Konuya girişi şöyle yapmak istiyorum. Kesinlikle neo-feodalist değilim soylu ve arkası büyük bir aileye mensup olmadığım sürece. Feodalizm yanlısı da değilim, ekonomik görüşüm ne bilmiyorum, komünist de değilim. Neyse, açıkçası belirtmek istediğim bir fikir var. Feodalizm Anadolu'ya Avrupa'ya uğradığı süre kadar uğrasa fena olmaz mıydı sanki? Nedenleri ile açıklamama izin verin.
İlk olarak feodal sistemi ve sistemdeki soyluluk ünvanlarını açıklayayım:
Feodalizm, kısaca irili ufaklı bölgelerin belirli derebeyler ve soylular tarafından tarıma dayalı üretim şekli ile yönetilmesi denebilir. Bu derebeylerin hepsi krala bağlıdır fakat kendi içlerine kapalı ve başına buyruk hareket etme gibi özellikleri de bulunmaktadır, kral bu sistemde merkezi otoriteyi sağlayamamış, siyasi yapı dağınıktır. Ekonomik olarak da kendi kendine yeten tarım köyleri gibi açıklanabilir. Derebey kendi sınırlarının içindeki halkın üzerinde büyük haklara sahiptir.
Soyluluk ünvanları nelerdir peki?
İmparator: İçinde birden çok ulus barındıran bölgeleri yöneten en yüksek hükümdar.
Kral: Belirli bir bölgeyi yöneten, imparatordan düşük soyluluk ünvanı.
Arşidük: Habsburg Avusturyası'nda en yüksek yöneticiye verilen ünvan. Sonradan hanedanda önem olarak üstlerde olanlara verilen bir ünvan oldu.
Grandük: Kral ünvanından düşük, daha küçük bölgeleri yöneten hükümdar. Ek olarak Lüksemburg şu an hala Grandüklük statüsündedir.
Dük: Yarı bağımsız dükalıkları yöneten, krala veya imparatora bağlı, kontun üstündeki ünvan.
Prens: Kralın oğluna ya da çok küçük topraklara sahip hükümdarlara verilen ad. Kutsal Roma İmparatorluğu'nu oluşturan tüm hükümdarlara verilen addır.
Marki: Dükün altında sınır boylarını yöneten feodal bey.
Kont: Feodal düzende ilçe yönetenlere denir. Dükün altındadır. Bazı istisnalar harici küçük yerleri yönetmişlerdir.
Vikont: Kont yardımcısı olan ünvan. Konta bağlıdır.
Lord: Küçük bir topluluk üzerinde yetkisi olan feodal bey. Bağlıdır.
Şövalye: Feodal düzenin en altında bulunan, asker sınıfta olup feodal beye sadakatle bağlı olan kişi.
Peki, feodal sistem neden Anadolu'ya uğramalıydı?
1. Neden: Halkın demokrasi ve bilimsel bilinci daha yüksek olurdu.
Halk düşünüldüğü gibi bu sömürü düzeninin yıkılışından sonra cahil kalmazdı. Çünkü bu irili ufaklı feodal beyliklerin varlığında her bey kendi hırsı uğruna ya bilimsel ya ticari ya yönetimsel şekilde olacak şekilde birbiri ile rekabet edecekti. Bunun sonucunda da halk bir şekilde eğitilecek, rekabet ortamından dolayı da ilerleme kaydedilebilecekti. Tabii gene de bu sömürü düzeninden her şekilde bıkan bünyeler de artık Rönesans, Reform gibi hareketlere kalkışacak, şu an belki coğrafi konumdan dolayı bir Batı Avrupa ülkesi kadar olmasa da gene biraz demokrasi bilincine sahip olacaktık.
2. Neden: Daha seküler bir halk olabilirdik.
Saydığım ünvanların çoğu özellikle de imparatorlar zamanında dini arkasına alarak yönetim yapsa da, Napolyon Savaşları sonrası feodalizmin tamamen temizlenip merkezi krallıklara geçişte sekülerizm önde tutulunca, halk iyice seküler bir hal aldı Avrupa'da. Biz de eğer feodal olup bu akımlardan etkilenseydik daha seküler bir halk olabilirdik. Genel olarak Anadolu'da gelen her yöneticinin din ile halkı uyutma çabaları da olmazdı bu şekilde.
3. Neden: Despot rejimlere tahammül olmayabilirdi.
Çünkü zaten bi' 1000 yıl falan bu despot rejimlerden bıkan halk, gerekli cevabı halk siyasi birlik sağlandıktan sonra kaliteli bir cumhuriyet ya da federasyon sistemi ile despot krallara ve feodal beylere verecekti. Böylelikle halk başkanım da başkanım gibi düşüncelere sahip olmayacaktı.
4. Neden: Halk arasında fikir çatışmaları olmazdı.
Evet, olmazdı. Halkı birleştiren bir güç olarak feodalizmi yıkma ideali olacağı için, halk bir şekilde karanlık zamanlar gelmesin diye birbirine daha bağlı olacaktı. Şu an bir Bavyeralı Alman ile Brandenburg'lu Alman'ın aynı ülke çatısı altında birleşmesinin nedeni de budur. Bizde de halk arasında belirli çatışmalar olmazdı.
5. Neden: Düşünce özgürlüğü olabilirdi.
Evet olabilirdi. Halk daha seküler, daha bilinçli olunca ek olarak düşünce özgürlüğü de olacaktı.
6. Neden: Ayrılıkçı hareketler daha az görülürdü.
Şu an yaşadığımız acıların büyük bir kısmı ayrılıkçı hareketler yüzünden. Halk ne kadar kültürü ve emelleri birbirinden farklı olsa da tek bir çatı altında bir otoriteye bağlı olacağı fakat gene de özgürlüklerini ve farklılıklarını da göz ardı etmeyeceği için ayrılıkçı hareketler daha az görülürdü. Tabii emperyalist güçlerin emelleri Anadolu üzerinde bu ütopyada ne ister fakat eğer dediğim gibi bir feodalizmden ayrılışımız olsaydı ayrılıkçı hareketler de daha az görülürdü.
Kısacası, Anadolu'da 1400 yıl önce falan merkezi otorite çöküp de feodalizm gelseydi, şu an bizler için daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Tabii dünyada da feodalizmden kurtuluş ile birlikte biz Türklerin de siyasi birliğini sağladığını varsayıyorum bu anlattıklarımda. Bu biraz hayal ürünü bir durum çünkü Anadolu coğrafyası genel olarak merkezi otoritesi çok güçlü imparatorlukların toprakları olmuştur genelde, ne kadar feodalizm saban ve pulluk ile işlese ve saban ve pulluk da bizim yakın coğrafyamızda ortaya çıksa da bizde pek etkili olamamış.
Doğu Roma, Osmanlı, Pers, Makedonya gibi imparatorlukların tebaası olunca da Anadolu halkı biraz "Hükümdarım ne yaparsa yapsın, bizim karın doyuyor mu doyuyor." düşüncesine büründüğü için de biz şu an hala demokratik ve bilimsel olarak biraz daha geride kalan bir ülkeyiz. Feodalizmi doruklarına kadar yaşayan Almanlar, İtalyanlar, Fransızlar ve diğer Avrupa halkları ise bizden çok daha kötü durumlarla karşılaştığı için şu an iyi durumdalar. Hükümdar kendi başına bir şeyler yapıp bizim Anadolu halkı da karışamayınca böyle bir durum ortaya çıkmış.
Biraz kendi yorumlarımı katarak feodalizmin Anadolu'ya uğramasının nasıl artıları olabileceğini açıkladım. Kötü son olup sonsuz feodalizm olmadığı sürece böyle sonları olurdu büyük ihtimalle. Gerçi Türk-İslam düşüncesinin varlığı pek izin verir miydi bilemiyorum...
İlk olarak feodal sistemi ve sistemdeki soyluluk ünvanlarını açıklayayım:
Feodalizm, kısaca irili ufaklı bölgelerin belirli derebeyler ve soylular tarafından tarıma dayalı üretim şekli ile yönetilmesi denebilir. Bu derebeylerin hepsi krala bağlıdır fakat kendi içlerine kapalı ve başına buyruk hareket etme gibi özellikleri de bulunmaktadır, kral bu sistemde merkezi otoriteyi sağlayamamış, siyasi yapı dağınıktır. Ekonomik olarak da kendi kendine yeten tarım köyleri gibi açıklanabilir. Derebey kendi sınırlarının içindeki halkın üzerinde büyük haklara sahiptir.
Soyluluk ünvanları nelerdir peki?
İmparator: İçinde birden çok ulus barındıran bölgeleri yöneten en yüksek hükümdar.
Kral: Belirli bir bölgeyi yöneten, imparatordan düşük soyluluk ünvanı.
Arşidük: Habsburg Avusturyası'nda en yüksek yöneticiye verilen ünvan. Sonradan hanedanda önem olarak üstlerde olanlara verilen bir ünvan oldu.
Grandük: Kral ünvanından düşük, daha küçük bölgeleri yöneten hükümdar. Ek olarak Lüksemburg şu an hala Grandüklük statüsündedir.
Dük: Yarı bağımsız dükalıkları yöneten, krala veya imparatora bağlı, kontun üstündeki ünvan.
Prens: Kralın oğluna ya da çok küçük topraklara sahip hükümdarlara verilen ad. Kutsal Roma İmparatorluğu'nu oluşturan tüm hükümdarlara verilen addır.
Marki: Dükün altında sınır boylarını yöneten feodal bey.
Kont: Feodal düzende ilçe yönetenlere denir. Dükün altındadır. Bazı istisnalar harici küçük yerleri yönetmişlerdir.
Vikont: Kont yardımcısı olan ünvan. Konta bağlıdır.
Lord: Küçük bir topluluk üzerinde yetkisi olan feodal bey. Bağlıdır.
Şövalye: Feodal düzenin en altında bulunan, asker sınıfta olup feodal beye sadakatle bağlı olan kişi.
Peki, feodal sistem neden Anadolu'ya uğramalıydı?
1. Neden: Halkın demokrasi ve bilimsel bilinci daha yüksek olurdu.
Halk düşünüldüğü gibi bu sömürü düzeninin yıkılışından sonra cahil kalmazdı. Çünkü bu irili ufaklı feodal beyliklerin varlığında her bey kendi hırsı uğruna ya bilimsel ya ticari ya yönetimsel şekilde olacak şekilde birbiri ile rekabet edecekti. Bunun sonucunda da halk bir şekilde eğitilecek, rekabet ortamından dolayı da ilerleme kaydedilebilecekti. Tabii gene de bu sömürü düzeninden her şekilde bıkan bünyeler de artık Rönesans, Reform gibi hareketlere kalkışacak, şu an belki coğrafi konumdan dolayı bir Batı Avrupa ülkesi kadar olmasa da gene biraz demokrasi bilincine sahip olacaktık.
2. Neden: Daha seküler bir halk olabilirdik.
Saydığım ünvanların çoğu özellikle de imparatorlar zamanında dini arkasına alarak yönetim yapsa da, Napolyon Savaşları sonrası feodalizmin tamamen temizlenip merkezi krallıklara geçişte sekülerizm önde tutulunca, halk iyice seküler bir hal aldı Avrupa'da. Biz de eğer feodal olup bu akımlardan etkilenseydik daha seküler bir halk olabilirdik. Genel olarak Anadolu'da gelen her yöneticinin din ile halkı uyutma çabaları da olmazdı bu şekilde.
3. Neden: Despot rejimlere tahammül olmayabilirdi.
Çünkü zaten bi' 1000 yıl falan bu despot rejimlerden bıkan halk, gerekli cevabı halk siyasi birlik sağlandıktan sonra kaliteli bir cumhuriyet ya da federasyon sistemi ile despot krallara ve feodal beylere verecekti. Böylelikle halk başkanım da başkanım gibi düşüncelere sahip olmayacaktı.
4. Neden: Halk arasında fikir çatışmaları olmazdı.
Evet, olmazdı. Halkı birleştiren bir güç olarak feodalizmi yıkma ideali olacağı için, halk bir şekilde karanlık zamanlar gelmesin diye birbirine daha bağlı olacaktı. Şu an bir Bavyeralı Alman ile Brandenburg'lu Alman'ın aynı ülke çatısı altında birleşmesinin nedeni de budur. Bizde de halk arasında belirli çatışmalar olmazdı.
5. Neden: Düşünce özgürlüğü olabilirdi.
Evet olabilirdi. Halk daha seküler, daha bilinçli olunca ek olarak düşünce özgürlüğü de olacaktı.
6. Neden: Ayrılıkçı hareketler daha az görülürdü.
Şu an yaşadığımız acıların büyük bir kısmı ayrılıkçı hareketler yüzünden. Halk ne kadar kültürü ve emelleri birbirinden farklı olsa da tek bir çatı altında bir otoriteye bağlı olacağı fakat gene de özgürlüklerini ve farklılıklarını da göz ardı etmeyeceği için ayrılıkçı hareketler daha az görülürdü. Tabii emperyalist güçlerin emelleri Anadolu üzerinde bu ütopyada ne ister fakat eğer dediğim gibi bir feodalizmden ayrılışımız olsaydı ayrılıkçı hareketler de daha az görülürdü.
Kısacası, Anadolu'da 1400 yıl önce falan merkezi otorite çöküp de feodalizm gelseydi, şu an bizler için daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Tabii dünyada da feodalizmden kurtuluş ile birlikte biz Türklerin de siyasi birliğini sağladığını varsayıyorum bu anlattıklarımda. Bu biraz hayal ürünü bir durum çünkü Anadolu coğrafyası genel olarak merkezi otoritesi çok güçlü imparatorlukların toprakları olmuştur genelde, ne kadar feodalizm saban ve pulluk ile işlese ve saban ve pulluk da bizim yakın coğrafyamızda ortaya çıksa da bizde pek etkili olamamış.
Doğu Roma, Osmanlı, Pers, Makedonya gibi imparatorlukların tebaası olunca da Anadolu halkı biraz "Hükümdarım ne yaparsa yapsın, bizim karın doyuyor mu doyuyor." düşüncesine büründüğü için de biz şu an hala demokratik ve bilimsel olarak biraz daha geride kalan bir ülkeyiz. Feodalizmi doruklarına kadar yaşayan Almanlar, İtalyanlar, Fransızlar ve diğer Avrupa halkları ise bizden çok daha kötü durumlarla karşılaştığı için şu an iyi durumdalar. Hükümdar kendi başına bir şeyler yapıp bizim Anadolu halkı da karışamayınca böyle bir durum ortaya çıkmış.
Biraz kendi yorumlarımı katarak feodalizmin Anadolu'ya uğramasının nasıl artıları olabileceğini açıkladım. Kötü son olup sonsuz feodalizm olmadığı sürece böyle sonları olurdu büyük ihtimalle. Gerçi Türk-İslam düşüncesinin varlığı pek izin verir miydi bilemiyorum...
Son düzenleyen: Moderatör: