Türkiye, Osmanlı'nın devamı değil

Yapmamız gereken şey Doğuya bakmak. Yapmamız gereken şey Batıya bakmak. Yapmamız gereken şey her iki baktığımız yönünde iyi yönlerini almak olmalıdır.

Araplar Beytül Hikme denen çeviri evleri kurup Yunan filozofların eserlerini çevirmiştir. İslam felsefesi denen koskoca bir felsefe vardır. Yunan filozoflardan yola çıkan ve onları yine Avrupa'ya tanıtan da Araplardır. Onları küçümsememek lazım. Ben de anlamıyorum nasıl olur da böyle bir millet şimdi böyle bir millete dönüştü.
 
Sizinle konuşurken anladım ki benim nefretim aslında günümüzün Arap kültürüymüş. Eski Arap kültürü şimdikinden çok daha iyi.

Yani tabii ki eski arap kültüründe de hoş olmayan şeyler var her kültür de olduğu gibi ancak aralarından ileri seviye de bilginler çıkabiliyordu çünkü İslamın emri de buydu.

Mesela bizlerde İslamiyet öncesinde bir devlet büyüğü ölünce Kurgan inşa eder, içerisine ölüyü gömer, karısını kesip gömer, atını, hizmetkarlarını kesip gömer, yanlarına da altın, yiyecek ve kılıç vb. koyardık. Bu da bizim kültürümüz. Daha sonra canlanacağını, karısını ve hizmetkarlarını yanına alıp atına bineceğini, yemekleri yiyeceğini falan düşünüp inanırdık.

Bir şey daha diyeyim. Bizim şu an yaşadığımız İslam büyük oranda İslamiyette olmayan şeylerden oluşuyor. Mesela Camilerin o yuvarlak kubbe mimarisi İslamda yoktu. Biz Bizans'tan görüp uyguladık. Mevlit olsun 40'ı çıkması olsun hepsi bizden geçme. Önceden de kurban keserdik. ine Tanrıya inanırdık. Bayram kutlamalarımız vardı. Nevruzumuz vardı. Kıblemiz vardı. Nasıl şu an ölenleri Kabe'ye doğru gömüyorsan o zaman da Doğuya doğru gömerdik çünkü Doğu kutsaldı. Yani sandığınız kadar Araplaşmadık. Hatta Arap'dan çok Avrupalıya benziyoruz şu an tip olarak. Eski dinimiz de benzerdi. Zaten Allah demiyor mu her kavme peygamber indi diye. Demek ki bize de peygamber ve hak din indi ancak zamanla değişti veya unutuldu. Mesela Oğuz Kağan'ın Zülkarneyn Peygamber olduğu söylenir.

Bir de şunu anlatmak istiyorum. Yecüc Mecüc hadisesi.

Dediler ki: "Ey Zülkarneyn, şüphesiz Ye'cuc ve Me'cuc, Arz'da (Yer'de) fesat çıkarıyor. Bizimle, onlar arasında bir set yapman için, sana bir haraç verelim mi?"
(Zülkarneyn) dedi ki: "Rabb'imin bana verdiği imkan (güç) daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle yardım edin, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım."
"Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki yamacı arasını, bir seviyeye kadar (demirle) doldurunca. "Bu (kütleler) kor haline gelinceye kadar üfleyin (körükleyin)! Bana getirin, üzerine erimiş bakır dökeyim" dedi.
(Artık bundan sonra Ye'cuc-Me'cuc) onun üzerinden aşmaya ve onu delmeye güç yetiremezler.
(Zülkarneyn) dedi ki: "Bu Rabb'imden bir rahmettir. Ne zaman ki; Rabb'imin vaadi gelir, o engeli(seti) yerle bir eder. Rabb'imin (Ye'cuc-Me'cuc) vaadi gerçekleşir."
O gün, bazısını (Ye'cuc-Me'cuc'u), bazısının (o Hakk'ı örtenlerin) üzerine dalga dalga bırakırız. Arkasından Sur'a üfürülür ve onları, bir toplayışla toplarız.

[KEHF (18)/94-99]

Kuran'da yazana göre Zülkarnen peygamber yani Oğuz Kağan olduğu da iddia edilen bir peygamber, bir kavmi demir dağlar arasına hapsediyor ve o kavimin oradan çıkması kıyamet alametidir. Ayrıca o kavimin çıkınca dünyaya yayılacağı yazar. Bir de çıkınca her yere adaleti yayacakları söylenir. Bu Kuran da yok diye biliyorum. Türklerin de en büyük gayeleri Dünyayı fethedip adalet sağlamak değil miydi? Tengri emretmişti bunu. Daha sonra müslüman olunca da yine amacımız Dünyayı fethedip adaleti sağlamaktı. Tek fark bunu Allah için yapacaktık.

Bir de Ergenekon Destanına bakalım.

Türkler etrafı demir dağlarla çevrili bir alanın içinde hapsolmuşlardı. Orada yaşamaya devam ettik ve bir süre sonra sayımız artınca sığmaz olduk. Oranın kaynakları yetmez oldu. Sonra bir kurdun yol göstermesi ile demirin açık olan ufak bir kısmından başlayarak orayı erittik ve tüm Dünyaya yayıldık. Şu an Dünyanın her bir köşesinde biz yok muyuz? Amkerika hariç her yerde ülkemiz yok mu? Hem Kızılderililer için de Türktür derler hani? Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası ile Amerika'nın en batı noktası arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir. O zamanlar kıtanın bu kısmı henüz ayrılmamış olabilir. Ayrı olsa bile yine de başka bir kavimden yardım alarak Amerika'ya gitmiş olabiliriz.

Evet bir sürü benzerlik var. Acaba sadece tesadüf mü?
 
Son düzenleme:
Osmanlı'nın hala Anadolu'ya savunma için seferler düzenlediğini asıl hedefinin Avrupa olduğunu anlamayan bir toplum ile ve sorgulamayan bir toplum sonucunda oluşmuş bir konu ve başlık olmuş. Osmanlı'nın yöneticileri verimli toprakların Avrupa'da olduğunu iyi biliyorlarmış diye düşünmekteyim. Kısaca etnik kökenlerine bakmaksızın yetenekli ve başarılı yöneticilerimiz oldu ama şu an öyle bir şey söz konusu değil. Osmanlı beylik sürecindeyken sınır beyiydi biliyorsunuz, kimlere sınırdı ? Bizans İmparatorluğuna dolayısıyla hedefleri o oldu ve ilk işi Bizans'ı kafese aldık yani aslında Osmanlı devleti şu anda Yunanistan'ın bulunduğu coğrafya merkezli bir İmparatorluktu. Yunanistan devleti bağımsızlığını kazandığında Osmanlı'nın otoritesi zaten bitme noktasına gelmişti ve gerçek çöküş dönemine girilmişti. Çöküş dönemi aslında Avrupa'nın "hasta adamı" söylemleriyle başladı ama ben böyle düşünüyorum.
 
Son düzenleme:
Yapmamız gereken şey Doğuya bakmak. Yapmamız gereken şey Batıya bakmak. Yapmamız gereken şey her iki baktığımız yönünde iyi yönlerini almak olmalıdır.
Yahşi Batı .

Bence kültürleri, batıyı falan boş verin. En güzeli insan olmak ve elinizdeki imkanlarla en güzeli yaşayın.
 
Çöküş dönemine katılmıyorum. O dönemde bile geri dönüş yolu vardı ve yapıldı da. Çöküş 2. Abdülhamit'tir. Osmanlı'nın düzelmeye çalıştığında başardığı en büyük şey olan genelkurmayı ve ordusunun, 2. Abdülhamit tahta çıktığında ve indiğindeki hallerini karşılaştırarak bulabilirsiniz. Örnek olarak 2. Abdülhamit tahta çıktığında ordunun çoğu Martini Henri tüfeklerini kullanır, ki bu tüfekler Rusların kullandığı tüfeklerden 3 kat daha yüksek menzile sahip. 2 Abdülhamit indirildiğinde kıyafeti bile olmayan sanki bir milis ordu devralınır. Hatta öyle ki Atatürk hatıralarında askerlerin kıyafeti olmadığından nöbete bile gitmediğini belirtir.
 
Neden katılmadığınızı hala anlamadım, siz politik ve askeri bir anlatım yapmışsınız ben jeopolitik ve konuma dayalı bir yorum yaptım. Osmanlı beyliği Bilecik merkezli bir beyliktir İmparatorluk oluşu da İstanbul'un fethinden sonra olmuştur farkındaysanız tamamen Güney Avrupa odaklı bir gelişim var. Güney Avrupa'ya Osmanlı'nın köprüsü aslında İstanbul ve çevresidir orada da Yunanistan diye bir devlet çıkınca egemenlik tehlikeye girdi zaten oradan sonra toplanması zorlaştı. Dünya kamuoyu bile o zamanlar Osmanlı'nın Yunanistan işgaline karşıydı yani batılı devletler Yunanistan'ı kullandılar Osmanlı'nın yıkılışı için istedikleri gibi de oldu. Osmanlı devletinin yıkılışını anlattıklarımdan dolayı düşünmüyorsanız bile saygı duyarım ama Osmanlı devleti bütünlüğünü korumak istiyorsa zaten Yunanistan'ı her türlü kontrol etmeliydi. Akdeniz ve Ege denizi olmazsa Osmanlı olmaz.

Türkiye'nin zaten yaşadığı sorunlardan bile bazıları halen adalar ve Akdeniz doğalgazıyla alakalıydı siz düşünün. Öyle bir coğrafya.
 
Son düzenleme:
Sizin çöküş başladı dediğiniz dönemden sonra gelişmeler olmuş; Osmanlı'yı boğazlayan Rusya, Osmanlı tarafından mağlup edilmiş, Avrupalı devletler Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü garanti etmiş. Yani Yunanistan bağımsızlığından sonra yapılan diplomatik ve askeri hamleler Osmanlı'yı Rusya'ya, Kırım harbi sonrası bir yumruk daha atma şansı vermiştir fakat Osmanlı'nın en büyük bahtsızlıklarından olan 2. Abdülhamit ile her şeyde üstün olan Osmanlı ordusu ezici bir yenilgi almış ve asıl çöküş o zaman başlamıştır. 93 harbi sonrası gelişim olmamış, okullar açılmış fakat eğitim sansürlenmiş. Topraklar peşkeş çekilmiş, demiryolu yaptırılmış fakat arazisini resmen şirkete devretmediği kalmış. Eğer 93 harbi kaybedilmeseydi; ekonomi Avrupalı devletlerin eline geçmezdi çünkü iflası verdiren en büyük giderlerden biri ordu ve donanma, bunlar da Rus savaşı için Sultan Abdülaziz'in hazırlığıydı fakat kendisi gerek ideolojik, gerek ekonomik sebeplerden dolayı indirildi. Osmanlı'nın Avrupa köprüsü yoktur, Osmanlı Avrupa tarafı merkezli bir devlettir ki, Avrupa seferlerinde bile Tuna'dan gemi geçirirler Yunanistan'ın bağımsız olması değil, 93 harbinde Rusların İstanbul surlarının önüne kadar gelmesi İstanbul'un tehdit eder.
 
O dediğin şey I. Selim'den sonra oluyor aslında. Araplaşma dönemi Yavuz'dan sonra başlıyor çünkü mısırdaki yobaz hocaların Osmanlı içine yayılması çöküşü bir yandan başlatıyor.
Yav bir tane yobaz hoca saysana Mısır'dan getirdiği? Kaç tane getirilen alim biliyorsunda konuşuyorsun?
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…