TRFX

Başarılı
Katılım
31 Ocak 2024
Mesajlar
121
Makaleler
1
Çözümler
1
Beğeniler
57
Yer
TURKİYE
Günaydın arkadaşlar. Bugün uzun bir yazı ile karşınızdayım. Yazdıklarım hakkında sizden görüşlerinizi bekliyorum; haftaya bu konuda tartışma çıkacağı için önceden fikrinizi almak istedim. Her neyse, konuya geçelim.

Okulumuzda dört bilgisayar bulunan bir atölye var. Üçü bilişim, biri muhasebe bölümü için, bir diğeri ise yakında tam kapasite çalışmaya başlayacak olan pazarlama atölyesi için kullanılıyor. Okuldaki bilgisayar işlerine bakan dört kişilik ekip ile birlikte 9. sınıftan beri çeşitli tamirat ve tadilat işleri yaptık, cihazları onardık.

Ekipten bahsedeceğim ancak burası internet ortamı olduğu için, isimleri gizli tutmak adına sembolik isimler kullanacağım: Ali, Ekrem, Mehmet, Ömer ve Kadir diyelim.

Kısaca tanıtayım:
  • Ali: Bir kez “sağlık sorunları” nedeniyle sınıfta kalmış bir arkadaşımız.
  • Ekrem: Ali’nin yakın arkadaşı, her işi birlikte yapıyorlar.
  • Mehmet: Benimle (Kadir) daha yakın, genellikle işleri beraber bitiriyoruz.
  • Kadir (ben): Normal bir öğrenciyim, okul-ev arası gidip geliyorum ve Mehmet ile işleri birlikte yürütüyorum.
  • Ömer: Genellikle derslerde uyuyan, işlerde çok fazla yardımcı olmayan biri.
Olay şu şekilde gelişti:
Bir hafta önce cuma günü pazarlama atölyesine yeni gelen cihazlara bakıyordum. O sırada müdür yardımcısının bilgisayarına ofis yazılımlarının kurulması ve yazıcının siyah mürekkep sorununa çözüm bulunması gerekiyordu. Normalde bir şey olduğunda birbirimize haber verir, öyle gideriz. Fakat Ali ve Ekrem beni es geçip Ömer’i de yanlarına alarak müdür yardımcısının odasına gitmişler.

Ben o sırada pazarlama sınıfında son düzenlemeleri yapıyordum. Koridorda onları gördüm ama basit bir iş olduğunu düşünerek yoluma devam ettim. (Keşke gidip baksaydım, sonradan bu büyük bir hata oldu.) Derse girdim, hafta bitti.

Pazartesi günü, öğlen teneffüsünden önce bilişim hocaları beni çağırıp “Kadir, müdür yardımcısının bilgisayarına ofis kurmuşsunuz ama bilgisayar açılmıyor” dediler. Ben de “Diğer arkadaşlar yapmıştır hocam, ben gidip bakayım” dedim. Müdür yardımcısı, bilgisayar ofis kurulduktan sonra çöktüğünü, donduğunu ve en sonunda mavi ekran verip kapandığını söyledi.

Cihazı incelediğimde Windows’un açılmadığını fark ettim. Ali’deki USB belleği almak için sınıfa gittim. “Ne yaptınız ki cihaz bu hale geldi?” diye sorduğumda Ali, “Ekrem ve Ömer’le ofis kurduk, yazıcıya baktık, başka bir şey yapmadık” dedi. (Bu andan itibaren söyledikleri tutarsız gelmeye başladı.)

Odaya gidip bilgisayarı açtığımızda, kurulum ekranında sadece USB diski görüyorduk. Ali’ye “Bu ne kanka?” dedim. Aldığım tek cevap “Tesadüf kanka ya, bilgisayar zaten sıkıntılıydı” oldu. Ek bilgi: O bilgisayarı geçen yıl ben kurup her şeyini ayarlamıştım.

Pazartesi günü Ali okuldan erken çıktı, Ekrem gelmedi, Ömer de derste uyudu. Tüm gün tek başıma bilgisayarı düzeltmeye çalıştım. Bilişim hocaları da cihazın arkadaşlar yüzünden bozulduğunu söyledi. Lenovo tanılama aracıyla test yaptığımda tüm parçalar çalışıyordu ama “DMA” kısmında test başarısız oluyordu ve SSD görünmüyordu. Farklı bir kasa kurup format attım, müdür yardımcısına yardımcı oldum ve okuldan 30 dakika geç çıktım.

Salı günü yazıcı için mürekkep siparişi verdim, gerekli programları kurdum. Bilişim hocaları yetkili birini çağırdılar ama o da çözüm bulamadı. Ben de servise gönderilmesini önerdim.

Çarşamba günü bu konuyu Ali, Ekrem ve Ömer’le konuşmak istedim ama biri “sağlık sorunları” bahanesiyle gelmedi, diğeri gün ortasında gitti, diğeri yine derste uyudu. Hepsi farklı şeyler anlattığı için emin olamadım. Aynı gün beden öğretmeninin bilgisayarına Windows 10 kurulumuna gittik, Mehmet’le işi bitirdik, karşılığında hamburger ve forma aldık. Bu durum diğerlerinde kıskançlık yarattı ve küçük bir tartışma çıktı.

Perşembe günü derse yakın bir saatte deprem oldu ve okuldan çıkarıldık. Kardeşime ulaşamayınca telaşla eve yürümeye başladım. O sırada WhatsApp grubunda bir arkadaş “Sadece program kurduğumuz bilgisayarı biz bozuyoruz ha, tamam anlıyorum” diyerek alaycı bir GIF paylaştı. Sinirlenip birkaç sert mesaj yazdım ve gruptan çıktım. Çıkmadan önce “Yapmak zorunda değildiniz, hayır diyebilirdiniz” demiştim.

Bir arkadaş “O zaman yaptığım her bilgisayar başına 200-400 TL isterim, neden yetkili çağırmadılar” diyerek sitem etti. Diğeri “Vallahi burnumuza soktular derim” diye cevap verdi.

Cuma günü üçü birlikte gelip üzerime konuşmaya başladılar, söylediklerimi çarpıttılar. Ben de onları yanımdan kovdum. Şu anda o arkadaşlarla konuşmuyorum. Pazartesi günü hocalara gidip bahanelerle kendilerini affettirmeye çalışacaklarından eminim. Dün nöbetçi olduğum için konuşamadım ama önümüzdeki hafta tartışma çıkacağı kesin gibi görünüyor.
Sizin fikrinizi almak istedim. Sizce bu konuda ne yapmalıyım?
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Günaydın arkadaşlar. Bugün uzun bir yazı ile karşınızdayım. Yazdıklarım hakkında sizden görüşlerinizi bekliyorum; haftaya bu konuda tartışma çıkacağı için önceden fikrinizi almak istedim. Her neyse, konuya geçelim.

Okulumuzda dört bilgisayar bulunan bir atölye var. Üçü bilişim, biri muhasebe bölümü için, bir diğeri ise yakında tam kapasite çalışmaya başlayacak olan pazarlama atölyesi için kullanılıyor. Okuldaki bilgisayar işlerine bakan dört kişilik ekip ile birlikte 9. sınıftan beri çeşitli tamirat ve tadilat işleri yaptık, cihazları onardık.

Ekipten bahsedeceğim ancak burası internet ortamı olduğu için, isimleri gizli tutmak adına sembolik isimler kullanacağım: Ali, Ekrem, Mehmet, Ömer ve kadir diyelim.

Kısaca tanıtayım:
  • Ali: bir kez “sağlık sorunları” nedeniyle sınıfta kalmış bir arkadaşımız.
  • Ekrem: Ali'nin yakın arkadaşı, her işi birlikte yapıyorlar.
  • Mehmet: benimle (kadir) daha yakın, genellikle işleri beraber bitiriyoruz.
  • kadir (ben): normal bir öğrenciyim, okul-ev arası gidip geliyorum ve Mehmet ile işleri birlikte yürütüyorum.
  • Ömer: genellikle derslerde uyuyan, işlerde çok fazla yardımcı olmayan biri.
Olay şu şekilde gelişti:
Bir hafta önce cuma günü pazarlama atölyesine yeni gelen cihazlara bakıyordum. O sırada müdür yardımcısının bilgisayarına ofis yazılımlarının kurulması ve yazıcının siyah mürekkep sorununa çözüm bulunması gerekiyordu. Normalde bir şey olduğunda birbirimize haber verir, öyle gideriz. Fakat Ali ve Ekrem beni es geçip Ömer'i de yanlarına alarak müdür yardımcısının odasına gitmişler.

Ben o sırada pazarlama sınıfında son düzenlemeleri yapıyordum. Koridorda onları gördüm ama basit bir iş olduğunu düşünerek yoluma devam ettim. (keşke gidip baksaydım, sonradan bu büyük bir hata oldu.) Derse girdim, hafta bitti.

Pazartesi günü, öğlen teneffüsünden önce bilişim hocaları beni çağırıp “kadir, müdür yardımcısının bilgisayarına ofis kurmuşsunuz ama bilgisayar açılmıyor” dediler. Ben de “diğer arkadaşlar yapmıştır hocam, ben gidip bakayım” dedim. Müdür yardımcısı, bilgisayar ofis kurulduktan sonra çöktüğünü, donduğunu ve en sonunda mavi ekran verip kapandığını söyledi.

Cihazı incelediğimde Windows'un açılmadığını fark ettim. Ali'deki USB belleği almak için sınıfa gittim. “ne yaptınız ki cihaz bu hale geldi?” diye sorduğumda Ali, “ekrem ve Ömer'le ofis kurduk, yazıcıya baktık, başka bir şey yapmadık” dedi. (bu andan itibaren söyledikleri tutarsız gelmeye başladı.)

Odaya gidip bilgisayarı açtığımızda, kurulum ekranında sadece USB diski görüyorduk. Ali'ye “bu ne kanka?” dedim. Aldığım tek cevap “tesadüf kanka ya, bilgisayar zaten sıkıntılıydı” oldu. Ek bilgi: O bilgisayarı geçen yıl ben kurup her şeyini ayarlamıştım.

Pazartesi günü Ali okuldan erken çıktı, Ekrem gelmedi, Ömer de derste uyudu. Tüm gün tek başıma bilgisayarı düzeltmeye çalıştım. Bilişim hocaları da cihazın arkadaşlar yüzünden bozulduğunu söyledi. Lenovo tanılama aracıyla test yaptığımda tüm parçalar çalışıyordu ama “dma” kısmında test başarısız oluyordu ve SSD görünmüyordu. Farklı bir kasa kurup format attım, müdür yardımcısına yardımcı oldum ve okuldan 30 dakika geç çıktım.

Salı günü yazıcı için mürekkep siparişi verdim, gerekli programları kurdum. Bilişim hocaları yetkili birini çağırdılar ama o da çözüm bulamadı. Ben de servise gönderilmesini önerdim.

Çarşamba günü bu konuyu Ali, Ekrem ve Ömer'le konuşmak istedim ama biri “sağlık sorunları” bahanesiyle gelmedi, diğeri gün ortasında gitti, diğeri yine derste uyudu. Hepsi farklı şeyler anlattığı için emin olamadım. Aynı gün beden öğretmeninin bilgisayarına Windows 10 kurulumuna gittik, Mehmet'le işi bitirdik, karşılığında hamburger ve forma aldık. Bu durum diğerlerinde kıskançlık yarattı ve küçük bir tartışma çıktı.

Perşembe günü derse yakın bir saatte deprem oldu ve okuldan çıkarıldık. Kardeşime ulaşamayınca telaşla eve yürümeye başladım. O sırada WhatsApp grubunda bir arkadaş “sadece program kurduğumuz bilgisayarı biz bozuyoruz ha, tamam anlıyorum” diyerek alaycı bir GIF paylaştı. Sinirlenip birkaç sert mesaj yazdım ve gruptan çıktım. Çıkmadan önce “yapmak zorunda değildiniz, hayır diyebilirdiniz” demiştim.

Bir arkadaş “o zaman yaptığım her bilgisayar başına 200-400 TL isterim, neden yetkili çağırmadılar” diyerek sitem etti. Diğeri “vallahi burnumuza soktular derim” diye cevap verdi.

Cuma günü üçü birlikte gelip üzerime konuşmaya başladılar, söylediklerimi çarpıttılar. Ben de onları yanımdan kovdum. Şu anda o arkadaşlarla konuşmuyorum. Pazartesi günü hocalara gidip bahanelerle kendilerini affettirmeye çalışacaklarından eminim. Dün nöbetçi olduğum için konuşamadım ama önümüzdeki hafta tartışma çıkacağı kesin gibi görünüyor.
Sizin fikrinizi almak istedim. Sizce bu konuda ne yapmalıyım?

Hocam en iyisini yapmışsınız bence böyle devam edin.
 
Valla böyle olaylar bana çok masum geliyor, haklı olan sensin anlatılan kadarıyla.

Bu tip olaylarda sana tavsiyem şudur; Eğer kesin olarak haklı olduğuna inanıyorsan, elinde kanıt varsa direkt sorunu düzelt. Kimseye söyleme. En son her şeyi hallettiğinde durumu hocalarına bildir. Zaten bir şekilde o arkadaşlarının kulağına gidecek. :)

Çalıştığım yerde IT görevlisiyken görevim olmadığı halde sorumluluk alarak 4 kişiyle beraber binanın tüm kamera sistemini yenileme görevini üstlendik. Diğer 3 kişiyle zerre anlaşamadığım ve sorunlarım olduğu için görevlendirmeyi ayrı ayrı yaptım. Kablolama sistemlerini ve kutu kurulumu onlara bırakıp kanalları açma ve kameraları yerleştirme görevini (kameraları yerleştirip kanalları açmayı istemediler, çok zormuş hata olabilirmiş.) de kendim üstlendim.

Kurulum 1 koca gün sürdü, büyük bir binaydı. 14 Kameradan 7 kamera çalışmıyordu, bu büyük bir hata sayısıydı. Üstlerimiz geldi ve dolaylı yoldan hiç memnun değillerdi, 4'ümüz de oradaydık içlerinden en sinir olduğum "Kanallarda bir problem olabilir, cihazlar düzgün takılmamış olabilir *** Bey." tarzı bir cümle söyledi, ipi bana attılar. Baktım üstlerde bana bakıyor, dedim "okey ben bir kontrol edeyim, bugün fazladan kalırım." dedim. Dikkat et; Birilerini suçlamadan, kendimi dahi savunmadan sadece kontrol etmek istedim.

Kablolama berbat, kayıt cihazlarına saçma sapan kurulumlar yapılmış, bir tane kayıt cihazının takıldığı priz daha henüz elektrik bağlantısı olmayan bir priz olduğunu gördüm (insan aleti açar be.) ve bunun gibi irili ufaklı bir sürü yanlış daha gördüm. Hepsini videoya çektim, sorunları düzelttim, o gün gece 12'de eve vardım.

Ertesi sabah tüm kameralar çalışıyordu, IT müdürü yanıma geldi "neymiş problem?" dedi. "Mail'de eklere ekledim görselleri, açıklamalarını da yaptım." dedim, müdürümüz gitti inceledi. Bir saat sonra yanıma geldi "Aferin evlat." dedi. :LOL:

Hani kendini açıklamaya kalksan, onları suçlamaya kalksan inan bir şey değişmeyecek. Bu yüzden sonucu insanların eline verip yapılan hataları da dalga geçer gibi göstermek daha iyidir.
 
Vallahi böyle olaylar bana çok masum geliyor, haklı olan sensin anlatılan kadarıyla.

Bu tip olaylarda sana tavsiyem şudur; eğer kesin olarak haklı olduğuna inanıyorsan, elinde kanıt varsa direkt sorunu düzelt. Kimseye söyleme. En son her şeyi hallettiğinde durumu hocalarına bildir. Zaten bir şekilde o arkadaşlarının kulağına gidecek. :)

Çalıştığım yerde ıt görevlisiyken görevim olmadığı halde sorumluluk alarak 4 kişiyle beraber binanın tüm kamera sistemini yenileme görevini üstlendik. Diğer 3 kişiyle zerre anlaşamadığım ve sorunlarım olduğu için görevlendirmeyi ayrı ayrı yaptım. Kablolama sistemlerini ve kutu kurulumu onlara bırakıp kanalları açma ve kameraları yerleştirme görevini (kameraları yerleştirip kanalları açmayı istemediler, çok zormuş hata olabilirmiş.) De kendim üstlendim.

Kurulum 1 koca gün sürdü, büyük bir binaydı. 14 kameradan 7 kamera çalışmıyordu, bu büyük bir hata sayısıydı. Üstlerimiz geldi ve dolaylı yoldan hiç memnun değillerdi, 4'ümüz de oradaydık içlerinden en sinir olduğum "kanallarda bir problem olabilir, cihazlar düzgün takılmamış olabilir *** bey." tarzı bir cümle söyledi, ipi bana attılar. Baktım üstlerde bana bakıyor, dedim "okey ben bir kontrol edeyim, bugün fazladan kalırım." dedim. Dikkat et; birilerini suçlamadan, kendimi dahi savunmadan sadece kontrol etmek istedim.

Kablolama berbat, kayıt cihazlarına saçma sapan kurulumlar yapılmış, bir tane kayıt cihazının takıldığı priz daha henüz elektrik bağlantısı olmayan bir priz olduğunu gördüm (insan aleti açar be.) Ve bunun gibi irili ufaklı bir sürü yanlış daha gördüm. Hepsini videoya çektim, sorunları düzelttim, o gün gece 12'de eve vardım.

Ertesi sabah tüm kameralar çalışıyordu, ıt müdürü yanıma geldi "neymiş problem?" dedi. "mail'de eklere ekledim görselleri, açıklamalarını da yaptım." dedim, müdürümüz gitti inceledi. Bir saat sonra yanıma geldi "aferin evlat." dedi. :LOL:

Hani kendini açıklamaya kalksan, onları suçlamaya kalksan inan bir şey değişmeyecek. Bu yüzden sonucu insanların eline verip yapılan hataları da dalga geçer gibi göstermek daha iyidir.

İdolüm oldunuz hocam. Ders oldu bana bir dahakine buna dikkat ederim.:rofl: