6 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe gireceği açıklanan ve Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile yurt dışından yapılan bireysel alışverişlerde uygulanan 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin tamamen kaldırılması, hukuk devleti ilkesine, ölçülülük ilkesine ve tüketicinin korunmasına ilişkin temel mevzuata açıkça aykırıdır.
Anılan düzenleme ile, ticari nitelik taşımayan ve kişisel kullanım amacıyla yapılan düşük tutarlı alışverişler dahi ayrıntılı gümrük beyannamesine tabi tutulmakta; buna ek olarak gümrük vergisi ve beyanname hizmet bedeli adı altında ürün bedelini katbekat aşan mali yükler tüketicinin üzerine yıkılmaktadır. Bu uygulama, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesini ve 13. maddesinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlandırılması kuralını ihlal etmektedir.
Ayrıca, Anayasa’nın 172. maddesi uyarınca devletin tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna karşın söz konusu düzenleme, tüketiciyi korumak bir yana, düşük gelirli vatandaşların en temel ihtiyaçlara dahi uygun fiyatla erişimini fiilen imkânsız hâle getirmektedir. 100 TL değerindeki bir ürün için dahi binlerce lirayı bulabilecek ek maliyetlerin ortaya çıkması, açıkça orantısız ve keyfi bir müdahaledir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun temel amacı ticari ithalatı düzenlemek iken, bireysel ve ticari olmayan gönderilerin bu denli ağır bürokratik ve mali yük altına sokulması, kanunun amacının aşılması anlamına gelmektedir. Kişisel kullanım ile ticari faaliyet arasındaki ayrımın tamamen ortadan kaldırılması, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine de aykırıdır.
Öte yandan, bu düzenlemenin kamu yararı bakımından somut ve ölçülebilir bir gerekçesi kamuoyuna açıklanmamıştır. Yerli üreticiyi koruma veya kayıt dışı ticareti önleme iddiası, bireysel ve düşük tutarlı alışverişlerin hedef alınmasıyla meşrulaştırılamaz. Aksine bu karar, piyasa rekabetini azaltacak, tüketiciyi daha pahalı ve sınırlı seçeneklere mahkûm edecek ve dolaylı olarak enflasyonist etki yaratacaktır.
Sonuç olarak; kişisel kullanıma yönelik, düşük tutarlı yurt dışı alışverişler için makul bir muafiyet sınırının tamamen kaldırılması hukuka, hakkaniyete ve kamu yararına aykırıdır. Söz konusu düzenlemenin iptali ya da en azından Anayasa ve tüketici mevzuatıyla uyumlu şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Aksi hâlde bu uygulama, vatandaşın ekonomik özgürlüğüne ve tüketici haklarına yönelik ağır ve ölçüsüz bir müdahale olarak tarihe geçecektir.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.