Ekleme yapayım ben de. Paylaşılan ve "bilirkişi raporu" denilen rapor hukuk tekniği bakımından bir "bilirkişi raporu" değildir. Bilirkişi raporları adli makamlarca atanan resmi sicile sahip "bilirkişilerin" hazırladığı ve o adli makamlara sundukları raporlardır. Bu raporlar doğrudan bir adli makama hitaben yazılır (örneğin bir ceza mahkemesine, savcılığa veya başka herhangi bir mahkemeye), hangi dosyadan bilirkişi atandıysa o dosyanın bilgileri de yazılır.
Adli makamlar haricinde, örneğin tarafların talepleri üzerine hazırlanan raporlar "bilirkişi raporu" değil, bir "uzman görüşüdür." Uzman görüşlerinin hukuki geçerliliği bulunmamakta olup, bir mahkeme kararına esas alınması halinde o rapora bir değer atfedilir. Arkadaşın ısrarla paylaştığı rapor, hukuki değeri bulunmayan ve bir tarafın talebi üzerine hazırlanan "uzman görüşüdür."
Ayrıca söz konusu uzman görüşü raporunun gerçekten ilgili uzman tarafından hazırlanıp hazırlanmadığının doğruluğu tespit edilememekte. Paylaşılan rapor bir PDF formatındadır. İddia edildiğinin aksine e-imzalı değildir. Çünkü bir dökümanda elektronik imza bulunuyorsa, bu e-imza bilgisine ve o e-imzanın sertifika bilgilerine o döküman üzerinden ulaşılabilmektedir. Paylaşılan PDF'te bu bilgiler bulunmamakta.
Üstelik imza kısmı da oldukça amatörce hazırlanmış.
Bunu tartışmanın öncesinde zaten
@Barış'ın tespitleri yeterliydi. Ancak kimin hazırladığı bilinmeyen, gerçekten hazırlanıp hazırlanmadığının tespiti yapılamayan bir "doküman" da kullanılarak, sanki işin içine resmiyet katılmış gibi gösterilerek konuyu açma amacını gizleyememiştir.