kalim_x

Başarılı
Katılım
6 Mayıs 2024
Mesajlar
59
Çözümler
2
Beğeniler
43
Teknolojinin gelişmesiyle zenginlik hissiyatının arttığını düşünüyorum. Hele hele AI'ın ve Web teknolojilerinin gelişmesi... Ben eskiden Oyunlar1 veya KralOyun gibi sitelere girdiğim zaman çok basit flash oyunları görürdüm. Bugün Microsoft'un web oyunları sitesine ve Crazygames sitesine girdim. Çocukluğumdan beri böyle platformlara girmiyordum. Müthiş sayıda oyun var. Müthiş sayıda...

Sosyal medyanın gelişmesini saymıyorum bile. Ve hele hele Xbox Game Pass gibi kiralama modelleri ve Netflix gibi kiralama modelleri... Bu tür şeyler, tek bir ekrandan binlerce çeşit filme ve oyuna ulaşmanı sağlıyor. Sosyal medya, binlerce çeşit videoya ulaşmanı sağlıyor. YouTube veya Kick sayesinde istediğin çeşitte video, canlı yayın ve hatta televizyona ulaşmanı sağlıyor. Hepsi tek ekranda. İster telefon ister bilgisayar... Ucuz fiyata, hatta bazen bedavaya müthiş bir zenginlik sağlıyor.

Fakat bu zenginlik, evet bir zenginlik; bir para hissi gibi, bir şeker veya çikolata yiyormuşsun gibi bir zenginlik sağlıyor ama bir ekrandan girdiğin bu koca diyardan gözlerini kaydırıp gerçek dünyaya çevirdiğinde o kadar da zengin olmadığını, sadece ekranda bulunduğunu anlıyorsun. Kısa süre sonra ekrana geri döndüğünde o zenginlikler yine kaldığı yerden devam ediyor.

Bu zenginliklere kötü gözle bakmıyorum. İstediğiniz gibi eğlenin. Buna karışmak ne haddime. Fakat gerçek dünyadaki sorunlarımızdan ve ana problemlerimizden bizi kaçırıyor. Gerçek problemlerimizi çözemiyoruz.

Eskiden "telefonu bırak, gel bizimle televizyon izle" diyen annelerimiz bile artık Facebook'a gelen Reels'ler sayesinde kanepede uzanarak Reels izliyorlar. Reels, TikTok ve Shorts algoritmaları o kadar gelişmiş ki her yaştan insanın ilgisini çekebiliyor. Artık ben bazen bir odada aile üyeleri bulunduğu anda telefonu bırakıyorum. Aile üyelerime bakıyorum ve hepsi telefonla oynuyor. Zamanında beni uyaran annem bile... Birisi Google Play'den indirdiği şeker patlatma oyununu oynuyor, birisi TikTok izliyor, birisi Facebook Reels izliyor. Aile içerisinde muhabbet kalmadı. Yaşlı bir nene gibi hayıflandığımın farkındayım :) ama çok ufak dahi olsa samimiyet kalmadı. Belki bu yazıyı okuyan sen kültürlü bir ailelenin evlatdısın. Sana güzel bir hayat dilerim. Fakat benim gibi yoksul ailelerde veya taşra ailelerinde büyüyen çocukların fazla aile samimiyeti olmaz. Çok şanslıysanız hafif bir gülümseme ya olur ya olmaz. Bilinçli anne-babaya sahip olmak taşrada çok zor. Kendi imkânlarınızla (hele hele internete sahipseniz) araştıra araştıra büyürsünüz. Anne-babadan fazla bir tecrübe aktarımı alamazsınız. (Alırsınız da… tam değil. Gerçekçi almazsınız. “Oğlum-Kızım, psikolojin yerinde olmadığı zaman şöyle yap - böyle et”. “Yavrum ergenlik dönemindesin. Bu duyguların normal. Korkma. Ben arkandayım” Tarzı cümleler duymadık.) Hayat tecrübesi fazla olmayan, romantizm göstermek, çocuğun yüzüne gülmek veya iyi söz söylemek nedir hiç bilmeyen (çünkü o da kendi anne babasından fazla görmemiş ve alışmamış) çocuklar, aile içerisinde bir sorunun olduğunu ama bu sorunun sebebinin ne olduğunu bilmezler. Anne-Baba da sorunun farkındadır ama onlar da ne yapması gerektiğini bilmezler.

Şimdi bu teknolojik zenginlik hepimizin cebine ve masasına geldiği için hepimiz bunlarla meşgul olup gerçek sorunlarımızı, psikolojik durumumuzu, hayallerimizi, hedeflerimizi (unutmuyoruz belki ama) sonraya atıyoruz. Hele hele geçim sıkıntısı çeken de bir milletiz. Bu teknolojik zenginlikler tam birkaçış oluyor.

Benim gözlemim budur. Belki yanlış konuşuyorumdur, bilmiyorum. Sizlerin tecrübeleri benden farklı olabilir. Saygılar.

Bana soracaksınız belki:

“Eee… Tamam. Bu sorunları yaşıyoruz. Peki çözümün nedir?”

diye. Dostlar, kendime uyguladığım çözüm sadece bana uygundur. Herkes kendisi bilir kendi hayatını. Çözüm sunarak hayatınıza karışamam. Sizin çektiğiniz başka zorlukları bilemem. Bu yüzden hiçbir şey öneremem.

“Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Yolu kendiniz yürümelisiniz.” -Buda