Konudan konuya göre değişir bence. Ama hakikat derdim. Bir adamı kurtarmaya çalışırken öldürürsen, öldürdüğünle kalırsın. Niyetin ne olursa olsun.
 
Sonuca bakılmalı tabi lafla peynir gemisi yürümediği gibi niyetin ne olursa olsun en sonda ne olduğu önemli.
 
Niyet değil; eylem önemlidir. Dünyada milyarca insanlar milyarlarca kötü niyetli davranış düşünebilir ama daha sonra ya süperego ya da yaptırımlar (sosyal dışlanma, kanuni yaptırımlar) onu caydırabilir. O yüzden sonuç önemlidir, niyet değil.
 
Niyetsiz eylem olmaz. İnsan için, içgüdü ile harekette bile bir niyet ya da düşünme ve karar aşaması olmalıdır. Diğer taraftan eyleme geçmemiş niyetin de hükmü ya da değeri bilinemez. Amaç davranışların içsel sebeplerini ve değerini anlamaksa, ikisini de hesaba katmak gerekir. Yok eğer suç teşkil eden bir eylem hakkında hüküm vermekse, suça sebep unsurlar içinde niyet pek de dikkate alınmayabilir.
 
Birçok açıdan bakılabilir.
katil düşünceli birinin (başka açıklayan bir şey bulamadım) niyeti bellidir ama bunu gerçekleştirememiş olması yada hiç eyleme geçmemesi onun düşüncesinin insanın belirlediği üzere "kötü" olduğu gerçeğini değiştirmez. O niyete sahip çoğu kişi içinse "kötü" değildir. Elde etmek istediği şey neyse onu karşılayan şeydir ve ona da "kötü" demesini bekleyemeyiz.

Ek bilgi: Öğrendiğim üzere Kanada işler farklıymış. Eylem, onların hukukunda önemliymiş belkide eskiden öyleydi güncel olarak araştırmadım açıkçası.
 
Sonuçlar ve eylem önemlidir. Bir kişinin niyeti kavgayı durdurmak olsun mesela, ancak denemedi bile görüldüğü üzere iyi niyetin kimseye bir faydası olmadı. Niyeti kötü de olsa iyi de olsa hatta düşünmeden direkt ayırmaya çalışsa burada da hakikatin önemli olduğu ortaya çıkar.Sonuççuluk denilen şey bu işte
 
İnsanın kendisi için yani iç huzur için niyet, eylemden etkilenen için hakikat önemlidir. Eylemlerinizin niyetini en iyi kendiniz bilirsiniz fakat eylemlerinizden etkilenenler için esas olan hakikattir.