve pek tabii günlük konuşmada da. Dünyaya Lacancı bakabilen birisi insanların günlük konuşmadaki dilindeki saçmalamaları, çelişkileri görerek o kişi hakkında bir varsayıma erişebilir.
Yani misal veriyorum, bu forumda bile bazı insanların neyi neden söylediği Lacancı açıdan çözülebilse o kişiler hakkında bazı yorumlara varılabilir.
 
Hayır. Dilin olduğu her yerde geçerli. Filmlerde, kitaplarda, şarkılarda... Ve pek tabii günlük konuşmada da. Dünyaya Lacancı bakabilen birisi insanların günlük konuşmadaki dilindeki saçmalamaları, çelişkileri görerek o kişi hakkında bir varsayıma erişebilir.
Yani misal veriyorum, bu forumda bile bazı insanların neyi neden söylediği Lacancı açıdan çözülebilse o kişiler hakkında bazı yorumlara varılabilir.
Doğru, Lvbel C5 genellikle ritim odaklı şarkılar yaptığı için saçma sapan kelimeler kullanabiliyor.
 
Doğru, Lvbel C5 genellikle ritim odaklı şarkılar yaptığı için saçma sapan kelimeler kullanabiliyor.
Saçmalamadan kastım o değildi. Örnek vereyim.

Misal biri konuşmaya başlıyor. İlk cümlesinden "açık konuşayım" diyor. Bu şu anlama geliyor olabilir: önceki konuşmaları kapalı, gizliydi -belki yalan söyledi ya da gerçeği tam söylemedi.

Ya da şu örnek:

"Geçmiş olsun bu arada."

Sanki önceden bir konu konuşuluyormuş, araya bir geçmiş olsun sıkıştırılmış gibi. Yani aslında geçmiş olsun denirken pek ciddi değil de önemsizlik imasında bulunuluyor. "bu arada" burada bilinçdışındaki "aslında senin sağlığın önemli değil" bilişinin göstereni.


Level K9 şarkı için bu kadar uğraşmamıştır.
Bak bu doğru. Ama aslında bu konudaki en temel amacım şu: bu kendini bi' halt sanan RAP şarkıcıları aslında, kendi erkekliğini sürekli ispatlamaya çalışan kişiler. Kendi içsel başarısız psikodinamik süreçlerini bu şekilde dengelemeye çalışıyorlar. Para, kadın, saat, bomba, uzi silah vs. gibi basit gösterenlerle bunu sağlamaya çalışıyorlar.

Bunlar bu kadar dinleniyorsa Türkiye'de ciddi bir psikodrama yaşanıyor zannımca.
 
Aslinda takmamak lazım bu kadar. Yani sen cikip muslum gürses hiç anlamlı şarkılar yazmıyor desen. Adam eğer yaşasaydi sana cikip itiraz edebilirdi. Ama bu adamlar bunlarla övünüyorlar.