Burada bir arayış söz konusu. Fakat insan fıtratı gereği Allah'a yönelmezse... Yani şimdi insan ruhu aslında Allah'ın ruhundan bir parça. Yani insan özüne yönelmezse sonsuz açlıkta olan nefsi yoksunluk çeker.
Bu yoksunluk depresyon, kaygı, bağımlılık vb. patolojilere neden olur.
Ya bu işin Allah ile kitap ile ne alakası var dersen sadece düşün derim. Ama boş boş düşünme değil yani. Ciddi bir düşün. Çok alakası var.
İlla bu yöneliş din üzerine olmasına gerek yok. Sadece Allah'a yöneliş söz konusu 1700-1800'lerin öncesinde kaldı diyebiliriz. Teolojik eğitim o zamanlar daha fazlaydı mesela, insanlık olarak Tanrı'ya yöneliş çok fazlaydı ve belirsizlik kaygısına insanlar düşmüyordu.
Ben ise bunun farkına geçen sene yaşadığım deprem sayesinde farkına var mıştım. Hayatın değerini illa din ile olması gerekmiyor. İnsanlığın bunun farkına varıp kendince veya toplumsal olarak hayatına amaç yüklemesi gerekiyor.
Zamanında ise milliyet, devlet, aile, din gibi değerler yüceltildi ve korunmaya çalışıldı. Artık bunlar ileri de yeteri kadar değerli olacağını düşünmüyorum. O yüzden yeni değerler yaratmak zorundayız, yeni bir yönelim gerektiğini düşünüyorum.
Şu an ise bilimin gelişmesiyle sosyal medya aracılığıyla insanlar dogmaca bilim insanların dediklerine inanıp hayatın değersizleşmesi söz konusu. Bilim insanları yanlış söylüyor demiyorum insanlar emin olmadan araştırmadan takım tutar gibi fikir tutmaya başladı ve bu dogma oluyor. Şöyle bir gerçek de var bilimi doğru bulup ve merak eden insan ile Allah'a yönelen insan arasındaki dogmalık düzey farkı var. Bilime inanıp dogma olmayı yeğlerim.
Sizle bir konuda psikoloji konusunda konuşmuştuk. Hatırlarsanız çevremden uzak birkaç sene geçirdim, bu süreçte ne çevremin değerlerini ne de sosyal medyadaki değerleri benimsememiştim. Çünkü benimsediğim zaman kendimde huzursuzluk hissediyordum.
Şu an ise kendime ait değerler var, bu değerleri sorgulayarak kendim buldum denilebilir. İnsanın kendi arayışı sonucu bulduğu değer daha tatminkar oluyor.
İnsanlığın internet ve teknolojiyle birlikte yeni değerlere sahip olması gerektiği gayet açık. Bu değerleri de gene biz oluşturacağız.
Konudan bağımsız olarak söyleyeceğim ruha metafiziksel yaklaşmıyorum. İnsanın bilinci olarak yaklaşıyorum, insanın farklı sorgulama yeteneği ve çeşit çeşit düşünce sistemleri oluşması bir sürü ruhun olması anlamı geliyor.
Toplulukların ruhu da mesela kültürdür.
Çocuklarda ise bu bilinçlilik yok denilecek kadar az olduğu için internetteki değersiz şeylere yönelim artıyor. Dolayısıyla böyle kuşaklar görmek doğal. Ek olarak çocuklar bilinçsiz olduğundan internetin ne kadar gerçekçi olduğunu ayırt edemiyor, internette gördüğü saçma şeyleri hayatında uygulaması da onun suçu değil.
Aslında kuşakların bir suçu yok, dönemin getirdiği psikoloji onları bu hale getiriyor.
Z kuşağı ise geçiş dönemi denilebilir ve bu nesil ergenliğinde birçok zorluk yaşadı. Bu ergenlik sürecinde yaşaması onu daha olgun yapıyor. Şu anlık Alfa kuşağının çocukluk dönemi Z kuşağının çocukluk döneminden kötü diyebiliriz.
Konuda skibidi, sigma gibi şeyler dönmüş ama okula gittiğimde 11 ve 12. sınıflarda da bu espriler döndüğünü söyleyebilirim. Sadece alfa kuşağının olayı değil Z kuşağınında parmağı var. Bu esprileri büyük ihtimalle Z kuşağı üretti ve alfa kuşağı esprileri kullanıyor.