Açıklaması nedir bunun?
Ben bazı kişilerle aynı cennete mi gideceğim? Ya da sadece Müslüman olduğu için eninde sonunda cennete gidecek kişiler, tüm hayatını iyi yaşayıp dini olmayan biri sadece dini olmadığı için mi ateşler içinde ızgara olacak?

A kişisi üniversiteye gider kaydını yaptırır. Üniversite hayatı boyunca pek çok rezillik çıkarır, derslere devamsızlık yapar, sınavlardan hep düşük not alır, disiplin cezaları alır, 4 yıllık üniversiteyi 7. Yılda zar zor bitirir ve üniversite diplomasını alır. Üniversite mezunu olarak mesleğine başlar.
B kişisi ise üniversiteye gitmeyi tercih etmez iş hayatına atılır, para kazanır, pek çok başarı kazanır, çevresinde sevilen sayılan biridir, hali vakti yerindedir.

B kişisi ben de üniversite diploması isterim, kazancım iyi, çevremde sevilip sayılıyorum, benim neyim eksik ondan der.

B kişisine bu saydığı kriterlerden dolayı üniversite diploması verilir mi? Hayır tabii ki çünkü senin üniversiteye kaydın yok, devamlılığın bağlılığın yok. Çok iyi çok başarılı bir insan olman üniversite diplomasını hakettiğin anlamına gelmez sadece kaydı olanlar ve başarıyla bitirenler diploma alır. Üniversiteye her giren başarılı olacak, mezun olacak diye bir kaide de yok, başarısız olana def edilir.
 
Arkadaşlar, İslam dini hoşgörü dini değil mi? Tanrı da merhametli değil mi? O zaman neden cezalandırılıyor?
Hiç bir zaman çalışmadığın bir dersten nasıl 100 almayi beklersin ki? İslam dininde hoşgörü bu dünyada var gayet Allah inanmayana hic bir ceza vermiyor bu dunyada, diğer dunya hakkinda da bilgilendiriyor eger buna inanmazsan diğer dunyada cezasini cekeceksin diyor. Hoşgörülü bir hakimin suçluya ceza vermemesi mümkün olmadigi gibi, Allah'ın da inanmayanlari cezalandirmamasi mümkün degildir. Diger sekilde haklarda eşitsizlik olur.
 
Arkadaşlar, İslam dini hoşgörü dini değil mi? Tanrı da merhametli değil mi? O zaman neden cezalandırılıyor?

90 yıl kafir yaşayıp işlemediği suç kalmamış birinin ölümüne 1 saat kala tövbe edip tertemiz olması ve cennete gitmesi Allah'ın hoşgörüsünün en büyük delilidir. Ancak sen yolunu hiç değiştirmeden Allah'a dönmeden öylesine bir hoşgörü istiyorsan bu inanlara ibadet edenlere güzelce yaşayanlara haksızlıktır.

İrade sahibi olmayan bu meleklerin Allah'a sürekli olarak ibadet ediyor oluşunun arkasındaki mantık ne? Amaç ne? Zaten en yüce olan bir varlığa sürekli en yüce olduğunu söylemenin sebebi ne?
İsterse herkesi Müslüman yapar, isterse herkesi müslümanlıktan çıkarır, isterse cennete koyar, isterse cehenneme atar, dilediğini yapar diyorsun. Böyle deyince oyuncaklarıyla oynayan birisi gibi geliyor kulağa. Canı ne isterse onu yapıyor. İnsanın sonsuza kadar ateşlerde yanması ile sonsuza kadar bahçelerde eğlenmesi arasındaki fark onun dileğine, keyfine kalmış gibi. İrademiz var ama gözlerimize perde indirdikten sonra irademizin olmasının ne anlamı kalıyor ki?

Gözlere perde işlenen günahlarla iniyor. Misal kendimden örnek vereyim.1.5 yıldır namaz kılmıyorum. Cuma namazına gittiğimde de hiçbir huşu duymuyorum zevk almıyorum. Allah'tan uzak bir yaşayışım vardı ve giderek daha da uzaklaşıyordum. Geçen ay zekatımı verdim ve ardından içimde namaz kılma isteği uyandı. Verdiğim zekat Allah'ın hoşuna gitti ve benim içime namaz kılma isteği verdi. İstekliyken gittim namazı camide kılmaya başladım. Hazır içimde coşku varken tüm namazları cemaatle kılayım dedim. 3 haftadır her namazı camide kılıyorum ve zevk alıyorum ibadetten. Peki bu işi başlatan ne oldu? Benim içimde henüz sönmemiş olan Allah sevgisi dolayısıyla zekat vermem. Ben zekat verince Allah da bana hediye olarak namaza sevgi ilgi verdi. Namaz kılınca da kıldığım namazdan zevk verdi. Ben 1.5 yıl namaz kılmazken cuma namazlarını kılıyordum ancak Allah halimden memnun olmadığı için ibadet zevkini tattırmıyordu. Ben her şeyin benim elimde olduğunu biliyorum. Ben kötüysem bu benim kabahatimdir. Ben iyiysem bu rabbimin bana sevgisi hediyesidir. Sorumlu olan benim sınavda olan benim. Alah bizden iyi ve kötü arasında seçim yapmamızı istiyor. İyi seçersen işini kolaylaştırıyor. Kötüyü seçersen yaptığın işleri güzel gibi gösteriyor ve daha çok batağa saplanıyorsun. Aklını kullanıp kötü işten vazgeçersen tövbe edersen seni affediyor.

Açıklaması nedir bunun?
Ben bazı kişilerle aynı cennete mi gideceğim? Ya da sadece Müslüman olduğu için eninde sonunda cennete gidecek kişiler, tüm hayatını iyi yaşayıp dini olmayan biri sadece dini olmadığı için mi ateşler içinde ızgara olacak?

Cennet de derece derece. Bu dünyada anasız babasız aç fakir yaşayan çocukla Elon Musk'ın hayatı bir mi? Bu dünyada nasıl herkesin hayatı derece derece farklıysa cennette de herkesin dünyadaki iyilikleri kadar derecesi yüksek olacak.97. derecedeki bir cennet sakini ile 2. derecedeki cennet sakinin alacağı zevk aynı olabilir mi? İkisi de cennette ancak biri zevkin zirvesinde geziyor diğeri zevkin en dibinde. Haa cehennemden kurtulan biri için cennette sadece oturup etrafı seyretmek bile çok zevklidir ancak 97. derecedeki kişinin ne zevkler yaşadığını bilemeyiz. Misal Müslüman olmayan çocuklar da cennette olacak ancak onlar cennet sakinlerine hizmet etmek için varlar. Cennette olsalar da oraya ibadetleriyle gelenlerle aynı zevki alamayacaklar.

İrade sahibi olmayan bu meleklerin Allah'a sürekli olarak ibadet ediyor oluşunun arkasındaki mantık ne? Amaç ne? Zaten en yüce olan bir varlığa sürekli en yüce olduğunu söylemenin sebebi ne?
İsterse herkesi Müslüman yapar, isterse herkesi müslümanlıktan çıkarır, isterse cennete koyar, isterse cehenneme atar, dilediğini yapar diyorsun. Böyle deyince oyuncaklarıyla oynayan birisi gibi geliyor kulağa. Canı ne isterse onu yapıyor. İnsanın sonsuza kadar ateşlerde yanması ile sonsuza kadar bahçelerde eğlenmesi arasındaki fark onun dileğine, keyfine kalmış gibi. İrademiz var ama gözlerimize perde indirdikten sonra irademizin olmasının ne anlamı kalıyor ki?

Elon Musk'ın neyi niçin yaptığını yüzde 100 anlayabiliyor muyuz? Falanca kişinin tüm servetini falanca derneğe bağışlamasının sebebini biliyor muyuz? Dünyadaki pek çok kişinin yaptıklarına akıl sır erdiremiyoruz. Çünkü biz o kişi değiliz. Onun neyi niçin yaptığını en iyi o bilir. Mutlaka kendince sebepleri amaçları vardır. Küçükken babamızın bizi terbiye etmesi kızması bize saçma gelirken büyüyünce bunun doğru olduğunu kabul ederiz. Bizden fersah fersah farklı sonsuz güç hayat sahibi Allah'ın neyi niçin yaptığını bu küçücük aklımızla biz nasıl bilelim. Biz kendi türümüz olan insanları bile bazen anlayamazken evrenin yaratıcısını nasıl anlayalım. Biz tanrı olmadık ki tanrı neyi sever neyi sevmez bilemeyiz. Tanrı olarak yaşadığında anlarsın melekler niye böyle yapıyor ama bir insan olarak buna aklımız yetmez.
 
Son düzenleme:
Gözlere perde işlenen günahlarla iniyor. Misal kendimden örnek vereyim.1.5 yıldır namaz kılmıyorum. Cuma namazına gittiğimde de hiçbir huşu duymuyorum zevk almıyorum. Allah'tan uzak bir yaşayışım vardı ve giderek daha da uzaklaşıyordum. Geçen ay zekatımı verdim ve ardından içimde namaz kılma isteği uyandı. Verdiğim zekat Allah'ın hoşuna gitti ve benim içime namaz kılma isteği verdi. İstekliyken gittim namazı camide kılmaya başladım. Hazır içimde coşku varken tüm namazları cemaatle kılayım dedim. 3 haftadır her namazı camide kılıyorum ve zevk alıyorum ibadetten. Peki bu işi başlatan ne oldu? Benim içimde henüz sönmemiş olan Allah sevgisi dolayısıyla zekat vermem. Ben zekat verince Allah da bana hediye olarak namaza sevgi ilgi verdi. Namaz kılınca da kıldığım namazdan zevk verdi. Ben 1.5 yıl namaz kılmazken cuma namazlarını kılıyordum ancak Allah halimden memnun olmadığı için ibadet zevkini tattırmıyordu. Ben her şeyin benim elimde olduğunu biliyorum. Ben kötüysem bu benim kabahatimdir. Ben iyiysem bu rabbimin bana sevgisi hediyesidir. Sorumlu olan benim sınavda olan benim. Alah bizden iyi ve kötü arasında seçim yapmamızı istiyor. İyi seçersen işini kolaylaştırıyor. Kötüyü seçersen yaptığın işleri güzel gibi gösteriyor ve daha çok batağa saplanıyorsun. Aklını kullanıp kötü işten vazgeçersen tövbe edersen seni affediyor.

Kendisine beşeri durumlar atfetmen yanlış. Hoşuna gitti diyorsun mesela. Bu bir duygudur. Duygular insana has özelliklerdir. Duygular insanları güçlü de yapabilir zayıf da. Tamamen insani özellikler olduğu için yaratıcıya atfetmek çok çocukça bir yaklaşım gibi geliyor bana. Bu yolun bir ilerisi onu, çocuklarını gözeten anne veya baba olarak görmektir ve bu görüş dinlerin kökeni aslında. Olaya böyle bakınca hepsinin ne kadar benzer olduğunu anlıyorsun. Hemen hemen aynı mental ile üretilmiş gibiler.
Sonsuz merhamet sahibi ise ne kadar günah işlenirse işlensin gözlere perde indirilmemesi gerekir. Çünkü bu durumda geri dönmen zorlaşıyor. Merhametli ise zorluk vermemesi gerekir. Zorlaştırmak, merhamet ile çelişkiye düşüyor.

Elon Musk'ın neyi niçin yaptığını yüzde 100 anlayabiliyor muyuz? Falanca kişinin tüm servetini falanca derneğe bağışlamasının sebebini biliyor muyuz? Dünyadaki pek çok kişinin yaptıklarına akıl sır erdiremiyoruz. Çünkü biz o kişi değiliz. Onun neyi niçin yaptığını en iyi o bilir. Mutlaka kendince sebepleri amaçları vardır. Küçükken babamızın bizi terbiye etmesi kızması bize saçma gelirken büyüyünce bunun doğru olduğunu kabul ederiz. Bizden fersah fersah farklı sonsuz güç hayat sahibi Allah'ın neyi niçin yaptığını bu küçücük aklımızla biz nasıl bilelim. Biz kendi türümüz olan insanları bile bazen anlayamazken evrenin yaratıcısını nasıl anlayalım. Biz tanrı olmadık ki tanrı neyi sever neyi sevmez bilemeyiz. Tanrı olarak yaşadığında anlarsın melekler niye böyle yapıyor ama bir insan olarak buna aklımız yetmez.

Beşeri örnekler vermek hata olur. Orantısal fark sonsuza eşit olunca bu karşılaştırma anlamsızlaşıyor. Çünkü insanın aklıyla yaratıcının aklı karşılaştırılamaz bir boyutta ise, onun önemli konuları kapsayan her şeyi insan zekasının algılayabileceği boyuta indirgemesi gerekir. Yoksa insana yapılan bu yaklaşım tarzı eşyanın tabiatına aykırı olur. Zira insan, sorgulaması ve meraklı olması sayesinde bugün olduğu teknolojik seviyeye gelebildi. Eğer her insan her olaya tanrının vardır bir bildiği diyerek yaklaşsaydı asla gelişemez ve sürekli yerinde sayardı.
 
Kendisine beşeri durumlar atfetmen yanlış. Hoşuna gitti diyorsun mesela. Bu bir duygudur. Duygular insana has özelliklerdir. Duygular insanları güçlü de yapabilir zayıf da. Tamamen insani özellikler olduğu için yaratıcıya atfetmek çok çocukça bir yaklaşım gibi geliyor bana. Bu yolun bir ilerisi onu, çocuklarını gözeten anne veya baba olarak görmektir ve bu görüş dinlerin kökeni aslında. Olaya böyle bakınca hepsinin ne kadar benzer olduğunu anlıyorsun. Hemen hemen aynı mental ile üretilmiş gibiler.
Sonsuz merhamet sahibi ise ne kadar günah işlenirse işlensin gözlere perde indirilmemesi gerekir. Çünkü bu durumda geri dönmen zorlaşıyor. Merhametli ise zorluk vermemesi gerekir. Zorlaştırmak, merhamet ile çelişkiye düşüyor.

Beşeri örnekler vermek hata olur. Orantısal fark sonsuza eşit olunca bu karşılaştırma anlamsızlaşıyor. Çünkü insanın aklıyla yaratıcının aklı karşılaştırılamaz bir boyutta ise, onun önemli konuları kapsayan her şeyi insan zekasının algılayabileceği boyuta indirgemesi gerekir. Yoksa insana yapılan bu yaklaşım tarzı eşyanın tabiatına aykırı olur. Zira insan, sorgulaması ve meraklı olması sayesinde bugün olduğu teknolojik seviyeye gelebildi. Eğer her insan her olaya tanrının vardır bir bildiği diyerek yaklaşsaydı asla gelişemez ve sürekli yerinde sayardı.

Allah, kulunun tövbe etmesinden, ıssız çölde kaybedilen deveyi bulmaktan daha büyük bir sevinç duyar.
Hadislerde de Allah'ın sevincini gazabını anlatan ifadeler var. Bu Allah'ı küçültmez insanların onu daha iyi tanımasını anlamasını sağlar.

Kendisine beşeri durumlar atfetmen yanlış. Hoşuna gitti diyorsun mesela. Bu bir duygudur. Duygular insana has özelliklerdir. Duygular insanları güçlü de yapabilir zayıf da. Tamamen insani özellikler olduğu için yaratıcıya atfetmek çok çocukça bir yaklaşım gibi geliyor bana. Bu yolun bir ilerisi onu, çocuklarını gözeten anne veya baba olarak görmektir ve bu görüş dinlerin kökeni aslında. Olaya böyle bakınca hepsinin ne kadar benzer olduğunu anlıyorsun. Hemen hemen aynı mental ile üretilmiş gibiler.
Sonsuz merhamet sahibi ise ne kadar günah işlenirse işlensin gözlere perde indirilmemesi gerekir. Çünkü bu durumda geri dönmen zorlaşıyor. Merhametli ise zorluk vermemesi gerekir. Zorlaştırmak, merhamet ile çelişkiye düşüyor.

Beşeri örnekler vermek hata olur. Orantısal fark sonsuza eşit olunca bu karşılaştırma anlamsızlaşıyor. Çünkü insanın aklıyla yaratıcının aklı karşılaştırılamaz bir boyutta ise, onun önemli konuları kapsayan her şeyi insan zekasının algılayabileceği boyuta indirgemesi gerekir. Yoksa insana yapılan bu yaklaşım tarzı eşyanın tabiatına aykırı olur. Zira insan, sorgulaması ve meraklı olması sayesinde bugün olduğu teknolojik seviyeye gelebildi. Eğer her insan her olaya tanrının vardır bir bildiği diyerek yaklaşsaydı asla gelişemez ve sürekli yerinde sayardı.

Allah'ın hikmetinden sual olunmaz derler. Allah perde indiriyorsa bunu muhakkak binbir hesap ile ve kulunun yararına şekilde yapıyordur. Allah kulunun ileride ne yapacağından tövbe edip etmeyeceğinden de haberdar olduğu için onun yaptığı hiçbir işte yanlışlık olamaz. Misal ben namazlara başladım ancak Allah bana hediyeleri önceden gönderdi pek çok güzellik yaşadım. Çünkü Allah benim namaza başlayacağımı biliyordu ve daha başlamadan beni mutlu edecek olaylar arka arkaya yaşandı. Şu an bir beklentim yok daha mahcup bile oldum.
 
Allah, kulunun tövbe etmesinden, ıssız çölde kaybedilen deveyi bulmaktan daha büyük bir sevinç duyar.
Hadislerde de Allah'ın sevincini gazabını anlatan ifadeler var. Bu Allah'ı küçültmez insanların onu daha iyi tanımasını anlamasını sağlar.

Beşeri duygular göstererek anlamanı bu şekilde sağlabiliyorsa o zaman neden bir önceki mesajında onun neyi neden yaptığını biz anlayamayız, akıl erdiremeyiz diyordun? Duygu göstermesi mükemmel yaratıcı sıfatıyla çekilişiyor. Hadiste ya da başka yerde ne yazarsa yazsın önemli değil çünkü duygular insanlara has özellikler. Dediğim gibi, yerine göre zayıflatıyor da güçlendiriyor da. Bunları yaratıcıya yüklemek onu anlamamızı sağlamıyor. Tam aksine mükemmellik sıfatından uzaklaştırıyor.

Allah'ın hikmetinden sual olunmaz derler. Allah perde indiriyorsa bunu muhakkak binbir hesap ile ve kulunun yararına şekilde yapıyordur. Allah kulunun ileride ne yapacağından tövbe edip etmeyeceğinden de haberdar olduğu için onun yaptığı hiçbir işte yanlışlık olamaz. Misal ben namazlara başladım ancak Allah bana hediyeleri önceden gönderdi pek çok güzellik yaşadım. Çünkü Allah benim namaza başlayacağımı biliyordu ve daha başlamadan beni mutlu edecek olaylar arka arkaya yaşandı. Şu an bir beklentim yok daha mahcup bile oldum.

Kim diyor sual olunmayacağını? Söylediğim gibi sorgulamayan bir zihin ilerleyemez. Her şeyi yaratıcıya bağlamak yanlıştır. Kendi iradenin ne önemi kalıyor o zaman? Allah senin 24 saat boyunca aklından çıkmıyor ise o zaman neyi tartışıyoruz? Sen bu kadar tutkuluysan senin tartışacak neyin var? Sadece eleştirel zihinlerden çıkan düşünceler tartışmaya açık olabilir. Yaşadığın her saniyeyi yaratıcıya bağlıyorsan neyi nasıl eleştireceksin ve tartışacağız?
 
Beşeri duygular göstererek anlamanı bu şekilde sağlabiliyorsa o zaman neden bir önceki mesajında onun neyi neden yaptığını biz anlayamayız, akıl erdiremeyiz diyordun? Duygu göstermesi mükemmel yaratıcı sıfatıyla çekilişiyor. Hadiste ya da başka yerde ne yazarsa yazsın önemli değil çünkü duygular insanlara has özellikler. Dediğim gibi, yerine göre zayıflatıyor da güçlendiriyor da. Bunları yaratıcıya yüklemek onu anlamamızı sağlamıyor. Tam aksine mükemmellik sıfatından uzaklaştırıyor.

Kim diyor sual olunmayacağını? Söylediğim gibi sorgulamayan bir zihin ilerleyemez. Her şeyi yaratıcıya bağlamak yanlıştır. Kendi iradenin ne önemi kalıyor o zaman? Allah senin 24 saat boyunca aklından çıkmıyor ise o zaman neyi tartışıyoruz? Sen bu kadar tutkuluysan senin tartışacak neyin var? Sadece eleştirel zihinlerden çıkan düşünceler tartışmaya açık olabilir. Yaşadığın her saniyeyi yaratıcıya bağlıyorsan neyi nasıl eleştireceksin ve tartışacağız?

Allah'ın mükemmel eleştirilemez olduğunu en baştan kabul etmiyorsan şirk koşuyorsun demektir. Allah şirki en büyük günah sayar. Dünyaya nükleer atıp yok etmekten daha büyük günahtır diyor. Bu tehdidi yok saymak çok büyük kumar oynamaktır. Oynadığın kumarda kazanırsan şu kısacık ömründe seni yaratana 3-5 kez ukalalık etmiş olursun o kadar ki onu da senin canını almayıp konuşmana izin verirse yaparsın. Kaybettiğinde ise en büyük günahın karşılığı olarak en büyük cezayı görürsün. Sonsuza kadar cehennem azabına dayanırım demek böyle bir meydan okumaya girmek inanılmaz zararlı bir alışveriş.
2-3 ukalalık ve sonsuz azap. Bak seni uyarmasa böyle suça böyle ceza olur mu desen yerden göğe kadar haklısın. Uyarıyor. Hem de her dinde her kitapta defalarca uyarıyor, her ezanda Allah en büyüktür diyor. Allah'ın büyüklüğünü tartışmak çok ağır cezaya sebeptir diyor.
-Sana bu suçun karşılığı budur diye seni uyarmadılar mı diye soracaklar sen de
-Evet uyarmıştılar
-Peki sen ne cevap verdin uyarıya karşı?
-Ben kabul etmedim inanmadım buna saçmalık dedim.
-Peki şimdi inandın mı, saçmalık mıymış. Şu mahşer meydanına baktığında cennet ve cehennemi gördüğünde Allah'ın gücünü büyüklüğünü kendi gözlerinle gördüğün halde hala saçmalık mı diyorsun?
-...
-o halde kalıcı olarak kalmak üzere ebedi yurdunuza gidin.
Bu satırları eleştirmek için yazmıyorum sizin kararınızın ne olduğunun bana bir faydası yok ancak ben bir kişinin doğru yolda ilerlemesinden büyük mutluluk duyarım sonsuz azaba giden birinin durumundan da üzülürüm engellemeye çalışırım dilim döndüğünce. Bazen engellemeye çalışmak o kişiyi daha da kızdırıp büsbütün uzaklaşmasına sebep olsa da şansımı denemekten vazgeçmem.
 
Hoşgörü dini değil. Yapısı gereği dinin hoşgörülü olması zaten mümkün değil. Kendinden olmayanı dışlar, ezer, yok eder. Sürekli genişlemek ve daha fazla insana sahip olmak ister bu yapı. Tanrı kavramıyla artık pek ilgilenmiyorum. Varsa var yoksa yok. Benim hayatımı etkilemiyor.