Hayır daha çok; düzen, anlam, ahlak, özgürlük, sistem hepsi sahte ve hepsi yıkılmalı diyen bir felsefi görüştür.
Bir nihiliste göre, hayatın mutlak bir anlamı yoktur. Bu kulağa karamsar gelebilir ama aslında sadece doğrudur. Çünkü içinde yaşadığımız sistem (ahlak, toplumsal sınıf, milliyetçilik, gelenekler) bunların hepsi insanın kendi uydurduğu, sonra da mutlak doğru diye inandığı şeylerdir. Bir nihilist, tüm bu yapay kabulleri en baştan sorgular. Ona göre, mutlak doğru da yoktur, evrensel ahlak da. İnsan, isterse kendi değer sistemini sıfırdan kurabilir. Ve evet, isterse tamamen yıkabilir.
Senin bir doğruya inanman, onun gerçekten ‘doğru' olduğu anlamına gelmez. Çünkü ortada yalnızca senin doğrun yok. Bir nihilistin doğrusu var. Bir idealistin, bir pragmatistin, bir dindarın, bir materyalistin doğrusu var. Her biri kendi penceresinden baktığında haklı olduğunu düşünüyor. Ve bu bile başlı başına gerçeği göz önüne seriyor: ‘doğru' dediğimiz şey, aslında kişiseldir. Mutlak sandığımız her şey, kişisel düşüncelerden ibarettir. Eğer herkesin bir ‘kendi doğrusu' varsa, o zaman mutlak doğrudan nasıl söz edilebilir? Binlerce farklı bakış açısının arasında, ‘tek ve değişmez bir gerçek' olduğunu savunmak, aslında o fikrin kendisini sorgulamaktan kaçmanın bir yoludur.