Bu durumda kişi kafasında nasıl daha iyi yaşarım sorusunu cevaplayamamış veya kişinin bulduğu toplum içerisinde iyi yaşamaktan daha önemli şeyler olabileceğini düşünüyorum.
Belki de olabilir; lakin şu ana kadar daha iyi yaşamak olayı daha anlaşılamadığını düşünmekteyim; çünkü bu mesele "İstanbulda Tek Başına Yaşam" videolarının ötesine geçemiyor. Bi'aç oku. Hiç biriniz iyi yaşamıyorsunuz; sadece beyaz yakalığının ekmekle dibini sıyırıyorsunuz... İyi yaşam mı istiyorsunuz Alın size olması gerektiği gibi yaşıyor + ceo daha önemli çok fazla şey bulunuyor. Galiba insanlar yaşamayı iyileştirerek bu noktaya ulaşmayaçalışıyorlargibime geliyor?..

15 saniyelik videolar izlemek varken kim düşünsün ki bunu. İyice beynini yıkadılar toplumun.
Komplo teori falan diyoruz-da çoğu gerçekleşiyor. 15 saniyenin 5 saniyesi bile kâfi. Bilgi paylaşımı bile tekel oldu, çok saçma. Dünyacak aşırı tuhaf bri çıkmazın içerisindeyiz. Tamam bu söze katılıyorum-da
İnsan ne derece bilgisizse, bilginin o derece kolay elde edilebilir bir nimet olduğunu sanıyor. "Hüseyin BATUHAN"
Bu kadar zor değil be!

Bana kalırsa sebepleri insanların araştırmaması ve gördükleri şeyi hemen kabul etmeleri ek olarak inandıkları şeylerin onları kör etmesi buna sadece dinleri Atatürk gibi değerler değil aynı zamanda bilgilerde. Hemen kabul ettikleri için bu sorun oluşur zaten. Başka olarak aşağılık psikolojisi bir insan bilgisizse öğreneyim demek yerine kıyaslama yapıp ben ama bunu biliyorum onun kadar bilgili olsam ne olacak o bilgiler ne işe yarayacak vb demesi kendini kıyaslaması ama kıyaslayınca çalışmak yerine bir şey bulup yine araştırmamak. En görünür sebeplerden.
Atam! Kendinize laf mı soktunuz?.. Orayı anlayamadım. Ben de günlük hayatımda kim ne derse doğrudur derim; çünkü kanıtlanınca elime hiçbir şey geçmeyecek. Konu akademiye gelince: "
Fide, sed cui vide
Güven, ancak önlemini de al. <İtimat kontrole mani değildir.

Bana kalırsa sebepleri insanların araştırmaması ve gördükleri şeyi hemen kabul etmeleri ek olarak inandıkları şeylerin onları kör etmesi buna sadece dinleri Atatürk gibi değerler değil aynı zamanda bilgilerde. Hemen kabul ettikleri için bu sorun oluşur zaten. Başka olarak aşağılık psikolojisi bir insan bilgisizse öğreneyim demek yerine kıyaslama yapıp ben ama bunu biliyorum onun kadar bilgili olsam ne olacak o bilgiler ne işe yarayacak vb demesi kendini kıyaslaması ama kıyaslayınca çalışmak yerine bir şey bulup yine araştırmamak. En görünür sebeplerden.
Atam! Kendinize laf mı soktunuz?.. Orayı anlayamadım. Ben de günlük hayatımda kim ne derse doğrudur derim; çünkü kanıtlanınca elime hiçbir şey geçmeyecek. Konu akademiye gelince: "
Fide, sed cui vide
Güven, ancak önlemini de al. <İtimat kontrole mani değildir.> mottosunu kullanmaktayım. Ancak, insanların günlük hayatında uguladıkları motto benim, günlük hayatımla aynı değil. Onlar günlük hayatlarında ugladıkları bilime uygulamıyorlar, yanlış yerleri sorguluyorlar; sonra da sabit kalıyorlar. Zaten ondan daha fazlasını biliyorum, o benden daha fazlasını bilemez diye dolaşıyorlar. Kendilerini güncellemiyorlar, hatalarını gidermiyorlar. Cehaletin ne olduğunu bilmeden ben cahil değilim AGA diye dolaşıyorlar ve "İlber ORTAYLI" cahil olabilir-ki bu olasılık plank sabitindenbile daha düşük olabilir. Adam, direkt kaynak ve Celâl ŞENGÖR'de bu kaynaktan çıkan sudur. (Gönderme için: Bkz. "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık." ) İnsanlık, çok tuhaf şekilde avam olmaktan keyif alıyor. Bilgisizlik=Mutluluk denklemine uyuyorlar. Hatta şuna yemin ederim ki, "Tanrım, beni bu sabah ta avamlık sınıfının en dibinden çıkmayı nasip etme Ya Rab diye dua ederler." Hatta avamlık paralı olsa bile "Banka soyalım veyahut kredi çekelim" de satın alalım diyecek insan topluluğu hızla artmaktadır. Ve insanlığı gömdüm, bu bana düşmez; fakat ben kendimin de ne mal olduğunu biliyorum. Bunu düzeltmek için uğraşımı da biliyorum. Bu durumda ufak bir söz hakkım düşüyor.... Buradan da @@Hayboylenickin oluşturmuş olduğu "İnsanlar Neden Her Konu Hakkında Yorum Yapıyor?" sorusuna selam gönderiyorum. (Not: İmlâ hatası yapmadım gibi görüyorum, umarım yapmamışımdır.)


Çünkü, insan saplantılıdır. Belli bir fikre sabitler kendisini ve o fikir alanının yarattığı konfordan uzaklaşmak istemez. Oysa sanat ve özellikle bilim sürekli kendine eklemeler yapar ve değişime uğrar. Dünkü sanat ile bilim bugünki ile aynı değildir, olamaz da. Ama insan böylesine keskin bir değişimden korkar, fikirlerini değiştirmekten korkar yahut inançlarını değiştirmekten korkar. Ondan insanlar bilime değil de dinlere mitlere yahut farklı sabit fikirlere inanır. Çünkü bunlar değişmezdir.
Ben de çoğu yerde değişmezim-de bunlarınki çok ayrı boyut. Ben de bilmediğim dediğim dedik yaptıklarım var bunların çok ayrı boyut. Ben mümkün olduğunca kendimi yontmaya çalışıyorum. (Bu arada buradaki bütün cevaplarımdan dolayı züpper ego damgası yiyeceğim; fakat amacım ego değil. Bizzat hatalarımı çıkarıp çözümleri yazmak. Benim amacım değişimin kendisini bile değiştirmektir.)
Bunların yaptıkları hataları bütün toplum ödüyor, ısrarla inanmak istemiyorlar. Üniversiteye laf ederler; ama laf ettikleri kurumda sana en azından temel bilgi veriliyor. Sen farkında olmadan bu bilgiyi kullanıyorsun. (Üniversite tornavidayı nasıl kullanacağını öğretir, sen o tornavidanın çeşitleri ile iş başında hangi açılarla nasıl kullanabileceğimi düşünür ve uygularsın. Bunu yapabilmenin yeteneği de öğrendiğin bilgidir. Üniversiteyi bırakan kişiler (Bilim insanları... Kadın erkek fark etmeksizin.) ben oldum ve yapacağım şeylere geç kalıyorum diye bırakıyor ve planlarında başarılı oluyorlar.
Şu, son zamanlarda aptal motivasyon videoları sayesinde beyinleri köle yapıyorlar hiçbiri farkında değil ve varamayacaklar. (Batur Z o kel dövüşçü ıvır zıvır hepsi sizin bu hipnozunuzdan ve bir şeyleri başardığınızı sandığınız duygudan dehşet şekilde para kazanıyorlar. Saçma sapan piyasalara sokup para kazandırıyor ve o sizden daha zengin oluyor. (Tamam sizde kazanıyorsunuz biliyorum.)

Kendi olayımı yazayım:
Bir ara bu "Batu Z" olayına fazla takmıştım. Biraz fazla (Çok değil; çünkü o kadar okumadım :D) şey okudum üşendim sonra bir video gördüm ve hemen toparlandım. Tekrar araştırdım okudum. Kendimi güncellemeye devam ettim. O sıralardaki ruh hâlim: ezik, bitmiş, yıkık vesaire (Hayır! Alfa lafında gaza gelmiyordum orada bile düşünüyordum, doğrusu ne olabilir diye.
Ve o videodaki tek söz: HERHANGİBİR İŞTE BU KADAR "onların dedikleri zaman kadar" VAKİT AYIRSANIZ ZATEN O İŞTE UZMAN VE İYİ PARA KAZANIRSINIZ" sözü ve bütün motive ıvır zıvır hepsini sürekli engelliyorum :D Bu olay çok önce oldu ve eski hâlime dönüp tekrar sorgu, merak ve okuma üçgenime devam ediyorum. Bu kitlenin yüzünden hatta Joho'nun kitlesi (Evet! Manipülasyon kavramının babasıdır. "Doğrular için teşekkür ederim-de yanlışları çok." Oğuz Sasi varken bu izlenmez.) sayesinde ülkedeki herkes geriye gidecek ve dünyadaki bu tipli insalar nedeniyle sadece bir kesim zengin olacak.
 
Son düzenleme:
Televizyonu açıyorsun karşına ensest seks, ensest ilişkiler, şiddet, psikolojik şiddet, kadın pazarlama, adam yaralama çıkıyor.
Haber açıyorsun yine aynı şeyler, sokağa çıkıyorsun yine aynı şeyler.

Toplum araplara taparken bir de elinde gücü bulunduranlar dâha fazla güç ve para uğruna halkı ezerken nasıl yükselsin? 4 tarafının da tehditlerle çevrili olması da pastanın kirazı.

Ama konunun en olumlu örneği Norveç-İsviçre falan olur, adamların derdi tasası yok, absürt ve güçlü silahları da var.

"Jane Austen" isimli bir Hanımefendi var. Hayat hikâyesi soruna cevap.


Bana göre bunun en büyük ve en bariz sebebi, Türkiye'deki eğitimin ve eğitim kurumlarının kalitesinin giderek düşmesi ve bunun sonucu olarak insan kalitesindeki düşüş. Bu eğitim kalitesindeki düşüş sadece son dönemlerde olan bir durum değil. Yaklaşık 70 sene önce köy enstitülerinin kapanmasıyla başlayan ve ardından nitelikli öğretmen yetiştiren kurumların kapatılmasıyla devam eden bir süreç. Bu kurumlar seneler boyunca Türk eğitiminin belkemiğini oluşturmuştu ve bu kurumların kökten kapatılması, kalitesiz bir eğitime sebep oldu. Yetişen öğretmenler niteliksiz, bunun sonucunda da yetişen nesiller niteliksiz oluyorlar. Siyaseti basiretsiz insanlar ele geçiriyor ve bu insanların arkasından giden bir halk yığını oluşuyor.

Türkiye'nin çok acilen eğitim sistemindeki açıklıkları kapatması ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında olduğu gibi akılcı bir eğitim sistemine kavuşması gerekiyor. Aksi taktirde bu döngü değişmeyecek, kendi yerimizde sayıp duracağız.
Alfred Russel Wallace ile vs atsanız kim kazanır?.. Çok, önemli yeri unuttum bütün dünya için diyecektim. Demesem de olur; çünkü yorumunuz onu da kapsıyor. Bu konunun içerisinde bir yerlerde dediğim gib komplo teorilere hak vermeye başladım. (5 aile :D-ki 5'den daha fazlası var.) Nitelikli toplum istenmiyor. Türkiye meselesi de aynı şekilde. Atam, @ZeybekOynarAtaturk ve Lenin (Vladimir Ilyic Lenin) aynı şeyi yapmaya çalıştılar.
"YETER LAN! HALKIM CAHIL CAHIL (cahil) NEREYE KADAR BÖYLE GİDECEK? SİSTEMİ DEĞİŞTİRİYORUM" dedi. Lenin ülkesini öyle bir eğitim fabrikasına çevirdi ki, kaynaklara göre: Halkına yararı dokunacak ne kadar kitap varsa direkt devletin tercümanlarından çevirisi yapılıp ülkeye sokup satıyordu. (Ya da veriyor orasını hatırlamıyorum :D) Böylelikle sayısız kaynak çevirisi yapıldı. Bütün yaş gruplarına uygun içlerinde: siyaset, din, finans ve benzeri konuların kapsayan eğitimler veriliyordu. (Temel derslerin yanında.) Kütüphaneler falan açıldı ve ülke öyle bir duruma geldi ki, ülkeye kitap yetiştiremiyorlar basıp yayınlama hızı çok yavaş kalıyordu. Heh!
Bunun benzerini Atam'da yapmaya çalıştı; lakin bizim ülkemizin 1. sırayı hiçbir zaman kaptırmayacağı "Hainleri" (Osmanlı ve öncesinden beri varlar.) ATATÜRK'ün yaptıklarını biraz engellediler sonra İsmet devre aldı. O da çok zor durumda kalarak bir şeyler başardı ve en sonunda (İsmet öldükten sonra) büyük bir hızla halk eski hâline geri döndüler. Ülkemiz, eski izinden olması gerektiği gibi güncellemelerle giderse (dediğiniz gibi) eski gücüne ulaşacaktır diye düşünüyorum. İlk başta hainleri çözmemiz lazım. (Ayrım yapmadan bütün hainleri diyorum.)

Mesele de o...

Toplum bunların ne olduğunu, ne işe yaradığını bile bilmiyor ki. Kaçımız okulda pozitif bilimleri felsefesiyle, tarihiyle öğrendik? İnsanların ilgilenebileceği kadar bile öğretilmiyor bu detaylar, "matematik uygulamaları" dediğimiz seçmeli derslerde bile hocanın inisiyatifine bağlı ders işleyip işlememek...
Çok doğru. Öğreten öğretmenler bile bi'haber. İşimize yaramayacak hatta sınavda bile yaramayacak ne kadar bilgi varsa öğretirler; sonra dershanede silmeye çalışılır. Üniversitede de sizin okuduğunuz mektebin öğretmlerine diye küfür yeriz. Dünyacak aşırı saçma bir kısırdöngünün içerisindeyi... (Türkiye gibi ülkelerin durumları daha beter.)
 
Son düzenleme:
@TevfikKolaylı Kendinizi gereğinden fazla yontarsanız, sandığınızın aksine asıl kendinizi değil sizi siz yapan şeyden (ya da kendinizi sandığınız şeyden) çok ayrı bir kişiyle karşılaşırsınız çünkü en basitinden artık bütün kabuk dökülmüştür ve ortada yeşil canlı sap kalmıştır. Ama bu demek değildir ki bu sizin sandığınız sizsiniz. Her ne kadar bu sizden iyi oluyor olsa bile!

Gereğinden fazlaca sert yontmak bir süre sonra yavaş bir şekilde kendinizi yıpratıyor ama şöyle bir gerçek de bas bas bağırmakta, sabit kalan her şey de gün geçtikçe çürüyor. Peki ne yapmalı? Bir yandan bir şeylere takılı kalmanın vermiş olduğu çürüme, bir yandan da şuursuzca kendini yenilemenin getirdiği yabancılık. O yüzden her ne kadar iğrenir bir gözle baksam dahi bir fikre bütün hakimiyetiyle bağlı kalan insanlara, bazen bu kadar derin bir isteğin karşısında imreniyorum çünkü hiçbir zaman herhangi bir şey için bu kadar kuvvetli bir tutku duyamacağımı da biliyorum. Ve yine bu konudan ziyade şunu da biliyorum ki, kabuğun altındaki şey her ne kadar yabancı olursa olsun, sonuçta kabuk bağlamadan önce o sizdiniz ve kabukları parçalayıp atsanız da üstüne yeni kabuklar bağlasanız da yahut hiçbir şey yapmasanız bile siz kendinizi olmak istediğiniz şey olarak görecek ve öyle kalacaksınız. O yüzden, en azından bir fikre kendinizi kaptırıyorsanız dahi bu fikrin kendinizi kendiniz olarak göreceğiniz bir fikir olmasına özen gösterin.
 

"jane austen" isimli bir hanımefendi var. hayat hikâyesi soruna cevap.


Alfred russel wallace ile vs atsanız kim kazanır? Çok, önemli yeri unuttum bütün dünya için diyecektim. Demesem de olur; çünkü yorumunuz onu da kapsıyor. Bu konunun içerisinde bir yerlerde dediğim gib komplo teorilere hak vermeye başladım. (5 aile :D-ki 5'ten daha fazlası var.) Nitelikli toplum istenmiyor. Türkiye meselesi de aynı şekilde. Atam, @ZeybekOynarAtaturk ve lenin (Vladimir ılyic lenin) aynı şeyi yapmaya çalıştılar.
"Yeter lan! Halkım cahıl cahıl (cahil) nereye kadar böyle gidecek? Sistemi değiştiriyorum" dedi. Lenin ülkesini öyle bir eğitim fabrikasına çevirdi ki, kaynaklara göre: Halkına yararı dokunacak ne kadar kitap varsa direkt devletin tercümanlarından çevirisi yapılıp ülkeye sokup satıyordu. (ya da veriyor orasını hatırlamıyorum :D) böylelikle sayısız kaynak çevirisi yapıldı. Bütün yaş gruplarına uygun içlerinde: Siyaset, din, finans ve benzeri konuların kapsayan eğitimler veriliyordu. (temel derslerin yanında.) Kütüphaneler falan açıldı ve ülke öyle bir duruma geldi ki, ülkeye kitap yetiştiremiyorlar basıp yayınlama hızı çok yavaş kalıyordu. Heh!
Bunun benzerini Atam'da yapmaya çalıştı; lakin bizim ülkemizin 1. sırayı hiçbir zaman kaptırmayacağı "hainleri" (Osmanlı ve öncesinden beri varlar.) Atatürk'ün yaptıklarını biraz engellediler sonra ismet devre aldı. O da çok zor durumda kalarak bir şeyler başardı ve en sonunda (ismet öldükten sonra) büyük bir hızla halk eski hâline geri döndüler. Ülkemiz, eski izinden olması gerektiği gibi güncellemelerle giderse (dediğiniz gibi) eski gücüne ulaşacaktır diye düşünüyorum. İlk başta hainleri çözmemiz lazım. (ayrım yapmadan bütün hainleri diyorum.)

Mesele de o...

Çok doğru. Öğreten öğretmenler bile bi'haber. İşimize yaramayacak hatta sınavda bile yaramayacak ne kadar bilgi varsa öğretirler; sonra dershanede silmeye çalışılır. Üniversitede de sizin okuduğunuz mektebin öğretmlerine diye küfür yeriz. Dünyacak aşırı saçma bir kısırdöngünün içerisindeyi... (Türkiye gibi ülkelerin durumları daha beter.)

Lenin ile atam yan yana gelmeseydi iyiydi be. Ama lenin ülkeyi iyiye götürdü doğrudur ama kendi halklarını katlediyorlar bildin. Kgbninde temellerini atmıştır. Ondan pek sevmem. Kendine muhalifleri öldürüyordu bildiğim üzere lenin. Diğer komunist başkanlar gibi Stalin felinks dzerjinski vs.
 
Alfred Russel Wallace ile vs atsanız kim kazanır?
Russel beyle vs atmaktan çok birbirimizi desteklerdik diye düşünüyorum. O da benimle hemen hemen aynı fikirdeydi zaten ancak ben fikirlerimi yayınlamak konusunda ondan daha hızlıydım .d


Halkına yararı dokunacak ne kadar kitap varsa direkt devletin tercümanlarından çevirisi yapılıp ülkeye sokup satıyordu. (Ya da veriyor orasını hatırlamıyorum :D) Böylelikle sayısız kaynak çevirisi yapıldı. Bütün yaş gruplarına uygun içlerinde: siyaset, din, finans ve benzeri konuların kapsayan eğitimler veriliyordu. (Temel derslerin yanında.) Kütüphaneler falan açıldı ve ülke öyle bir duruma geldi ki, ülkeye kitap yetiştiremiyorlar basıp yayınlama hızı çok yavaş kalıyordu. Heh!

Gerçekten de Türkiye'de eğitim kalitesini artırmak adına çok güzel bir yöntemdi. Batılı ve doğulu klasikler usta eller tarafından çevirilip okullara ücretsiz dağıtılıyor ve ardından köydeki en fakir insanın çocuğu bile böyle önemli eserlerden mahrum kalmıyordu.

Bunun benzerini Atam'da yapmaya çalıştı; lakin bizim ülkemizin 1. sırayı hiçbir zaman kaptırmayacağı "Hainleri" (Osmanlı ve öncesinden beri varlar.) ATATÜRK'ün yaptıklarını biraz engellediler sonra İsmet devre aldı. O da çok zor durumda kalarak bir şeyler başardı ve en sonunda (İsmet öldükten sonra) büyük bir hızla halk eski hâline geri döndüler. Ülkemiz, eski izinden olması gerektiği gibi güncellemelerle giderse (dediğiniz gibi) eski gücüne ulaşacaktır diye düşünüyorum. İlk başta hainleri çözmemiz lazım. (Ayrım yapmadan bütün hainleri diyorum.)

Hain tabirleri oldum olası hoşuma gitmez. Çünkü aslına bakarsanız bizim başımıza ne geliyorsa biz kendimiz yapıyoruz. Tabi ki zaman zaman topluma bile isteye çok zarar veren insanlar çıkıyor ancak kötü olayların birçoğunda baş aktör biz kendimiziz. Dışarıdan müdahalelerin olmasına bakmadan biz kendimize zarar veriyoruz. Şu saatten sonra yapılması gereken bu tabirleri bir kenara bırakıp bütünleştirici ve akılcı bir yönetim anlayışı izleyebilmek. Ancak o zaman belimizi doğrultabiliriz diye düşünüyorum.
 
Lenin ile atam yan yana gelmeseydi iyiydi be. Ama lenin ülkeyi iyiye götürdü doğrudur ama kendi halklarını katlediyorlar bildin. Kgbninde temellerini atmıştır. Ondan pek sevmem. Kendine muhalifleri öldürüyordu bildiğim üzere lenin. Diğer komunist başkanlar gibi Stalin felinks dzerjinski vs.

Atam!.. Ben o anlamda getirmiyorum. Halkı cahaletinden kurtarmak için yaptıklarını diyorum. O da sizden kopya çekerek halkını bilinçlendirmeye çalıştı. Hem lenin gene iyi ondan sonra her şey karıştı. Leninin o kısmını bilmiyorum, okumadım. Belkide diktatör olması gerekiyordu ve önüne engel koyacaklarlardı (çok yükseldi indirelim meselesi.) Önüne geçti. Bu konu üzerine tez ve antitez mantığında araştırma yapmadan bir şey diyemem.

Russel beyle vs atmaktan çok birbirimizi desteklerdik diye düşünüyorum. O da benimle hemen hemen aynı fikirdeydi zaten ancak ben fikirlerimi yayınlamak konusunda ondan daha hızlıydım .d
Cevap:
{Yani kazanan sizsiniz. :D Sizinle aynı durumda olan bir bilim adamı var ismi de " Isaac Newton " agamız. Başına şöylebir olay deldi: "Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica" (Matematiksel Doğa Felsefesi Prensipleri) Kitabını tam 20 yılda yazdı ve yazmaya devam ediyordu. Newton'un bu eseri yazma sürecinde, rakibi olan bir başka bilim insanının benzer bir konuda çalıştığını duyduğunu ve bu haber üzerine hemen kitabını tamamlayarak yayınladığını iddia eder. (Efsane deniliyor, tarihçiler yalanlamış; lakin olabilir.)


Gerçekten de Türkiye'de eğitim kalitesini artırmak adına çok güzel bir yöntemdi. Batılı ve doğulu klasikler usta eller tarafından çevirilip okullara ücretsiz dağıtılıyor ve ardından köydeki en fakir insanın çocuğu bile böyle önemli eserlerden mahrum kalmıyordu.
Cevap:
{Eğitim ve bilim gibi konularda dünyayı takip etmek çok önemli. Lise - ortaokuldaki öğrencilere kalmayı getirecekleri yerine ilkokula anlattığımız tarzan eğitime dönmeleri daha hayırlı olur.}

Hain tabirleri oldum olası hoşuma gitmez. Çünkü aslına bakarsanız bizim başımıza ne geliyorsa biz kendimiz yapıyoruz. Tabi ki zaman zaman topluma bile isteye çok zarar veren insanlar çıkıyor ancak kötü olayların birçoğunda baş aktör biz kendimiziz. Dışarıdan müdahalelerin olmasına bakmadan biz kendimize zarar veriyoruz. Şu saatten sonra yapılması gereken bu tabirleri bir kenara bırakıp bütünleştirici ve akılcı bir yönetim anlayışı izleyebilmek. Ancak o zaman belimizi doğrultabiliriz diye düşünüyorum.
Cevap: Doğru; lakin hain olmasaydık şu an bu durumda olmazdık. Ben ne kadar yükseltmeye çalışsamda elimdeki malları biliyorum. Bu yüzden hainiz dedim ya, yıllardır kendimi halkımızın altını kazıyoruz sonra birlik beraberlik riv riv yapıyorlar. Eski hâlimize güncellemiş versiyonumuzla dönersek çok daha iyi olacak. (Dediğiniz gibi.)
 
Son düzenleme:
Sanat hakkında konuşmam zor zira sanat ile çok ilgili değilim. Ama bilim konusunda fikrim var.

Bence modern bilim artık insanların üzerine mesai vermeden anlayamayacağı bir konumda. Bir bilim adamı halka bilim anlatmak istese bir ay her gün 8 saat ders vermesi lazım. Ve bu sadece bir alandaki bir konu için. Konular gittikçe derinleşiyor ve bir alan içerisindeki bir konuda bile uzman olmak zorlaşıyor. Bilim adamları ve hatta bilim adamlarını bırakın, herhangi bir konuda uzmanlaşmış kişiler bile halka ulaşmakta ciddi zorluklar çekiyorlar. Çünkü halkın bilgisi artmaz iken, bilim ve bir çok konuda insanların edindiği bilgiler ve bunların derinliği her gün artıyor.

Bu yüzden de toplum bilim adamlarını veya uzmanları dinlemek yerine kendi kafasına göre takılmayı yeğliyor. Aradaki fark artmaya devam ettikçe toplumların daha da aptallaştıklarını göreceğiz.
 
Bence modern bilim artık insanların üzerine mesai vermeden anlayamayacağı bir konumda.
Bu alıntı işi ben de sıkıntı çıkarıyor gibi (Gerçi kullanımı de bilmiyorum) kullanarak cevaplayacağım. Bence şu an tam olarak
"İnsan ne derece bilgisizse, bilginin o derece kolay elde edilebilir bir nimet olduğunu sanıyor. ~Hüseyin BATUHAN~" Tam olarak dediğiniz konumda.
Bir bilim adamı halka bilim anlatmak istese bir ay her gün 8 saat ders vermesi lazım. Ve bu sadece bir alandaki bir konu için. Konular gittikçe derinleşiyor ve bir alan içerisindeki bir konuda bile uzman olmak zorlaşıyor. Bilim adamları ve hatta bilim adamlarını bırakın, herhangi bir konuda uzmanlaşmış kişiler bile halka ulaşmakta ciddi zorluklar çekiyorlar.
İlkokullara imam yerine bilim insanı niteliğini taşıyan nitelikli bilim insanlarını davet edip; sonrasında geleceğin bilim kadını veyahut geleceğin bilim adamı gibi kart verilerek yapılabilir-ki bundan önce ders koyulması lazım. (*Şahsi fikirdir. Uzmanım olmadığım konudur.)
Bu yüzden de toplum bilim adamlarını veya uzmanları dinlemek yerine kendi kafasına göre takılmayı yeğliyor. Aradaki fark artmaya devam ettikçe toplumların daha da aptallaştıklarını göreceğiz.
İnsanlık tuhaf şekilde hâlinden memnun gibiler?..
 
O dediğiniz aslında gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde geçerli. Gelişmiş ülkelerde sanat ve bilim, toplumu peşinden sürüklüyor. Sanat ve bilimin gelişmemiş olduğu toplumlarda, dinin ön plana çıktığını görebilirsiniz. Örneğin Afganistan, Pakistan gibi ülkeler. Dinin ön plana çıktığı yer olarak da Orta Çağ Avrupası örnek olarak verilebilir, Avrupa'nın karanlık zamanları.
 
O dediğiniz aslında gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde geçerli. Gelişmiş ülkelerde sanat ve bilim, toplumu peşinden sürüklüyor. Sanat ve bilimin gelişmemiş olduğu toplumlarda, dinin ön plana çıktığını görebilirsiniz. Örneğin Afganistan, Pakistan gibi ülkeler. Dinin ön plana çıktığı yer olarak da Orta Çağ Avrupası örnek olarak verilebilir, Avrupa'nın karanlık zamanları.
Dün, Arapalarla ilgili bir yerdeydim ve "Arapça"nın bilim dili olduğu hâlde bunlar üzerinde hiç etki bırakmamış... Ayrıca, dediğinize de katılıyorum, ekleme yapmayacağım. Bana biraz, peşinden sürükleme olayı azaldı gibi geldi ve belkşde benim göremem, bakış açımla akasısı olabilir...