İnsanlık teknolojik tekillik gerçekleşene kadar zaten birkaç yok oluş yaşayacağına inanıyorum. Şuan zaten dünya kaynama noktasına geldi bile, z nesli huzurlu bir yaşlılık göremeyecek. Bu ya savaşlarla olacak, ya salgın hastalıklarla, en huzurlusu da dünyanın bizi doğal olarak yok etmesiyle olacak. Ama bir kere olmayacağına kesin eminim.
Bu yok oluşlarda ben kuvvetle ihtimal tüm bu nefretin, kinin, kibrin bizi eninde sonunda evren sahnesinden tamamen sileceğini düşünüyorum.
Ayrıca hayır, bilinç tek başına bizi insan yapan değer değil, kimyasal sürecimiz de bizim düşüncelerimizi, yaptıklarımızı etkiliyor. Bu yüzden evet, bilinç dediğimiz şeyi keşfedip, bunu aktarmayı başarabilirsek artık insan olmuyoruz. Bambaşka bir varlık oluyoruz. Bu durumda sırf biyolojik ölümsüzlük için bilinç veya beynimiz veya ruhumuz her neyse onu bir şeye aktarırsak adını henüz koymadığımız yeni bir form oluruz.
Bilincin, beden ve biyolojik süreçlerden bağımsız olarak varlığını sürdürmesi mümkün mü, yoksa bilinç yalnızca biyolojik varlıklar için mi geçerli?
Buna cevap vermek için henüz o kadar erken ki. Çünkü bizi Dünya üzerinde yaşamış milyarlarca canlıdan bariz bir şekilde ayıran çok büyük bir özelliğe sahibiz. Zekiyiz, düşünebiliyoruz, hayal ediyoruz, uyguluyoruz, kin besliyoruz, seviyoruz, nefret ediyoruz, yani kısacası daha ne olduğumuzu, neden böyle olduğumuzu bile bilmiyoruz. Bu evrimsel sürecimizin bir parçası mıydı? O zaman milyarlarca canlıdan nasıl sadece biz bu noktaya gelebildik? Yoksa ilahi bir dokunuş mu var? O zaman Tanrı nerede? Ya da evrim sürecimiz başka akıllı bir yaşam formu tarafından hızlandırıldı mı? Antik Astronot teorisi mi? Her denklemin bir antitezi, her sorunun da cevabı başka bir soruya çıkıyor.