İsimler, insanların davranışları ile belirlenmez. Ön kabul ve buna dönecegiz.
Anda ayrılıkların meydana getirdiği tartışmalar basit seviyede bir üstünlük telaşına dönmüş durumdadır. Olgunun özünden ziyade kişisel kararlar üzerinden bir değerlendirme, olguların değerinin belirlenilmesi için kullanılmaktadır. İşin içinde kimin ne yaptığı önemsizleşmiş, üzerine aldığı sıfat öne çıkmıştır.
Aynı zamanda herhangi bir sıfata sahip herhangi bir insan için cahil denilebilmektedir. Bu cehalet kendi sıfatını bilmemezliğinden mi? Yoksa diğeri gibi olmamasından mı ileri gelir? Ya da kendi sıfatını bilmediğini iddia eden düşünce, karşıtının bilmesi gereken her şeyi bildiğini mi söylemektedir?
Yalnız, ortada hâlâ bir hayli muğlak husus mevcuttur. Biz diğerini tanımamız gerektiğine vardık da diğeri biz mi? Değil. Ne olacak? Başka bir çatışma. Nereye varacak? Yine kendince çıkarlar.
Ne yazık ki insan, durumları kendine yontmaya uygun bir yaratıktır. Tüm bu temaşa da düşünceye hizmetten uzak, anlamın kilitlenmesine sebep olmaktadır. Bu yüzden ön koşul bâki.
Zihnin karanlığından uzak olma temennisi ile.