Sürprizbozan Days Gone Eleştiri

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan 5729
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 11
  • Görüntüleme Görüntüleme 451
  • Etiketler Etiketler
    days gone

5729

Becerikli
Katılım
1 Nisan 2024
Mesajlar
423
Çözümler
1
Beğeniler
457
Days Gone hakkında bol bol eleştiri duymak için bu konuya tıkladıysanız doğru yerdesiniz. Tabiri caizse oyunu yerden yere vurmaya geldim buraya. Neden mi? Çünkü sinirliyim, hem de çok.

Öncelikle baştan belirteyim oyunu bitirmedim ama tam tamına 30 saat oynadım. Peki neden yarım bıraktım? Onun cevabını ilerleyen kısımlarda okuyacaksınız. Öncelikle Hikaye ile başlayalım eleştiriye

HİKAYE

Bu nasıl bir hikaye lan? Cidden ne anlatıyor bu hikaye? Ana odağı ne? Asıl anlatmak istediği şey ne? Evet size soruyorum çünkü ben bilmiyorum. Ben ana konunun karısını arayan bir adam olduğunu düşünmüştüm. Galiba yanılmışım. 25 saatin 2 saatinde falan karımızı bulmak adına işler yapıyoruz çünkü. Peki geri kalan 23 saatinde napıyoruz. Odaksız, dandik sunumlu kamp görevleri tabii ki. Ah o kamp görevleri. O kadar bayağı, sıkıcı ve tekrara düşüyorlar ki 30 saatin sonunda geri dönüp baktığımda kendi kendime "ben nasıl oynadım lan 30 saat acaba" diye düşünmeden edemiyorum. Hikayenin dandikliğini geçtim abi bu nasıl bir sunum. Oyunun bazı ana görevlerinde bakın "ana" görevlerinde bir ara sahne bile yok. Hele 30 saatlik oynayışımın sonlarına doğru denk gelen ve beni çileden iyice çıkartan o askeri kamp görevleri yok mu hele. İyice salmışlar sunumu falan. Ana görevi direkt telsiz konuşmasıyla alıyoruz. Ne kadar mükemmel değil mi? Koskoca exclusive PlayStation oyununun hali.

He bu arada hani dedim ya topu topu 2 saatinde falan karımızı bulmak adına işler yapıyoruz diye. O kısımların bari iyi olduğunu falan düşünmeyin. Dandik nero helikopterini takip etme ve oradaki sahayı araştırmak isteyen bilim insanlarını dinleme görevlerinden ibaret sadece. Aynı görevi. Bakın aynı görevi en az 6 kez yapıyoruz. Hiçbir farklılık yok. Birebir aynı lan bu görevler. Adamlar farklılaştırmaya bile çalışmamışlar. Ayrıca bu yapımcılar ana görev olayını yanlış anlamışlar sanırım. Ana görev diye bayağı bildiğin maya aramaya çıkıyoruz. Hani var ya mutfak malzemesi olan maya. Evet ondan işte. Adamlar ciddi ciddi ana görev diye bunu koymuşlar. Hikayenin azıcık şöyle iyi olduğu kısımlarsa karımızla olan anılarımızı anlatan kısımlar. Hikayeye dair elle tutulur nadir kısımlardan o sahneler. Onlarda olmasa hikaye namına bir şey olmayacak oyunda. Zaten girişinden anlamıştım aslında. Hiçbir şey anlatmadan tanıtmadan zart diye hikayeye dalıyordu oyun. Bizlere bir ton karakter gösteriyordu falan. Oyunu oynayan ben ise bunlar kim ne oluyor lan diyordum sadece.

Oyunun 27. saatinde sanırım ilk defa heyecan verici bir olay yaşanıyor. Karımızı buluyoruz. İşte o an kendi kendime önceki felaket 27 saati unutup "oha karımızı bulduk. Şimdi birlikte yollara düşüp kim bilir nasıl maceralar yaşayacağız falan" demiştim. Yanılmışım! Karımızı bulduktan sonra da dandik kamp görevleri yapmaya devam ediyoruz. Hem de önceki 27 saate göre daha da dandik olan görev dizaynlarıyla. Mesela karımız bizden maya bulmamızı istiyor, konumu falan her şeyi söylüyor. Bizde gidiyoruz oraya ve bir de bakıyoruz ki mayanın bulunduğu ev 3 tane yarma ile çevrelenmiş. Resmen görevi dizayn eden elemanlar demiş ki "abi bu görev aşırı basit oldu ya ne yapsak ki? Zorlayıcı düşman çeşitlerinden 3, 5 tane spawnlasanıza abi işte ne düşünüyorsunuz" demişler. Tabii yapay zeka yeri öptüğü için bu yarmalara hiç bulaşmadan mayayı usulca alıp tüyebiliyorsunuz.

Benim oyunu bırakmam aslında hemen hemen bu görevden sonraki görevde oldu. Yine bir "ana" görev geliyor bize telsizden. Evet telsizden hiç sunum ara sahne falan yok. Görevin mantığı bir elemanı esir düştüğü düşmanların elinden kurtarmak. Bunun içinde gidip kampı temizlemek ve elemanı çözmek lazım. Gittim kampa ve sıkıcı savaş mekanikleri arasında nispete keyifli olan gizlilik kullanarak öldüreyim dedim. Hepsini teker teker avladım gizlilikle. Sonra elemanın rehin tutulduğu yere geldim yavaş yavaş yaklaşıyorum ama bir anda bir baktım ekrana rehine öldü yazısı çıktı ve oyun fail olup son kayıttan load etti. Ve bir de ne göreyim. Beni ta en başa kampın girişine atmış. Ölddürdüğüm onca düşmanda duruyor. O kadar dakikayı yok saymış yani. İşte o an dedim kendi kendime. Yeter abi ben bu b*ktan oyuna daha fazla katlanamayacağım. İşte oyunu yarım bırakmamın sebebi.

Gelelim oynanışa. Oynanış nasıl bari o iyi mi? Hayır o da iyi değil. Oyunun sıkıcı görevlerini daha da beter hale getirmek dışında pek bir şey yaptığı yok. Öncelikle vuruş hissi ile başlayalım. Oyunda bir vuruş hissi yok gibi bir şey. Üstünüze koşan kurtlara, ayılara, yarmalara falan ateş ediyorsunuz ama onlar maşallah Terminator misali üstünüze yardırmaya devam ediyorlar. Yani vurduğunuz da çıkan ikon olmasa vurduğunuzu anlayamazsınız bile. O sebeple ben mümkünse gizlilik kullanarak gittim. He gizlilik çok mu iyi çalışıyor hayır o da iyi değil ama savaşmaktan daha keyifli olduğu kesin. Oyun boyunca bizlerin en büyük dostu motorumuz. Kamplar haricinde dışarıda geçirdiğimiz her saniye motorumuzla. O sebeple motora iyi bakmak önemli. Motora dahil birkaç mekanik bulunuyor. Bunlar Nitro, benzin ve hurda parçaları ile tamir olmak üzere. Nitro kendi kendine yenilendiği için bir kez satın almak yeterli. Lakin motoru çarptıkça motorumuz hasar alıyor ve tamir etmezsek hareket edemeyecek konuma kadar düşebiliyor. Tamiri ise sağda solda lootladığımız hurda parçaları ile yapıyoruz. Benzin mekaniği ise işte bildiğimiz benzin.

Oyunun ilk 4, 5 saatinde size benzinim bitti bitecek ne yapacağım gerilimi yaşatsada belli bir süre sonra benzinliklerin yerlerini ezberliyorsunuz ve bu gerilim de tamamen olmasa da hemen hemen bitiyor. Bunlar dışında motorumuza çanta misali bir bagaj takıp mermi depolayabiliyoruz. Ve motorumuzu geliştirmek için seviyelere ayrılan birçok parçada takabiliyoruz. Dying Light DLC paketindeki mekanik neredeyse birebir alınmış. Fark olarak bu parçaları sadece satın alabiliyoruz. Herhangi bir şekilde craft etme durumu yok. Ve motor konusunda oldukça pozitif olduğumu belirtmem lazım. Motorun geliştiğini hissetmek, benzin kapasitesini arttırmak, Nitro takmak, iskeletlerle güçlendirmek, dışını boyamak falan hoş eklentiler olmuş. Lakin bilmiyorum bana mı öyle geldi ama motoru sürmek çok rahat hissettirmiyor. Belki de kıyamet sonrası temasına uygun olması için o şekilde tasarlanmıştır bilmiyorum. He tabii hemen pozitif konuştuğuma bakmayın. Motoru geliştirmek için kamplardan geliştirme satın almak lazım ve bu geliştirmelerde güven seviyesi istiyor. Yani ne yapmak lazım. O b*ktan kamp görevlerini. Felaket bir dizayn seçimi olmuş. Oyunun iyi olan nadir kısımlarından birini de baltalamış.

Açık Dünyası nasıl o da mı kötü? Yani kötü diyemem ama oyuna eğlence katmışta diyemem. O da bir süre sonra bayıyor ve amaan deyip ana görev yardırmanıza sebep oluyor. Şimdi aklıma gelenler kadarıyla anlatmam gerekirse. Açık dünyada etrafı lootlamak dışında, nero bölgelerini ziyaret edip karaktere level atlatmak, zombilerin bir nevi yuvalarının olduğu bölgeleri yakıp temizlemek. Pusucu kamplara saldırmak, hayvanların etini toplamak, zombi kesip ganimet kasmak dışında pek bir şey yok. Zaten kıyamet sonrası temasında da ancak bu kadarı yapılabilirdi. O sebeple bu kısımı çok eleştirmek istemiyorum. He sıkıcı mı evet sıkıcı ama konsept dahilinde fena değiller.

Kısaca inceleme bu kadardı. Days Gone sevenlere hiçbir lafım yok. Ben böyle düşünüyorum sadece. Hadi kalın sağlıcakla
 
Gerçekten doğru, bir o kadar kaliteli olmasıyla birlikte bir o kadar da eğlencesiz bir oyun. İlk 3-4 saat zombilerden kaçarken elin ayağın titriyor. Sonrasında ise zombiler umrunda olmuyor.
 
Okumadım ama sonunda benle aynı fikirde olan birileri var mış. Bu oyuna iyi diyen hayatında iyi bir açık dünya oyunu oynamamıştır. Hikayeden, görev tasarımlarından, oyunun kendini aşırı tekrara düşüşünden ve sakız gibi uzamasından bahsetmiyorum bile...
 
Her zaman her yere yazıyorum, bu oyun en abartılmış Playstation özel oyunu. İkinci oyunun iptalinden sonra yapımcılar hayal kırıklığına uğramışlar bir de. Ben buna şaşırdım daha çok, yaptığınız işi mi bilmiyorsunuz yoksa oyun dünyasından bu kadar mı bihabersiniz?
 
Harfi harfine katılıyorum söylediklerine. İlk başta bende çok hevesli başlamıştım ama sonra dandik Ubisoft oyunlarından bir farkı olmadığını gördüm. Onu getir bunu götür, karımı buluyorum kadının umurunda değil. Bende aynı senin gibi eşimi bulunca basıp gideceğiz diye düşünmüştüm ama tam tersi oldu. Yeter artık bitsinde kurtulayım dediğim nadir oyunlardan Days Gone. Asla parayla almanızı tavsiye etmiyorum bu oyunu. Korsan oynayın bu oyunun hakkı da o zaten.
 
Vallahi beni en çok sinir eden kısmı yarmayı öldür görevinden sonra rıkkı denen karının peşinden gidip tek mermi atmadan döndüğüm kısımlardı. Aksiyon yoksa niye beni 1 saattir peşinde gezdiriyorsun keza ıron make de öyle.
 
Ben bu oyunu satın aldım bir de. Sinir katsayımı arttıran etmenlerden biri de yüksek bir meblag talep eden oyunun dandik çıkması oldu.

Hikayede o kadar gereksiz uzatılmış diyaloglar var ki. Oynarken bayılıyorsunuz(gerçek anlamda)
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…