- Katılım
- 22 Aralık 2023
- Mesajlar
- 72
- Çözümler
- 4
- Beğeniler
- 235
Kelimelerin zamanla formları ve anlamları değişebilir. Ancak "gene" kelimesinin Türk dilinde olmadığını belirtmek ciddi bir sözcükbilimsel hata olur. Kaynak olarak Zeynep Şimşek Umaç'ın '"Yine / Gene" Sözcüğü Üzerine' adlı çalışmasını kullanacağım, buradan erişilebilir.
"Yine, gene" kelimeleri ve tarihi dönemlerde karşımıza çıkan "yime/yeme" şekli farklı kökene sahip iki kelimedir. "Yine" sözcüğü küçük ses değişikleriyle bütün Türk dünyasında mevcutken "gene" sözcüğü Batı Türkçesine ait bir şekildir.
"Yine" kelimesinin tarihteki kullanımına bakarak başlayalım. Orhun Abideleri üzerinde "yana" ve "yime" şeklinde yazılmış ve birçok farklı anlamda kullanılmış.
"Gene" kelimesini Süheyl ü Nevbahar ve Dede Korkut Kitabı kaynaklarında görebiliyoruz. Bu eserlerde iki kelime arasında bir fark gözetilmeden kullanıldığı örnekler görülebilir.
Türkiye Türkçesindeki “yine / gene” sözcüklerinin bugünkü hâline gelişi şu şekilde gerçekleşmiştir:
Umaç'ın çalışmasında incelediği kaynaklara göre "yine" ve "gene" kelimelerinin kullanımını aşağıdaki tablodan görebilirsiniz.
Bu bulgulardan görebileceğimiz üzere Türkçede "gene" diye bir kelime vardır. Yabancı kaynaklara bakmak isterseniz Meninski'nin sözlüğünde "gene" kelimesinin olduğu Nişanyan Sözlük'te belirtilmiş, kontrol etmek istedim ama elimdeki kopyanın OCR'ı oldukça zayıf maalesef. Daha ayrıntılı bir aramayla bulunabileceğini düşünüyorum.
"Yine, gene" kelimeleri ve tarihi dönemlerde karşımıza çıkan "yime/yeme" şekli farklı kökene sahip iki kelimedir. "Yine" sözcüğü küçük ses değişikleriyle bütün Türk dünyasında mevcutken "gene" sözcüğü Batı Türkçesine ait bir şekildir.
"Yine" kelimesinin tarihteki kullanımına bakarak başlayalım. Orhun Abideleri üzerinde "yana" ve "yime" şeklinde yazılmış ve birçok farklı anlamda kullanılmış.
Çalışmada "yine" kelimesi üzerine daha fazla örnek görülebilir.Bu cümlede de “yana” sözcüğünü nasıl, ne şekilde, ne zaman sorularına cevap veren bir zarf görevinde görmekteyiz.
- “… yaġı bolup itinü yaratunu umadu yana içikmiş … [Kültigin, Doğu Yüzü, 10. Satır]
- … düşman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden yine teslim olmuş… “(Ergin, 2001: 10-11).
Burada yana sözcüğünün “dönüp” olarak anlamlandırıldığını görürüz. Yine sözcüğünün de aynı çeviride anlam değişikliğine yol açmayacağı açıktır. Ayrıca “yana” sözcüğünün cümlede nasıl sorusunun cevabı olarak zarf görevinde kullanıldığı görülür.
- “… barmış budun ölü yitü yadagın yalıngın yana kelti… [Kültigin, Doğu Yüzü, 28. Satır]
- … gitmiş olan millet öle yite yaya olarak çıplak olarak dönüp geldi …” (Ergin, 2001: 18-19)
Buradaki yana sözcüğü her ne kadar cümle açıcı, bağlayıcı, formel bir sözmüş gibi görünse bile yüklemin belirttiği eylemin tekrar edildiğini, ikinci kez gerçekleştiğini anlatan bir zarf görevindedir.
- “… anda yana kirip türkiş aġan buyru ı Az tutu uġ elgin tutdı… [Kültigin, Doğu Yüzü, 38. Satır]
- … ondan sonra yine girip Türkiş kağanın buyruku Az valisini elle tuttu…” (Ergin, 2001: 22-23).
Ergin çevirisinde “yime” sözcüğünü karşılığında “yine, tekrar, ve, da, de” şekillerini verir (2001: 123).
Tekin “yeme” şeklinde okunmuş olan sözcük için “da /de, dahi, ve” anlamları verilmiştir. (2006: 187).
Yukarıdaki ifadenin “yanılıp öleceğini de burada yazdım” şeklinde anlaşılmasında bir sakınca yoktur. Burada yime sözcüğü edat görevinde karşımıza çıkar.
- “… yangılıp ölsikingin yime bunda urtum… [Kültigin, Güney yüzü 10-11. Satır]
- …yanılıp öleceğini yine burada vurdum…” (Ergin, 2001: 6-7).
Burada da “yime” sözcüğünün da /de edatı aracılığıyla günümüz Türkçesine aktarıldığını görürüz.
- “…begleri yime budunı yime tüz ermiş… [Bilge Kağan, Doğu Yüzü, 4. Satır]
- …beyleri de milleti de doğru imiş…” (Ergin, 2001: 32-33).
"Gene" kelimesini Süheyl ü Nevbahar ve Dede Korkut Kitabı kaynaklarında görebiliyoruz. Bu eserlerde iki kelime arasında bir fark gözetilmeden kullanıldığı örnekler görülebilir.
- “Çün eyle didi gine geldi dāye
Kim ol didügini süheyle diye [1719]” (Dilçin, 1991: 310).- Dediğini Süheyl’e demek için daye gene geldi.
- “Yine oldı cālem amu nūrdan
anasın ki oġdı güneş ūrdan [616]” (Dilçin, 1991: 234).- Yine âlem tamamen nur doldu, sanırsın ki Tur’dan güneş doğdu.
- “gine toy idüp atdan ayġır deveden buğra oyundan oç ırdurmış-idi [10-5]” (Ergin, 1997a: 78)
- Gene toy edip attan aygır; deveden buğra, koyundan koç kestirmişti.
- “oğlan yine buğanuŋ alnına yumruğını ayadı, atı urdı. [9-16]” (Ergin, 1997a: 82).
- Oğlan yine boğanın alnına yumruğunu dayadı, sertçe vurdu.
Türkiye Türkçesindeki “yine / gene” sözcüklerinin bugünkü hâline gelişi şu şekilde gerçekleşmiştir:
| Eski Türkçe | Eski Anadolu Türkçesi | Türkiye Türkçesi |
| yan-a > yana | yine | yine |
| *ken-e > kene | gine | gene |
Umaç'ın çalışmasında incelediği kaynaklara göre "yine" ve "gene" kelimelerinin kullanımını aşağıdaki tablodan görebilirsiniz.
Bu bulgulardan görebileceğimiz üzere Türkçede "gene" diye bir kelime vardır. Yabancı kaynaklara bakmak isterseniz Meninski'nin sözlüğünde "gene" kelimesinin olduğu Nişanyan Sözlük'te belirtilmiş, kontrol etmek istedim ama elimdeki kopyanın OCR'ı oldukça zayıf maalesef. Daha ayrıntılı bir aramayla bulunabileceğini düşünüyorum.
Son düzenleme: