Sıfırdan İngilizce öğrenmeye başladım bir süredir. Bence Gemini/ChatGPT'den İngilizce öğrenmek, bu ikisinden daha iyi ve 0 TL. Yine de 1 aylık denemek istiyorum. Hangisini önerirsiniz veya önerdiğiniz başka bir site olur mu? Benim fikrim busuu daha iyi gibi ama sizlerin düşüncesi de önemli.
Yanlış bilgi vermeyin lütfen. İntensive ve extensive readingi araştırmanızı öneririm. Elbette speaking yapailecek bir ortam kurabilseler zaten en mantıklısı ama bunu kuramayacak olan kişiler için reading ve listening elzemdir. Kaldıki Kapalı çarşı esnafı speaking ortamı kurmak için herhangi bir çabaya girmiyor.okumayla dinlemeyle olacak iş değil.
Yanlış bilgi vermeyin lütfen. İntensive ve extensive readingi araştırmanızı öneririm. Elbette speaking yapailecek bir ortam kurabilseler zaten en mantıklısı ama bunu kuramayacak olan kişiler için reading ve listening elzemdir. Kaldı ki kapalı çarşı esnafı speaking ortamı kurmak için herhangi bir çabaya girmiyor.
Sonrada "okumayla dinlemeyle" olmaz diyorsun.ne kitap tüketiyor
Dostum zaten artık kime sorarsan sor maruz kalman gerektiğini söylüyorlar. Kaldıki maruz kalmak ne demek onlar gibi yaşamak demek. İlk mesajımda attığım linki okudun mu? Giriş cümlesinde ne yazmışım acaba. Bir de sürekli birilerini bulamazsın ki konuşacak. Mecbursun bir şeyler izlemeye ve okumaya. Zaten bulsalar buraya yazarlar mı ingilizce nasıl öğrenilir veya hangi uygulama daha iyi diye?Lisanslı ingilizcesi olan insanlara da sorduğumda, insanlar şu programı kullan, yok şu yöntemi, yok bu yöntemi kullan demiyor; maruz kalman lazım diyor.
Mürsel Türkiye'den ABD'ye gitti, adam İngilizceyi benden iyi biliyor. Olay bazı şeylere çalışmak değil, olay anlamak ve konuşmaya çalışmak. Bunu yapmadıktan sonra istediğin kadar bilgin olsun, bir işe yaramaz. Ben dışarıda yabancı birisi soru sorduğu zaman anlamını bildiğim halde cevap veremiyorum çünkü bununla ilgili bir yetkinliğim yok.
Çok kesin konuşuyorsun dostum. Alttaki videoda araştırmalarda olduğundan güzel bir içerik.Ortamı Türkçe olan biri istediği kadar intensive ve extensive ile uğraşsın, işe yaramaz çünkü zihin dil olarak Türkçeyi kullanma eğiliminde olacak, asla üzerinde çalıştığı dili kullanmaya yeltenmeyecek, psikolojik bir olay.
Kişinin vakti olmayabilir utangaç olabilir, dener başarısız olunca özgüveni gider tekrar denemek istemez, her türlü şey olabilir dostum , çok kesin yargıların var. Kapalı çarşı esnafı ile sıradan birisi aynı olamaz. Birisine direkt birileri geliyor, diğerinde ise kişinin kendisi aktif olması gerekiyor. Her insan aynı değil.Çaba gösterme konusunda gelecek olursam, İstanbul'da yaşayıp da ingilizcesini geliştirme konusunda sorun yaşayanlar da kendisini sorgulasın. Taksim, istiklal caddesi, galata ve eminönü'nde Rusça, Arapça, İngilizce insanlar ile iletişime geçme imkanın var.
Dostum, çoğunlukla benim dediğim şeylere eleştirin var yazılarındada bunlar(olmaz, işe yaramaz) var ki yukarda bahsettim. Ama sonuçta bu ifadeyi kullanıyorsun. Çelişiyorsun.benim eleştirim sizin bahsettiğiniz şeylere yönelik değil dili öğrettiklerini iddia eden uygulama ve platformlara yönelik.
Cümle kurmakta zorlanıyorsun çünkü kafada hangi kelimeyi hangi yapıyı getireceğini düşünüyorsun. Konuşmanın olağan akışıyla yapamadığın...Merhaba arkadaşlar. İngilizce seviyem aşağı yukarı B1 seviyesinde olmasına rağmen yabancılarla iletişim kurarken zorlanıyorum. Zorlanıyorumdan kastım, cümle kurmakta zorlanıyorum. Onların ne dediğini anlıyorum ama cümle kuramıyorum, kelimelere dökmekte zorluk çekiyorum. Bunun nasıl üstesinden gelebilirim? Teşekkürler.
(Oyun oyna, film izle vb. gibi saçma şeyler yazmazsanız sevinirim, çünkü onlar da belirli bir seviyeden sonra fazla işe yaramıyor.)
Hocam biz sizinle anlaşamıyoruz siz haklısınız ben attığım mesajları sileyim konu kapansın. Oraya bir yazı yazmışım siz paragraftaki cümlelerin içerisindeki küçük bir kısmı alıp oradan cevap verdiniz ve " kendin ile çelişiyorsun " diyorsunuz. Ben kendim ile çelişmiyorum ben yine aynı şeyi söylüyorum ama siz farklı açıdan değerlendiriyorsunuz. İnsan psikolojisi üzerinden bir şey yazmışım farklı bir yanıt verdiniz. " Benim dediğim şeylere eleştirin var " demişsiniz ama benim sizin söylediğiniz şeylere karşı eleştirim olmadı ben sadece okuma ve dinleme ile bazı şeylerin olmayacağını söylemeye çalışıyorum çünkü speaking hangi dilde olursa olsun reading ve listeningin neticesi değildir sizinle temelde anlaşamadığımız nokta bu ama olabilir yani farklı görüşte olabiliriz. Buna yaşadığım bir olaydan örnek vereyim siz daha rahat anlarsınız; Üniversitede sunum yapacağız, hoca bize sunumu word üzerinden yapacağımızı ve rapor şablonumuzun olacağını söyledi. Yapacağımız şey çok basit konumuzu araştıracağız ve çıkıp raporumuzu sunacağız. Sunumu yapan arkadaşlardan biri derslerinde başarılı olmasına ve ilgisi olmasına rağmen bildiğin kekeme oldu çocuk iki kelimeyi bir araya getirirken zorluk çekiyordu. Neden? Çünkü hayatı boyunca çıkıp da o şekilde bir konuşma yapmamış birilerine bir şey anlatmamış.@ALCYONEUS, Dostum bak ben seni cidden anlıyorum ama karıştırdığın şey şu ugyulamadaki okuma dinlemeyle olmaz demek istiyorsun ama verdiğin cevapta bu ifade geçiyor.
Sonrada "okumayla dinlemeyle" olmaz diyorsun.
Burada aklından geçen ifade ile yazıya döktüğün ifade bambaşka. Bu yüzden yanlış ifade etmiş oluyorsun ve ben de sana "yanlış bilgi vermeyin" diyorum. Eğer kitap dersen kitapla olmaz anlaşılır. uygulamayla olmaz demen gerekiyor. Kaldıki ben de zaten ikisinide önermiyorum. Hatta attığım linkin en sonunda da yapmaman gerekenler diye maddeler koymuşum. Orada da dulingo vb uygulamalada vakit kaybetme yazmışım.
Dostum zaten artık kime sorarsan sor maruz kalman gerektiğini söylüyorlar. Kaldıki maruz kalmak ne demek onlar gibi yaşamak demek. İlk mesajımda attığım linki okudun mu? Giriş cümlesinde ne yazmışım acaba. Bir de sürekli birilerini bulamazsın ki konuşacak. Mecbursun bir şeyler izlemeye ve okumaya. Zaten bulsalar buraya yazarlar mı ingilizce nasıl öğrenilir veya hangi uygulama daha iyi diye?
Bir de insanlar speakinge o kadar önem veriyor ki altyapısını doldurmakla kimse uğraşmıyor. Halbuki insanlar kendi dilini edinirken(bak öğrenirken demiyorum) başta sadece listening yaptı. Sonra konuşmaya başladı. Bu sebepten ötürü konuşmak bir neticedir. Sonuçtur. Sen bugün yurtdışına da çıksan önce bir kelime duyarsın sonra onu telaffuz etmeye başlarsın. O kelimenin nasıl yazıldığını okursun, sonra writing yapabilirsin. İnput olmadan output olmaz dostum. Kelimeyi görmeden nasıl yazabileceksin duymadan nasıl telaffuz edebileceksin.
Çünkü sen benim bahsettiğim okuma ve dinlemeyi sanki gramer çalışmakla karıştırıyor olabilirsin. İstediğin kadar bilgin olsun demekten kastın nedir. Benim bahsettiğim şey şu dostum, reading yaparak okuduğunu anlayabileceksin, dizi film izlerken de altyazılı izleyeceğin için dinlediğini tam kavrayamasanda altyazısından ne dendiğini anlayabileceksin ve bir süre sonra beyin bunları birleştirecek. Ve dinlediğini de anlayabilmeye başlayacak. Senin görevin sadece seninde bahsettiğin gibi maruziyeti vermen gerek, sonrası beyninin işi ona karışma. Ve ben ders çalışır gibi de ing çalışmaktn bahsetmiyorum. Öğrenmek ve edinmek bambaşka şeyler. Bir native'in pasif kelime miktarı araştırmaya göre ortalama 42 bin.(googledan bakabilirsin) Bu kadar pasif kelimeyi nasıl yapabileceksin konuşarak yapamazsın hep eksik kalacak. Çalışarak zaten olmaz. Okumak zorundasın.
Nativeler için üretilmiş kitapları Okumanın avantajı şu, eğer başlangıç için realistic fiction okursan, karakterin ailesi ile konuşmasını, arkadaşlarıyla konuşmasını, okuldaki müdürle "saygılı/resmi" konuşmasını, sosyal medyada geçen texting mesajlarını, devlet kurumuna gittiğinde orada geçen konuşmalarını, hastahaneye gittiğinde orada doktorla geçen sağlıkla ilgili konuşmaları ve kendisiyle başbaşa konuşmalarını ve düşünce tarzını görebiliyorsun. Roman okumak empati yeteneği geliştirdiği için kendini karakterin yerine koyuyorsun. Bu da sana kitapta yaşanan olayları sanki sen yaşıyormuşsun gibi bir hissiyat verdiği için dile maruz kalmış oluyorsun. Yani evin içinde olan olaylarda sanki o evin bir ferdiymiş gibi sanki orada annen babanla ing konuşuyormuş gibi, veya okulda öğretmenle sanki sen konuşuyormuşsun gibi oluyor. Arkadaşlarınla sanki sen mesajlaşıyormuşsun gibi oluyor.
Bak bunu dizi film vermez. Bunu anca speaking verebilir onu da yapamıyorsan ne yapacaksın? Yani aklınla sürekli çeviri mi yapmaya çalışacaksın? hangi kelimeyi getireceğini mi düşünüceksin. Hangi ortamda hangi senaryoyu yazacağını nasıl belirleyeceksin? Senaryoları kendin belirlemek yerine doğaçlama olması gerekiyor. İnsan gördüğüyle hareket eder. Bir bebeği hangi ırktan olursan ol hangi ortama koyarsan oranın şeklini alır. Bebek gördüğüyle duyduğuyla hareket eder ve senaryolara doğaçlama maruz kalır. Yurtdışına gidenler zaten şanslı hergün farklı bir olaya/ortama maruz kalıyor. O yüzden kısa sürede konuşabilmeye başlıyorlar. Burada her ortama girip çıkamazsın. Mecbursun reading ve listening yapmaya.
NOT burada CEFR(A1-C1 arası seviyelendirilmiş kitaplar) seviyesi kitaplardan bahsetmiyorum nativeler için yazılmış kitaplardan bahsediyorum. Ve CEFR kitaplarını bir an önce geçilmesinden bahsederim. Asıl dil cefr kitaplarında değil nativeler için yazılmış kitaplarda olduğunu söylerim yukarda attığım linkte. Birisinde kullanılan dil basitleştirilmiş. Diğeri insanların günlük hayatta kullandığı dil.
Wonder kitabından bir kaç sayfa ekledim. İki öğrencinin mesajlaşması. Bu kitapta doğuştan yüzü felçli olan bir çocuğun hayat hikayesi.
Başka bir kitap (grafik roman.)
Çok kesin konuşuyorsun dostum. Alttaki videoda araştırmalarda olduğundan güzel bir içerik.
Anlaşılan ya denenemişsin ya da bir kaç tane kitap sonrasında sıkıldığın için bırakmışsın. Evet reading uzun bir metoddur. Ama şunu da unutma bebekler 1.5 sene sonra konuşabilmeye başlar. ve 7/24 etrafını dinler. Sonunda native olurlar. (Bizim 7/24 hem reading hem listening yapabilecek bir lüksümüz yok amaç nativese hergün düzenli bir şekilde ilerlemek gerekiyor.)
Kişinin vakti olmayabilir utangaç olabilir, dener başarısız olunca özgüveni gider tekrar denemek istemez, her türlü şey olabilir dostum , çok kesin yargıların var. Kapalı çarşı esnafı ile sıradan birisi aynı olamaz. Birisine direkt birileri geliyor, diğerinde ise kişinin kendisi aktif olması gerekiyor. Her insan aynı değil.
Bir de şu var benim tavsiye ettiğim şey kapalı çarşı esnafı gibi konuşmak değil native olmaya çalışın derim. Native olmak için sanki yurtdışında yaşıyormuş gibi bir ortam kurman gerek. Bu ortamı duygularınla hissedebiliyor olman gerek. (limbik sisteme kadar inecek edindiğin inputlar)
Kaldı ki kitap okumak, seni bir çok ortama sokabilirken oyunda veya turistlerle konuşmak sadece o ortamda ilerlemeni sağlar. Çünkü pasif kelime miktarın o ortamda konuşalanlar kadar olacak.
Dostum, çoğunlukla benim dediğim şeylere eleştirin var yazılarındada bunlar(olmaz, işe yaramaz) var ki yukarda bahsettim. Ama sonuçta bu ifadeyi kullanıyorsun. Çelişiyorsun.
Daha önceki birisine verdiğim cevabı ekliyorum. Bir çok yazıma bakabilirsin. Sen sadece speakinge odaklanıyorsun bense diyorum ki speakinge değil altyapının ne kadar ingilizce içerikle doldurduğuna odaklan diyorum.Çok ama çok fazla maruz kalmalısın içeriklere. Bir süre sonra onlar istemsizce çıkmaya başlayacak.
Cümle kurmakta zorlanıyorsun çünkü kafada hangi kelimeyi hangi yapıyı getireceğini düşünüyorsun. Konuşmanın olağan akışıyla yapamadığın...Merhaba arkadaşlar. İngilizce seviyem aşağı yukarı B1 seviyesinde olmasına rağmen yabancılarla iletişim kurarken zorlanıyorum. Zorlanıyorumdan kastım, cümle kurmakta zorlanıyorum. Onların ne dediğini anlıyorum ama cümle kuramıyorum, kelimelere dökmekte zorluk çekiyorum. Bunun nasıl üstesinden gelebilirim? Teşekkürler.
(Oyun oyna, film izle vb. gibi saçma şeyler yazmazsanız sevinirim, çünkü onlar da belirli bir seviyeden sonra fazla işe yaramıyor.)
Stephen Krashen dil edinimi ile ilgili tek bir metod olduğunu söyler ki oda anlaşılabilir girdilere maruz kalmak. Yani comprehensible inputlara. Hatta "talking is not practicing" der
Comrehensible input içinde yukarda da 4 saatlik bir örnek koydum. Ki shadowing yap demişim. Adam orada bir şey gösteriyor eliyle ve bir cümle kuruyor. Arada türkçe yok. İfade ve eylem var. Kişi tekrar tekrar yapınca beyin ifade ile eylemi birleştirecek. Ne kadar tekrar olursa o ifade o kadar normali haline gelecek insanın.
Not: Benim demek istediğim hiç konuşma demek değil önceliğin konuşmak olmasın. Önceliğin bilinç altını(altyapını) doldurmak olmalı diyorum. Çünkü mantıkla(subject +verb+object) öğrenirsen konuşurken hesaplama yaparsın, iç güdüyle öğrenirsen refklesle tepki verirsin. Şu an biz dilimizi iç güdüyle konuşuyoruz. Çünkü duygularımızla hissediyoruz kelimenin manasını. Native olmakta hissiyat çok önemli.
10 yaşındaki bir çocuk
1,6 B görüntüleme · 18 ifade | 📌İngilizceyi YouTube’dan Öğrenmiş! İranlı Çocuk Turisti Hayran Bıraktı İran’a giden turist, İngilizce konuşmayı YouTube’dan öğrenen çocuğu görünce o anları kaydetti. | Yeni Gazetem
📌İngilizceyi YouTube’dan Öğrenmiş! İranlı Çocuk Turisti Hayran Bıraktı İran’a giden turist, İngilizce konuşmayı YouTube’dan öğrenen çocuğu görünce o anları kaydetti.www.facebook.com
Dil ediniminin sonu yok. Altyapını doldurmanın bir seviyeside yok. Bir süre sonra pratik yapman gerekiyor. Kaldı ki arkadaşa shadowing yapabilirsin de demişim. Ama önce input alması gerekiyor ki output üretebilsin.Altyapını doldurmaz isen konuşamazsın çünkü istediğin konuda konuşabilmek için kelime haznesine ihtiyacın var yani alt yapını/heybeni doldurman gerek. Altyapıda reading ve listening ile dolar. Yine de pratik yapmaz isen çat pat konuşursun ama fluent/akıcı konuşamazsın.
Peki dostum doğuştan sağır birisi, hiç bir terapi ve özel eğitim(işaret dili) almaz ise sağır olmayan insanlar gibi nasıl konuşabilecek? Konuşma dinlemenin sonucudur dostum. Dinleme olmadan konuşma olmaz. Beyin neyi işleyecek ki neyle neyi bağdaştıracak?Dediğim gibi siz farklı bir şeyi savunuyorsunuz ben farklı bir şeyi savunuyorum benim gözümde konuşma doğuştan kazanılmış bir haktır nörolojik olarak da ispatlıdır.
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?