O seviyeye ulaştığında bir problem olmayacak. Adamların sınırları mayın dolu artı sınır güvenlik birimlerine geniş yetkiler tanımışlar. Hali hazırda SJW tayfa sağ olsun zaten mülteciler Avrupa'ya doldu ve sıkıntı çekiyorlar.
Sığınmacıların "mayınla", "duvarla" tutulabileceğini düşünmek sanki baya sıkıntılı. Hani SJW lobisi falan da denmiş ekstra olarak, o yüzden tekrar düşünmeye davet ediyorum sizi.

Sovyetler bile gerçek sanayileşme hareketine Stalin döneminde geçti. Ayrıca benzer yardımları Almanya'dan da aldık, şimdi Nazi Almanyası müttefikimiz mi oldu? Lenin'in Atatürk hakkında "önemli bir lider" demesi gayet doğal zaten, o dönem Bolşeviklerin yardıma ihtiyacı var ve 1. Dünya Savaşı'ndan çekildikleri için herkes onlara sırtını dönmüş durumda. Sendika faaliyetlerinin de etkisi yadsınamaz tabii.
Sovyetler Türkiye'nin yakın dostuydu demedim zaten. Lakin yakın ilişkiler kuruldu, bunu inkar etmenin lüzmu yok.

Sovyetlerin, Türkiye gibi sanayileşmemiş, nüfus bakımından oldukça yetersiz bir ülkeye "müttefik" gözüyle (yani çıkar ilişkisini kastediyorsun sanırım) bakması yanlış bir okuma.

Lenin, yıkılan monarsik düzenin yerine gelen burjuva devrimine "ilerici" olduğu için yardım ediyor. Marksizm, ilerici hareketlere desteğini her daim belirtiyor. Türkiye'ye özel bir durum yok.
60 Darbesi'ni görüp görebileceğin herkesten daha çok savunuyorum. Zaten okursan (bence okuma yazman yok, varsa da anlamlandırma becerin yok ama olsun, yine de dene) "yaptığı tek doğru iş" olarak nitelendirmişim. Ayrıca o dönem iki tarafın da amacı buydu, İsmet İnönü başta olsa Kore Tugayı kurulmayacak mı zannediyorsun?
60 Darbesi'yle aslında NATO'cu taife de tasviye ediliyor, pek de desteklemeni sağlıklı bulmadım. :D Yeniden bir gözden geçir.
Ayrıca Kore'ye gitmemizin tek nedeni politik değil. Ordumuzu 2. Dünya Savaşı'nda test edemedik, bu bizim için bir fırsattı ve katıldık. Eğer araştırırsan bu muharebeden çıkan tonla rapor olduğunu ve ordumuzu kalkındırmamızda büyük yararı olduğunu görürsün.
Orduyu kalkındırmanın tek yolu emperyalist bir savaşa destek değildir. Dolayısıyla Kore Savaşı üzerinden ikna olacağımı sanmıyorum.
Komünist eşittir sosyalist gözüyle bakıyorsan çok yazık sana dostum, ciddiyim. Okuman yok desem değil, anlamlandıramıyorsun desem değil çünkü farklı bir kelime geçiyor orada, cidden kapasiteni aştım sanırım özür dilerim.
Yok, o an yanlış okumuşum sadece. Büyütülecek bir mevzu yok.
 
Sığınmacıların "mayınla", "duvarla" tutulabileceğini düşünmek sanki baya sıkıntılı. Hani SJW lobisi falan da denmiş ekstra olarak, o yüzden tekrar düşünmeye davet ediyorum sizi.

Elbette politik olarak sıkıntı çıkacaktır ancak bu kesimin sesi çok çıksa da sayısal anlamda pek bir fazlalıkları yok. Bundan dolayı cesur olmalıyız, bu sayede bu kesimi bastırabiliriz. Zaten bunlar ABD'nin 2. Dünya Savaşı sonrası Dünyaya yaydığı neo-liberal fikirlerin dejenere biçimde yorumlanmış hali, bunları alt etmek aynı zamanda içimizdeki ajanları yok etmek gibi bir şey.

Lakin yakın ilişkiler kuruldu, bunu inkar etmenin lüzumu yok.

Pek tabii, Kurtuluş Savaşı'ndan itibaren ilişkileri hem yumuşatan hem de geren birçok antlaşma yapıldı. Bu da ayrı bir başarı aslında, ancak konumuz bu değil.

Sovyetlerin, Türkiye gibi sanayileşmemiş, nüfus bakımından oldukça yetersiz bir ülkeye "müttefik" gözüyle (yani çıkar ilişkisini kastediyorsun sanırım) bakması yanlış bir okuma.

Ben olayı Sovyetlerin 1. Dünya Savaşı'ndan çekilmesi ve sendika ile Orta ve Batı Avrupa'ya yayılmaya başlaması sonucu sırtlarını dönmesinden dolayı "kim olursa olsun kardır" gözüyle baktıkları şeklinde yorumladım zira biz de aynısını yapıyoruz; Afganistan, Ukrayna gibi ülkelerin o dönemde pek bir ağırlığı yok ancak yine de kar gözüyle bakıyoruz. Ayrıca Türkiye hem kendi boğazları hem de Süveyş Kanalı'na ve Irak petrollerine yakın konumu ile kritik bir konumda.

Ayrıca Kafkaslardan gelen bir taarruzu Sovyetler durduramazdı, Litvanya ve Polonya'ya karşı bile kaybetmişlerdi. Meselenin bu boyutu da var.

60 Darbesi'yle aslında NATO'cu taife de tasviye ediliyor, pek de desteklemeni sağlıklı bulmadım.

60 Darbesi'nin nedenlerinden biri de maaş eşitsizliği. Subaylara o dönem çok az bir maaş veriyor, bazıları kalacak "ahır" bile tutamadıklarını söylüyor. Desteklememin nedeni bu, NATO bize çok şey katmış olabilir ancak kendi askerimin konforu NATO'dan öndedir.

Orduyu kalkındırmanın tek yolu emperyalist bir savaşa destek değildir. Dolayısıyla Kore Savaşı üzerinden ikna olacağımı sanmıyorum.

O dönem bizim için başka bir test alanı yoktu. Sonuçta 2. Dünya Savaşı'na katılamadık çünkü ordumuz Almanya'dan ve Sovyetler'den (Stalin'in sanayi reformları sayesinde ordularını kalkındırmışlardı) güçsüzdü. Daha küçük bir çaplı olarak katılabileceğimiz ve diplomatik açıdan da bize avantaj sağlayacak tek savaş buydu.

Aslında istediğimizi de aldık, üzerine birçok şey yazılıp çizildi. Ordumuz yeteri kadar tanınmayan bölge ve zor koşullara karşı nasıl savaşılacağı hakkında ilk dersleri buradan çıkardı ve bazı yöntemler terörle mücadelenin ilk safhalarında bile kullanıldı. Ayrıca bu savaş sayesinde elimizde olmayan ekipmanları inceleme fırsatı da elde ettik.

Yok, o an yanlış okumuşum sadece. Büyütülecek bir mevzu yok.

Kusura bakmayın, kapasite falan derken ben de fazla büyütmüşüm.
 
Avrupa ile diplomasi yapamazsın ya tehdit eder ya oyalar ya da söz verir, tutmaz geçmişte hep böyle olmuştur.
Kafana göre onu saldım bunu aldım yapamazsın. Zaten doğru düzgün Türkiye'de iş yapan özel şirket bile yok. O kadar dışa bağımlı bir ülkeyiz ki adama bir ambargo koyarlar feleğin şaşar aç susuz kalırsın.
 
Elbette politik olarak sıkıntı çıkacaktır ancak bu kesimin sesi çok çıksa da sayısal anlamda pek bir fazlalıkları yok. Bundan dolayı cesur olmalıyız, bu sayede bu kesimi bastırabiliriz. Zaten bunlar ABD'nin 2. Dünya Savaşı sonrası Dünyaya yaydığı neo-liberal fikirlerin dejenere biçimde yorumlanmış hali, bunları alt etmek aynı zamanda içimizdeki ajanları yok etmek gibi bir şey.
SJW'lerin dejenere olduğunu düşünüyorum ama genelleme yanlış olur, o yüzden her yerde "püü pis SJW seni" diye gezmekten çekiniyorum. Gayet olumlu insanlar da var.
Ben olayı Sovyetlerin 1. Dünya Savaşı'ndan çekilmesi ve sendika ile Orta ve Batı Avrupa'ya yayılmaya başlaması sonucu sırtlarını dönmesinden dolayı "kim olursa olsun kardır" gözüyle baktıkları şeklinde yorumladım zira biz de aynısını yapıyoruz; Afganistan, Ukrayna gibi ülkelerin o dönemde pek bir ağırlığı yok ancak yine de kar gözüyle bakıyoruz. Ayrıca Türkiye hem kendi boğazları hem de Süveyş Kanalı'na ve Irak petrollerine yakın konumu ile kritik bir konumda.
Biz, ahbap-çavuş kapitalizminin hakim olduğu muhafazakar bir hükümetçe yönetiliyoruz. Dolayısıyla, tamamen örnek olarak "çıkar ilişkisi" yorumu bizim için uyumlu olabilir.

Aynısını Sovyetler için söyleyemeyiz. Daha doğrusu, Türkiye üzerinden bir Sovyet karşılaştırması yapamayız. Ne siyasi ajandamız ne de ekonomik ajandamız aynı; ne bulunduğumuz koşullar ne de kapasitemiz aynı.

Demem o ki Türkiye eğer gerici bir hükümetçe kurulmuş olsaydı Sovyetlerce desteklenmeyeceklerdi. Yani, emperyalistlere karşı savaşlarında desteklenebilirlerdi lakin sonraki süreçte laik ve modern cumhuriyette olduğu gibi benzeri bir desteği beklemek yanlış olurdu. İstediği kadar jeopolitik bir öneme yahut bir "set" görevine sahip olsun, Marksizmin ajandası ilericiligi desteklemek üzerine.
Ayrıca Kafkaslardan gelen bir taarruzu Sovyetler durduramazdı, Litvanya ve Polonya'ya karşı bile kaybetmişlerdi. Meselenin bu boyutu da var.
Doğru, büyük ihtimalle tutamazlardı. Lakin Mustafa Kemal Paşa'nın da yayılmacı olduğu pek söylenemez. Hatta şöyle bir belge (kendisi değil) var:

20240102_131947.webp

60 Darbesi'nin nedenlerinden biri de maaş eşitsizliği. Subaylara o dönem çok az bir maaş veriyor, bazıları kalacak "ahır" bile tutamadıklarını söylüyor. Desteklememin nedeni bu, NATO bize çok şey katmış olabilir ancak kendi askerimin konforu NATO'dan öndedir.
Maaş meselesi hakkında bilgim yok ama bu da bir nedendir, yorum yapamayacağım; lakin herhangi bir subay topluluğu maaş alamadı diye anayasa yazdırmaz herhalde hocam. :D Cemal Madanoğlu mesela Doğan Avcıoğlu'ndan oldukça etkilenmiştir, anayasa için toplanan aydınlar arasında da ismini görürüz. Gerçekten kaliteli bir anayasa yazılmıştır. Evren'in dediği gibi "bol gelmemiştir", Türkiye'yi ileri taşımıştır.

Ve, sonuna kadar desteklenir. Türkeş ve Muzaffer Özdağ gibilerin (Amerika'ya eğitim için gidenlerin) sürgünü de darbenin NATO'cu kanadını tasfiyedir, tekrar belirtmek lazım. Buradan NATO-MHP ilişkisini de ortaya koymuş olalım.
O dönem bizim için başka bir test alanı yoktu. Sonuçta 2. Dünya Savaşı'na katılamadık çünkü ordumuz Almanya'dan ve Sovyetler'den (Stalin'in sanayi reformları sayesinde ordularını kalkındırmışlardı) güçsüzdü. Daha küçük bir çaplı olarak katılabileceğimiz ve diplomatik açıdan da bize avantaj sağlayacak tek savaş buydu.
Hocam Kuzey Kore öyle bombalanıyor ki ülkenin %85'i kullanılamaz hale geliyor.

Buna Vietnam da dahil edilebilir. Vietnam'a 4 milyon ton bomba atılıyor. WW2'de ABD tarafından yaklaşık 2 milyon ton bomba atılmış mesela. :D Buralara Dünya Savaşlarında atılan bombalardan çok daha fazla bomba atılıyor Amerika tarafından. Böyle testi öpeyim.
Kusura bakmayın, kapasite falan derken ben de fazla büyütmüşüm.
Önemli değil. 👍