Konu Başlıkları Gizle
Herkese selam Sosyal üyeleri. Bu yazıya geçmeden önce sizlere, yıldız çekmeye çıktığım bir gece yaşadığım gerçek bir durumdan bahsetmek isterim.
Ay'ın sönük olduğu bir gece yarısı (Ay ışığı yıldız çekmeye engel oluyor) sırtımda tripod, belimde kamera çantası ve elimde fenerle ormanda yürürken "pişşşttt" benzeri ses duydum. Hani arkadaşınız bir şeye dikkatinizi çekmek icin pişt der ya, aynı o şekil. O an kan beynime sıçradı, nabzım yükseldi ve ilerlemeyi bırakıp olduğum yerde durdum. Feneri sona kadar açtım ve etrafı inceledim, yaban hayvanları genel olarak (domuz dışında) sesten kaçarlar, yüksek adım sesi çıkardım, biraz daha etrafı inceledim ama o ses beni germeye epey yetti. Daha ileri gitmeden geri çekilip daha bildiğim, hakim olduğum bir alanda çekim yaptım.
Sonuç olarak yaşadığım bu durum aklıma takıldı, zira tanıdık bir ses duydum, bir insan sesi gibiydi ama orada benden başka bir insanın olması da imkansızdı. Psikolojik olarak hiçbir medikal ziyaretim olmamıştı, yani o açıdan bir sorunum yoktu. Bu durumu araştırmaya koyuldum ve "işitsel pareidolia" isimli bir durumu öğrendim. Bu korkutucu ama bir o kadar da etkileyici olan gerçeği bilimsel olarak sizlere de anlatmak istedim.
Beynin işitsel pareidolia dediğimiz bir yeteneği var. Bu durum anlamsız ya da rastgele seslerden tanıdık kalıplar, kelimeler hatta bazen kendi adımızı duymamız gibi durumlara yol açıyor. Hani insanların paranormal ölçüde hayalet sesleri falan duyduğunu iddia ettiği anlar var ya, aslında bu durum işitsel pareidoliadan ibaret. Özellikle gece sessizliği içinde, çevredeki uğultu, rüzgar ya da evin çıtırtıları gibi karmaşık sesleri beynimiz analiz edip anlamlandırmaya çalışıyor acak bu sesler aslında gerçek bir kaynaktan gelmiyor; beynimizin tetikte olduğu anlarda sessizlikte gizlenen olası tehlikeleri algılamak için oluşturduğu bir yanılsama.
Gece yalnızken, karanlıkta etraf sessizliğe büründüğünde, beynimiz bu sesleri gerçekmiş gibi yorumlamaya başlıyor. Kendi adının fısıldandığını duymak, bilinmeyen bir varlığın seni izlediğini hissetmek, aslında bu seslerin yaratığı bir hayaletten başka bir şey değil. Fakat o anlarda bu yanılsama o kadar güçlü oluyor ki beynimiz bizi en derin korkularımızla baş başa bırakıyor ve sessizliğin içinde adeta adımızın fısıldandığını duyuyoruz.
Beynimiz seçici şeyleri filtrelemekte mukemmel çalışır. Size "kokteyl partisi etkisinden" bahsedeyim:
Kokteyl partisi efekti, beynimizin kalabalık ve gürültülü bir ortamda bile kendi adımızı ya da önemli gördüğümüz bir kelimeyi anında fark etme yeteneğidir. Onlarca ses üst üste binerken zihnimiz arka plandaki uğultuyu filtreler, en anlamlı sinyali seçip ön plana çıkarır. Bu refleks tıpkı pareidolia gibi evrimsel olarak hayatta kalmamıza yardımcı olmuştur. Kalabalıkta birinin bize seslenmesini kaçırmamak, dost ile tehlikeyi ayırt etmek gibidir, en azından böyle düşündüğümüz zaman daha anlaşılır oluyor.
Örneğin gürültülü bir düğünde onlarca kişinin aynı anda konuştuğu ortamda sohbet ederken, karşı tarafta biri adınızı fısıldadığında anında irkilip bakarsınız. İlginç ve korkunç olan, bu mekanizma bazen fazla hassas çalışır... Sessizlikte ya da anlamsız sesler içinde bile kendi adınızı duymuş gibi hissetmenizin nedeni de budur. Bir de tetik moduna geçince beyin size korktuğunuz anıları bir güzel geçirir
Fısıltının geldiği yerde kimse yok
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Düşük ışıkta yüze benzeyen seyler görmemizin sebebini öğrenmek isterseniz, bu yazıma bir göz atabilirsiniz:
Ay'ın sönük olduğu bir gece yarısı (Ay ışığı yıldız çekmeye engel oluyor) sırtımda tripod, belimde kamera çantası ve elimde fenerle ormanda yürürken "pişşşttt" benzeri ses duydum. Hani arkadaşınız bir şeye dikkatinizi çekmek icin pişt der ya, aynı o şekil. O an kan beynime sıçradı, nabzım yükseldi ve ilerlemeyi bırakıp olduğum yerde durdum. Feneri sona kadar açtım ve etrafı inceledim, yaban hayvanları genel olarak (domuz dışında) sesten kaçarlar, yüksek adım sesi çıkardım, biraz daha etrafı inceledim ama o ses beni germeye epey yetti. Daha ileri gitmeden geri çekilip daha bildiğim, hakim olduğum bir alanda çekim yaptım.
Sonuç olarak yaşadığım bu durum aklıma takıldı, zira tanıdık bir ses duydum, bir insan sesi gibiydi ama orada benden başka bir insanın olması da imkansızdı. Psikolojik olarak hiçbir medikal ziyaretim olmamıştı, yani o açıdan bir sorunum yoktu. Bu durumu araştırmaya koyuldum ve "işitsel pareidolia" isimli bir durumu öğrendim. Bu korkutucu ama bir o kadar da etkileyici olan gerçeği bilimsel olarak sizlere de anlatmak istedim.
İşitsel Pareidolia
Beynin işitsel pareidolia dediğimiz bir yeteneği var. Bu durum anlamsız ya da rastgele seslerden tanıdık kalıplar, kelimeler hatta bazen kendi adımızı duymamız gibi durumlara yol açıyor. Hani insanların paranormal ölçüde hayalet sesleri falan duyduğunu iddia ettiği anlar var ya, aslında bu durum işitsel pareidoliadan ibaret. Özellikle gece sessizliği içinde, çevredeki uğultu, rüzgar ya da evin çıtırtıları gibi karmaşık sesleri beynimiz analiz edip anlamlandırmaya çalışıyor acak bu sesler aslında gerçek bir kaynaktan gelmiyor; beynimizin tetikte olduğu anlarda sessizlikte gizlenen olası tehlikeleri algılamak için oluşturduğu bir yanılsama.
Gece yalnızken, karanlıkta etraf sessizliğe büründüğünde, beynimiz bu sesleri gerçekmiş gibi yorumlamaya başlıyor. Kendi adının fısıldandığını duymak, bilinmeyen bir varlığın seni izlediğini hissetmek, aslında bu seslerin yaratığı bir hayaletten başka bir şey değil. Fakat o anlarda bu yanılsama o kadar güçlü oluyor ki beynimiz bizi en derin korkularımızla baş başa bırakıyor ve sessizliğin içinde adeta adımızın fısıldandığını duyuyoruz.
Beynimiz seçici şeyleri filtrelemekte mukemmel çalışır. Size "kokteyl partisi etkisinden" bahsedeyim:
Kokteyl partisi efekti, beynimizin kalabalık ve gürültülü bir ortamda bile kendi adımızı ya da önemli gördüğümüz bir kelimeyi anında fark etme yeteneğidir. Onlarca ses üst üste binerken zihnimiz arka plandaki uğultuyu filtreler, en anlamlı sinyali seçip ön plana çıkarır. Bu refleks tıpkı pareidolia gibi evrimsel olarak hayatta kalmamıza yardımcı olmuştur. Kalabalıkta birinin bize seslenmesini kaçırmamak, dost ile tehlikeyi ayırt etmek gibidir, en azından böyle düşündüğümüz zaman daha anlaşılır oluyor.
Örneğin gürültülü bir düğünde onlarca kişinin aynı anda konuştuğu ortamda sohbet ederken, karşı tarafta biri adınızı fısıldadığında anında irkilip bakarsınız. İlginç ve korkunç olan, bu mekanizma bazen fazla hassas çalışır... Sessizlikte ya da anlamsız sesler içinde bile kendi adınızı duymuş gibi hissetmenizin nedeni de budur. Bir de tetik moduna geçince beyin size korktuğunuz anıları bir güzel geçirir
Fısıltının geldiği yerde kimse yok
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Düşük ışıkta yüze benzeyen seyler görmemizin sebebini öğrenmek isterseniz, bu yazıma bir göz atabilirsiniz:
Zifiri karanlıkta beyniniz düşüncelerle dolarken, hafif loş bir alana odaklandığınızda hiç yüz benzeri şeyler fark ettiğiniz oldu mu? Geceleri karanlıkta dururken, hiçbir şey olmamasına rağmen, tek olmanıza rağmen bir şey gördüğunüzü hissettiğiniz?
Bu ne psikolojik bir bozukluk, ne de olağanüstü bir durum. Buna "Pareidolia" deniyor.
Loş ışıkta gözlerimiz yeterli görsel veriyi toplayamaz. Retinadan gelen eksik bilgi, beynin görsel işlemleme merkezlerine ulaştığında, "boşluklar" tahminlerle doldurulur. Bu noktada devreye Fusiform Yüz Alanı (Fusiform Face Area, FFA) girer. FFA, evrimsel...
Bu ne psikolojik bir bozukluk, ne de olağanüstü bir durum. Buna "Pareidolia" deniyor.
Loş ışıkta gözlerimiz yeterli görsel veriyi toplayamaz. Retinadan gelen eksik bilgi, beynin görsel işlemleme merkezlerine ulaştığında, "boşluklar" tahminlerle doldurulur. Bu noktada devreye Fusiform Yüz Alanı (Fusiform Face Area, FFA) girer. FFA, evrimsel...
- DarthGorsoy
- beyin bilim gece göz insan psikolojisi karanlik neden psikoloji
- Mesaj: 7
- Forum: Bilim
Son düzenleme:
