Bende 2 buçuk hafta bilindik dünyaca isim yapmış İtalyan markanın İstanbul şubesinde çalışmıştım. Üç dil bilmeme rağmen bir bakalım TR'de nasılmış çalışma hayatı diye bir deneyim olsun istedim. Neyse işe girdik ağustos sıcağında çalışıyoruz üzerimizdede o markanın gömleği ve o markanın siyah kumaş pantolonu. Akşam mağazanın 'sahibi' geldi. Baktım bir anda bütün çalışanlar yalaka oldu biri kül tablası getiriyor biri bir şey içer misiniz etrafında pervane oldular. Ben hiç oralı olmadım. Sonra topladı herkesi bir şikayetiniz var mı dedi kimsede çıt yok. Ben ise var dedim. Sadece birer adet gömlek ve pantolon verildiğini bu sıcakta en az 2'şer adet olmak zorunda dedim ki birini yıkayıp diğerini temiz giyelim diye vesaire. Adam diye ortalıkta dolaşan mağaza sahibi dedi ki: Yok öyle bir şey akşam eve gidince yıkarsın bir şekilde kurutursun sabah gelirken giyersin. Bende yumdum gözlerimi açtım ağazımı ne kadar küfür varsa saydım ona herkes şok içinda oracıkta gömleği ve pantolonu çıkardım ve önüne attım. Dedim sen patron olmuşsun ama hala adam olamamışsın. Içerdeki paramıda arkadaşlara dağatırsınız dedim ve gittim.
Sonrasında zaten yabancı bir şirkette iş buldum ve şu anda yönetim kadrosunda yer alıyorum. Demek istediğim TR'de maalesef yalaka arıyorlar sanki. Çok çalışacaksın ve her şeye doğru veya yanlış hehe evet diyeceksin. Zaten bu zihniyet yüzünden bu ülke ilerliyemiyor. Neyse herkesin işi gönlünce olsun.