Elbette politik olarak sıkıntı çıkacaktır ancak bu kesimin sesi çok çıksa da sayısal anlamda pek bir fazlalıkları yok. Bundan dolayı cesur olmalıyız, bu sayede bu kesimi bastırabiliriz. Zaten bunlar ABD'nin 2. Dünya Savaşı sonrası Dünyaya yaydığı neo-liberal fikirlerin dejenere biçimde yorumlanmış hali, bunları alt etmek aynı zamanda içimizdeki ajanları yok etmek gibi bir şey.
SJW'lerin dejenere olduğunu düşünüyorum ama genelleme yanlış olur, o yüzden her yerde "püü pis SJW seni" diye gezmekten çekiniyorum. Gayet olumlu insanlar da var.
Ben olayı Sovyetlerin 1. Dünya Savaşı'ndan çekilmesi ve sendika ile Orta ve Batı Avrupa'ya yayılmaya başlaması sonucu sırtlarını dönmesinden dolayı "kim olursa olsun kardır" gözüyle baktıkları şeklinde yorumladım zira biz de aynısını yapıyoruz; Afganistan, Ukrayna gibi ülkelerin o dönemde pek bir ağırlığı yok ancak yine de kar gözüyle bakıyoruz. Ayrıca Türkiye hem kendi boğazları hem de Süveyş Kanalı'na ve Irak petrollerine yakın konumu ile kritik bir konumda.
Biz, ahbap-çavuş kapitalizminin hakim olduğu muhafazakar bir hükümetçe yönetiliyoruz. Dolayısıyla, tamamen örnek olarak "çıkar ilişkisi" yorumu bizim için uyumlu olabilir.
Aynısını Sovyetler için söyleyemeyiz. Daha doğrusu, Türkiye üzerinden bir Sovyet karşılaştırması yapamayız. Ne siyasi ajandamız ne de ekonomik ajandamız aynı; ne bulunduğumuz koşullar ne de kapasitemiz aynı.
Demem o ki Türkiye eğer gerici bir hükümetçe kurulmuş olsaydı Sovyetlerce desteklenmeyeceklerdi. Yani, emperyalistlere karşı savaşlarında desteklenebilirlerdi lakin sonraki süreçte laik ve modern cumhuriyette olduğu gibi benzeri bir desteği beklemek yanlış olurdu. İstediği kadar jeopolitik bir öneme yahut bir "set" görevine sahip olsun, Marksizmin ajandası ilericiligi desteklemek üzerine.
Ayrıca Kafkaslardan gelen bir taarruzu Sovyetler durduramazdı, Litvanya ve Polonya'ya karşı bile kaybetmişlerdi. Meselenin bu boyutu da var.
Doğru, büyük ihtimalle tutamazlardı. Lakin Mustafa Kemal Paşa'nın da yayılmacı olduğu pek söylenemez. Hatta şöyle bir belge (kendisi değil) var:
60 Darbesi'nin nedenlerinden biri de maaş eşitsizliği. Subaylara o dönem çok az bir maaş veriyor, bazıları kalacak "ahır" bile tutamadıklarını söylüyor. Desteklememin nedeni bu, NATO bize çok şey katmış olabilir ancak kendi askerimin konforu NATO'dan öndedir.
Maaş meselesi hakkında bilgim yok ama bu da bir nedendir, yorum yapamayacağım; lakin herhangi bir subay topluluğu maaş alamadı diye anayasa yazdırmaz herhalde hocam.
Cemal Madanoğlu mesela Doğan Avcıoğlu'ndan oldukça etkilenmiştir, anayasa için toplanan aydınlar arasında da ismini görürüz. Gerçekten kaliteli bir anayasa yazılmıştır. Evren'in dediği gibi "bol gelmemiştir", Türkiye'yi ileri taşımıştır.
Ve, sonuna kadar desteklenir. Türkeş ve Muzaffer Özdağ gibilerin (Amerika'ya eğitim için gidenlerin) sürgünü de darbenin NATO'cu kanadını tasfiyedir, tekrar belirtmek lazım. Buradan NATO-MHP ilişkisini de ortaya koymuş olalım.
O dönem bizim için başka bir test alanı yoktu. Sonuçta 2. Dünya Savaşı'na katılamadık çünkü ordumuz Almanya'dan ve Sovyetler'den (Stalin'in sanayi reformları sayesinde ordularını kalkındırmışlardı) güçsüzdü. Daha küçük bir çaplı olarak katılabileceğimiz ve diplomatik açıdan da bize avantaj sağlayacak tek savaş buydu.
Hocam Kuzey Kore öyle bombalanıyor ki ülkenin %85'i kullanılamaz hale geliyor.
Buna Vietnam da dahil edilebilir. Vietnam'a 4 milyon ton bomba atılıyor. WW2'de ABD tarafından yaklaşık 2 milyon ton bomba atılmış mesela.
Buralara Dünya Savaşlarında atılan bombalardan çok daha fazla bomba atılıyor Amerika tarafından. Böyle testi öpeyim.
Kusura bakmayın, kapasite falan derken ben de fazla büyütmüşüm.
Önemli değil.