Andar Han
Üstün
- Katılım
- 30 Mart 2024
- Mesajlar
- 1.175
- Makaleler
- 4
- Çözümler
- 9
- Beğeniler
- 2.325
Kavram felsefesi açısından önemli 3 temel ve çoğunlukla birbiri ile karıştırılan kavramın, karışan anlamlar neticesinde anlamsızlığa sürüklememesine mani olmak maksadıyla konuya az buz açıklık getirilmesi gerektiğini düşündüm. Anladığım ve ifade ettiğim ne kadar doğrudur? Konu altında elbet tartışılır ve üzerine konulur orası da ayrı tabii. Öze dönersek;
Gerçek; nesne ile ilgili olan ve bilince ihtiyaç duymadan var olan olarak tanımlanır. Burada benim kişisel olarak ekleyebileceğim, işin içinde insan varsa bilince tesir eden herhangi bir "hayali ya da düşünsel nesne" de gerçek olabilir. Davranışın temelini oluşturan veya herhangi bir hareketin itkisi olmaya vesile düşünce de "gerçek" olarak nitelendirilmelidir ki insan sadece nesnelerden feyz alan bir varlık değildir. Sadece düşünce sebebiyle de geçmişte pek çok etki meydana gelmiştir.
Hakikat; gerçeğin bilinç ile yoğrulması ve anlamlandırılmasıdır. Herhangi bir elmanın tatlı veya ekşiliği onu tadan dile bağlıdır ki bunun kararı hakikattir. Elmanın gerçekte tatlı veya ekşi olup olmaması, belki onu tadanların verdiği oylara göre belirlenebilir ve bu da gerçekle örtüşmeyebilir. Elmanın hakikati de yine elmada gizlidir.
Doğru; gerçek veya hakikat ile ilgili ya da ilgisiz olarak, genel kurallar bütününe uygunluk ile ilgilidir. Kural çerçevesinde ise doğrudur, değilse yanlıştır. Kuralların belirlenme şekli; bunun hakikate yakınlığını, hakikatin kapsayıcılığı da gerçeğe olan paralelliğini belirler. Her doğru, hakikat değildir ve her hakikat, gerçek olmayabilir.
Doğru ve hakikat bir şekilde kabul ya da yorumla ilişkilidir ve özneldir. Gerçek ise nesnel olmalıdır.
Herhangi bir kavram; hayata, insanlara, davranışa tesir ediyorsa, gerçektir. Bu kavramın tesirinin şekli ise kişinin o kavram ile kurduğu bağ, yani hakikatle ilgilidir. Doğruluğu ya da yanlışlığı ise mevcut yasalarla alakalıdır. Yasanın gerçekle ilişkisi de yapana bağlıdır.
Gerçek; nesne ile ilgili olan ve bilince ihtiyaç duymadan var olan olarak tanımlanır. Burada benim kişisel olarak ekleyebileceğim, işin içinde insan varsa bilince tesir eden herhangi bir "hayali ya da düşünsel nesne" de gerçek olabilir. Davranışın temelini oluşturan veya herhangi bir hareketin itkisi olmaya vesile düşünce de "gerçek" olarak nitelendirilmelidir ki insan sadece nesnelerden feyz alan bir varlık değildir. Sadece düşünce sebebiyle de geçmişte pek çok etki meydana gelmiştir.
Hakikat; gerçeğin bilinç ile yoğrulması ve anlamlandırılmasıdır. Herhangi bir elmanın tatlı veya ekşiliği onu tadan dile bağlıdır ki bunun kararı hakikattir. Elmanın gerçekte tatlı veya ekşi olup olmaması, belki onu tadanların verdiği oylara göre belirlenebilir ve bu da gerçekle örtüşmeyebilir. Elmanın hakikati de yine elmada gizlidir.
Doğru; gerçek veya hakikat ile ilgili ya da ilgisiz olarak, genel kurallar bütününe uygunluk ile ilgilidir. Kural çerçevesinde ise doğrudur, değilse yanlıştır. Kuralların belirlenme şekli; bunun hakikate yakınlığını, hakikatin kapsayıcılığı da gerçeğe olan paralelliğini belirler. Her doğru, hakikat değildir ve her hakikat, gerçek olmayabilir.
Doğru ve hakikat bir şekilde kabul ya da yorumla ilişkilidir ve özneldir. Gerçek ise nesnel olmalıdır.
Herhangi bir kavram; hayata, insanlara, davranışa tesir ediyorsa, gerçektir. Bu kavramın tesirinin şekli ise kişinin o kavram ile kurduğu bağ, yani hakikatle ilgilidir. Doğruluğu ya da yanlışlığı ise mevcut yasalarla alakalıdır. Yasanın gerçekle ilişkisi de yapana bağlıdır.
Son düzenleme: