Bunu bir huysuzluk ya da anlık ruh hali olarak okumayın. Bu tamamen bilinçli, ölçülmüş, defalarca test edilmiş bir tercih. Güneşli hava denen şey toplumda gereksiz şekilde parlatılmış bir konsept. Sürekli mutlu olman bekleniyor, enerjik olman bekleniyor, dışarı çıkman bekleniyor. Kim belirledi bu standardı, hangi kuruldan geçti, hangi ihtiyaç analizine göre ideal hava ilan edildi, belli değil. Güneş çıktığı an. Kontrast düşüyor. Estetik sıfırlanıyor. İnsanın kafası da aynı anda overexpose oluyor. Düşünce yok, derinlik yok, sadece parlaklık. Herkes aynı modda, aynı yüz ifadesiyle dolaşıyor. Yapay bir iyimserlik, zorunlu bir neşe hali. Daylight propaganda. Yağmurlu kasvetli havalar tam benlik illa yağmur yağmasına gerek yok aslında. Hava kasvetli olsun yeter. Gerisi kendiliğinden geliyor. O atmosfer yetiyor bana. Parlaklık düşünce dikkat dağıtan her şey siliniyor. Güneşli havalarda olan o zoraki enerji, sürekli bir yerlere yetişme hissi, yağmurda yok. Kimse senden neşeli olmanı beklemiyor, kimse hava çok güzel diye dayatmıyor. Herkes kendi halinde. Bu bana iyi geliyor. Yağmur yağarken dışarı çıkmak bile daha anlamlı. Sokaklar boş, kimse kimseye çarpmıyor. Yürürken düşünüyorsun, etrafı izliyorsun, acele etmiyorsun. Evdeysen daha da iyi. Camdan damlaların akışını izliyorsun, arada rüzgar sesi geliyor. Film açıyorsun ya da müzik, içerisiyle dışarısı aynı modda oluyor. Kafa toparlanıyor.

Ben Antalya'da yaşıyorum, yıllardır buradayım. Burada doğdum, burada büyüdüm ama artık çok net hissediyorum burası bana göre değil. Antalya kötü bir şehir değil, yanlış anlaşılmasın, sadece benim mizacıma uymuyor. Sürekli güneş, sürekli hareket, sürekli dışarı çık diyen bir atmosfer var. Ben o tempoda kendimi bulamıyorum. Sanki şehir benden hep başka biri olmamı istiyor. Daha enerjik, daha sosyal, daha dışa dönük. Ben öyle değilim. Ben daha kapalı havalarda rahat ediyorum. Sessizlikte, yavaşlıkta, gri tonlarda. Kafamın çalıştığı, kendimle baş başa kalabildiğim bir düzen istiyorum. Antalya'da bu zor. Şehir hiç durmuyor, hiç susmuyor. O yüzden yıllardır burada olmama rağmen tam anlamıyla ait hissetmedim. Yaşadığım yerle aramda bir mesafe var gibi. O yüzden ilk fırsatta ya Ankara'ya ya da Eskişehir'e taşınmak istiyorum. İkisi de bana daha yakın geliyor. Ankara'nın o mesafeli, ciddi, kapalı havası garip bir şekilde güven veriyor. Eskişehir ise daha sakin, daha insani, daha yumuşak ama yine de o kasvetli tarafını koruyor. Herkes doğduğu yerde yaşamak zorunda değil. Bazen büyüdüğün şehir seni taşıyor ama seni anlatmıyor. Antalya benim hikayemin başlangıcı olabilir ama devamı değil. Ben kendime daha uygun bir atmosfer arıyorum. Ve onu büyük ihtimalle Ankara'da ya da Eskişehir'de bulacağım.
Aynen aynen... Sabahın erken saatinde arabanın üstündeki kar ile uğraşmak, motorun ısınmasını beklemek, kayma riski, sürekli üşümek ve havanın son derece kasvetli olması (The Walking Dead dizisini anımsatır derecede) kar var ve tamamen gereksiz bir şey. Üstüne üstlük dükkan sahipleri dükkanının önünü kardan temizlemiyorlar.

Rica ediyorum; çıkıp da mevsim konusu açmayın kardeşim, lütfen! Şimdi yaza gelelim: Üstünde bir yığın kıyafet yok; şort ve tişört giyip dışarı çıkabiliyorsun. Kar yok, araban sorunsuz çalışıyor, dükkanların önü kirli değil, hava açık... Sürekli uykun gelip depresif hissetmiyorsun. Kış mevsimi dışarı çıkma mevsimi değildir; eğer öyle algılanıyorsa orada bir ilginçlik vardır. Yaz mevsimi ise dışarı çıkmak içindir!
 
Aynen aynen... Sabahın erken saatinde arabanın üstündeki kar ile uğraşmak, motorun ısınmasını beklemek, kayma riski, sürekli üşümek ve havanın son derece kasvetli olması (The Walking Dead dizisini anımsatır derecede) kar var ve tamamen gereksiz bir şey. Üstüne üstlük dükkan sahipleri dükkanının önünü kardan temizlemiyorlar.

Rica ediyorum; çıkıp da mevsim konusu açmayın kardeşim, lütfen! Şimdi yaza gelelim: Üstünde bir yığın kıyafet yok; şort ve tişört giyip dışarı çıkabiliyorsun. Kar yok, araban sorunsuz çalışıyor, dükkanların önü kirli değil, hava açık... Sürekli uykun gelip depresif hissetmiyorsun. Kış mevsimi dışarı çıkma mevsimi değildir; eğer öyle algılanıyorsa orada bir ilginçlik vardır. Yaz mevsimi ise dışarı çıkmak içindir!

Kanka biz onu mu diyoruz zaten? Kimse kar romantiktir, sabah arabadan kürekle temizle demiyor. -5 derecede motor ısıtalım, kayalım, donalım diye bir manifesto yok ortada. Bahsettiğimiz şey kar fantezisi ya da kış çilesi değil, iklimin insanı yorma meselesi. Senin saydıkların tamamen pratik problemler ve haklısın. Kar, buz, üşüme, lojistik sıkıntı bunlar gerçek. Ama konu yaz mı kısmı diye siyah beyaz bir yerden açılmıyor. Kimse kış dışarı çıkma mevsi midir de demiyor. Mesle bitmeyen bir enerji baskısı.

Benim anlatmaya çalıştığım şey tam ortası. Yarı kapalı hava, filtrelenmiş ışık, dışarı çıkınca bayıltmayan sıcaklık. New York, Berlin, Londra kafası. Dışarı çıkabiliyorsun ama savaş vererek değil. Yaz dışarı çıkma mevsimi olabilir ama herkes için aynı dozda değil. Bazıları sıcakta açılıyor, bazıları yumuşak havada. Tartışma mevsim kavgası değil tam olarak, yaşam uyumu.
 
Kanka biz onu mu diyoruz zaten? Kimse kar romantiktir, sabah arabadan kürekle temizle demiyor. -5 derecede motor ısıtalım, kayalım, donalım diye bir manifesto yok ortada. Bahsettiğimiz şey kar fantezisi ya da kış çilesi değil, iklimin insanı yorma meselesi. Senin saydıkların tamamen pratik problemler ve haklısın. Kar, buz, üşüme, lojistik sıkıntı bunlar gerçek. Ama konu yaz mı kısmı diye siyah beyaz bir yerden açılmıyor. Kimse kış dışarı çıkma mevsi midir de demiyor. Mesle bitmeyen bir enerji baskısı.

Benim anlatmaya çalıştığım şey tam ortası. Yarı kapalı hava, filtrelenmiş ışık, dışarı çıkınca bayıltmayan sıcaklık. New York, Berlin, Londra kafası. Dışarı çıkabiliyorsun ama savaş vererek değil. Yaz dışarı çıkma mevsimi olabilir ama herkes için aynı dozda değil. Bazıları sıcakta açılıyor, bazıları yumuşak havada. Tartışma mevsim kavgası değil tam olarak, yaşam uyumu.
Bir tık hayat şartlarına göre insanların zevkleri şekillenebiliyor; @WebSmith'in söylemi bu konuda güzel bir örnek oldu. Fethiye'nın sıcağında yazın yürüyerek işe gitmek benim için tam bir çile. Çalışacak enerjin kalmıyor zaten. Kışları ise kar görmüyoruz, yağmur da şahsen beni mutlu ediyor. Haliyle buranın kışları daha yaşanabilir oluyor.

Şu da bir gerçek çalışmıyor olsam ben yine kasvetli, kapalı havaları seçerim. Sıcaktan ve güneşli havalardan nefret ediyorum. Bu da kişisel tercihimdir. @Relapse
 
Yazın insanların enerjik olmasının sebebi D vitamini sentezi zirve yapıyor. Sıcak hava kan dolaşımını arttırıyor vs. Güneşli hava nefretinin sebebi sürekli sıcak olan, yazın bunaltıcı olan bir memlekette yaşıyor olman olabilir.

Yaşadığın şehirde yaz olunca gördüğün atmosfer seni bunaltıyorsa lokasyon değiştirmeyi dene, çık doğaya git bir de doğanın içinde güneşli havaya maruz kal. İlla NYC'de yaşamana gerek yok.

Ayrıca kapalı havaların ölüm oranını arttırdığı belgelenmiş. Böyle bir durum da var.

Her ortama koşula adapte olabilmek gerek. Canlılığın en önemli kurallardan biri.