Relapse 10

Üstün
Katılım
28 Aralık 2024
Mesajlar
1.399
Çözümler
28
Beğeniler
1.467
Yer
19946 Dresden St, Detroit, MI 48205
Bunu bir huysuzluk ya da anlık ruh hali olarak okumayın. Bu tamamen bilinçli, ölçülmüş, defalarca test edilmiş bir tercih. Güneşli hava denen şey toplumda gereksiz şekilde parlatılmış bir konsept. Sürekli mutlu olman bekleniyor, enerjik olman bekleniyor, dışarı çıkman bekleniyor. Kim belirledi bu standardı, hangi kuruldan geçti, hangi ihtiyaç analizine göre ideal hava ilan edildi, belli değil. Güneş çıktığı an. Kontrast düşüyor. Estetik sıfırlanıyor. İnsanın kafası da aynı anda overexpose oluyor. Düşünce yok, derinlik yok, sadece parlaklık. Herkes aynı modda, aynı yüz ifadesiyle dolaşıyor. Yapay bir iyimserlik, zorunlu bir neşe hali. Daylight propaganda. Yağmurlu kasvetli havalar tam benlik illa yağmur yağmasına gerek yok aslında. Hava kasvetli olsun yeter. Gerisi kendiliğinden geliyor. O atmosfer yetiyor bana. Parlaklık düşünce dikkat dağıtan her şey siliniyor. Güneşli havalarda olan o zoraki enerji, sürekli bir yerlere yetişme hissi, yağmurda yok. Kimse senden neşeli olmanı beklemiyor, kimse hava çok güzel diye dayatmıyor. Herkes kendi halinde. Bu bana iyi geliyor. Yağmur yağarken dışarı çıkmak bile daha anlamlı. Sokaklar boş, kimse kimseye çarpmıyor. Yürürken düşünüyorsun, etrafı izliyorsun, acele etmiyorsun. Evdeysen daha da iyi. Camdan damlaların akışını izliyorsun, arada rüzgar sesi geliyor. Film açıyorsun ya da müzik, içerisiyle dışarısı aynı modda oluyor. Kafa toparlanıyor.

Ben Antalya'da yaşıyorum, yıllardır buradayım. Burada doğdum, burada büyüdüm ama artık çok net hissediyorum burası bana göre değil. Antalya kötü bir şehir değil, yanlış anlaşılmasın, sadece benim mizacıma uymuyor. Sürekli güneş, sürekli hareket, sürekli dışarı çık diyen bir atmosfer var. Ben o tempoda kendimi bulamıyorum. Sanki şehir benden hep başka biri olmamı istiyor. Daha enerjik, daha sosyal, daha dışa dönük. Ben öyle değilim. Ben daha kapalı havalarda rahat ediyorum. Sessizlikte, yavaşlıkta, gri tonlarda. Kafamın çalıştığı, kendimle baş başa kalabildiğim bir düzen istiyorum. Antalya'da bu zor. Şehir hiç durmuyor, hiç susmuyor. O yüzden yıllardır burada olmama rağmen tam anlamıyla ait hissetmedim. Yaşadığım yerle aramda bir mesafe var gibi. O yüzden ilk fırsatta ya Ankara'ya ya da Eskişehir'e taşınmak istiyorum. İkisi de bana daha yakın geliyor. Ankara'nın o mesafeli, ciddi, kapalı havası garip bir şekilde güven veriyor. Eskişehir ise daha sakin, daha insani, daha yumuşak ama yine de o kasvetli tarafını koruyor. Herkes doğduğu yerde yaşamak zorunda değil. Bazen büyüdüğün şehir seni taşıyor ama seni anlatmıyor. Antalya benim hikayemin başlangıcı olabilir ama devamı değil. Ben kendime daha uygun bir atmosfer arıyorum. Ve onu büyük ihtimalle Ankara'da ya da Eskişehir'de bulacağım.
 
Güzel başlamışsın ama sonra yine öznel konuşmuşsun. Belki yağmurlu hava da başkasına kötü geliyor? Kendine göre yazmışsın paragrafı Almanya'daki güneşli havayla Türkiye'deki güneşli hava arasında fark var insanlar güneşi görmek için tatile geliyor. Senin istediğin yarı kapalı hava olsun New York'taki gibi ama güneş yakmasın etrafı kasıp kavurmasın.
 
Kapalı ve soğuk havalara bayılıyorum. Şu aralar resmen bayram ediyorum; geceleri sıcaklık -15 derecelere kadar düşüyor. Sabah uyandığımda inanılmaz dinç ve enerjik hissediyorum, işe giderken bile kafa pırıl pırıl oluyor.

Yazın ise tam bir işkence… buralar 45 dereceyi görüyor, dışarı çıkmak imkânsız. Yanımda sürekli elektrikli soba çalışıyormuş gibi yanıyorum. Hiçbir şeyden zevk alamıyorum bilgisayarın başına bile oturamıyorum.

Soğuk hava insanı diri tutuyor, canlandırıyor. Sıcakta ise her şey ağırlaşıyor, hayat akmıyor.
 
Güzel başlamışsın ama sonra yine öznel konuşmuşsun. Belki yağmurlu hava da başkasına kötü geliyor? Kendine göre yazmışsın paragrafı Almanya'daki güneşli havayla Türkiye'deki güneşli hava arasında fark var insanlar güneşi görmek için tatile geliyor. Senin istediğin yarı kapalı hava olsun New York'taki gibi ama güneş yakmasın etrafı kasıp kavurmasın.

Kimse için evrensel bir iyi hava yok, mesele bu. Yağmur birine kötü gelebilir, sorun değil. Benim derdim güneşin varlığı değil, Türkiye'deki gibi yakıcı ve kesintisiz olması. Almanya örneği de bunu doğruluyor zaten. Tatile gelenle orada yaşayanın ihtiyacı aynı değil. Benim aradığım şey New York gibi yarı kapalı, ışığı filtreleyen, insanı yormayan bir atmosfer. İklim yaşam uyumu meselesi, kişisel bir heves değil aslında.
 
Öznel bir durum. Bence de güneşli havalar çok kötü, leş bir şey. Bu sebepten dolayı olabildiğince saat 18.00’den sonra dışarı çıkmaya çalışıyorum. O terdir, gözümü almasıdır, o lanet olası sıcaklıkta toplu taşımasıdır; hepsi midemi bulandırıyor. Hava dediğin 5 derece olacak, güneş batacak; öyle dışarı çıkılacak. Mümkünse de yağmurlu olacak.
 
Kimse için evrensel bir iyi hava yok, mesele bu. Yağmur birine kötü gelebilir, sorun değil. Benim derdim güneşin varlığı değil, Türkiye'deki gibi yakıcı ve kesintisiz olması. Almanya örneği de bunu doğruluyor zaten. Tatile gelenle orada yaşayanın ihtiyacı aynı değil. Benim aradığım şey New York gibi yarı kapalı, ışığı filtreleyen, insanı yormayan bir atmosfer. İklim yaşam uyumu meselesi, kişisel bir heves değil aslında.
Yakan güneşten ben de nefret ederim. Mesela benim en sevdiğim hava da güneşsiz ve parçalı bulutlu masmavi açık hava. Kapalı havayı tatile gitmişsem severim kısa kalacaksam. Hani konu açmışsın görüşünü dile getirmişsin ona hitaben yazdım ben de. Yakıcı güneşi sahilde güneşlenmeye giden dışında seven yoktur herhalde.