Selam,
Herkesin hayatında çözmesi gereken büyük bir sorun vardır derler. Benim hayatımdaki sorun ise, kelimenin tam anlamıyla devasa boyutlarda. Evet, başlığı yanlış okumadınız. Gerçekten, kocaman, Afrika fili kadar büyük bir soruna sahibim. Nasıl mı oldu? Uzun hikâye desem yalan olur; hiç de uzun değil, gayet kısa ve acıklı.
Geçen hafta sonu hayvanat bahçesine gitmiştim. Filleri severim; çok sevimli ve bilge canlılar; ancak bu sevimli fillerden biri, benim sevimli - ve ufacık - odama kadar beni takip etmiş. Kapıyı açtığımda karşımda koskocaman bir hortum ve gülen gözler gördüm... Şok geçirdiğimi söylememe gerek yok sanırım.
İlk başta ne yapacağımı bilemedim. Polisi mi arasam, itfaiyeyi mi arasam işin içinden bir türlü çıkamadım. Sonunda bu sorundan tek başıma kurtulamayacağımı anladım ve sakinleşmeye çalıştım. File çay demledim, bisküvi ikram ettim. Hatta televizyonda belgesel bile açtım; ama nafile, gitmeye niyetli değil.
Günlerdir birlikte yaşıyoruz. Artık ona bir ad bile koydum: İvan. İvan iyi kalpli; ama biraz sakar. Dün istemeden de olsa odamdaki vazoyu kırdı, bugün de koltuğu parçaladı. En kötüsü, sürekli karnı acıkıyor. Bir filin yediğini içtiğini siz düşünün artık!
Artık dayanacak gücüm kalmadı. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ailem bu sorunu çözmem gerektiğini söylüyor; ama nasıl çözebileceğimi bilmiyorum! Belki de bu konuyu okuyan bir arkadaş bana yardım edebilir. Eğer bir filiniz eksikse, haber verin; benimki fazlalık...
Herkesin hayatında çözmesi gereken büyük bir sorun vardır derler. Benim hayatımdaki sorun ise, kelimenin tam anlamıyla devasa boyutlarda. Evet, başlığı yanlış okumadınız. Gerçekten, kocaman, Afrika fili kadar büyük bir soruna sahibim. Nasıl mı oldu? Uzun hikâye desem yalan olur; hiç de uzun değil, gayet kısa ve acıklı.
Geçen hafta sonu hayvanat bahçesine gitmiştim. Filleri severim; çok sevimli ve bilge canlılar; ancak bu sevimli fillerden biri, benim sevimli - ve ufacık - odama kadar beni takip etmiş. Kapıyı açtığımda karşımda koskocaman bir hortum ve gülen gözler gördüm... Şok geçirdiğimi söylememe gerek yok sanırım.
İlk başta ne yapacağımı bilemedim. Polisi mi arasam, itfaiyeyi mi arasam işin içinden bir türlü çıkamadım. Sonunda bu sorundan tek başıma kurtulamayacağımı anladım ve sakinleşmeye çalıştım. File çay demledim, bisküvi ikram ettim. Hatta televizyonda belgesel bile açtım; ama nafile, gitmeye niyetli değil.
Günlerdir birlikte yaşıyoruz. Artık ona bir ad bile koydum: İvan. İvan iyi kalpli; ama biraz sakar. Dün istemeden de olsa odamdaki vazoyu kırdı, bugün de koltuğu parçaladı. En kötüsü, sürekli karnı acıkıyor. Bir filin yediğini içtiğini siz düşünün artık!
Artık dayanacak gücüm kalmadı. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ailem bu sorunu çözmem gerektiğini söylüyor; ama nasıl çözebileceğimi bilmiyorum! Belki de bu konuyu okuyan bir arkadaş bana yardım edebilir. Eğer bir filiniz eksikse, haber verin; benimki fazlalık...