Çağırabiliyorsa çağırsın tabii.
Valla çağırma amaçları benim fikirlerime uyuyorsa ayine çağırılsam boşta vaktim varsa giderim saygıdan iki dururum dahil olmadan seyrederim ortamı bölmeden kendimde kendi içimdende olsa kendi inancıma göre dileklerimi dilerim öldürmez tam tersine renklilik sayarımki bunu (ki yapmadığım bir şeyde değil farklı ibadethanelerde bulunmak ayinleri seyretmek). Türkiye'nin çoğunluğu Müslüman ve inançlı kesimde diğer kesime karşı yıkıcı bir çoğunlukla fazla bunun için neden camiye çağırmışlar diye sorgulamıyorum evet çağırmışlar ve evet umarım o günde dua ederler ediyorlardır çocuklar için hatta bütün ibadethanelerde kendilerince bir yerlerde birileri dua ediyorlardır çünkü biz bir toplumuz birbirimizin iyi dileklerine ihtiyacımız var bu kadar öfke saçmaya gerek yok içimizde ve dışarıdan ithal ettiğimiz zaten yeterince şerefsiz var birde birbirimize karşı daha da ayrışmanın bir anlamı yok.
 
Yorumlar ibretlik, laiklikten bihaber kim varsa konusmus. Milli egitim mudurlugunu bir devlet kurumu olarak gormediginizden midir yoksa isinize boyle geldiginden midir anlayamadim.
 
Ne diyeyim vallahi hocam Atatürk bile meclisi dualar okutarak açtırmış diyaneti kurmuş ama bizimkilere de namaza çağırmak batıyor.
Bahsettiğin fotoğraf henüz Cumhuriyet bile kurulmamışken çekildi. Gerçekten ben bu bakış açısını anlayamıyorum. İslami hukuk ile idare edilen bir devlette şak diye devrim yapmasını mı bekliyordunuz?

Kurtuluş Savaşı'yla ilgili propagandalarda "İslam'ı Kurtarmak" başlığı sıkça yer alır; bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik ilkesini ihlal etmez. Burada "köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme" durumu olduğunu varsayabiliriz. Politik ideolojisini doğrudan aktarsaydı insanlar kendisini destekleyecek miydi? Ölmeden önce ise Müslüman olmadığını ima etmiştir.

Diyanet ise tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasına ilişkin ilgili dini organizasyonları denetlemek amacıyla kurulmuştur. Tekkelerin kapatılması, doğal olarak bu tür organizasyonları tamamen feshetmeyeceği için devlet denetimi gerekiyordu.

Laiklik ve sekülerizm birbirinden ayrılan kavramlardır: Türkiye, büyük ölçüde Fransız siyasi sisteminin üzerine inşa edildiğinden dolayı Anayasada laiklik ilkesini edinmiştir. Laiklik aslında dini özgürlükler bakımından sekülerizme kıyasla çok daha kısıtlayıcıdır, dinin hükûmete dahiliyetini tamamen sıfırlar. Örneğin seküler bir devlet olan Amerika Birleşik Devletleri'nde resmi konumlara seçilirken kişi, inandığı kutsal kitaba el basarak yemin edebilir. Fransa ve Türkiye gibi laik devletlerde ise bu yasaktır.

Tartışılan konu başlığı ise laiklik ilkesine tamamen aykırıdır. Dini uygulamalar, yalnızca dini organizasyonları denetlemek ve yönetmekten sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yürütülebilir. MEB'in cami davetiyesi kesinlikle kabul edilemez ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırıdır.

Anayasanın giriş yazısındaki bu kısım laikliği tanımlar:
Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Milli Eğitim Bakanlığı ise bir devlet kurumudur.
 
Tartışılan konu başlığı ise laiklik ilkesine tamamen aykırıdır. Dini uygulamalar, yalnızca dini organizasyonları denetlemek ve yönetmekten sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yürütülebilir. MEB'in cami davetiyesi kesinlikle kabul edilemez ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırıdır.
Devletin diyanet adında bir kurum kurarak insanların dini işleri hakkında düzenlemeler yapması, devletin dine karışması değil midir? din devlete karışmıyor, peki devlet neden dine karışıyor? Laikliğe göre diyanetin olmaması gerekiyor. İkincisi, din işlerinin devletin içerisinde yer almaması ile çocukları camiye davet etmek arasında nasıl bir fark olduğunu anlayabilirsiniz. Laiklik, din bürokrasisinin devletin içerisinde olmaması demektir. Yani bu eylem laikliğe aykırı değil
 
Devletin diyanet adında bir kurum kurarak insanların dini işleri hakkında düzenlemeler yapması, devletin dine karışması değil midir? Din devlete karışmıyor, peki devlet neden dine karışıyor? Laikliğe göre diyanetin olmaması gerekiyor.

Laiklik din ve devlet islerinin ayri tutulmasi demektir. Senin anlattigin sekuler devlette olur. Kavramlari yanlış biliyorsun.
 
Devletin diyanet adında bir kurum kurarak insanların dini işleri hakkında düzenlemeler yapması, devletin dine karışması değil midir? din devlete karışmıyor, peki devlet neden dine karışıyor? Laikliğe göre diyanetin olmaması gerekiyor. İkincisi, din işlerinin devletin içerisinde yer almaması ile çocukları camiye davet etmek arasında nasıl bir fark olduğunu anlayabilirsiniz. Laiklik, din bürokrasisinin devletin içerisinde olmaması demektir. Yani bu eylem laikliğe aykırı değil
Toplumlar, tarih anlatısı esasında biçimlenir. Fransa'da da, Türkiye'de de din tarih boyunca toplumun siyasi yönelimine büyük ölçüde etkide bulunmuştur. Laikliği sekülerizmden ayıran da budur. Tekkeler kapatıldıktan sonra tamamen feshedilecekler miydi? Edilmeyeceklerdi. Merdiven altı olarak faaliyet göstermeleri yerine sürekli devlet tarafından denetlenmeleri ülkenin geleceği açısından daha sağlıklıdır.

Diğer ülkelerde neden böyle kurumlar yok dersen; her toplumun tarihi aynı doğrultuda şekillenmemiştir. Demek ki seküler olan ülkelerin böyle önlemlere ihtiyaçları yoktu. "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun", Diyanet'in yetkilerini belirtir. Anayasada ise Diyanet'in dini görevleri icra ederken laiklik ilkelerini gözetmesi gerektiğini yazar:
İ. Diyanet İşleri Başkanlığı

Madde 136 – Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.
Bu bağlamda Diyanet İşleri Başkanlığı bir istisnadır. Diyanet dışındaki kurumlar dini duygular besleyemezler.
 
Son düzenleme:
Laiklik din ve devlet islerinin ayri tutulmasi demektir. Senin anlattigin sekuler devlette olur. Kavramlari yanlış biliyorsun.
Türkiye anayasa tanımı gereği laik bir devlet. Laik olarak tanımlanmasa idi diyanet aykırı olmayabilirdi. Esasında diyanetin olmayıp müslümanların kendi kurumlarını kurması gerekiyor devletin de tanıdığı bir yapı olarak. Diğer din mensupları için de geçerli bu.
 
Türkiye anayasa tanımı gereği laik bir devlet. Laik olarak tanımlanmasa idi diyanet aykırı olmayabilirdi.
"Laiklik", "sekülerizm" gibi kavramlar bir kişi tarafından tanıtılıp ortaya atılmaz. Sosyal bilimler değişkendir. Siyaset bilimindeki her kavram zamanla değişebileceği gibi, "Türk tipi laiklik" de var olabilir. Fransa örneği vermemin asıl nedeni korelasyonuna dikkat çekmekti.
Esasında diyanetin olmayıp müslümanların kendi kurumlarını kurması gerekiyor devletin de tanıdığı bir yapı olarak.
Türk Devrimine (Atatürk İlke ve İnkılapları) aykırı kanunların teklif edilmesi Anayasa tarafından yasaklanmıştır. Bu yüzden, isteğin hiçbir zaman gerçekleşmeyecek:
I. İnkılap kanunlarının korunması

Madde 174 – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

2. 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun;

3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;

4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;

6. 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;

7. 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;

8. 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.
Diğer din mensupları için de geçerli bu.
Türkiye'de zaten birçok kilise ve patrikhane organizasyonu bulunuyor. Bunlar da tıpkı Diyanet İşleri Başkanlığı gibi devlet denetiminde yer alıyorlar, fakat çok büyük olmadıkları için ayrı bir kuruma sahip değiller.
 
Son düzenleme:
Türkiye'de zaten birçok kilise ve patrikhane organizasyonu bulunuyor. Bunlar da tıpkı Diyanet İşleri Başkanlığı gibi devlet denetiminde yer alıyorlar, fakat çok büyük olmadıkları için ayrı bir kuruma sahip değiller.

Onlar bilmem kaç milyon milyar ödenek alıp her yere kilise dikiyorlar mıdır peki?
 
Türkiye anayasa tanımı gereği laik bir devlet. Laik olarak tanımlanmasa idi diyanet aykırı olmayabilirdi. Esasında diyanetin olmayıp Müslüman'ların kendi kurumlarını kurması gerekiyor devletin de tanıdığı bir yapı olarak. Diğer din mensupları için de geçerli bu.

Dostum bu soyledigin sekuler devlette olan seyler, arkadas uzun uzun aciklamis zaten. Laik devlette bagimsiz bir din kurumu olabilir, bu gayet normal.