XP SP1 ve Windows 98’in USB sürücüleri şu ana kadar gördüğüm en iyileriydi. Neredeyse sıfır güvenlik katmanı vardı, her şey en ilkel hâliyle, sadece çalıştırmak için tasarlanmıştı. Arada gereksiz yazılım katmanları olmadığı için USB inanılmaz senkronize ve akıcı çalışıyordu. SP3’te bazı limitler ve değişiklikler geldi ama en azından eski çipsetlerde USB 1.1 hâlâ çok stabildi. USB 2.0’ı falan BIOS’tan kapatabiliyorduk.
Benim amacım yüksek USB hızından ziyade mümkün olduğunca akıcı ve düşük gecikmeli bir USB deneyimiydi. DMI kullanan Intel sistemler de bu konuda bana göre daha iyiydi. BIOS’larda HPET ayarı olurdu, onu kapatıp doğrudan TSC timer’a geçebiliyorduk. Hatta XP’yi non-ACPI kurarsak anakartı doğru düzgün tanımadan, en ilkel hâliyle kuruyordu. Ben Half-Life 1 sistemimi hâlâ böyle kullanıyorum. Sıfır input lag için bu işlere gerçekten çok kafa patlattım, anlatsam 10 sayfalık yazı çıkar.
Modern sistemlerde ise işler maalesef eskisi kadar basit değil. Eskiden tak-çalıştır mantığıyla en iyi deneyimi almak mümkünken, şimdi bir sürü ayarı tek tek optimize etmek gerekiyor. Ama PS/2 hâlâ bambaşka; onda bu dertlerin hiçbiri yok. Takıyorsun, doğrudan interrupt üzerinden çalışıyor. Tek sorun, kaliteli PS/2 mouse bulmanın artık zor olması. Bende bir Logitech PS/2 mouse vardı, en kral gaming mouseden bile daha tepkisel geliyordu. Klavyem de hâlâ PS/2.
Bir de benim monitör CRT, ekran kartımda da analog çıkış var, dijitale geçmek gibi bir derdim zaten yok.
Dur koparma beni baksana dönüşüme uğruyorum ilkelleşiyorum, olayların artık siyasi boyutunu tartışma boyutuna gelmek üzereyim, e ne de olsa her şeyden önce ne kadar olursak olalım içinde bulunduğumuz etkenler bizi tuhaf şekilde biçimlendiriyor, yaşlı olduğum içinde sayıklamaya başlıyorum, kayış kopuyor işte haha ! Şimdi bizim fiber bağlantımızda var. MS değerleri düştü, bak düştü resmen düştü evet kanıtlanmış bir şey, ama arada yine eskiye göre bir eksiklik var. Ulan 100hz monitörlerde 130 ping Türkiye içinde ping alırken bile ben böyle kare atlamaları, takılmalar, yok önce görme sonra görme algısı olmuyordu. Tamam anladık hassaslaştı her şey, geliştirildi. CRT monitörler ile beynimizin frekanslarını bozdular, bu da bilimsel yoldan kanıtlanmış bir olaydır. Her ne kadar Hertz düşük olsa bile paneli LCD gibi değil. Özellikle Dikey eşitlemeyi zorlayan bir yapıya sahip. Yani daha eski monitörlerde dikey/yatay eğrisi olan ürünlerde insan onlara sürekli bakarsa insan sağlığı bozulur.
Çünkü sadece boyutu ilgilendirmiyor, ya da büyük bir TV olunca biz tüm ayrıntıyı görmüyoruz. Üstelik mesela her gün sinema salonuna gitmek yerine insan algısına daha eşit bir inç daha iyi olur. Nede olsa tüm görüntüyü yatay ve dikey açıdan daha iyi açıdan görüyoruz, yani her açı, ama ne oldu ? Biz abi kocaman televizyonlarda bir filmde insanın elinde ki tırnaklarınıda görmek istiyoruz. Al sana BluRay teknolojisi. Ne oldu neden tutmadı. Çünkü insan algısı bu durumu istemedi, çünkü görüntü tarihine bakarsak gerçek şu ki insan algısı 24FPS için daha uygun, sağlık açısından da. Bilim bunu hesaplarken insanlar tam olarak görüntünün birebir canlıda neyse o şekilde görmesini sağlayacak şekilde yaptı, üstelik Hertz konusu film'i bile ilgilendirmiyor direkt yada monitorda oynadığımız oyunları. Çünkü Hertz birimi diye fizikle alakalı bir durum var. Çok basit yani hiç monitör anlamayan birisi gelsin, ama frekans ve titreşim, dalgalan konusunda bilgisi olsun yeter.
Max 3 gün sonra moniötürün yapısını çözer. Biz ne yapıyoruz ? Çok fazla zaman harcadığımız halde yapabileceklerimiz sınırlı, en fazla diyeceğimiz şey "olm sen de 540Hz monitör mü var nasıl gördün" Tabii insan algısı belki 60Hertz bir monitörde 540Hz kullananın önüne geçemez, ne de olsa insanlar fabrikadan çıkmış bir ürün gibi değil mi haha. İşte bu kısmını düşünmüyorlar, çünkü ortada zorlama durumları, ne mantık, ne de hiçbir şey yok, tuhaf bir alışılagelmiş kendini sürekli sanan, ama durağanlıktan başka hiçbir şey olmayan sonuç var. En mantıklısı bildiğin kadarı, ama her şeyden önce insan algısını düşünürken farklılıkların donanımdan bağımsız şekilde bile fark yaratabileceğini bilmektir. Yok ama bizim için şu bilgisayar daha hızlı bu daha hızlı konuları olsun, pardon ya FPS daha yüksek daha az. Atomu parçalayacağız hep birlikte az kaldı. Neyse monitör sektöründe sonra durumu LCD monitörlere ve televizyonlara çevirdiler, çünkü burada yatay frekans uzatması olabildiğince tüplü monitörlere kadar iyiydi, ama şunu hala anlamadılar ve bir sonra ki beni kasacak video'mda bunları göstere göstere üstelik 360 ve test için bulabilirsem eğer 540Hz gibi monitörlerde de göstereceğim, tipik yani yukarıda anlattığım bir takım olaylara bağlantısı olan Hertz konusunu ciddi şekilde ilgilendirecek, ve burada da söyleyeyim.
Hertz yani frekans deyince her şey uyuma bakar. Sen bir şeyin frekansı örnek 300Hz çalışıyor onun karşısına 400Hz koyarsan iletişim sağlayamazlar birbirlerine göre. Aynı frekans olursa birbirlerine dokunabilirler. Dolasıyla bir 360Hz monitörde ve üzeri monitörlerde pohpohlanan taraf ses konusunu ilgilendiriyor. "Bilgisayar nedir" konusunda ayıptır söylemesi anlatırken alay ettiğim konu. Çünkü KHz frekans bilrimi daha çok ses ile ilgilidir. O yüzden CRU ile bile görünebilir. 360Hz monitörün tipik değerlerine baktığınız zaman 240Hz Diket eşitleme, daha fazla pohpohlanmış Khz durumlarını ilgilendiren yatay frekans boost edilir tipik 240Hz değere sahip monitöre göre fark budur. Bu olayda sadece ama sadece mouse tepkisini ilgilendirir, bu yüzden monitör hızlı davranır, ama kendi kendine yapmaz, hızlı davranan mousedur

Bu iletişimi KHz yolu ile sağlayan monitördür sadece. Kısacası 240Hz monitörde hız konusunda eksik kalan mouse 360Hz de hızlı olması kendi potansiyelinden çok monitör'ün yatay frekansı ile alakalıdır. Kısacası tipik dikey eşitleme hiçbir monitörde üzeri olamaz, çünkü insan algısına ters bir fizik kurallarını ilgilendirir.
Frekanslar ile zamanında bu yüzden ilgilendim. Çok basit videolar gördüğüm zaman frekanslar ile alakalı direkt aydınlanma yaşadım. Çok ama çok faydası oldu beni bilgisayar konusunda araştırma yaptığım zamanlarda özellikle. Hala eksiğim oda pratik deneyim için elimde çok fazla ürün olmadığı için, çünkü bir yerden sonra artık karşılaştırma yapmalısın, bu şekilde görüp anlamasın boyutu oluyor. O yüzden olduğu kadarı işte, elimden geldiği kadarı bu.
Dip not ekleyeyim. Yeni model monitörlerde insan sağlığı ile oynuyor. DyaC ve PureXP gibi söz de teknolojiler. Ne kadar tuhaf, düz mantık kursak deriz ki "ulan açtık ışık azaldı" ama yaydığı frekans daha fazla ve insanın o beyninin içinde ki hücreleri etkileyecek nitelikte, çünkü göz diyorum, frekansları görmese bile etkileşim sağlayabilir. Babama sorsam hangisi gözlere zararlıdır, hiçbir deneyimi olmadığı için hemen gördüğü için daha kısık ışık olan taraf için "iyi" der. Frekanstan anlayan insan bu durumu teknik olarak bilse zaten anlar, ki kaldı ki frekans büyük olmasına gerek yok, her şey daha çok uyum ve uyumsuzluk konusunu ilgilendiriyor. Dolasıyla düşük frekans bir müzik bile iki insan arasında karşılaştırma yaptığın zaman birbirlerine göre farklı algılara sahip olurlar. Mesela sen ve ben, 1km uzaklıkta bir yangın yanar, ikimizde görürüz, ama sen kokusunu alabilirsin, ben alamam, işte frekans farkı, duyuların ötesinde. Bu yüzden insanların ateş su gibi topraklara ayırır burçlar, ama ben simyacıları bu konularda daha üstün buluyorum. Bundan dolayı ben kendi monitörümde mesela PureXP açtığım zaman midem direkt 10 dakika içinde bulanır başım dönmeye başlar. Benlik durum değil. Tesadüf hiç değil. Araştırdım da bu yönde. Yani bir başka kişi için belki aynı olmayabilir, ama genel olarak standartlara uygun olarak düşünürsek insan sağlığı ile oynayan bir yapılandırmaya sahip. Konu tam olarak bu. Yoksa biri çıkıp "ben açıyorum DyaC" bir şey olmuyor diyebilir, üstelik sadece benim gibi başının dönmesine ve kusma gereksinimi duymasına gerek yok, bilmediği şekilde başka sorunlara neden olabilir, üstelik rahatsızlık kendini o an belli etmese bile, nede olsa bir televizyona uzun süreli bakmak genelde insanların gözlük kullanmasına neden oluyor, yakın uzak fark ederek hemde. Çocuklarında algısı çok yüksek olduğu için o yüzden daha çok çocuklar etkileniyor. Yaşlı olan insanların beyin hücreleri çocuğa göre daha ölüdür, gözleri daha az görmek değil, titreşimi o heycanı azalmıştır işte.