Evreni sonsuz bir bilinmezlik diye betimleriz. İnsan için bu bilinmezlik her zaman merak konusu olmuştur. Tarihte iki basit mercek ile başlayan bu macera şu anda devasa boyutlara ulaşmış ve milyonlarca ışık yılı uzaktaki galaksileri, gezegenleri görebileceğimiz bir seviyeye gelmiştir. Bugün bu seviyenin sonuçlarından yani yıllar boyu süren çalışmalar sonucunda öğrendiklerimizden bahsedeceğim.

1. Elmas Yağmurları: Buzlu gaz devleri Uranüs ve Neptün gibi dev gezegenlerin merkezi buzlarla çevrilidir. Derinliklerinde ısı ve basınç o kadar artıyor ki bu gezegenlerde düzenli şekilde elmas yağmuru görülebiliyor.

elmas.webp



2. Evrendeki En Büyük Yapı: Hercules-Corona Borealis Duvarı, 10 milyar ışık yılı genişliğinde, 7 milyar ışık yılı yüksekliğinde ve 3 milyar ışık yılı derinliğinde, bilinen en büyük yapıdır. Bu süper yapı 2013 yılında Amerikalı ve Macar gök bilimcilerden oluşan bir ekip tarafından keşfedilmiştir. Şu anda gözlemleyebildiğimiz evrenin en büyük yapısıdır.

duvar.webp



3. Bir kara delikten ışık bile kaçamaz: Kara delik deyince herkesin aklına ne varsa yutan, her şeyi içerisine çeken bir şey gelir. Kara delikler sandığımızdan daha acımasızlar, çekim güçleri öyle güçlüdür ki ışığın bile kaçmasına olanak vermezler. Dolayısıyla kara deliğin kendisinin fotoğrafını çekmemizin imkanı yoktur, içerisinde ne olduğunu bilmemizin imkanı yoktur. Kısacası sonsuz bilinmez evrenin bilinmez parçalarıdır kara delikler.


karadelik.webp



4. Jüpiter'in Kızıl Lekesi: Jüpiter'in fotoğraflarında mutlaka kızıl renkte bir yuvarlak görmüşsünüzdür. Bu jüpiterde bulunan büyük bir dağ değil, farklı bir zemin türü değil bu devasa bir fırtına. Hatta bu fırtına o kadar büyük ki içerisine bir dünya dahi sığabilir. Hızı saatte 650 kilometreye varan rüzgarlara ev sahipliği yapıyor çapı ise 16.000 kilometrenin üzerinde.

jüpiter.webp



5. Jüpiter'in Uydusu Europa'da, Dünya'dan Daha Fazla Su Bulunuyor: Ay'dan biraz daha küçük olan Europa'nın kabuğu su ve buzdan oluşmaktadır. Uydunun yüzeyi buzla kaplıdır ve bu buz kalınlığının 19-25 kilometre olduğu düşünülmektedir. Europa'nın kalın buz tabakasının altında bütün uyduyu kaplayan bir okyanus olduğundan dolayı yaşamın olabileceği düşünülmektedir. Suyun sıcaklığı ise buz tabakasına yakın bölgelerde donma derecesinin hemen altında iken, daha derinlerde 5-6 dereceye kadar çıkıyor.

eu.webp


Bu konsepti devam ettirerek bu tarz başka konular açmayı düşünüyorum. Bunu ilk part olarak düşünebilirsiniz, umarım yararlı olmuştur.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Bu Jüpiter ve Uranüs'ün bir zemini yok değil mi? Yani bir şey hızla gitse içinden geçebilir?
Gecemez, ozellikle jupiterin basinci cok fazla. Girdigin an bukulmeye baslarsin. Insanoglu bu basinca karsi da bir şey uretemez diye dusunuyorum.
Arkadaş çok güzel özetlemiş gezegenin basıncı insanın dayanabileceğinden kat ve kat fazla olduğu için böyle bir şey mümkün değil.

Oyuna da davet edebilirim hemen şu an.
Şimdi girebileceğimi pek sanmıyorum kusura bakmayın, yarın bu saatlerde sözüm olsun.
 
Bu gezegenlerin içine herhangi bir görüntüleme cihazı sokulmadığını varsayıyorum dediğiniz gibi atmosferden dolayı fiziki araçlara müsait değil. Özellikle jupiterin atmosferi.

İçeride tam olarak ne olduğunu bilemeyiz o halde tam anlamıyla. Yani o atmosferin koşullarına adapte olmuş ilkel canlılar olma ihtimali yok mu? Canlılığın tanımı için bilmem ne gerekiyor o da o atmosferde imkansız demeyin çünkü o tanım bizim atmosfer için geçerli.

Özellikle satürn uydusu olan titan bir ara dikkatimi çekiyordu. İçinde nil nehrine benzer nehir bulunmuş kaynağa göre. Titan'da Nil'e Benzeyen Bir Nehir Bulundu

Titan'ın da içine gözlem aracı gönderilmemiştir. Yani içerisinde ne olduğunu yine tam anlamıyla bilmiyoruz.
 
Bu gezegenlerin içine herhangi bir görüntüleme cihazı sokulmadığını varsayıyorum dediğiniz gibi atmosferden dolayı fiziki araçlara müsait değil. Özellikle jupiterin atmosferi.

İçeride tam olarak ne olduğunu bilemeyiz o halde tam anlamıyla. Yani o atmosferin koşullarına adapte olmuş ilkel canlılar olma ihtimali yok mu? Canlılığın tanımı için bilmem ne gerekiyor o da o atmosferde imkansız demeyin çünkü o tanım bizim atmosfer için geçerli.
Bu konu hakkında çok bilgim yok diyebilirim lakin yüzeysel olarak şunları söyleyebilirim. Gezegenin içinde neler olduğunu bilmek için illaki bir şeyler gönderilmesine gerek yok. Şöyle ki gezegenlerin yörüngesi, manayetik alanı gibi bilgiler ile tahminler yapılabilir. Ayrıca gezegenin fotoğraflanmasıda bu aşamada önemlidir. Web'de aradığım gibi bir kaynak bulamadım ve yapay zekaya bu olayın mantığını anlamamız için europa'nın altında okyanus olduğunu nereden biliyoruz diye bir soru sordum cevap ise bu şekilde.
Europa'nın yerçekimi anomalileri, kabuğun altında yaklaşık 100 kilometre kalınlığında bir buz tabakası ve bunun altında yaklaşık 100 kilometre derinliğinde bir su okyanusu olduğunu göstermektedir. Bu okyanus, Dünya'nın okyanuslarından iki kat daha fazla su içermektedir. Europa'nın manyetik alanı, kabuğun altında tuzlu su okyanusu tarafından üretildiği düşünülen bir indüklenmiş alan içerir. Bu, okyanusun elektriksel olarak iletken olduğu ve Jüpiter'in manyetik alanı ile etkileşime girdiği anlamına gelir. Hubble Uzay Teleskobu ve Galileo Uzay Aracı gibi teleskoplar, Europa'nın yüzeyinden su buharı püskürmeleri gözlemlemiştir. Bu püskürmeler, okyanusun yüzeye yakın kısmından suyun uzaya fırlatıldığı anlamına gelir.

Bu tür kanıtlar ile Europa'nın altında bir okyanus olduğunu biliyoruz. Hatta bu yıl NASA'nın planladığı bir fırlatma bekleniyor. Europa'yı incelemek için Clipper isimli bir uzay aracı Europa'yı incelemek için yola çıkacak. Bir aksilik çıkmaz ise 2030 gibi ulaşması bekleniyor. Bu araç europa'nın su yapısını, soruda belirttiğiniz gibi ilkel bir canlının yaşayıp yaşamadığını araştıracak.

Sorunuzda dediğiniz gibi gezegenlerde o koşullara adapte olmuş ilkel canlılar olabilir daha doğrusu olabileceğini düşünüyoruz ve bunun için araştırmalar yapıyoruz. Bunun en büyük örneği Europa olduğu için ondan örnek vermek istedim.
 
Benim her zaman merak ettiğim sorulardan biri kara delikteki ufuğun tekilliğin arkasında ne var 4 boyut veya 5 boyut vs evrenin tüm sırları ışık hızını geçmenin belki bir formülü. Işık bile kaçamıyor sonuçta.
 
Kara delikler sandığımızdan daha acımasızlar, çekim güçleri öyle güçlüdür ki ışığın bile kaçmasına olanak vermezler.
Şu kısım birebir doğru değil aslında, olan şeyi tam olarak açıklamıyor. Karadeliklerin kütlesinin uzayın dokusunda büyük bir esneme yapmasından dolayı o çöken düzlem üstünden yoluna devam eden ışık geri çıkamıyor demek daha açıklayıcı.

O şekilde söylendiğinde bu defa kütlesi olmayan ışığın nasıl kütleçekimden etkilendiği sorusunu da cevaplamak gerekiyor.
 
Şu kısım birebir doğru değil aslında, olan şeyi tam olarak açıklamıyor. Karadeliklerin kütlesinin uzayın dokusunda büyük bir esneme yapmasından dolayı o çöken düzlem üstünden yoluna devam eden ışık geri çıkamıyor demek daha açıklayıcı.
Evet dediğiniz doğru, kara delikler uzay zaman dokusunu büyük ölçüde büktüğü için giren ışığın bi daha çıkması mümkün olmuyor. Bu durumu uzun uzun anlatmak istemedim daha yüzeysel bir anlatım istediğim için detaya girmedim. Düzeltme için teşekkürler.

Benim her zaman merak ettiğim sorulardan biri kara delikteki ufuğun tekilliğin arkasında ne var 4 boyut veya 5 boyut vs evrenin tüm sırları ışık hızını geçmenin belki bir formülü. Işık bile kaçamıyor sonuçta.
Her şeyin kilidini hiçbir şekilde girilmesi mümkün olmayan bir yere koymuşlar diyebilir miyiz?
 
Arkadaş çok güzel özetlemiş gezegenin basıncı insanın dayanabileceğinden kat ve kat fazla olduğu için böyle bir şey mümkün değil.

Şimdi girebileceğimi pek sanmıyorum kusura bakmayın, yarın bu saatlerde sözüm olsun.

Yok hocam ben örnek olsun diye oyle dedim Full gazdan mi oluşuyor yoksa bir zemini var mı?