Kürdüm ama gerektiğinde cephede mevzilenecek doğduğu toprağı düşman kimliği fark etmeksizin savunacak bir vatandaşım. İhtilal lügatımda yoktur. Yersiz yakıştırmalar, bilinçsiz düşünce yapısı, bu toprakların cümlemize öğrettiği saygıyı, şerefi, namusu hiçe saymaktan ibarettir.

Bir takım yaşanmışlıklar üzerinden bazı milliyetçi duyguları yüceltip; aynı topraklarda büyümüş, aynı suyu içmiş ve nice ortak paydada buluşmuş insanları birbirinden ayırmak bu toprakların bize öğrettiği kardeşliği, saygıyı ve ortak yaşam anlayışını hiçe saymaktır.

Muhakkak çürük elma/elmalar her toplumda bulunur, bulunacaktır. Mesele, birkaç kişinin yanlışı üzerinden koca bir toplumu bir kimliği yada ortak bir geçmişi mahkum etmemektir. Ecdadımızdan devraldığımız iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt edebilme yeteneğini sonuna kadar kullanmak; aklın, vicdanın ve toplumsal olgunluğun gereğidir.

Bizi birbirimizden ayıran kimliklerimizden önce bizi aynı topraklarda buluşturan ortak değerleri hatırlamak gerekir. Çünkü bu toprakların gerçek mirası birbirimize düşmanlık etmek değil farklılıklarımızla birlikte aynı vatanın insanı olabilmektir.
Şöyle düşünün, bir ülke var; kimseyi ayırmamış etnik ve din olarak. Aralarından bazıları çıkmış, 1 veya 2 kez isyan olmuş, bastırılmış, sonra bir daha yapmamışlar. Ama başka etnik kökendekiler "Biz üstünüz, buralarda bizler vardık, siz Moğol artığısınız, sonradan gelip toprağımızı aldınız" demediler mi? Yıllarca da teröre dökmediler mi bu işi? Siz farklı olabilirsiniz, çok var anlayış olarak; vatanı, milleti sevebilirsiniz, zaten olması gereken de budur. Ama doğuya gittiniz mi hiç? Diyarbakır olsun, başka şehirler olsun. Halka bak, mesela sıradan insanlar gibi görünür. Teröre karışmamış yaşlısı genci ama sorsan hepsine tek tek, çoğunluğu sempatizanı çıkar; evet, destekliyoruz derler. Demek istediğim buydu. Eskiden gücümüz vardı, sesleri çıkmıyordu; şimdi hepsi açıldı, rahatladılar.