CNC makinesini antik insanlara anlatmak

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Big Boss
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 6
  • Görüntüleme Görüntüleme 199
  • Etiketler Etiketler
    makinesi
Katılım
15 Aralık 2023
Mesajlar
1.410
Çözümler
17
Beğeniler
1.707
Düzenli olarak açılan "Tanrı var mı?" konusunu kontrol ederken aklıma gelen bir durumdan bahsedeceğim.

CNC makinesinin ne olduğunu biliyorsunuz, yıllardır var olan elektrikli el aletlerini; daha yüksek bir doğruluk ve tutarlılık için bilgisayar kontrollü bir koordinat sistemine yerleştirip elektrikli el aletinin konumunun çok yüksek hassasiyetle planlanan konuma taşınmasına imkan veren sistem. Açılımı da zaten computer numeric control, bilgisayar tarafından kontrol edilen sayısal koordinat sistemi. Bu teknoloji eskiden yoktu ve aslında buna ihtiyaç da yoktu, elektrikli motorla çalışan matkapla delik açarkenki risk; ürünün aşırı güçlü olmasından kaynaklanıyor.



Bu fotoğraftaki gibi bir el matkabı kullanırsak aşırı güç sorunu olmadığı için elimizin ayarının kaçıp üzerinde çalıştığımız materyali yok etme ihtimali çok düşük. Ya da el planyası denen basit bıçak ve tahta blok sistemini ele alalım.



Bununla da üzerinde çalıştığımız materyali yok etme riskimiz oldukça düşük.

Şimdi bunların elektrikli hallerine gelelim, durum aniden değişiyor. Her ne kadar ustalıkla kullansak bile yalnızca bir anlık hatamız eldeki materyalde geri dönülemez hasar açıyor. Bu sorunu çözmek için ise 3 boyutlu, raylı bir koordinat sistemi yapıp elektrikli el aletini bu sistemin rayına takıyoruz ve rayı da elektrikli yaptıysak kontrol mekanizmasını bilgisayara veriyoruz. Aynı koordinat sistemini bilgisayarda da CAD programıyla tanımlayıp, makineye bir başlangıç noktası verdiğimizde milimetrik hassasiyetle çalışan raylı sistem sayesinde materyali çöpe atma riskimizi en düşüğe indiriyoruz. Günümüz için gerekli ve çok önemli bir sistem.

Günümüz çağında yaşayan ve bir teknoloji forumunda aktif üye olduğu için bu konulara yabancı olmayan, kolay öğrenme kapasitesine sahip sizler olayı bu kadarlık bir anlatımla hemen kavradınız ve mantıklı buldunuz. Çok iyi.

Ya binlerce yıl öncesinde yaşayan bir insan olsaydınız ve bu makinenin ürettiği milimetrik uyumlu bir parçayı görseydiniz ve nasıl hissederdiniz? CNC makinesini size açıklamak şu anki gibi bir anlatımla mümkün olur muydu? İşte tam olarak bu düşünceyi sizle paylaşmak için bu konuyu açıyorum.

Binlerce yıl önce yaşayan biri olsanız ve günümüzdekinden daha da gelişmiş bir CNC makinesinden çıkma nanometrik uyum içerisindeki birçok parçanın birleşimi bir ürünü görseydiniz ve bana sorsaydınız, size durumu şu şekilde açıklamayı denerdim; Yorulmayan, acıkmayan, her şeyi çok yüksek doğruluk ve hassasiyetle oluşturabilen ve bunu yalnızca tek bir 'başlat' komutuyla yapan birisi var. Etrafta gördüğünüz her şeyin kaynağı o. Bu kişiyi düşünmeyin çünkü aklınız almaz, hayal edemezsiniz, yalnızca ne kadar hassas ve güçlü olduğunu bilin yeter. Bir gün siz de bu kişiyi görecek hatta birebir yanında olacaksınız. Sizin istediklerinizi tek bir 'başlat' komutuyla yerine getirecek. O günü görebilmek için çok çalışmanız ve ileri gitmeniz gerek, boş işlerle uğraşarak o günü çok zor görürsünüz. Çalışkan olmalısınız.

Şimdi günümüzde CNC makinesi parçalarını kim üretiyor? Başka bir CNC makinesi üretiyor. Onun parçalarını kim üretiyor, başka bir CNC makinesi. Peki ilk CNC makinesini kim üretti? Aslında kendi kendini üretti, zaten var olan parçalara zaten var olan başka parçalar birleştirildi ve koordinat sistemi tanımlandı. Var olması bir zorunluluktu, yoksa bu güç boşa gidecek ve tek bir 'ol' komutuyla çok çok hassas şekilde ne istersek oluşturan cihazlar olmayacaktı ve bugünlere gelemeyecektik. Şimdi bu 'ol' komutunun nereden tanıdık geldiğini, neden yoktan var etmek yerine topraktan yaratıldığımızın dini kitaplarda yazıldığını, neden yaratıcıyı anlamanın imkansız olduğu fakat sadece kudretinin bilinmesinin gerektiğini, neden çalışmaya ve ilerlemeye teşvik edildiğimizi, bir gün her istediğimizin tek komutla gerçekleşeceği bir dünya vaad edildiğini, yaratıcının yaratılışının yeterince açık olmadığını ve bir şekilde kendi kendini yarattığını ve varlığının bugünlere gelebilmek için bir zorunluluk olduğunu düşünün.

Kendi içinde mantıklı olduğunu düşündüğüm bu fikrimi sizlerle paylaşmak istedim. Düşüncelerinizi paylaşırsanız tartışırız, paylaşırken kategori kurallarına uymaya özen gösterin

Fotoğraflar için kullanılan kaynak siteler:

 
Son düzenleyen: Moderatör:
Bahsettiğin zorunluluk, insanın ihtiyacından doğuyor. Evet, bu yüzden ilk CNC makinesinin oluşu zorunluluktur.

Peki, ilk CNC makinesine ya da ilk makineyi üreten insana Tanrı dersek, o zaman Tanrı yaratma eylemini gerçekleştirmek için bir zorunluluk ihtiyacı ortaya çıkmış oluyor.

Her şeye kadir bir varlığın neden bir şeyler için zorunluluğu olsun ki?
 
Her şeye kadir bir varlığın neden bir şeyler için zorunluluğu olsun ki?

Bu fikirde o varlık her şeye kadir değil ki, sadece oluşturma görevi üstlenen bir cihaz. Eski insanlara anlatabilmek için kelimeleri değiştirdiğim için onların kafasında her şeye gücü yeten insanüzeri bir kişilik oluştu ve ileride sizin de böyle imkanlarınız olacak kısmını çok farklı yorumlayıp cennet diye bir mekan tabir ettiler. Aslında düşündükleri ve anlatılmak istenen çok farklı.

Peki, ilk CNC makinesine ya da ilk makineyi üreten insana Tanrı dersek, o zaman Tanrı yaratma eylemini gerçekleştirmek için bir zorunluluk ihtiyacı ortaya çıkmış oluyor.

Bu konuda ilk makineye ya da makineyi yapana değil, makineyi anlamak için henüz yeterli birikime erişememiş insanların yanlış anlamasına Tanrı demiş oluyoruz. Yeterli birikime sahip olsalardı ilk başta anlattığım gibi anlatacaktık fakat makine ne, elektrik ne, komut ne bilmedikleri için kafalarını karıştırmak ve korkutmak istemeyip kelimeleri düzenledik. Makineyi kişileştirdik.
 
Bu fikirde o varlık her şeye kadir değil

Burada şu unsur belki ayrımı biraz daha belirginleştirebilir. Her şeye kadir bir varlık; zorunluluk mudur? Değil midir? Eger zorunlu ise o vakit "anlamlara etki eden" olması da gereklidir. Eğer zorunlu değilse, anlamlar da etki edebilenin kapasitesi ile sınırlıdır ki güçlü olan, her şeyi belirler.

Tanrı, var ya da yok. Mesele bu değil zaten. Mesele, inançlı olduklarını ifade edenlerin uygulamalarında ne kadar inançlarına bağlı oldukları ile ilgili ve bunun da ayrımını az buz görebiliyoruz. Lakin biz hâlâ kişileri, ağzındaki ile etiketlemeye meyilliyiz. İnsan, aldanmaya yatkındır. Bu aldanışları da içsel veya duygusal bağlantı kurduğu her konu, kişi ve değer için olasıdır. %100 nesnellik, insan için; hayatının herhangi bir anı ve kararında mümkün değildir ve olamaz. İllâki duygusal bağlar da eyleme etki etmektedir.

Peki örneğinizdeki CNC tezgahı; verilen komutlar dışına çıkamıyorsa, nasıl inşa eden olabilir? Antik çağdaki insan; bir şekilde, bunun da araç üretmeyi kolaylaştıran bir araç olduğunu kavrayamaz mı?
 
Son düzenleme:

Bence kavrayamaz, kavrarsa da o araca kutsal anlamlar yükleyip adak adamaya; çaput bağlamaya vb. başlayabilir. Baltayla zar zor kestiği ağacı nanometrik işleyebilen ve yorulmayan, bıkmayan, uyumayan, tek komutla kütükten son ürüne götüren bir şeyi bence kutsal görecektir.


Gördüğüm tüm inançların temeli, anlamlandırılamayacak kadar ince işçilik ve uyumun kendi kendine olamayacağı ya da kendi kendine olduysa da bir süreç içinde olacağı üzerine. Bu sebepten her şeyi milimetrik, nanometrik yapabilen ve yorulmayan bir araçtan yola çıktım. İlk CNC'yi kim yaptı sorusu da aslında çokça tartışılan ilk kaynak sorusuna benziyor. Aynı zamanda insanın topraktan yaratılması, yerlerin ve göklerin 7 günde yaratılması, düzeni kurduktan sonrası son kullanıcıya yani insana bırakılması gibi tabirler de makinenin hammaddeyi işleyip tanımayacak güzelliğe getirmesine, işlemin anında olmayıp zaman alması fakat tek bir 'ol' komutuyla gerçekleşmesi mantığına uyuyor. İnsanların tarih boyunca gördükleri şeylerdeki uyumun kaynağını anlamlandırmaya çalışması üzerine aklıma gelen bir fikir.

verilen komutlar dışına çıkamıyorsa

Günümüzde yapay zeka kullanarak "inisiyatif alıp" kontrol noktası yanlış mı kontrol eden, kullanılabilecek daha verimli bir alet ucu var mı diye bakan makineler var. Bu teknolojinin çok daha geliştiği ve atom boyutunda hassasiyette çalışabildiği noktada elbet kendi "aklı" da olacaktır.
 
Son düzenleme:
@Big Boss, temelde örneğiniz mükemmel metayı inşa eden bir cihaz ile yine mükemmel soyutu inşa eden arasında bağlantı kurmak üzerine. Metrik ölçüm, belli bir standarda sahip olabilir ve herhangi bir şeyin ölçülebilmesi, standart hususu ortaklaşınca gayet kolay. Diğer taraftan, doğru ve yanlışın standardı nedir? Herkes için "bir doğru, iki kulaçtır" gibi bir algı nasıl sağlanabilir?

Örneğinizde denklik açısından sorunlar mevcut. Tanrı figürü, kararlar ile ilişkilidir. Zannımca bunun maddi denkliğinin olmaması problem yaratıyor ki insanın eğrisini, kendine doğru gösterme potansiyeline sahip tanrılar da mevcut.
 

Konu alınan insanlar başından beri atom altı doğruluk CNC'sinden çıkmış bir evrende yaşıyorsa peki? Makine her şeyi bir anda mükemmel yapma kapasitesine sahip olmadığı ve hesaplama hataları olduğu için ilk ürettiği dünya kararlı yapıda olamayıp kıtalar birbirine geçecek şekilde hatalara yol açtıysa? Bazı inançlarda her şeyde bir düzen bulunduğu ve bunun tesadüf olmadığı, üzerine düşünülürse kutsal bir güç bulunacağı vurgulansa da evrenin oluşumunu incelediğimizde dünyada kıtaların ilk hali gibi kalmayıp zamanla birbirine geçmesi, uzaydaki cisimlerin birbirine çarpıp hatta kendi kendine patlaması, hiçbir dış müdahale olmayan ormanlarda bile çok nadir görülen bembeyaz albino canlıların oluşması... Bu gibi örnekler aslında hesaplama hataları olduğunun, her şeyin kararlı bir dengede başlamadığını ve göre göre alışıldıkları için mükemmel kabul edildiklerini göstermiyor mu?

Termodinamik diye bir bilim dalı var ve ikinci yasası diyor ki her şey daha kararlı yapıya geçmek için yönelir ve daha az enerji harcayabileceği bir hale gelmeye çalışır. En bariz örnekleri ise her zaman çok çok eskiden yaratılan gezegenler, bitkiler, hayvanlar hatta evren olmuştur. Bunlar gerçek mükemmellikle başlamadılar fakat yıkılmak üzere olan hatalı yapının eninde sonunda yıkılması gibi çok uzun süre içinde bir daha yıkılmayacak hale geldiler. Belki de dağlar planlanmamıştı, yerler ve göklerin yapımında her yer Worldbox oyunu gibiydi fakat yapı kararlı olmadığı için dağları ortaya çıkarak şekilde çöktü ve makine halkı makinenin hesaplama hatasını bulacak kapasiteye erişemediği için bakıp bu hataları doğal güzellik olarak kabul etti. Gerçek mükemmelliği; termodinamiğin ikinci yasasına göre her şeyin ulaşmak istediği tam kararlılık noktası alırsak içinde bulunulan dünya hâlâ o noktaya gelemedi ve bu yüzden sürekli depremler, çığlar, tsunamiler gerçekleşiyor. Bunlar sadece görebildiğimiz kısım, evrenin geri kalanını ışık hızı sınırlaması nedeniyle yeterince iyi inceleyemiyoruz ve bakılan cisim kaç ışık yılı uzaktaysa o kadar yıl önceki halini gözlemleyebiliyoruz. Işık olmayan kısımlara ışık tutup bakma imkanımız ise şu anlık yok. Bu yüzden makinenin hesaplama hatalarının doğal güzellikler olarak görüldüğü hatta bunlara anlamlar yüklenip "mükemmel bir uyumla" bunları ortaya çıkaran her şeye kadir bir gücün varlığı zorunlu görülmüş olabilir.

Termodinamiğin ikinci yasası, kütle çekim yasası gibi her şeyi belli bir kararlılığa sürükleyen yasalar ya güncel makinenin içinde bulunduğu bir önceki nesil evreni yapan makine tarafından koyuldu -ki bu sonu belirsiz bir döngüye çıkıyor bence- ya da yaşayanların yasa dediği şeyler aslında her şeyin aynı kaynaktan çıkması kaynaklı çok yaygın görülen hesaplama hatalarının sonucuna takılan isim.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…