• Apple WWDC 2026 etkinliğini Techolay canlı yayınında takip ediyoruz.
    iOS 27, macOS 27, iPadOS 27 ve diğer Apple duyurularını yayın boyunca birlikte değerlendiriyoruz.

Fransa’yı seviyor musunuz?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan 80
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 81
  • Görüntüleme Görüntüleme 3B

Fransa’yı seviyor musunuz?

  • Evet

    Oy: 9 10,6%
  • Hayır

    Oy: 55 64,7%
  • Tarafsız

    Oy: 21 24,7%

  • Oy verenlerin toplamı
    85
“Fransızca konuşuyor musunuz?” anlamına geliyor. O kadar çok mülteci, göçmen ve turist var ki yerliler Fransız görünce seviniyor bazı bölgelerde.
 
“Fransızca konuşuyor musunuz?” anlamına geliyor. O kadar çok mülteci, göçmen ve turist var ki yerliler Fransız görünce seviniyor bazı bölgelerde.
Fransızca biliyor musunuz? Çok havalı.
 
Tarihte yaptıklarına bakarak çoğu ülkenin kötülüklerini bulabilirsiniz. Her devlet emperyalisttir, sadece gücünün yettiği kadar. O yüzden yaşam ve insan bakımından bakmaj lazım. Yaşamak için güzel bir yer gibi duruyordu Fransa. En azından Berlin'den güzeldi, insanlar da daha cana yakındı. Kültürleri komik (kastettiğim eğlenceli, hoş olması, kaba garsonlar özellikle). Almanya'yı dillerinde ballandıra ballandıra bitiremeyen gurbetçiler artık o kadar komik geliyor ki.

Bu arada not düşeyim sağcılar da kaybetti, Hollanda'nın aksine. O da iyi bir şey.
 
Tarihi eserlerini ve toplumunu begensem de oyle aman aman bir sevgim yok. Cogu Avrupa ulkesinde oldugu gibi multeci sorunlari var. Umarim bu sorunu cozebilirler, fransizdan daha cok multeci var cunku bazi bolgelerde.
 
Milli takımına bakınca yalnızca 2-3 kişinin tam anlamıyla Fransız olduğunu düşünürsek pek sevdiğimi söyleyemem. Ayrıca Avrupa'daki isyanların çoğunu Fransa'da görüyorum ve etnik yapısının fazlalığı şahsen güvenliği açısından çok şüphelendiriyor.
 
Fransızca biliyor musunuz? Çok havalı.
“Faire usage d’une langue” anlamına geldiği için keyfinize kalmış. Soru olarak sorduysanız biliyorum. Üniversitede senelerce dersini almıştım ve Fransa’da yaşıyorum.
Bu arada not düşeyim sağcılar da kaybetti, Hollanda'nın aksine. O da iyi bir şey.
AB seçimlerinde kazanıp yerel seçimde solculara kaybetmeleri gerçekten ilginç oldu.

Almanya'yı dillerinde ballandıra ballandıra bitiremeyen gurbetçiler artık o kadar komik geliyor ki.
Berlin’de o kadar çok Türk var ki yolunuzu sadece Türkçe konuşarak ve kebapçıları takip ederek bulabiliyorsunuz. Bu şekilde devam ederseler övecek bir yanı kalmayacak.
 
Tabii ki yükü genellikle Fransa ve Almanya gibi ülkeler üstleniyor.
AB'deki payı nerdeeyse %80 olan Almanya'nın çektiği yükle diğer ülkelerin çektiği yük kıyaslanamaz bile. Fransa'nın AB içindeki market pazarındaki payı %7 civarlarındaydı en son baktığımda. İtalya'nın çektiği yük bile %12 pay ile daha fazla.

Günümüzdeki Fransa yine tarihte yaptığı gibi izlemekle geçiniyor.

Market payını bulamadım ama sanayi konusunda pasta dilimi şu şekilde:

Barış için ufak bir bedel sayılabilir ama ileride pek sorun olacağını sanmıyorum.
Avrupa Birliğinin ana amacı barış değil ekonomidir. İktisadi çıkarlarını düşünen insanlar zaten sulhçu olmak zorundadır. Savaş olan yerlere sermaye gelmez dolayısıyla Avrupa Birliği olmasa da fakirleşmemek için beraber yaşamayı öğrenmeleri gerekecekti eninde sonunda. AB, saçma sapan göç politikaları dışında bir işe yaramayan bir uluslarüstüdür.

Madem laikliğe çok önem veriliyor Afrika'daki müslüman ülkeleri niye sömürüyorlar? Fransızlar aptal mı da, sömürdükleri ülkelerden köktendinci ve muhafazakar insanların Fransa'ya gelip şeriat isteyeceklerini falan akıl etmedi?

Bana göre laik bir ülkenin ilk kuralı: Köleliğin ve sömürgeciliğin yasaklanması çünkü bir milleti sömürebiliyorsanız zaten onlar laikliği benimseyecek kadar gelişmemiştir.

Sonuç olarak, Fransa kendi içinde laik bir devlet olabilir fakat bu gerçekliğe baktığımızda ilüzyondan öteye gitmiyor. Vatandaşlarının ve sizin gibi orada yaşayanların gözlerini boyuyorlar. Halen daha Afrika'daki devletleri sömürüyorlar.
İnsan hakları konusunda çok ilerideler fakat geliştirmeye hâlâ imkanları var.
İnsan Hakları konusunda Cape Verde, Barbados gibi bazılarının adını bile duymadığı ülkelerden gerideler.

Ksynak:
Bu olaya da Fransız kalmışlar.

Tarihteki tüm ülkeler iyi, kötü bir şeyler yaşamışlardır ancak Fransa günümüzde olduğu gibi tarih boyunca da hep beleşçiliğe konmuş hep birilerini sömürmüş bir ülke, tek iyi bir vasfı yok. Amerika ve Kanada gibi ülkelerin kurulmasını iyiye yorumluyorsun ama bu devletlerin Orta Doğu coğrafyasına yaptıklarını geçtim kendi halkları bile sağlıklı değil. Obez ve aynı zamanda eğitim, sağlık borçlarında boğulan bir halk.

1789'e gelirsek yine bir ilüzyon söz konusu. Aynı laiklik konusunda gözünüzü boyadıkları gibi bu konuda da sizi kandırıyorlar. Fransız Devriminin çok fazla karanlık tarafı var.
Kaynak:
Did you know? Over 17,000 people were officially tried and executed during the Reign of Terror, and an unknown number of others died in prison or without trial.
İnsanları yargılamadan öldürme vahşeti sergileyen hukuksuzluk tatsızlığında ne gibi hayranlık duyulacak taraf olabilir. Belki de masum insanlar öldürüldü?

Sonuç olarak, Fransa ile ilgili olumlu şeyler sayabilirim; özellikle mimari ve edebi eserler ancak bunlar temelde bireysel bir başarı. Toplumsal ve ulus olarak bakıldığında Fransa, her ne kadar aşağılık, karanlık ve hatta bir baltaya sap olamayan ülke olsa da yaşam koşulları Türkiye'den çok daha iyi... Kısacası üzümü yiyin bağını sormayın.
 
Son düzenleme:
Avrupa Birliğinin ana amacı barış değil ekonomidir. İktisadi çıkarlarını düşünen insanlar zaten sulhçu olmak zorundadır.
Sadece AB için değil, NATO ile birlikte yorum yapmıştım. Avrupa’da ordu ve ekonomi olarak İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkeler başta. Ufak ülkelerin çoğu gerekli ordu harcamalarını yapmıyor.
Kölelik zaten yasak ama Fransa dışında olan olayları halk pek önemsemiyor. Sömürgecilik varken kötü davranmayan devlet neredeyse yoktu. Sömürgeci devletlerin zenginleşmesinde de büyük bir rol oynadı. Günümüzde de Afrika ülkelerinin kötü ekonomik koşulları sebebiyle modern kölelik var denilebilir ama kimse silah ile zorlamıyor. Diğer yandan, laiklik ile ülke içi işlerde kusursuz şekilde işliyor. Her şeyde dini kullanan bir başkan yok. Devleti temsil eden konumlarda da dini kıyafetlerin giyilmesi rezillik ve yasak. Belediye binasına girdiğimde her yerde asılı haç veya ninja kıyafeti görmek istemem şahsen. Afrika ülkeleri de dinden ayrılsa ve bilime yatırım yapsa onlar da iyi yerlere gelebilir. Din, Fransız ve İngiliz sömürgesine karşı onları koruyamamış. Yeni şartlara karşı da koruyamıyor.
İnsan Hakları konusunda Cape Verde, Barbados gibi bazılarının adını bile duymadığı ülkelerden gerideler.
Bir İsveç değiller ama önde gelen ülkeler içerisindeler. Zaten Avrupa ülkeleri arasında olan gelişmişlik çok yüksek olduğu için belli bir noktadan sonrası çok da önemli değil. Ufak pürüzler zamanla giderilir. Norveç bile Tayvan'ın gerisinde kalmış ki İsveç'in komşusu olan bir ülke. Türkiye gibi ülkeleri listede bulana kadar insanın ömrü tükeniyor.
Fırsatçılıkta üzerlerine yok zaten. Napolyon da vaktinde Avrupa'ya açtığı savaşlarla İspanya gibi ülkeleri zora soktu. Hatta o devirde Fransa, Louisiana bölgesini para karşılığıda Amerika'ya satmıştı ve oldukça büyük bir araziydi. Amerika ve Kanada gibi ülkelerin dünyaya yaptığı katkılar çok büyük. Teknolojinin kalbinin çoğu Amerika'da atıyor. Vaktinde bağımsızlığını kazanamayıp İngilizlere çay vergisi ödemeye devam etseydi belki de bugün internet bile olmayacaktı. Amerika'nın ordusu da barış için çok önemli.
1789'e gelirsek yine bir ilüzyon söz konusu. Aynı laiklik konusunda gözünüzü boyadıkları gibi bu konuda da sizi kandırıyorlar. Fransız Devriminin çok fazla karanlık tarafı var.
Bu dönemde çıkan fikirlerin olumulu tarafı dünyaya çok fazla şey kazandırdı fakat olumsuz tarafları korkunç. Paris'teki Île de la Cité üzerindeki Conciergerie müzesinde bir oda var ve bu odada o dönemde asılan, sürgün edilen veya çeşitli yollarda cezaya çarptırılan insanların isimleri var. Her duvar tamamen dolu ve cidden üzücü bir yer. Aynı müzede çeşiti hücreler de var. Giyotin deyince akla Fransa geliyor.

Karanlık taraflara pek karışmayan, barışçıl barışçıl takılan ve uzun zamandır savaş açmayan tek güzel ülke İsveç desek bile onların da Nazi tarafları ile yaptığı ticaret var. Kısacası, kusursuz ülke yok fakat olumlu tarafı çok olan birçok ülke var.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
İfadeler: 150
Ufak ülkelerin çoğu gerekli ordu harcamalarını yapmıyor.
AB olmayınca NATO'ya döndün tabii ama kasma kendini çünkü burada da Fransa'yı arşa çıkaracak bir şey yok zira Fransa da gerekli harcamayı yapmıyor.

NATO Gereksinimi:


Fransa'nın harcaması:

NATO gereksiniminden %0.06 daha düşük. Neticede ufak bir rakam olsa da NATO'nun gereksinimini karşılayamıyor.

Afrika ülkeleri de dinden ayrılsa ve bilime yatırım yapsa onlar da iyi yerlere gelebilir. Din, Fransız ve İngiliz sömürgesine karşı onları koruyamamış. Yeni şartlara karşı da koruyamıyor.
Laik bir ülkenin dinci sömürmesi mantıklı bir hareket mi? Değil çünkü ilerde sömürdüğün devletlerden kökten dinci ve muhafazakar insanlar göçediyor, kaçak giriyor ve dolayısıyla ülkedeki laiklik tehlikeye giriyor. Günümüzde Fransa'da laiklik ayaklar altındadır. Utanmasanız sömürgeciliği savunacaksınız. O ülkeler Avrupa Ülkeleri gibi laik ülkeler olacak kadar gelişmiş olsalar zaten sömüremezsiniz.

Norveç bile Tayvan'ın gerisinde kalmış ki İsveç'in komşusu olan bir ülke. Türkiye gibi ülkeleri listede bulana kadar insanın ömrü tükeniyor.
Tayvan gayet de insancıl ve liberal bir ülkedir, Demokrat Çin'i Komünist Çin ile bir tutmayın. Norveç de en azından Fransa kadar aşağıda değil yani bazı insanların bile hiç duymadığı Cape Verde ve Barbados gibi ülkelerin altında değil.

Ayrıca kıstas Türkiye değil zaten ama dışişleri baz aldığımızda sömürgecilik işin içine girince kendi milletini sömüren Türkiye bile İngiltere, Fransa gibi başka milletleri hunharca sömüren ülkelere karşı gayet insancıl. Osmanlı döneminde bile fethedilen topraklar sömürülmedi.

Bu katkıları nasıl sağladıklarına bakalım isterseniz bir de. 2 dünya savaşı da genelde Avrupa'da geçti ve bu yüzden Avrupa'daki zeki, zengin ve vasıflı insanlar Amerika'ya kaçtı yani savaşlar olmasa Amerika gelip 1. Dünya savaşına müdahale etmese barış imzalanacaktı ve 2. Dünya savaşı çıkmayacaktı, böylece o dillendirdiğin teknolojik icatları Avrupa ülkeleri yapacaktı. Teknolojinin kalbi Avrupa'da atacaktı. Ha, şimdi de Amerika'da atmıyor merak etme. Çin, Tayvan çok daha ilerde teknolojide. Amerikanların en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Apple daha modem bile üretemiyorken Tayvan merkezli şirket TSMC, 2nm işlemci üretimine başladı.

Senin gibi Amerika, Kanada'yı veyahut Batı'yı gözünde büyütenlerin çoğunun ülke bilgisi zayıf, maalesef.

Bu dönemde çıkan fikirlerin olumulu tarafı dünyaya çok fazla şey kazandırdı fakat olumsuz tarafları korkunç.
Olumlu tarafları yok demiyorum. 1 tane olumlu şey varsa 5 tane de olumsuz şey var.

Karanlık taraflara pek karışmayan, barışçıl barışçıl takılan ve uzun zamandır savaş açmayan tek güzel ülke İsveç desek bile onların da Nazi tarafları ile yaptığı ticaret var.
Kendi anayasasına sahip hür bir ülke olan Norveç'i esir alan İsveç mi güzel, aydınlık ülke? Yakın tarihte -özellikle sadece Dünya Savaşından hemen önce- kendi komşusunun anasını belleyen adamları sırf İskandinav diye mükemmel sanıyorsun ama dünyadaki İskandinav algısına uyan temiz, barışcıl, kültürlü ülke olabilen bir Norveç var, daha da yok.


Şaka gibisin dostum, ülke ve tarih bilgini geliştirmelisin.
Tartışma için teşekkürler, ben doydum.
 
Son düzenleme:
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…