Quarit 10

Çalışkan
Katılım
30 Ağustos 2026
Mesajlar
208
Çözümler
2
Beğeniler
88
Merhaba, daha önceki videolarımda bilgisayarın genel kalibrasyonunu ilgilendiren bir anlatım yapmıştım. Bu video da sadece anakart donanım üzerine yoğunlaştım bu kısımda. Yalnız yine de eksik kalabileceğinden dolayı kanalımdaki "Bilgisayar nedir?" videosuna bakabilirsiniz. Bu sayede kafanızdaki taşlar daha iyi oturur. Yine de anakart alırken insanlar için bu video çok yönlendirici olacağını düşünüyorum. Benim için değil, arkadaşlar işin gerçeği şudur; bir anakart komple bilgisayar yapılandırması için omurga sistemi görevini üstlenir ve işin kötü tarafı üzerine taktığımız donanımların kendisine ait potansiyeli iyiyse anakart bu kısımda daha sağlam olmak zorundadır. Örnek 9800X3D (CPU önceliği, en kaba örnek) kullandığım bir işlemci için 4-5K fiyat arası olan ve chipset konusunda diğer tüm konularda (videoda gösterip anlattım) eksik kalıyorsa ben işlemcimin gerçek çalışma potansiyelinin ortaya çıkmasını bekleyemem. Yani her şey Cinebench üzerinde ya da oyunlarda görünen FPS değeri değil. Bir skor alınabilir, ama o skoru hangi zaman içinde aldığı önemli, yani süreç.

Benim babam da 1 km yolu benim gibi yürüyebiliyor, 1 km uzunluk değil konumuz; 1 km yolda benim kadar hızlı olamadığı durumu. (Videoda peder araya girdi o yüzden biraz mizahı hak etti.)

Bu örnekte uzunluğa bakmayalım sadece, mümkünse bir şeyin ağırlığı neyse hacmi de konuşulsun. Hacim demişken biraz abartmış olabilirim, ama bir sonraki video benim için çok zor olacak, yine de film tarihine kadar indirgeme yapacağım; FPS tarihini bile bu denli boyutlandırıp daha sonra da SI birimine geçiş yaparak monitörler için özellikle günümüzün sunmuş olduğu yüksek FPS oyunlardaki FPS değerlerine bağdaştırma yaparak en iyi Hertz konusunu anlatacağım. Ağırlık değil arkadaşlar, kalibrasyon durumlarını ve yine komple bilgisayarı ilgilendirecek bir konu olacak.

Bu videoda 3 farklı chipset sahibi anakart üzerinden örnekleme yaptım. İzlerseniz daha iyi anlarsınız, ama yazılı olarak da kabaca belirteyim. Anakartlar arasında ayrım yaparken VRM (faz), CPU PCI veri yol hat sayıları, anakart donanım destek tablosu ve anakart üzerindeki entegre olan donanımlar hakkında. Keyifli seyirler.

NOT: 9800X3D için eksik bırakmışım. İşlemcilerin kendi sayfasında teknolojine göre sunmuş olduğu PCI hat sayıları paylaşılıyor, aynı zamanda desteklediği chipset sürümleri.


 
Son düzenleyen: Moderatör:
Benim için en önemli şey PS2 portu olması hem de 2 tane yapan tek Apex serisi var 1 DPC :D

1790190792746.webp
 
Benim için en önemli şey PS2 portu olması hem de 2 tane yapan tek Apex serisi var 1 DPC :D

Eki Görüntüle 281818
O giriş neleri kurtarıyor biliyor musun. Aklıma gelen ilk şey zamanında sıkıştığım zaman bu portu kullanarak Windows 7 kurabilmek olmuştu. Şaka maka bir yana bu işin komik tarafı ve başımdan böyle bir olay gerçekten geçmişti. Çok uzun zaman olmuyor. O giriş gerçekten işe yarıyor, ayrıca analog girişleri olan bir çok üst seviye anakart var, bunlar daha çok Serial Port teknolojisini hala anakartlar üzerinde kullanan modelleri ilgilendiriyor. Bu da Windows üzerinde IRQ çakışmalarını ve paylaşımları daha stabil hala getiriyor, ama DDR5'de bunları pek fazla göremezsin artık, bir kaç model var ama eskiden DDR4 sistemlerde Serial Port C0M6 üzerinden CS:GO sunucularını kitlediğim dönemler oldu. Bir nevi TickRate saldırısı düzenlemiştim Valve sunucularına haha. Artı DMA hilesi yapanlar mesela para verdikleri hileler var, bilirsin aracı olan bir donanım. Bu donanım kendi içinde Serial Port üzerinden C0m bağlantılarını kullanarak hile yapmaya yarıyordu, tabii sonra hilelerde gelişti, ne de olsa resmi legal anakartlar üzerinde 2. donanım olmadan arada anakartı kullananlarda oldu. Ben bu işlemleri bir başkasında test olarak uyguladım, ama kesinlikle online sunucuya girmemesi konusunda uyarmıştım. Atolye map'ine girip AK47 ile spray yapınca önce bana dehşete kapıldığı için havaya küfür eder gibi küfür etti sonra da "abi bu hile" dedi. Evet legal hileydi işte :D

Daha durun senkronizasyon bozukluğunu ele alan BIOS ayarlarını bile göstere göstere uygulama yöntemleri ile konular açacağım. Ben kafayı bu yönde takan birisiyim, yani çok hassasım, kendi çapımda kendi bütçeme göre zorlamayı yapıyorum. Elimde çok seçenek olsaydı paylaşımlarım daha ciddi olabilirdi. En azından olmasa bile bir çoğunu kanıtlaya kanıtlaya gösterebilme yeteneğim var.
 
O giriş neleri kurtarıyor biliyor musun. Aklıma gelen ilk şey zamanında sıkıştığım zaman bu portu kullanarak Windows 7 kurabilmek olmuştu. Şaka maka bir yana bu işin komik tarafı ve başımdan böyle bir olay gerçekten geçmişti. Çok uzun zaman olmuyor. O giriş gerçekten işe yarıyor, ayrıca analog girişleri olan bir çok üst seviye anakart var, bunlar daha çok Serial Port teknolojisini hala anakartlar üzerinde kullanan modelleri ilgilendiriyor. Bu da Windows üzerinde IRQ çakışmalarını ve paylaşımları daha stabil hala getiriyor, ama DDR5'de bunları pek fazla göremezsin artık, bir kaç model var ama eskiden DDR4 sistemlerde Serial Port C0M6 üzerinden CS:GO sunucularını kitlediğim dönemler oldu. Bir nevi TickRate saldırısı düzenlemiştim Valve sunucularına haha. Artı DMA hilesi yapanlar mesela para verdikleri hileler var, bilirsin aracı olan bir donanım. Bu donanım kendi içinde Serial Port üzerinden C0m bağlantılarını kullanarak hile yapmaya yarıyordu, tabii sonra hilelerde gelişti, ne de olsa resmi legal anakartlar üzerinde 2. donanım olmadan arada anakartı kullananlarda oldu. Ben bu işlemleri bir başkasında test olarak uyguladım, ama kesinlikle online sunucuya girmemesi konusunda uyarmıştım. Atolye map'ine girip AK47 ile spray yapınca önce bana dehşete kapıldığı için havaya küfür eder gibi küfür etti sonra da "abi bu hile" dedi. Evet legal hileydi işte :D

Daha durun senkronizasyon bozukluğunu ele alan BIOS ayarlarını bile göstere göstere uygulama yöntemleri ile konular açacağım. Ben kafayı bu yönde takan birisiyim, yani çok hassasım, kendi çapımda kendi bütçeme göre zorlamayı yapıyorum. Elimde çok seçenek olsaydı paylaşımlarım daha ciddi olabilirdi. En azından olmasa bile bir çoğunu kanıtlaya kanıtlaya gösterebilme yeteneğim var.
ps2.webp
 
Canım varya şu mizahla beni şu an kopardın. Suratımda ki ifadeyi görsen. Arşivime ekledim :D Zamanında mouse tarihini bile araştırdım, pratiğim gerçekten bir dönem iyiydi, şimdi çoğu şey uçtu diyebilirim, ama artık hem konular açıyorum hemde videolar çekiyorum yine.

Mouse tarihini bir insan neden araştırır ya ? İşte insanın başına ya meraktan ya .... gelir derler ya, şey gibi bu aslında insan hafızası çok kuvvetli olduğu zaman bu bir lanet midir yoksa lütuf mu ? İnsan beyni yanıyor işte. Mouse tarihini araştırdığım zaman bildiğin bir makinaya bağlı analog bir bağlantı kuran, yani daha çok direkt güç kablosu üzerinden bağlantı kuran bir yapıya sahipti, ama işte o makina ile anlaşmasını sağlayan sanırım bir şey vardı ortada, hatırlamıyorum o kadar, çünkü o adı henüz "mouse" olmayan alette sinyal gönderme durumu oluyordu, ve bir şekil kodlama yapıyordu, örnek 3 kere hızlı bastığın zaman makinada ona göre programlanıp tepki veriyordu. Günümüzde de mouse algısı senin şu mizahına göre değişti. Her şey analog olsaydı emin ol ortalıkta uyum konusunda pek sorun yaşamazdık, ama işte işlemci teknolojisi :)

O bir dahi ! Yalnız artık insanlar işlemci yerine ekran kartı teknolojilerine sardı, bunun nedeni yapısın ne anlama geldiği için değil, bilende var ama daha çok ezber bir şekilde bilenler oluşturuyor bu topluluğu. Eskiden insanlar yeni bir işlemci beklerdi, daha çok heycan verici nokta buydu. Şimdi ise yapay zeka her şeyi ele geçirmiş durumda, ve bu konuda artık hangi donanım firması kendini daha çok geliştirebilirse içinde bulunduğumuz bu sektörü ele geçirecektir. Benim gözlemlediğim kadar NVIDIA çünkü adamlar genel olarak ev kullanıcılarına yönelik ve işler yapıyor, açıkcası daha çok geneli ilgilendiren teknoloji kısmında farkları bilmiyorum, ama NVIDIA ileride CPU/GPU/RAM entegreli şekilde sistemler yapacak gibi. Bu cart diye olamaz, olsa bile şu konumdayken önce beklemesini bilir, çünkü adamlar bilim insanı değil, kapitalizm mantığına göre ayak uyduran üretici bir firma. Neyse işte artık her şey bir donanıma göre ayak uyduruyor, ama bir bilgisayarda ne olursa olsun her donanım başta işlemciye ayak uydurmak zorunda, işlemcide anakarta ayak uydurmak, anakartında güç kaynağına ayak uydurmak zorunda olduğu büyük bir yapı. Benim bir teorim var gülebilirsin :D Biraz delice ama mantıklı.

Mesela çok dünyevi şekilde dünya zaman birimine baktığım zaman her şey ileri doğru gidiyor, yani geriye gitmek her türlü geçmişi silip götürüyor, yani yürürsün tekrar o yolu geri dönersin okay, ama bir şeyler arada geleceğe doğru atım atmayı sürdürür, yani bu gelecek algısı sadece bir parça ile alakalı değil, içinde olduğun tüm parçaları ilgilendirir, neyse konu saat, bildiğimiz saat, hani ileri doğru akan saat, işte ben zamanın aslında evrenin eninde sonunda yok olacağına mantık yürüten kişilerden birisiyim, o yüzden her ne kadar rastlantı sonucu var etmiş olsa bile, ve çok komplike olsa bile elbet sonuç olarak tasarladığı bir zaman birimi vardır, ben de mantığımı bu yönde düşündürerek kendi kendime şunu derim "e o zaman saat aslında geriye sayıyor ileriye değil" Haha!

Yani her şey sanırsın ileriye doğru gidiyor, evet öyle bunun aksini ben de iddaa etmiyorum, ama sonuç işte, bunu düşündüğümüz zaman ve ayrıca neden ve sonuç ilişkisini kurduğumuz zaman ben mantığımı anlattığım şekilde kullanıyorum. İstediğim için değil, bildiğim içinde değil, bu benim teorem. Aslında bu konuda kendi içimde yaptığım hesaplar çok fazla sayıda. En güzeli şu oldu benim için. Fiziksen zerre anlamam. Ama bu konular daha çok Fiziği ve bilimi ilgilendiriyor, o yüzden önce saçma sapan gibi düşündüğüm çoğu konuyu bir şekilde erişip doğruladığım olmuştur inan bana. Sadece bilgisayar konusu değil, evet bu çok uçuk bir konu, ve sonuç olarak kanıtlanması imkansız, ancak teori olarak kalır, sonuçta her şey yok olduğu zaman kanıtlanacak bir olguda olamaz. Lakin evrenin tekrar tekrar kendini var ettiği konusund çok mantık var. En basiti içinde bulunduğumuz doğa bile bunu yapıyor, dünya zarar gördüğü halde, ki bunu kendi kendine yapan bir ekolojik sistemi olsa bile, bir yerde son verdiği şey için başka yerde başka bir güzellik doğuruyor. Yani sonuç olarak evren yapısıda kesinlikle bana göre her evrede kendini geliştiriyor. İnsan dediğin nedir ki hehe

NOT: Evrenin evreleri konusunda özellikle Simya ile ilgilenen büyücülerle ilgiliyimdir, ama bu konu benim için hassastır. Her yerde konuşmaktan çekiniyorum. Geçmişte Simyacı olan ve günümüzde bilim insanı olarak rol değiştiren modern insanlar hakkında da ilgiliyim, ama daha çok işin mistik ve daha doğal eski zamanları daha çok ilgimi çekiyor. Bu yüzden evrenin eninde sonunda ilk şeklinde geri dönüş yapacağını söylemek istedim, evre evre ilerledikten sonra, ve bu evrelerin her birinde aynı döngüleri kendine yaratarak. Her bir evrenin sonucu ve başlangıcı konusu var demek istedim.
 
Son düzenleme:
Windows üzerinde IRQ çakışmalarını ve paylaşımları daha stabil hala getiriyor, a
El ile IRQ ayarlamak, kullanmadığımız şeyleri kapatıp IRQ yolu açmak en sevdiğim şeylerdendi. BIOS’larda Plug and Play ayarları falan olurdu, GPU’nun ve kullandığım USB’nin IRQ hatlarını mümkün olduğunca temiz tutmaya çalışırdım. X58’de USB 1.1 kullanıyordum, XP’de de gayet iyi çalışıyordu. ICH10 çipseti 1000 Hz ve üzerini kaldırabilirken, daha modern çipsetlerde aynı şeyi yapmak mümkün olmuyordu.

1790195054523.webp
 
El ile IRQ ayarlamak, kullanmadığımız şeyleri kapatıp IRQ yolu açmak en sevdiğim şeylerdendi. BIOS’larda Plug and Play ayarları falan olurdu, GPU’nun ve kullandığım USB’nin IRQ hatlarını mümkün olduğunca temiz tutmaya çalışırdım. X58’de USB 1.1 kullanıyordum, XP’de de gayet iyi çalışıyordu. ICH10 çipseti 1000 Hz ve üzerini kaldırabilirken, daha modern çipsetlerde aynı şeyi yapmak mümkün olmuyordu.

Eki Görüntüle 281830
Artık her şey tekonoloji üretenlerin elinde. Yani çok basit örnek vermek gerekirse eğer ben şu anakart üzerinde USB portlarını bile kapatamıyorum :) Yani bence artık ince ayrıntılar fln kalmadı ki ztn var olan şeylerin çoğuda kendi tasarladıkları düzene göre uyum konusunda şaşırmaya başlıyor, ama işte ortam daha çok sıcaklıklar, fpsler gibi konular üzerinden işlendiği için bu durum onların kendileri için tasarladıkları gelecek için oldukça uyumlu oluyor. Sal bizi ya neden bir işlemcinin kas gücü ya da sıcaklığı ile alakalı ayarlar var, yap kardeşim özel bir menu, uyarınıda yap kullanıcı kabul etme durumu olsun biz de karıştıralım işte orada kendimizi. Yok ama her şey günden güne kısıtlanıyor. Belkide daha çok karmaşık bir yol izlediği için olabilir. Yani her şey daha küçük parçalara bölünüyor gibi, ne de olsa eskiden bilgisayar dediğimiz o tuhaf şeyler (tuhaf diyorum şimdi öyle çünkü hehe) tak çalıştır yapıyorduk. Ama şimdi mubarek daha modern olmasına rağmen sorunlar bitmiyor. BIOS güncellemeleri bile 10 gün aralıklarla çıkıyor fln. Çünkü bir mouse sektöründe bile çok fazla sayıda marka üretim işine girdi. Anakart üreticilerine üzülüyorum en çok.

Ben de bundan 4 sene önce fln çok değil yani 12600KF ile Razer mouse'umu 8000hz kayıpsız şekilde kullanıyordum, yine Windows 11 işletim sistemiydi. Üstelik bunu yüksek FPS oyunlar açıkken test yapıyordum. Monitör'ün 240Hz yumuşaklığı daha çok kendine geliyordu dolasıyla, sadece mouse ile işlemci arasında ki konu değil ki, raporlama hızı arttığı için işlemcinin bizim gözümüzle görmediğimiz o arka planda çalışan Overshoot konusunu ilgilendiren olayda senkronizsayon sağlamasına aracı oluyordu, üstelik bunu daha çok Windows kernel üzerinde Timer Resolution sayesinde yapıyordu, ne oldu ? Windows Timer Resolution da nedense kendi içinde yüksek gecikmeleri yarattı, neden ? Çünkü insanlar böyle bir mouse ile güzel şeyler yaşayamaz, bu üretim konusunda başta mouse alanında durağınlığa neden olabilir. Çünkü biz tüketiciyiz, her ay 1 mouse alıp denememiz gerek, mousepad almamız gerek, performans bu işte, kısıtlamalar, söz de teknoloji, sonuç olarak tüketme çılgınlığın artması. Her şey onların kendi geleceğini yaratmak için, bizim içinde en fazlası ne olabilir ? Bize düşen paya bakın, gitgide daralmayı sürdürüyor.

Dur dur buradan Valorant'a giydirme yapayım. Yani Windows sürümlerini örnek vererek "güvenlik açığı" diyerek oyuna belli başlı sürümlerle giriş yapılamıyor. İyide burada işte direkt Microsoft suçlu, çünkü Vanguard'ın anlamı hiçbir şey, Microsoft ile anlaşayan bir firma, kendi uygulamasını Windows kernel ile çalıştırıyor. Dolasıyla Windows güvenlik konusunda diğer sürümlerede anlaştığı firmalara göre şekil veriyor, ama göz boyama kısmında "geleceğe adım atıyoruz güncel sürüm daha güvenilir" Microsoft Windows, böyle tuhaf açık kaynak olanlara gel. Yahu ciddi söylüyorum şu Windows kernel yapısını ciddi anlamda yapılandırma tarafında birisi çıksa her şeyin içine basit yöntemlerle edebilir. Fakat Windows'da oldukça bu konuda sakin, ne de olsa daha önce ki sürümleri ilgilendiren tuhaf regedit ayarları yine paylaşılıyor. Zaten yazılımdan ciddi şekilde anlayan birisinin bu konularda hiç alakası bile olmaz, ilgilenmez bile, çünkü bunlar birbirini beslerken, bir de bu olayların suç yasalarını ilgilendiren tarafları var, ve adamlar FBI bile karıştırabiliyor. Düşün yani koskoca yığınla insanların bilgileri paylaşılıyor bir şekilde hemde para karşılığında. Biz bir film içinde değiliz. Bir sistem içinde hack olayı yapılıyorsa açık var demektir, bu açık üzerinden yol izlenebilir, bir çok şey üzerinden izlenip yakalanabilir kim ne yaparsa yapsın, ama işte kendi içinde de saçma sapan kısıtlamaları var. Örnek bizim internet tarafında ev kullanıcılara olan kısıtlama yasası. Sen bu yasayı yapıyorsun mubarek internetin kralısın, peki bizim bilgilerimiz satılırken nerdeydin ? Biz bu konuları bu şekilde tartışmadık bile, üzerine hiçbir şekilde yasal işlemin olup olmadığı konusunda haberler görmedik. Tek gördüğümüz haberler "bilgilerimiz çalındı" ee hacker bulamadık peki bunların sorumlularına ne oldu ? Şu an onlarda işte yine bizi kısıtlamakla meşgül, tek işleri bu, ne de olsa BTK bile kendi çıkarları doğrultusunda var olan kurumsal bir yer.
 
Son düzenleme:
Artık her şey tekonoloji üretenlerin elinde. Yani çok basit örnek vermek gerekirse eğer ben şu anakart üzerinde USB portlarını bile kapatamıyorum :) Yani bence artık ince ayrıntılar fln kalmadı ki ztn var olan şeylerin çoğuda kendi tasarladıkları düzene göre uyum konusunda şaşırmaya başlıyor, ama işte ortam daha çok sıcaklıklar, fpsler gibi konular üzerinden işlendiği için bu durum onların kendileri için tasarladıkları gelecek için oldukça uyumlu oluyor. Sal bizi ya neden bir işlemcinin kas gücü ya da sıcaklığı ile alakalı ayarlar var, yap kardeşim özel bir menu, uyarınıda yap kullanıcı kabul etme durumu olsun biz de karıştıralım işte orada kendimizi. Yok ama her şey günden güne kısıtlanıyor. Belkide daha çok karmaşık bir yol izlediği için olabilir. Yani her şey daha küçük parçalara bölünüyor gibi, ne de olsa eskiden bilgisayar dediğimiz o tuhaf şeyler (tuhaf diyorum şimdi öyle çünkü hehe) tak çalıştır yapıyorduk. Ama şimdi mubarek daha modern olmasına rağmen sorunlar bitmiyor. BIOS güncellemeleri bile 10 gün aralıklarla çıkıyor fln. Çünkü bir mouse sektöründe bile çok fazla sayıda marka üretim işine girdi. Anakart üreticilerine üzülüyorum en çok.

Ben de bundan 4 sene önce fln çok değil yani 12600KF ile Razer mouse'umu 8000hz kayıpsız şekilde kullanıyordum, yine Windows 11 işletim sistemiydi. Üstelik bunu yüksek FPS oyunlar açıkken test yapıyordum. Monitör'ün 240Hz yumuşaklığı daha çok kendine geliyordu dolasıyla, sadece mouse ile işlemci arasında ki konu değil ki, raporlama hızı arttığı için işlemcinin bizim gözümüzle görmediğimiz o arka planda çalışan Overshoot konusunu ilgilendiren olayda senkronizsayon sağlamasına aracı oluyordu, üstelik bunu daha çok Windows kernel üzerinde Timer Resolution sayesinde yapıyordu, ne oldu ? Windows Timer Resolution da nedense kendi içinde yüksek gecikmeleri yarattı, neden ? Çünkü insanlar böyle bir mouse ile güzel şeyler yaşayamaz, bu üretim konusunda başta mouse alanında durağınlığa neden olabilir. Çünkü biz tüketiciyiz, her ay 1 mouse alıp denememiz gerek, mousepad almamız gerek, performans bu işte, kısıtlamalar, söz de teknoloji, sonuç olarak tüketme çılgınlığın artması. Her şey onların kendi geleceğini yaratmak için, bizim içinde en fazlası ne olabilir ? Bize düşen paya bakın, gitgide daralmayı sürdürüyor.
XP SP1 ve Windows 98’in USB sürücüleri şu ana kadar gördüğüm en iyileriydi. Neredeyse sıfır güvenlik katmanı vardı, her şey en ilkel hâliyle, sadece çalıştırmak için tasarlanmıştı. Arada gereksiz yazılım katmanları olmadığı için USB inanılmaz senkronize ve akıcı çalışıyordu. SP3’te bazı limitler ve değişiklikler geldi ama en azından eski çipsetlerde USB 1.1 hâlâ çok stabildi. USB 2.0’ı falan BIOS’tan kapatabiliyorduk.

Benim amacım yüksek USB hızından ziyade mümkün olduğunca akıcı ve düşük gecikmeli bir USB deneyimiydi. DMI kullanan Intel sistemler de bu konuda bana göre daha iyiydi. BIOS’larda HPET ayarı olurdu, onu kapatıp doğrudan TSC timer’a geçebiliyorduk. Hatta XP’yi non-ACPI kurarsak anakartı doğru düzgün tanımadan, en ilkel hâliyle kuruyordu. Ben Half-Life 1 sistemimi hâlâ böyle kullanıyorum. Sıfır input lag için bu işlere gerçekten çok kafa patlattım, anlatsam 10 sayfalık yazı çıkar. :D

Modern sistemlerde ise işler maalesef eskisi kadar basit değil. Eskiden tak-çalıştır mantığıyla en iyi deneyimi almak mümkünken, şimdi bir sürü ayarı tek tek optimize etmek gerekiyor. Ama PS/2 hâlâ bambaşka; onda bu dertlerin hiçbiri yok. Takıyorsun, doğrudan interrupt üzerinden çalışıyor. Tek sorun, kaliteli PS/2 mouse bulmanın artık zor olması. Bende bir Logitech PS/2 mouse vardı, en kral gaming mouseden bile daha tepkisel geliyordu. Klavyem de hâlâ PS/2.

Bir de benim monitör CRT, ekran kartımda da analog çıkış var, dijitale geçmek gibi bir derdim zaten yok. :D
 
XP SP1 ve Windows 98’in USB sürücüleri şu ana kadar gördüğüm en iyileriydi. Neredeyse sıfır güvenlik katmanı vardı, her şey en ilkel hâliyle, sadece çalıştırmak için tasarlanmıştı. Arada gereksiz yazılım katmanları olmadığı için USB inanılmaz senkronize ve akıcı çalışıyordu. SP3’te bazı limitler ve değişiklikler geldi ama en azından eski çipsetlerde USB 1.1 hâlâ çok stabildi. USB 2.0’ı falan BIOS’tan kapatabiliyorduk.

Benim amacım yüksek USB hızından ziyade mümkün olduğunca akıcı ve düşük gecikmeli bir USB deneyimiydi. DMI kullanan Intel sistemler de bu konuda bana göre daha iyiydi. BIOS’larda HPET ayarı olurdu, onu kapatıp doğrudan TSC timer’a geçebiliyorduk. Hatta XP’yi non-ACPI kurarsak anakartı doğru düzgün tanımadan, en ilkel hâliyle kuruyordu. Ben Half-Life 1 sistemimi hâlâ böyle kullanıyorum. Sıfır input lag için bu işlere gerçekten çok kafa patlattım, anlatsam 10 sayfalık yazı çıkar. :D

Modern sistemlerde ise işler maalesef eskisi kadar basit değil. Eskiden tak-çalıştır mantığıyla en iyi deneyimi almak mümkünken, şimdi bir sürü ayarı tek tek optimize etmek gerekiyor. Ama PS/2 hâlâ bambaşka; onda bu dertlerin hiçbiri yok. Takıyorsun, doğrudan interrupt üzerinden çalışıyor. Tek sorun, kaliteli PS/2 mouse bulmanın artık zor olması. Bende bir Logitech PS/2 mouse vardı, en kral gaming mouseden bile daha tepkisel geliyordu. Klavyem de hâlâ PS/2.

Bir de benim monitör CRT, ekran kartımda da analog çıkış var, dijitale geçmek gibi bir derdim zaten yok. :D
Dur koparma beni baksana dönüşüme uğruyorum ilkelleşiyorum, olayların artık siyasi boyutunu tartışma boyutuna gelmek üzereyim, e ne de olsa her şeyden önce ne kadar olursak olalım içinde bulunduğumuz etkenler bizi tuhaf şekilde biçimlendiriyor, yaşlı olduğum içinde sayıklamaya başlıyorum, kayış kopuyor işte haha ! Şimdi bizim fiber bağlantımızda var. MS değerleri düştü, bak düştü resmen düştü evet kanıtlanmış bir şey, ama arada yine eskiye göre bir eksiklik var. Ulan 100hz monitörlerde 130 ping Türkiye içinde ping alırken bile ben böyle kare atlamaları, takılmalar, yok önce görme sonra görme algısı olmuyordu. Tamam anladık hassaslaştı her şey, geliştirildi. CRT monitörler ile beynimizin frekanslarını bozdular, bu da bilimsel yoldan kanıtlanmış bir olaydır. Her ne kadar Hertz düşük olsa bile paneli LCD gibi değil. Özellikle Dikey eşitlemeyi zorlayan bir yapıya sahip. Yani daha eski monitörlerde dikey/yatay eğrisi olan ürünlerde insan onlara sürekli bakarsa insan sağlığı bozulur.


Çünkü sadece boyutu ilgilendirmiyor, ya da büyük bir TV olunca biz tüm ayrıntıyı görmüyoruz. Üstelik mesela her gün sinema salonuna gitmek yerine insan algısına daha eşit bir inç daha iyi olur. Nede olsa tüm görüntüyü yatay ve dikey açıdan daha iyi açıdan görüyoruz, yani her açı, ama ne oldu ? Biz abi kocaman televizyonlarda bir filmde insanın elinde ki tırnaklarınıda görmek istiyoruz. Al sana BluRay teknolojisi. Ne oldu neden tutmadı. Çünkü insan algısı bu durumu istemedi, çünkü görüntü tarihine bakarsak gerçek şu ki insan algısı 24FPS için daha uygun, sağlık açısından da. Bilim bunu hesaplarken insanlar tam olarak görüntünün birebir canlıda neyse o şekilde görmesini sağlayacak şekilde yaptı, üstelik Hertz konusu film'i bile ilgilendirmiyor direkt yada monitorda oynadığımız oyunları. Çünkü Hertz birimi diye fizikle alakalı bir durum var. Çok basit yani hiç monitör anlamayan birisi gelsin, ama frekans ve titreşim, dalgalan konusunda bilgisi olsun yeter.

Max 3 gün sonra moniötürün yapısını çözer. Biz ne yapıyoruz ? Çok fazla zaman harcadığımız halde yapabileceklerimiz sınırlı, en fazla diyeceğimiz şey "olm sen de 540Hz monitör mü var nasıl gördün" Tabii insan algısı belki 60Hertz bir monitörde 540Hz kullananın önüne geçemez, ne de olsa insanlar fabrikadan çıkmış bir ürün gibi değil mi haha. İşte bu kısmını düşünmüyorlar, çünkü ortada zorlama durumları, ne mantık, ne de hiçbir şey yok, tuhaf bir alışılagelmiş kendini sürekli sanan, ama durağanlıktan başka hiçbir şey olmayan sonuç var. En mantıklısı bildiğin kadarı, ama her şeyden önce insan algısını düşünürken farklılıkların donanımdan bağımsız şekilde bile fark yaratabileceğini bilmektir. Yok ama bizim için şu bilgisayar daha hızlı bu daha hızlı konuları olsun, pardon ya FPS daha yüksek daha az. Atomu parçalayacağız hep birlikte az kaldı. Neyse monitör sektöründe sonra durumu LCD monitörlere ve televizyonlara çevirdiler, çünkü burada yatay frekans uzatması olabildiğince tüplü monitörlere kadar iyiydi, ama şunu hala anlamadılar ve bir sonra ki beni kasacak video'mda bunları göstere göstere üstelik 360 ve test için bulabilirsem eğer 540Hz gibi monitörlerde de göstereceğim, tipik yani yukarıda anlattığım bir takım olaylara bağlantısı olan Hertz konusunu ciddi şekilde ilgilendirecek, ve burada da söyleyeyim.

Hertz yani frekans deyince her şey uyuma bakar. Sen bir şeyin frekansı örnek 300Hz çalışıyor onun karşısına 400Hz koyarsan iletişim sağlayamazlar birbirlerine göre. Aynı frekans olursa birbirlerine dokunabilirler. Dolasıyla bir 360Hz monitörde ve üzeri monitörlerde pohpohlanan taraf ses konusunu ilgilendiriyor. "Bilgisayar nedir" konusunda ayıptır söylemesi anlatırken alay ettiğim konu. Çünkü KHz frekans bilrimi daha çok ses ile ilgilidir. O yüzden CRU ile bile görünebilir. 360Hz monitörün tipik değerlerine baktığınız zaman 240Hz Diket eşitleme, daha fazla pohpohlanmış Khz durumlarını ilgilendiren yatay frekans boost edilir tipik 240Hz değere sahip monitöre göre fark budur. Bu olayda sadece ama sadece mouse tepkisini ilgilendirir, bu yüzden monitör hızlı davranır, ama kendi kendine yapmaz, hızlı davranan mousedur :D Bu iletişimi KHz yolu ile sağlayan monitördür sadece. Kısacası 240Hz monitörde hız konusunda eksik kalan mouse 360Hz de hızlı olması kendi potansiyelinden çok monitör'ün yatay frekansı ile alakalıdır. Kısacası tipik dikey eşitleme hiçbir monitörde üzeri olamaz, çünkü insan algısına ters bir fizik kurallarını ilgilendirir.


Frekanslar ile zamanında bu yüzden ilgilendim. Çok basit videolar gördüğüm zaman frekanslar ile alakalı direkt aydınlanma yaşadım. Çok ama çok faydası oldu beni bilgisayar konusunda araştırma yaptığım zamanlarda özellikle. Hala eksiğim oda pratik deneyim için elimde çok fazla ürün olmadığı için, çünkü bir yerden sonra artık karşılaştırma yapmalısın, bu şekilde görüp anlamasın boyutu oluyor. O yüzden olduğu kadarı işte, elimden geldiği kadarı bu.

Dip not ekleyeyim. Yeni model monitörlerde insan sağlığı ile oynuyor. DyaC ve PureXP gibi söz de teknolojiler. Ne kadar tuhaf, düz mantık kursak deriz ki "ulan açtık ışık azaldı" ama yaydığı frekans daha fazla ve insanın o beyninin içinde ki hücreleri etkileyecek nitelikte, çünkü göz diyorum, frekansları görmese bile etkileşim sağlayabilir. Babama sorsam hangisi gözlere zararlıdır, hiçbir deneyimi olmadığı için hemen gördüğü için daha kısık ışık olan taraf için "iyi" der. Frekanstan anlayan insan bu durumu teknik olarak bilse zaten anlar, ki kaldı ki frekans büyük olmasına gerek yok, her şey daha çok uyum ve uyumsuzluk konusunu ilgilendiriyor. Dolasıyla düşük frekans bir müzik bile iki insan arasında karşılaştırma yaptığın zaman birbirlerine göre farklı algılara sahip olurlar. Mesela sen ve ben, 1km uzaklıkta bir yangın yanar, ikimizde görürüz, ama sen kokusunu alabilirsin, ben alamam, işte frekans farkı, duyuların ötesinde. Bu yüzden insanların ateş su gibi topraklara ayırır burçlar, ama ben simyacıları bu konularda daha üstün buluyorum. Bundan dolayı ben kendi monitörümde mesela PureXP açtığım zaman midem direkt 10 dakika içinde bulanır başım dönmeye başlar. Benlik durum değil. Tesadüf hiç değil. Araştırdım da bu yönde. Yani bir başka kişi için belki aynı olmayabilir, ama genel olarak standartlara uygun olarak düşünürsek insan sağlığı ile oynayan bir yapılandırmaya sahip. Konu tam olarak bu. Yoksa biri çıkıp "ben açıyorum DyaC" bir şey olmuyor diyebilir, üstelik sadece benim gibi başının dönmesine ve kusma gereksinimi duymasına gerek yok, bilmediği şekilde başka sorunlara neden olabilir, üstelik rahatsızlık kendini o an belli etmese bile, nede olsa bir televizyona uzun süreli bakmak genelde insanların gözlük kullanmasına neden oluyor, yakın uzak fark ederek hemde. Çocuklarında algısı çok yüksek olduğu için o yüzden daha çok çocuklar etkileniyor. Yaşlı olan insanların beyin hücreleri çocuğa göre daha ölüdür, gözleri daha az görmek değil, titreşimi o heycanı azalmıştır işte.
 
Son düzenleme: