Nefs İlmi

Üstün
Katılım
30 Ocak 2024
Mesajlar
3.965
Makaleler
81
Çözümler
14
Beğeniler
4.796
Prof. Dr. Teoman Duralı'nın GZT ile yaptığı bir programdan bir kesit:



2021'de hayatını kaybeden Turalı'nın TRT Dinle'de şu şekilde Felsefe Söyleşileri programı bulunuyor, meraklısına:




Bir adamın yazdığı tüm kitapları için, hele böyle bir profesörün, gömseydim daha iyi olurdu demesi çok üzücü değil mi ya? Hani videoda beden diline bakın. Çok üzgün, içinde bir burukluk...

Ne düşünüyorsunuz?
 
Felsefe gibi katma değer üretebilmek için toplum olabilmek gerekir. Toplum olmak için yerleşik hayata geçmiş olmak gerekir. Burada yaşamaktan çok hayatta kalıyoruz. Ormanda kısıtlı kaynaklar için savaşan yüzlerce canlı. Böyle bir durumda katma değer değil, pratiklik önemlidir. Tek amaç karnını doyurmaktır. Temel barınma ve beslenme gibi sorunlarını çözememiş bir toplum katma değer üretemez.
 
Felsefe gibi katma değer üretebilmek için toplum olabilmek gerekir. Toplum olmak için yerleşik hayata geçmiş olmak gerekir. Burada yaşamaktan çok hayatta kalıyoruz. Ormanda kısıtlı kaynaklar için savaşan yüzlerce canlı. Böyle bir durumda katma değer değil, pratiklik önemlidir. Tek amaç karnını doyurmaktır. Temel barınma ve beslenme gibi sorunlarını çözememiş bir toplum katma değer üretemez.
Yorumunun haklılık payı var. Fakat Türkiye Türklerinin, genel olarak felsefeye olan mesafesi de sadece buna indirgenemez bana göre. Genel olarak Türkiye'nin kurulduğundan sonraki kurulan eğitim sisteminden süregelen eğitim sistemimizde kendi topraklarımızdaki felsefi görüşçülerden uzak kalmamızın yanında batıdaki Türk kültürünü es geçen felsefi görüşlerden uzak kalmamız da pek doğaldır.
Hristiyan dinine tepkisel olarak çıkan akımlar, İslam ile ilişkili bir toplumu ilgilendirmeyebilir pek tabii. Buna senin de dediğin zorlu ekonomik koşullar da eklenince "bana ne elin gavurundan" durumu olabiliyor.
 
Yorumunun haklılık payı var. Fakat Türkiye Türklerinin, genel olarak felsefeye olan mesafesi de sadece buna indirgenemez bana göre. Genel olarak Türkiye'nin kurulduğundan sonraki kurulan eğitim sisteminden süregelen eğitim sistemimizde kendi topraklarımızdaki felsefi görüşçülerden uzak kalmamızın yanında batıdaki Türk kültürünü es geçen felsefi görüşlerden uzak kalmamız da pek doğaldır.
Hristiyan dinine tepkisel olarak çıkan akımlar, İslam ile ilişkili bir toplumu ilgilendirmeyebilir pek tabii. Buna senin de dediğin zorlu ekonomik koşullar da eklenince "bana ne elin gavurundan" durumu olabiliyor.
Hiçbir şey asla tek bir sebebe indirgenemez.
 
Felsefe gibi katma değer üretebilmek için toplum olabilmek gerekir.

Aslında "katma değer" ifadesinden ziyade "değer" kelimesi yeterli. Felsefe ile yeterli iştiraki olan toplumlar, değerler hakkında az çok bilince ulaşabilirler. Burada, tevatüre binaen oluşturulmuş safsataların; felsefe konusu altında değerlendirilmesini de bertaraf etmek gerekir.

Tek amaç karnını doyurmaktır. Temel barınma ve beslenme gibi sorunlarını çözememiş bir toplum katma değer üretemez.

Bu da eksik gözlem içeriyor. Fransız ihtilali veya Rönesans hareketleri; sefaletle sınanmış toplumları harekete geçirecek ifadelere sahip kişiler sayesinde var olmuştur.

Kavramların ve davranışların değerinin ayrımı, belirleyicidir. Bu belirleyici de ne yazık ki yalnızca madde değildir.

Teoman Duralı hocamın da dediği gibi bizim felsefeye yatkınlığımız yok. Bizden çıkan kaç adet filozof sayılabilir ki? TRT 2 olmalı Felsefe Söyleşileri güzel programdı.
 
Son düzenleme: