Bak kanka, zibilyon tane medya ajansında çalıştım, freelance modundan çıkalı 5 sene oluyor. Tamam, Freelance'de dediğin gibi belli bir paket oluyor, işin sınırlarını baştan çiziyorsun, haklısın. Ama ajans dünyası öyle mi? Kime anlatıyorum ben ya... Türkiye'deki medya ajanslarının çoğunda saçma sapan mesai saatleri var, bir de üzerine mantıksız işler yaptırıyorlar.
Müşteri diyor ki: 'Şunu bir böyle yapalım, şu açıyı değiştir, fontu büyüt, rengi değiştir, yok olmadı başa dönelim.' Sen de her şeyi yapıyorsun çünkü ajanstasın ve revizeye sınır koyarsan adam alınıyor, küfür etmişsin gibi hissediyor. Yani, 'Ben 3 revize yaparım, sonrası yok' dersen seni kapı önüne koyarlar. O yüzden ajans işi, freelance işten çok farklı, bambaşka dinamikleri var.
Freelance'de adamla baştan konuşuyorsun, 'Kardeşim bu işte şu kadar revize hakkın var, sonrası ücretli' diyorsun, konu kapanıyor. Ama ajans dünyasında, gece 3'te patronun 'Müşteri yeni fikir istedi, yarına yetişmesi lazım' diye mesaj atıyor. Oturup sabahlıyorsun çünkü 'iş bitmeden çıkmak yok' kültürü var. Yani, Freelance'de kendini koruyorsun ama ajanslarda sistem seni sömürmeye daha meyilli.