Rockstar Games ve ana şirketi Take-Two Interactive gibi devasa yapıların bu tür toplumsal kampanyalar karşısında tamamen sessiz kalması, amatörce bir ihmal değil,
bilinçli ve hesaplanmış bir kurumsal iletişim stratejisidir.
"Hayır, eklemeyeceğiz" gibi net bir cevap vermemelerinin arkasında tamamen pragmatik, hukuki ve finansal nedenler yatıyor:
1. "Kesin Bir Hayır" Demenin Getireceği PR Felaketi
Kurumsal iletişimde resmi bir reddediş açıklaması yapmak, var olan krizi söndürmez; tam aksine o krizi resmileştirir ve büyütür. Rockstar "Türkçe dil desteği getirmeyeceğiz" dediği an, bu durum küresel oyun medyasında
"Rockstar belirli bir pazarı dışlıyor" şeklinde manşetlere taşınır. Sessiz kalındığında ise tepki sadece yerel topluluk içinde kalır ve küresel yatırımcıların ya da ana akım medyanın dikkatini çekmez.
2. Apple Modeli: Tek Yönlü İletişim Kültürü
Rockstar Games, oyun dünyasının Apple'ıdır. Toplulukla asla diyalog kurmazlar, soru-cevap yapmazlar, sızıntılara veya taleplere yanıt vermezler. İletişim mekanizmaları tamamen
tek yönlüdür (Unilateral). Onlar sadece ürünü duyururlar, satarlar ve kenara çekilirler. CD Projekt RED veya Larian Studios gibi oyuncu dostu imaj çizmeye çalışan topluluk odaklı bir yapıları hiçbir zaman olmadı. Bir talebe cevap vermek, onların gözünde bu katı kurumsal gizlilik ve "ulaşılamazlık" imajını delmek anlamına gelir.
3. Hukuki ve Finansal Açık Kapı Bırakma İsteği
Büyük şirketler geleceğe yönelik asla kesin ve bağlayıcı olumsuz açıklamalar yapmazlar. Bugün "Hayır" derlerse, 3 yıl sonra Türkiye pazarındaki dinamikler veya harcama alışkanlıkları değiştiğinde (örneğin yerel fiyatlandırmanın kalkıp tamamen dolarizasyona geçilmesiyle karlılık oranlarının değişmesi gibi) karar değiştirip Türkçe eklemeye kalktıklarında tüketicinin gözünde tutarsız duruma düşmek istemezler. Sessizlik, onlara her zaman manevra alanı bırakır.
4. Metrik ve Eşik Meselesi
Bizim toplumsal olarak gördüğümüz büyük baskı (imza kampanyaları, Twitter hashtag'leri vb.), Take-Two'nun yönetim kurulunun önüne giden raporlarda sadece küçük birer
"veri dalgalanması" olarak görünür. Şirket reaksiyon göstermek için topluluğun ses tonuna değil, şu verilere bakar:
- O bölgedeki aktif konsol/PC sahipliği oranı.
- Kişi başına düşen oyun içi satın alım (mikro ödeme) potansiyeli.
- Yerelleştirme maliyetinin (RDR2 gibi milyonlarca kelimelik devasa bir senaryoda bu maliyet çok yüksektir) o pazardan elde edilecek net kârla amorti edilme süresi.
Özetle; Rockstar için sessizlik en ucuz, en güvenli ve kurumsal kimliklerine en uygun seçenektir. Cevap vermemek, kurumsal dilde zaten en net
"Hayır" demektir.
Bu kurumsal duvarın yıkılması için sence oyuncuların tepki biçimini sosyal medya baskısından çıkarıp doğrudan satın alma boykotu gibi finansal bir boyuta taşıması gerçekten bir fark yaratır mı, yoksa Rockstar'ın küresel cirosunda Türkiye'nin payı bunu da etkisiz kılmaya mahkum mu?