Katılım
22 Aralık 2023
Mesajlar
2.017
Çözümler
1
Beğeniler
854
Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Birkaç sorum var:
  1. Mühendislikte ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi çekiyor güçleri. Peki burada öğrenciler mi, yoksa hocalar mı üniversitenin kalitesi fark ettiriyor?
  2. Birinci soruda saydığım üniversitelerde hocaların hepsi kaliteli demek mümkün mü?
  3. Bir bölümde ne kadar fazla akademisyen varsa, orası daha iyi denilebilir mi?
  4. Üçüncü soruya bağlı olarak: Ne kadar fazla profesör varsa o kadar iyi midir?
  5. Doktor öğretim üyesi profesörden daha iyi olabilir mi?
  6. Diğer üniversitelere göre bu üçlü üniversite farkı ne kadar?
İyi Sosyaller.
 
Nicelik değil nitelik önemlidir. Hocaların sayısından çok mevcut hocaların yaptığı yayınların kalitesi önemlidir (Tabii öğretim kadrosunda büyük bir eksik yoksa). Profesör var yüzünü görünce tüm küfürleri edersin, profesör var "Sen cennetten mi düştün?" dersin. Özellikle mühendislik fakültelerinde proje yaparken sürekli birine danışmak isteyebilirsiniz. O yüzden akademisyenin öğrenciye tavırları çok önemlidir.

Profesör sayısının fazla olması iyi gibi gözükse de maalesef öyle değildir. Çok saygıdeğer biri olduğuna emin olacağınız bir profesörüm profesörden araştırma görevlisine doğru olan sayının üçgen biçiminde olması gerektiğini söylerdi. 2,3 ve 4. sorularınıza cevabım bu iki paragraf olsun.

Şahsi gözlemime göre doktorasını yeni bitirmiş ve yeni ders vermeye başlamış hocalar profesörlerden daha anlayışlı ve daha yardımcı oluyorlar. Bu da 5. sorunuza cevap olsun.
 
1. Hocalar. Bahsi geçen okulların tarihlerinden kaynaklı olarak yurtdışına ilk giden ve gelen hocalar tarafından güçlendirilmiş okullardır dolayısıyla belirli bir gelenekleri ve kendi içinde yetişmiş kaliteli elemanları vardır. Genellikle de en kaliteleri içeride tutarlar.

2. Neye göre kaliteli kime göre kaliteli? Hocanın kalitesi öğrenciye anlattığı dersten değil yaptığı yayından belli olur. Yayının da öğrenciye bir faydası yoktur.

3. Hayır.

4. Hayır. Çünkü profesörlük gibi ünvanların gereksinimleri falan çok değişken. Bir okulda atom ile leblebi yapıp nobel alman gerekirken öbür okulda rektöre leblebi hediye getirsen profesör olabiliyorsun.

5. Bu yine neye göre kime göreye geliyor. Daha iyi ders anlatabilir mi? Anlatabilir. Daha iyi bilgi paylaşabilir mi? Paylaşabilir. Hatta belki daha iyi bir akademisyende olabilir sonuçta 30 yıl eşek bağlasan profesör olabileceği üniversiteler var ülkemizde. Genelleme yapılamaz.

6. Bunu ölçmek mümkün değil çünkü örneklem yok. Sallıyorum İTÜ'ye gidecek puanı olan 50 öğrenciyi Anadolu veya 3 okula yakın seviyedeki okullara dağıtıp analizini yapmak gerek işin okulda mı öğrencide mi olduğunu çözmek için. Yoksa her şey sallamasyona girer.
 
  1. İkisi de. Gebze Teknik Üniversitesi örnek.
  2. Maalesef ülkemizdeki liyakat vb. sorunlar yüzünden hayır. O sorun olmasa bile öğrenciyi kanser edecek hocalar var. Adam çok iyi araştırmacı ama kanser ediyor veya iyi biliyor ama anlatamıyor. Sabah akşam makale yazıp derse asistan gönderen de var. O adamı kaliteli sayanlar vardır, benim için değil.
  3. Hayır. Direkt bağlantı yok. Çoğu az hocası olan yer yeni olduğu için. Yeni ve var olan yerlerin ne kadarının gerekli olduğu malum.
  4. Hayır. 30-40 yıl önce günümüz (10 yıl öncesi) lisesiyle yarışacak bilgi edinip o zaman için adı sanı belli olmayan bölümlerden mezun olan hocalar var. Bahsi geçen okullarda pek yoktur.
  5. Olabilir. Çok görmüş geçirmişliğim var diyemeyeceğim ama profesörler daha çok lisansüstüne önem veriyor, lisans öğrencisiyseniz ders dışında size ilgi gösterecek, vakit ayıracak profesör bulmak zor. Bu tip konularda doktorlar daha iyi. Daha genç oldukları için eğitimleri size daha yakın. Ama tabii onların içinde de berbat olanlar var. Bir şekilde okulu bitirmiş devletten maaş almak dışında amacı olmadığına yemin edeceğim adamlar var. Bazısı var adam kendi alanına o kadar aşık, öğretmeyi o kadar seviyor ki kendi alanına biraz giren projeler önerip başka bölümden öğrencilere danışmanlık yapıyor.
  6. Buna tonla şey yazılabilir. Üçü içinde bile tonla fark var. Birçoğu sizi gerçekten ilgilendirmeyecek şeyler.
 
Nicelik değil nitelik önemlidir. Hocaların sayısından çok mevcut hocaların yaptığı yayınların kalitesi önemlidir (Tabii öğretim kadrosunda büyük bir eksik yoksa). Profesör var yüzünü görünce tüm küfürleri edersin, profesör var "Sen cennetten mi düştün?" dersin. Özellikle mühendislik fakültelerinde proje yaparken sürekli birine danışmak isteyebilirsiniz. O yüzden akademisyenin öğrenciye tavırları çok önemlidir.

Profesör sayısının fazla olması iyi gibi gözükse de maalesef öyle değildir. Çok saygıdeğer biri olduğuna emin olacağınız bir profesörüm profesörden araştırma görevlisine doğru olan sayının üçgen biçiminde olması gerektiğini söylerdi. 2,3 ve 4. sorularınıza cevabım bu iki paragraf olsun.

Şahsi gözlemime göre doktorasını yeni bitirmiş ve yeni ders vermeye başlamış hocalar profesörlerden daha anlayışlı ve daha yardımcı oluyorlar. Bu da 5. sorunuza cevap olsun.

2. Neye göre kaliteli kime göre kaliteli? Hocanın kalitesi öğrenciye anlattığı dersten değil yaptığı yayından belli olur. Yayının da öğrenciye bir faydası yoktur.

Hoca kalitesi hakkında tam olarak yorumunuz nedir? Yukarıda bahsettiğim üniversitenin hocalarını demek istedim.

Gebze Teknik Üniversitesi örnek.

Neden bu üniversiteyi örnek verdiniz? Bir de yukarıda sorduğum gibi hocaların kalitesine bakmak istiyorum ben biraz da. ODTÜ ilk 1.000. Gebze Teknik ise 22.000 bilgisayar mühendisliğinde. Gebze'nin hocalarına baktım ve onlar da yurt dışından gelme hocalar. Ama buna rağmen 22.000 gelmesi bana biraz saçma geldi.
 
Neden bu üniversiteyi örnek verdiniz?
Nispeten yeni yükselişte. Direkt olarak saydıklarınıza katılır mı bilmem ama bölümüne göre YTÜ ile yarışır. Bilgisayar mühendisliğinde hocalar öğrencileri, öğrenciler hocaları çekti. Diğer bölümler de öyledir herhalde.

Yurt dışına bu kadar takılmanızı anlamıyorum. Ortada internet yokken Erciyes mezunu olup yurt dışına giden hocalar var. İyisi de var kötüsü de. Birilerinin bir yerden mezun olup hoca olması gerekiyor. Ülkenin hali belli. 10 yıl önce kurulan okuldan mezun olup profesör olacak birisi yok. Belli başlı okullar var.
Sıralama direkt okulun iyiliğini belirlemez. Basit örnek Medeniyet ve Gebze. Medeniyet İstanbul'da olduğu için sıralamaları 2 ile çarpsanız yeridir.
 
Birilerinin bir yerden mezun olup hoca olması gerekiyor. Ülkenin hali belli. 10 yıl önce kurulan okuldan mezun olup profesör olacak birisi yok. Belli başlı okullar var.
Sıralama direkt okulun iyiliğini belirlemez.
İçindeki hocalara bakmak lazım o zaman, hangisi daha iyi diye. Belli başlı dediğiniz benim saydıklarım mı yoksa dediğiniz başka yerler mi?
 
81 ile devlet okulu açalım furyasından öncesini kastetmiştim ama sadece YTÜ, Marmara, İstanbul, Ankara, Hacettepe gibi yerler sayılabilir.

@Morthunel, 3, 4 ve 5'e ek cevap. Doğruluğunu araştırmadım ama böyle bir şeyin lafının geçmesi bile durumu gösteriyor.

 
Son düzenleme: